Bakan Fidan: YPG/SDG, Suriye Kürtlerini temsil eden aktör değil
Trthaber sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, canlı yayınında dış politikaya ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Suriye hükümeti ile terör örgütü YPG arasında 20 Ocak'ta yürürlüğe giren 4 günlük ateşkes ve sahadaki durum hakkında Fidan, şu anda terör örgütü DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a tahliyesinin söz konusu olduğunu belirterek, "Böyle bir sürecin olduğu bir dönemde belki ateşkesin bir müddet daha uzatılması gündeme gelebilir." değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın dün Erbil'de ve bugün Suriye'de olduğunu, gün boyu haberleştiklerini aktararak, bugünkü görüşmeleri neticesinde ortaya bir tablo çıktığını, bir görüşme trafiği ve karşılıklı değerlendirmeler olduğunu söyledi.
Arazideki durumun hassasiyeti olduğuna işaret eden Fidan, "Çünkü orada bir Amerikan mevcudiyeti var ve DEAŞ'lı mahkumlar var. Bunların denklemde olduğu bir yerde SDG ile hükümet güçleri arasındaki ihtilafın daha karmaşık bir hale geldiğini görüyoruz. Şimdi bunları biraz daha sadeleştirmeye, biraz daha kolay hareket edebilir bir hale getirmeye yönelik yürüyen bir diplomasi trafiği var. Biz de olayın içindeyiz." diye konuştu.
Fidan, DEAŞ'li mahkumların transfer süreci tamamlanana kadar Şam ile YPG arasındaki 4 günlük ateşkesin uzatılma ihtimaline ilişkin, "Bu noktada bir talep var. Bu talebin de tabii artıları eksileri var. Aslında ideal olan tabii ki DEAŞ mahkumlarının Suriye'den transferi. Bu vuku bulurken mevcut çatışmamazlık ortamının da devam etmesi gerekiyor. Bizim istediğimiz zaten hiç olmasın çatışma. İki taraf da gelsin sulh içerisinde, medeni bir şekilde problemlerini masaya yatırsın. Baştan beri de ben biliyorsunuz hep onu söylüyorum. Görüşsünler ve çözsünler." ifadelerini kullandı.
Ateşkes süresince anlaşma sağlanamaması durumunda Şam'ın Ayn el-Arab, Haseke veya Kamışlı'ya operasyon yapma ihtimali olup olmadığına ilişkin Fidan, 18 Ocak Mutabakatı'nın uygulanmasına yönelik ABD'nin arabuluculuğunda bir sürecin olduğunu belirtti.
Fidan, ortaya çıkan birtakım perspektifler olduğuna işaret ederek, "Umarım diyalog yoluyla çözülmesi yönünde ciddi bir irade olur. Çünkü aksi takdirde zaten baştan beri söylüyoruz, konunun nereye gideceği belli. Müzakere olması lazım, kendilerinden gayri insani, gayri ahlaki bir şey istendiği zaman insanların mücadele etmesi lazım. Oldukça mantıklı, bütün toplumun maslahatına ve menfaatine olan bir konuda uzlaşmamak, başka bir aksiyonu da kendisine davet etmeyi gerektirir. Onun için ben burada gayet olumlu bir şekilde şu ana kadar olumlu olanlardan da ders çıkararak bir barış sürecinin başlatılması gerektiğini düşünüyorum açıkçası." değerlendirmesinde bulundu.
"YPG'ye karşı hızlı ilerleyiş sürpriz olmadı"Fidan, Şam hükümetinin iki haftada YPG'ye yönelik sahada sağladığı hızlı ilerlemenin sürecine ilişkin, "Bu benim için hiç sürpriz olmadı açıkçası. Şundan dolayı sürpriz olmadı: Bu bir an meselesiydi, bir başlangıç gerekiyordu. Çünkü biz şunu çok iyi biliyorduk. Özellikle YPG'nin işgal ettiği, Arap nüfusunun yerleşik olduğu bölgedeki dinamiği biz yıllardır okumuştuk. Aşiret yapısı, aşiretlerin ne zaman ve hangi şartlarda nasıl başkaldıracağı meselesi, bu konular hep bilgimiz dahilindeydi. Bunu da biz Suriye'yle de konuşuyorduk." ifadelerini kullandı.
En son 22 Aralık 2025'te Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ile koordinasyon toplantısı için Şam'a gittiklerini ve sürekli temasın devam ettiğini hatırlatan Fidan, şunları kaydetti:
"Arapların yaşadığı yerde, Araplar kendilerini işgal eden güce karşı ayaklandığı, orada arkalarında da hükümet güçlerinin olduğunu bildiği ve Amerikalıların da zaten bu yanlış uygulamada desteğini çektiği zaman orada durmanın bir anlamı yok. Onu mümkün kılan denklem vardı. O denklemin maddeleri, öğeleri vardı. Onların her biriyle teker teker oynayıp denklemden çıkardığınız zaman zaten denklemi kendisi çöküyor. Biz hep analitik baktık. Yıllardır zaten bölgedeki aşiretlerle çok yoğun temasımız da vardı."
Fidan, ABD'nin buradaki perspektifinin belirleyici olduğuna dikkati çekerek, "Amerika'nın olaya müdahale etmeyle ilgili gerekçesi hep DEAŞ üzerindendi. Bu konuda atılması gereken profesyonel adımlar vardı." dedi.
İlk önce Suriye'nin DEAŞ'la mücadele konusunda ciddi olduğunu kanıtlamak için DEAŞ'la Mücadele Uluslararası Koalisyonu'na ortak olması gerektiğini, Washington'da bir imza töreniyle bunun gerçekleştiğini ve kendisinin de davet sonucu orada bulunduğunu anımsatan Fidan, daha sonra bunu pratikte hayata geçirmeleri gerektiğini belirtti.
"ABD'nin bölgedeki yeni politikası Türkiye'ninkiyle örtüşüyor"Fidan, ABD'nin yeni politikasına ilişkin, "(ABD Başkanı Donald) Trump'ın izlediği dış politika, mümkün olduğunca bölgesel sorunların artık altına Amerika'nın elini sokmaması, bölgedeki ülkelerin bu sorunları üstlenmesi ve belli bir istikamette koordine içerisinde olunması. Şimdi bu bizim aslında bölgede ortaya koymak istediğimiz politikayla da örtüşen bir durum. Dolayısıyla Türkiye'nin hem DEAŞ'la mücadelede zaten hassasiyeti belli. Hem Suriye'nin birliğine, bütünlüğüne verdiği, hem azınlıkların, etnik grupların, dini grupların kültürel kimliklerine verdiğimiz önem. Hepsini bir araya getirdiğimiz zaman Amerika'nın orada kalması için kendilerince başka bir sebep yok açıkçası." değerlendirmesinde bulundu.
YPG içerisinde olası farklı etki gruplarına ve terör örgütü YPG elebaşı Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin'in rolüne ilişkin Fidan, şunları kaydetti:
"YPG, KCK'nın bir uzantısı olduğu için, o grup bu grup konusu çok fazla geçerli olmaz orada. Mazlum Abdi'nin üstünde iki tane insan vardır: Biri siyasi komiser, biri askeri komiser. Bu örgüt tarafından atanmıştır ve bu mekanizma hep böyledir. Mazlum onlara, onlar Kandil'e bu hikaye bu şekilde devam eder. Dolayısıyla Mazlum'un orada o kadar fazla söz sahibi olacak bir şeyi yok. Vitrine konan bir insandır."
Fidan, Mazlum Abdi'nin son sözü söyleyecek etkisi olmadığını vurgulayarak, "O mesaj taşıyıcıdır. Kendisine söyleneni örgüte iletmek zorundadır. Örgüt ona bir perspektif verir, talimat verir. Onunla hareket eder." dedi.
Bakan Fidan, YPG ile yapılan son anlaşmanın örgütü siyasete çekme açısından yeterli olup olmayacağına dair, "KCK'nın ne diyeceğine bağlı. Onlara 'Siyasete gir' (der) girer, 'Girme' der, girmez." diye konuştu.
Entegrasyon konusunda mutabakata varıldığına dair sözlerinin artık sürecin siyasetle ilerleyeceği anlamına gelip gelmediğine ilişkin Fidan, "Onu daha önce de söylediler. İnşallah ona geliyordur. Onun için onay aldıysa... Çünkü bazen imza atıyor, daha sonra örgütten fırça yiyor, o imzayı uygulamıyor. Bazen talimatla geliyor, imza atıyor. Bu kendi aralarındaki mekanizmayı ifade etmek için söylüyorum. Bunlar kendi başına bağımsız bir aktör değiller. Suriye Kürtlerini temsil eden aktör değiller. Burada hem vatandaşlarımızı hem ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için söylüyorum. Bu bir realite. Bu insanlar dört parçada siyasi hedef olan illegal bir yapının Suriye'deki uzantısı. Bunun için var adam burada. Ona da yukarıdan talimat veren bir yapı var. Arada birkaç tane mekanizma var." ifadelerini kullandı.
Fidan, örgüt içerisinde Suriye vatandaşı olmayan teröristlerin ülkeden çıkarılması sürecinin nasıl işleyeceğine dair teknik ve istihbari detaylar olduğunu belirterek, örgütün bu noktada irade koyduktan sonra ne yapmaları gerektiğini bildiğini ifade etti.
Türkiye'nin bunu çok uzun yıllardır söylediğini ve iyi niyetleri varsa Suriyeli olmayan terör örgütü PKK mensuplarını ülkeden çıkarmakla başlamaları gerektiğini kaydeden Fidan, "Şu anda bunun kabulüne yönelik bir haber var ama bunu hayata geçirecekler mi geçiremeyecekler mi, göreceğiz. Bizim buradaki tabii ki kendi kontrolümüz önemli." ifadesini kullandı.
"Terörsüz Türkiye süreci bütün ülkelerde esas alınmalı"Fidan, terör örgütünün bundan sonraki süreçte istikametini ne yöne çevireceğine ilişkin, "Burada örgütün yapması gereken aslında Terörsüz Türkiye sürecindeki ortaya konan bütün perspektifi sadece Türkiye öznesinde değil coğrafya olarak, bütün ülkelerde var olduğunu esas alıp ona yönelik illegaliteyi sona erdiren, legalite üzerinden yola giden bir duruma evrilmesi." değerlendirmesinde bulundu.
Suriye'deki terör örgütü mensuplarının Irak'a gittiğini ve bunlar arasında Türk vatandaşlarının da bulunduğunu belirten Fidan, şunları kaydetti:
"Buradaki gelişmelere göre buradaki gelişmelerden etkilenip kendine yeni bir hayat kurma imkanı olanlar olabilir. Irak'taki illegalitenin bitmesi gerekiyor. Orada Irak'ta başka sorun alanları var. Burada artık her ülke kendi illegalitesini kendisinin çözmesi lazım. Çünkü Irak'ta da silahlı, Irak hükümetinin hilafına varlığını sürdüren büyük bir KCK entitesi var orada. Şimdi bunun varlığıyla, Irak hani belli bir sebepten dolayı, onun da kendi içinde bir jeostratejik denklemi var. Ona burada girmek istemiyorum, hassas bir konu. Ama yakında onun da çok fazla bu şekilde sürdürmesi mümkün değil. Oradaki, Sincar'daki yoğun PKK varlığının o kadar devam etmesi, belli yerlerde yuvalanmaları, bu sürdürülebilir bir konu değil. Hiçbir egemen ülke bunu kabul etmez. Dolayısıyla örgütün kendisini daha çetin sınamalara tabi tutulmadan, yok olmayla karşı karşıya kalmadan dönüştürmesi gerekiyor. Türkiye'nin makul sesi burada her zaman için barışçıl yolla legaliteyi benimseyerek bir yola evrilmesi yönünde oldu."
Fidan, YPG'den Arap aşiretlerinin ayrılmasıyla örgütün durumuna ilişkin, "Bu silahlı gruplar tabii Arap elementleri var. Onların içerisinde çeşitli aşiretlere mensup insanlar var. Kürtlerin içerisinde yerel Kürtlerden olup bu konuyla hiç politize olmamış Kürtler var. Daha sonra PKK kadrolarından olup eklemlenmiş olanlar var. Böyle katman katman bir silahlı yapıdan söz ediyoruz. Bunları bir arada tutan tek bir şey vardı ağırlıklı olarak: Verilen maaş. İç savaş süresince, o ekonomik yokluğun olduğu dönemde Amerika'nın yaptığı bütçe desteğiyle bu gruplara verilen paralar." ifadelerini kullandı.
"YPG Ankara'dan gelen sese kulak vermiyor"Yeni dönemde yeni hükümetin kurulmasının ve çoğulcu ve kapsayıcı olmasının yeni bir düzeni getirdiğine ve artık bu türden şeylere gerek olmadığına dikkati çeken Fidan, "Amerika'nın da zaten oradan çekilme isteği ortada. Şimdi burada artık YPG'nin yeni süreçte bu türden bir varlıkta devam etmeyeceğini herkes biliyor, edemeyeceğini herkes biliyor. Biz hep en baştan beri söyledik. Çok enteresandır. Şimdi Fransa'yla konuşuyorlar, orayla konuşuyorlar, burayla konuşuyorlar, falan senatörle konuşuyorlar. Hiçbir zaman için Ankara'dan gelen sese kulak vermiyorlar. Vermiyorlar yani, adamların böyle kalıtsal bir problemi var." diye konuştu.
Fidan, DEAŞ mahkumlarının Irak'a transferi ve orada yürütülecek sürece ilişkin, bundan sonra ne olacağı konusunu Irak hükümetinin uluslararası aktörlerle beraber değerlendireceğini kaydederek, "Çünkü orada ait oldukları milliyetler var. Bu milliyetlerle yürütülen haberleşmeler var, çalışmalar var. Kimi alacak, kimi almayacak? Alırsa hangi şartta, almazsa hangi şartta? Bu devam eden bir süreç olacak. Ama en azından Suriye ortamındaki ortaya çıkan yeni düzlemden etkilenmeyecek bir süreç olacak. Çünkü oradaki çok uluslu mahkum yapısı dünyanın halihazırda da takip ettiği bir konu DEAŞ'la mücadelede. Yani bunun çok fazla çözülmesini de isteyen insan ülkede yok." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin yıllardır bunun için alternatif ve yaratıcı çözümler getirdiğini, muhataplarıyla konuştuğunu hatırlatan Fidan, DEAŞ'lı mahkumların ülkelerine geri gitmesine Türkiye'nin çok aracı olduğunu ve kolaylaştırıcı bir rol üstlendiğini ifade etti.
Fidan, devlet kurumlarına da hep bu yönde talimat verildiğine işaret ederek, "Ki oradaki sayı azalsın, giderek problem daha akut hale gelmekten çıksın. Ben önümüzdeki birkaç yıl içerisinde onun da çözüleceğini düşünüyorum. Yani orada da bir sonuca gidilir." dedi.
"Kürtler aziz ve asil bir millettir"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet hamdolsun dimdik ayaktayken kimsenin başka hami aramasına, başka dostlar, ortaklar peşinde koşmasına gerek yok" ifadelerine ilişkin Fidan, şunları kaydetti:
"Bundan daha doğru bir önerme ve gerçeklik yok bölgedeki Kürt kardeşlerimizle alakalı. Bu Irak için de böyle, Suriye için de böyle. Türkiye için zaten söylemeye gerek yok. Başkalarının gündemine alet olmaktansa ve bölgedeki diğer etnisitelerle düşman haline getirmenin hiçbir gereği yok. Kürtler her zaman için söylüyoruz, aziz ve asil bir millettir. Onların aziz ve asillikleri, kendilerini akıllı sanan birtakım ideoloji sahibi radikal insanların oyunlarına gelmelerine sebep oluyor. Ama bu uzun vadede onların iyi niyetleri muhakkak onları doğruluğa ve aydınlığa çıkartır. Hep bunu görüyoruz. Ben bunun bu şekilde de olacağını düşünüyorum. Cumhurbaşkanımız bu konuda son derece samimi, son derece dirayetliler. Bundan daha doğru bir ifade yok."
Siyasetçi olarak kamuoyundan gelen tepkilere bakmakla yükümlü olduğunu ama bir yandan da devlete bakan yönü bulunduğunu belirten Fidan, terör örgütü YPG ile yıllardan beri mücadele edildiğini söyledi.
Fidan, "Kesintisiz, sistem içerisinde bütün güvenlik teşkilatlarına bakıldığında, bu kadar uzun süre kesintisiz konuya odaklanan bir iki kişiden biriyim." dedi.
Terörsüz Türkiye ile ilgili temel varsayımların yerli yerine oturması gerektiğini söyleyen Fidan, "Türkiye’de terör eyleminde bulunmayacağım diyerek, terörsüz Türkiye’ye erişmiyorsunuz. Sınırın öbür tarafından on binlerce silahlandırdığı insan dururken ve buradaki niyetinden vazgeçmemişken size karşı, sizin burada terörsüz kalacağınıza inanmanız, bu kendi kendinizi kandırmak olur. Biz örgütten, onun için sadece PKK’nın değil, KCK’nın bütün altındaki bileşenlerin illegaliteden çıkması gerekiyor. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge olarak genişletildi, ifade edildi." diye konuştu.
Fidan bunun aslında hem Kürtlerin hem bölgenin, herkesin lehine bir konu olduğunun altını çizdi.
Davos'ta gerçekleştirilen Barış Kurulu Şartı imza töreninde kendi kalemini kullanmasına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, "Açıkçası oradaki kalemi beğenmedim, birincisi. Önemli bir imza atıyoruz, ülkemizi temsil ediyoruz. Sayın (ABD Başkanı Donald) Trump'ın özel bir kalemle imza attığı bir törende benim de kendi kalemim vardı, onunla imza atmayı tercih ettim. Benim diğer evraklara da imza attığım kalemimdi, ondan dolayı." dedi.
Barış Kurulunun altında kurula bağlı komiteler olduğunu belirten Fidan, iki komiteden birinin sadece Gazze ile alakalı olduğunu dile getirdi. Fidan, şöyle devam etti:
"Birisi, Gazze'nin milli idaresini üstlenen, Filistinlilerden müteşekkil gündelik yürütmeyi yapacak 15 kişilik bir komite var. Bir de Barış Kurulunun sekreteryasını üstlenecek başka bir komite var. Bu üç organ, daha sonra buna İstikrar Gücü de eklenecek. Bununla beraber altta oluşturduğu organlar var. İleride gerekirse başka organlar da oluşturacak. Barış Kurulu oluşturulurken onun şartına baktığınız zaman, sözleşme şartına, aslında misyon-görev tanımının oldukça genişletildiğini görüyorsunuz.
Gazze'yi şu anda önceleyen bir yapısı var ama bu daha sonra Gazze dışında nerelere hitap eder? Bu konuda herhangi bir tartışma şu anda yok. Çok yeniyiz, oluşma aşamasındayız ama kolları sıvıyarak hemen Gazze ile ilgili çalışmaya başladık. Çünkü öncelikli ve acil konumuz Gazze. Gazze'ye ilişkin somut adımlar atılması gerekiyor bir an önce."
Törenin hemen ardından ilgili bakanlarla küçük çaplı ilk toplantının yapıldığını anlatan Fidan, özellikle insani yardımların girişi ve Filistinli komitenin çalışmaya başladıktan sonra yapacağı ilk icraatların neler olması gerektiğine yönelik fikir teatisinde bulunulduğunu bildirdi.
Bakan Fidan, "Refah Sınır Kapısı'nın iki yönlü önümüzdeki hafta açılmasına yönelik ihtimal var. Bunun olması gerçekten Filistinlilere ulaştırılacak yardımların vaktinde ve yeterli miktarda gitmesi için önemli bir rota ve yol olacak bizim için. Biz zaten sürekli yardım gönderiyoruz, kesintisiz. Bizim sivil toplum örgütlerimiz, Kızılay, AFAD. Orada kesintisiz bir yardım trafiği var. Onları koordine etmek için, diplomatik sorunlarını halletmek için bir özel temsilcimiz var, bir büyükelçimiz var." diye konuştu.
Sistem içerisinde Gazze'ye yönelik yardımlarla ilgili muazzam bir koordinasyon ve faaliyet olduğunun altını çizen Fidan, en büyük sıkıntının Ariş Limanı'na kadar, Refah Sınır Kapısı'nın Mısır ayağına kadar getirilen yardım malzemelerinin sınırın diğer tarafına geçmesi olduğunu kaydetti.
Fidan, şu ifadeleri kullandı:
"Ama ateşkesten bu yana, az da olsa girişler oldu, giderek arttı. Şimdi, verilere baktığımız zaman, temel gıda malzemelerinin içeriye sokulmasında epey bir mesafe katedildi. Ama şu anda bir sağlık sıkıntısı var, ilaçları yeteri miktarda içeri sokmamız gerekiyor. Ama daha da önemlisi, Cumhurbaşkanımız da çok hassas bu konuda, şu kış günü özellikle yerleşim ve barınma konusu. Barınma konusunda bu soğuk havada, rüzgarlı havada ve yağmurlu havada, yağışlı havada çadıra mahkum olduğunuz sürece yeterli barınma kalitesini sağlayamıyorsunuz. Zaten hiçbir barınma türü kalite getirmiyor ama temel soğuktan, sıcaktan koruma özelliği var. Şimdi konteynerlerin götürülmesi meselesi var, o konuda şu anda çalışmalarımızı yoğunlaştırdık."
Barış KuruluBunların dışında Barış Kurulunun yeni üyelerini alma ile ilgili süreçlerin bekleneceğini dile getiren Fidan, bazı ülkelerin süre istediğini, 6-7 ülkenin daha katılabileceğini, sayının artabileceğini belirtti.
Fidan, Barış Kurulundaki ülkelerin sayısının 25-30 bandına ulaşabileceğine işaret ederek, Gazze gündemini ilerletmek için elinden geleni yapacağını söyledi.
"Her şey toz pembe değil, alanda olan mücadelenin müzakere masasına geldiği bir döneme giriyoruz." diyen Fidan, insani ve evrensel değerlere dayalı çok nitelikli bir mücadele ortaya koymak gerektiğinin altını çizdi.
Gazze’ye insani yardımların ulaştırılmasıGazze'ye ulaştırılan insani yardımların dağıtımı konusundaki soruyu yanıtlayan Fidan, Birleşmiş Milletlerin (BM) insani yardımlardan sorumlu yetkilisiyle yoğun bir çalışma halinde bulunduğunu ve BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) tekrar hayata geçirilmesine dair bir konu olduğunu kaydetti.
"Haftaya Refah Sınır Kapısı açıldıktan sonra, Filistinlilerden oluşan yerel yönetim Gazze'ye geçtikten sonra onların kuracağı sistem var." diyen Fidan, insani yardımların dağıtılması konusunda bir sıkıntı olmayacağını belirtti.
İstikrar GücüFidan, Gazze'de kurulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü'ne ilişkin "İstikrar Gücü'nde hangi aşamadayız, ne zaman göreve başlayacak, son gelişmeler nedir? (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu 2 gün önce 'Katar ve Türkiye İstikrar Gücü'nde olmayacak.' dedi. Türkiye olacak mı?" sorusuna, "Netanyahu, Türkiye'nin, Barış Kurulunda Cumhurbaşkanımızın olmasına karşıydı. Gazze Yönetim Kurulunda benim olmama karşıydı, isim olarak. Bu hep karşı, bundan sonra da karşı durmaya devam edecek. Biz de kendi mücadelemizi vermeye devam edeceğiz." yanıtını verdi.
Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Filistin'deki sorunların çözümü için yapılması gereken ne varsa yapılması konusunda bir iradesi olduğunu dile getirerek, "Askeri yardımda da gerekli şartlar oluşursa, o konuda irade var. Ama şartları şimdi biz diplomatik zeminde oluşturmanın veya var mı yok mu, oluşacak mı oluşmayacak mı, hangi hassasiyetler var, onu bir zeminde ilerletmeye çalışıyoruz şimdi." dedi.
Bakan Fidan, Hamas'ın silahları teslim edip etmemesine ilişkin, "Silahsızlandırma konusu, var olan yol haritasında olan bir konu. Yol haritasında başka konularla bağlantılanmış konular bunlar." ifadesini kullandı.
Hamas'ın, var olan mutabakatın paralel maddeleriyle ilerleyerek, bu dile dikkat etmesi gerektiğini belirten Fidan, şunları kaydetti:
"Hamas orada tek başına sadece işgale karşı bir direniş hareketi rolü üstlenmiyordu. Aynı zamanda, Hamas'ın kendi silahlı güçleri, Hamas orada hükümet olduğu için yerel polisi ve güvenliği de sağlıyordu. Şimdi oraya güvenliği sağlayacak yeni Filistinli polisler girdiği zaman, halkta düzen var, hırsızlık yok, insanları kaçırma yok. Çünkü emniyet hizmetleri verilmeye başlandığı zaman, insani yardımlar geldiği zaman, bir daha uluslararası toplum saldırıların olmayacağını garanti ettikçe, bunlarla paralel olarak bu zaten olacak. Ama bunu bu bağlamdan çıkarıp, 'Yarın ben geliyorum, veriyor musun vermiyor musun?' sorusuna döndürdüğümüz zaman, yani bu soru da yanlış, bağlamı da yanlış, alacağınız cevap da ona göre olacak. Dolayısıyla ben hep onu izah ediyorum Batılılara da, 'Hamas silahsızlanacak mı silahsızlanmayacak mı? O zaman İsrail çekilecek mi çekilmeyecek mi? Uluslararası toplum bir daha saldırmamaya garanti verecek mi?' Başka soruları da bu şekilde şartlı soralım."
"Öncelik, Gazze'nin nüfusunun Gazze'de kalması"Türkiye'nin Gazze konusunda bir numaralı önceliğinin "Gazze'nin nüfusunun Gazze'de kalması" olduğuna işaret eden Fidan, 7 Ekim'den sonra yapılan "soykırım operasyonları"nda İsrail'in sadece öldürmekle kalmadığını, Gazze'deki insanların sürülmeye zorlandığını hatırlattı.
Fidan, "Orada öyle bir yaşanmaz şartlar oluşturuyor ki, bu şartları gören insanlar kendilerine bir yere gitme vadedildiği zaman kabul etme dışında başka bir seçenekle baş başa kalmasınlar. Bu denklemi çok iyi kurdular. Biz bunu okuduğumuz için bu denklemi kıracak diğer diplomatik adımları hayata geçirmek, başka aktörleri, başka paydaşları, başka uluslararası sistem unsurları için mücadele ettik. Bizim bir numaralı önceliğimiz bu. Oradaki nüfusun orada kalması." dedi.
"Orta güçler yan yana durmak zorunda" ifadesine katılıp katılmadığı sorulan Fidan, şunları kaydetti:
"Orta güçlerin dayanışması meselesi olması gereken bir konu. Kendi kendine de oluyor, diyelim ki Kanada, İngiltere, Türkiye, Suudi Arabistan, Güney Kore, Japonya, Avustralya daha fazla bir araya gelip konuşmak zorundalar. Çünkü büyük güçler, bir belirsizlik alanı içerisine girdiler ve aralarındaki çekişmeden dolayı, güç mücadelesinden dolayı bir boşluk var. Bu boşlukta orta güçlerin, benzer askeri, siyasi, teknolojik, toplumsal etkilere, nüfuslara, ekonomik güçlere sahip ülkelerin tutması gereken bir hat var, uluslararası sistem içerisinde. Bu hattın nasıl tutulacağı, nasıl olacağı meselesi yeni gelişen bir şey."
Basında yer alan Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan İttifakı görüşmelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, bölgede geniş katılımlı bir ittifakın olmasından yana olduklarını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da baştan beri böyle olması gerektiğini düşündüğünü söyledi.
Fidan, "Bundan sonra artık belli bir olgunluğa erişmiş bölgedeki ülkelerin ve ders de çıkarmış olan ülkelerin kendilerinin birbirlerinin güvenliğine, birbirlerine bir taahhütte bulunacakları bir duruma evrilmeleri gerekiyor. Bu bir güvenlik platformu, bir ittifakı, paktı oluşturmakla olacaksa bunun olması gerektiği yönünde bizim bir düşüncemiz var. Ne kadar geniş katılımlı olursa o kadar iyi olur. Ama başlangıçta çekirdek bir grupla başlarsa o da olur. Ama bu daha büyük bir evrilmeye, bölgede kamplaşmaya değil de kamplaşmayı azaltıcı, güveni artırıcı bir şeye evrilmesi lazım." ifadelerini kullandı.
Pakt ile paktın içerisindeki ülkelerin birbirine karşı güven oluşturacak bir ortam oluşturduğunu aktaran Fidan, "NATO içinde böyle bir iklim olmasına rağmen zarar gördüğümüz alanlar oldu." dedi.
Bölgede devlet geleneği olan birkaç tane ülkenin olduğuna ama diğer ülkelerin de artık olgunlaştığına dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:
"Ben ileri adımlar atılabileceğine inanıyorum. Ortak çıkarları, ortak tehditleri, ortak sorunları ve ortak gelecek tahayyülleri olan ülkeler var. Bizim şöyle duruşumuz var, Batı'da, Kuzey'de, Akdeniz'de ve Kafkaslar'da ve Orta Doğu'da bunların hepsinde ayrı ayrı ekonomik, coğrafi, güvenliğe, siyasi konulara dayalı bizim ittifaklar inşa etmemiz gerekiyor. Ve bunları da birbirleriyle uyumlaştırabilecek durumda olmamız gerekiyor. Bizde bu zihin var mı var, bu beceri var mı var. Tek ihtiyacımız olan Cumhurbaşkanımızın liderliğinin devam etmesi ki bütün bu projeleri tamamlayalım. İnşallah hem batımızda hem kuzeyimizde hem güneyimizde hem doğumuzda."
Trump'ın Grönland'a ilişkin talepleriABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a ilişkin taleplerini değerlendiren Bakan Fidan, Amerika'nın bu türden bir özlemi ve bir stratejik arzusunun olduğunun bilindiğini, çeşitli yönetimler döneminde bu konunun gündeme geldiğini söyledi.
Fidan, Trump döneminde Grönland konusunda çok büyük bir atak gördüklerini, bunu hayata geçirmek istediğini belirterek, bu konuda bazı belirsizlik hususlarının olduğunu, Trump'ın Davos'ta sürpriz bir çıkış yaparak "metodolojik olarak" güç kullanmayacağını söylediğini aktardı.
Trump'ın Davos'taki temasları kapsamında 21 Ocak'ta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Grönland konusunda bir "anlaşma çerçevesi" oluşturduklarını söylediğini hatırlatan Fidan, kendisinin de bu konuda Avrupalılarla telefonda görüşmeler gerçekleştirdiğini belirtti.
Bakan Fidan, şunları kaydetti:
"Avrupalıların Grönland üzerinden geliştirdikleri söyleme, oraya verdikleri anlama baktığınız zaman eğer bu şekilde giderlerse bunun sonucunda bir toprak kaybı aslında ittifakın çözülmesi manasına da gelebilir çünkü Grönland'ın tanımlanması Danimarka'nın yüzde 100 kendi toprağı varsayımı üzerinden giden bir tanımlama. Dolayısıyla bir başka NATO üyesi ülkenin toprağına başka bir NATO üyesi ülke göz dikiyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. Burada çeşitli tartışmalar var, farklı yaklaşımlar var, hukuksal argümanlar var ama günün sonunda bir kırılma var mı? Var."
İran'daki protestolarİran'daki protestolara değinen Fidan, İran'ın daha önce de bu süreçleri yaşadığını, zaman zaman büyük gösterilerin olduğunu hatırlatarak, "Halkın yaşadığı ekonomik sıkıntıya yönelik büyük bir tepkisi var." dedi.
Fidan, İran'ın izlediği dış ve güvenlik politikalarından dolayı çok uzun yıllardır uluslararası yaptırımlara tabi olduğunu, petrol ihracatına da getirilen kısıtlamalarla elindeki mali imkanların oldukça daraldığını ve bu daralmışlık içerisinden çıkma mücadelesi verirken büyük zorluklarla karşılaştığını söyledi.
"Şimdi ekonomik sıkıntılara gösterdiği tepkiyle bunu rejime karşı gösteriyormuş, rejimin gitmesini istiyormuş gibi anlatmak ve anlamak da İran öznesinde çok gerçekçi bir analiz olmayabiliyor. Orada oldukça farklı birbirine geçmiş iç analiz edilebilecek kümeler var, gri alanlar var. Bunları iyi görmek gerekiyor. Bizim gördüğümüz şu, buradan bu gösterilerden dışarıdaki ülkelerin beklediği konu çıkmaz. Ama bu sahici gösteriler mi? Sahici gösteri. Bunların ihtiyaçları, talepleri dikkate alınmalı mı? Alınmalı." diyen Fidan, kendilerinin de tavsiyelerinin bu yönde olduğunu belirtti.
Fidan, İran'ın ABD'yle nükleer dosyada bir uzlaşmaya gidilebileceğini düşündüğünü ama ABD'nin nükleer dosyanın yanına başka dosyaları getirdiğini aktardı.
"İsrail'in, İran'a saldırı arayışında olduğunun emareleri de yok değil""İran'a ABD saldırıları olacak" söylentilerinin olduğu gece, görüşmelerinin olduğunu kaydeden Fidan, bölge ülkeleri olarak bir savaşın olmasını, büyük bir belirsizliğe yeniden kapıların açılmasını istemediklerine dikkati çekti. Fidan, şöyle devam etti:
"Suriye'deki, Irak'taki yaraları daha yeni yeni sararken başka bir büyük yaranın açılmasını açıkçası istemiyoruz. Ama bizim de var gücümüzle bu sorunların çözülmesine yönelik çalışmamız lazım. Bir dost olarak ben ne söylenmesi gerekiyorsa (İran'a) hepsini söyledim. Biz doğrunun ne olması gerektiğine ilişkin fikrimiz nedir, ne yapmalı, ne etmeli, bunları kendileriyle paylaştık. Umarım bir yol bulurlar ama şunu da maalesef söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle hala İsrail'in, İran'a saldırı arayışında olduğunun emareleri de yok değil. O da var."
Rusya-Ukrayna SavaşıFidan, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda barışa kağıt üzerinde epey bir yaklaşıldığını, bütün problemlerin üç aşağı beş yukarı bir noktaya bağlandığını belirterek, "toprakla ilgili" konunun çözülmediği sürece o kilitlenmenin aşılmayacağının gözüktüğünü dile getirdi.
Rusya-Ukrayna Savaşı'yla ilgili barış arayışları konusunda Amerikalılardan "daha yaratıcı" olmalarını istediğini aktaran Fidan, Ukrayna'da havanın soğuk olduğunu, evlerin ısıtılamadığını, elektrik sistemlerinin, gaz dağıtım sistemlerinin büyük darbe görmüş durumda olduğunu kaydetti.
Fidan, her iki tarafın bütün her yeri hedef haline getirme aşamasına geldiğini belirterek, asker ve altyapı kaybının çok olduğunu kaydetti.
Balkan Barış PlatformuBalkan Barış Platformu toplantısına değinen Fidan, platformun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2024'te bölgeye yaptığı bir gezi sırasında bir Balkan lideriyle konuşurken gündeme gelen bir husus olduğunu söyledi.
Fidan, görüşme sonrası platformu kavramsallaştırdıklarını, altını doldurduklarını aktardı.
Balkan ülkelerinden bazılarının AB üyesi olduğunu, bazılarının AB üyesi olmadığı halde avroyu kendi para birimi olarak kullandıklarını kaydeden Fidan, platform ile bu ülkelerin birbirleriyle olan problemleri bölgesel sahiplenme anlayışıyla ele alıp tartışma teklifinde bulunduklarını belirtti.
Bakan Fidan, "Balkan Barış Platformu, Balkan ülkeleriyle dayanışmamızın bel kemiğini oluşturan, çok kapsamlı bir ilişki muhasebesi yapan, çok teknik alanlardan aslında çok geniş stratejik ufukları da çizen bir oluşum. Bu oluşumdan da herkes çok memnun. Bugün Cumhurbaşkanımız, kabul ettiler. Kendileriyle, bakan arkadaşlar teker teker uzun uzun konuştu. Hepsinin fikirlerini dinledi. Kendisi de fikirlerini paylaştı. Arkadaşlar gerçekten çok mutlu ayrıldılar. 6 ayda bir zaten toplanıyoruz bakan düzeyinde. Belli bir düzleme gelince liderleri de bir araya bu perspektifle getireceğiz. Ama bizim kurduğumuz bir daimi komite var. Onlar sürekli bir araya geliyorlar. Direktörler komitesi aldığımız somut kararları takip ediyorlar." ifadelerini kullandı.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:25
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Ocak 2026 01:17 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















