Ankara24.com
close
up
Bahçeli den Avrupa Birliği ne sert uyarı

Bahçeli den Avrupa Birliği ne sert uyarı

Halktv sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.

MHP Genel Bşakanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda şunları ifade etti:

Değerli dava arkadaşlarım, önümüzde şimdi bir başka cephe daha vardır. Bu cephe kimi zaman görünürdür, kimi zaman örtülüdür. Kimi zaman diplomatik nezaketin arkasına saklanır, kimi zaman kibirli sözlerin arkasından kendini aşikar eder. Avrupa’nın Türkiye’ye bakarken içine düştüğü zihni ve siyasi yanlışlık, yapılan açıklamalarda gün yüzüne çıkmaktadır.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen 21 Nisan 2024 tarihinde Avrupa kıtasının Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğini söylemiştir. Bu söz sıradan bir cümle gibi geçiştirilemez. Avrupa Birliği yürütme organının en üst siyasi makamından çıkan bu ifade, bir yorumcunun, bir köşe yazarının ya da tali bir aktörün beyanı sayılamaz. Avrupa Komisyonu Başkanı'nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez. Zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standartların dışa vurumudur. Nitekim bu küstah dilin jeopolitik bakımdan sorunlu, gerçeklikten kopuk ve çifte standartlı bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir. Hatta aynı çevreler Türkiye’nin Avrupa güvenliği bakımından temel bir müttefik, enerji hatları ve kaynakları bakımından hayati bir damar, göç yönetimi bakımından kilit bir ortak ve bölgesel denge bakımından vazgeçilmez bir güç olduğunu hatırlatmak zorunda kalmıştır.

Bahsettiğimiz husus gündelik bir basın polemiği seviyesine görülemez. Burada da karşımızda duran şey; Avrupa’nın Türkiye’yi anlamakta yaşadığı derin zihni arızadır. Avrupa Birliği Türkiye’yi yıllardır üyelik bahsinde dışarıda, güvenlikte içeride, değerler söyleminde ötede, yük paylaşımında beride tutmaya çalışmıştır. Bir yandan ölçüt, ilke, norm ve uyum diyerek parmak sallamış, öbür yandan kendi jeopolitik ihtiyacı belirir belirmez Türkiye’yi enerji koridoru, ulaştırma kapısı, dijital bağlantı zemini ve güvenlik paydaşı, ve yeri geldiğinde adeta bir tampon işleviyle yeniden devreye çağırmıştır.

Fakat eşitlik bahsi açıldığı anda eski kibir cümlelerine rücu etmekten geri durmamıştır. Bu tutum siyasal ahlak bakımından sakattır. Stratejik akıl bakımından ise tutarsızdır. Bu tavır ortaklık dili üretemez. Bu tavır samimiyet doğuramaz. Bu tavır güven iklimi inşa edemez. Öyle ya da böyle, ister doluya koyun almasın, ister boşa koyun dolmasın; Türkiye jeopolitik düğümlerin tam ortasındadır, kilit noktasındadır, cümle kapısıdır! "Neydim" demeyen, mahfillerin "ne oldum"cu tavrıyla mücadele etmek zorunda kaldığımız bu basiretsiz uluslararası sahada mesele Türkiye’nin nerede durduğu değil, Avrupa Birliği’nin nereye savrulduğudur. Mesele Ankara’nın istikameti değil, Brüksel’in iki yüzlü siyasetidir. Türkiye’yi gerektiğinde dışlayıp gerektiğinde kullanmak isteyen çarpık, çıkarcı, iki yüzlü Avrupa zihniyetidir! (Alkışlar)

Bakınız, bu tablo yeni de değildir. Türkiye ve dünya siyasetini satır satır okuyabilen, okuduğunu anlayan, anladığını yine ülkesi ve milleti için anlatan bizler bakımından hiç şaşırtıcı değildir. Avrupa’nın tarihi serencamı ortadadır. Coğrafi keşiflerden itibaren büyüttüğü güç büyük ölçüde kan, gözyaşı, gasp, sömürü ve intihal çizgisi üzerinde tahkim edilmiştir. Bugün Avrupa kıtasının karşı karşıya bulunduğu asıl buhran dışarıdaki rakiplerinden evvel kendi içindeki mana kaybıdır. Niyetini ve eylemini aynı hatta buluşturamayan, değer söylemiyle çıkar siyasetini aynı anda taşımaya çalışan, eşitlik dilini menfaat hesabına feda eden Avrupa, bugün kendi siyasi körlüğü ile yüz yüzedir.

Şayet Avrupa, Türkiye’ye karşı kullandığı dili adalet, hakkaniyet ve rasyonalite zeminine çekmezse, şayet kendisini hala eski hiyerarşi duygusunun konforu içinde zannederse, şayet Türkiye’yi ihtiyaç anında çağrılacak, rahatlığı anında ötede tutulacak bir unsur gibi görmeyi sürdürürse; kendi tarlasını nadasa mahkum eden siyasi bir kuraklıkla karşı karşıya kalacaktır. Tarih kibrini aklının önüne geçiren merkezlerin nasıl çözüldüğüne defalarca şahittir.

Ursula Hanım'ın şahsında tüm Avrupa efkârına buradan sesleniyorum: Biz kökleri Asya’nın derinliklerine inen, dalları Avrupa ufkuna uzanan, gölgesi Afrika’ya düşen büyük bir medeniyetin tecessüm etmiş devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'yiz! Bize dar bir yer göstermeye çalışanlar, harita cetvelleriyle anlaşılamayacağını hala idrak edememiş olanlardır. Türkiye 'gel' denildiğinde gelen, 'git' denildiğinde giden bir unsur gibi görülemez. Türkiye dosttur, fakat dostluğu tahrike açık bir mahiyette değildir. Türkiye ile ilişki kurmak isteyen herkes önce bu milletin onurunu, bu devletin vakarını ve bu tarihin ağırlığını hesaba katmak zorundadır!

Herkes şunu çok iyi bilmelidir: Türkiye yalnız rahat günlerin devleti değildir. Bu milletin acı eşiği yüksektir. Bu devletin kriz hafızası derindir. Türkiye sarsıntı anlarında savrulmayan, yüksek basınç anlarında paniğe kapılmayan, tahrik karşısında öfkesini akla, gerilimi stratejiye, tehdidi iradeye tahvil eden köklü bir devlet geleneğinin bugünkü adıdır. Tansiyon yükseldiğinde yönünü şaşıran nice devletler görülmüştür. Türkiye ise en çetin zamanlarda dahi istikamet duygusunu muhafaza eden, soğukkanlılığı kuvvetle meczeden, sabrı kudretle tamamlayan bir devlettir. Bizim sükunetimiz zaaf diye okunamaz. Bizim serinkanlılığımız tereddüt perdesi sanılamaz. Bunların her biri asırların süzdüğü devlet aklının, acıyı taşıma kudretinin ve tansiyonu yönetme kabiliyetinin tezahürüdür.

Türkiye’yi hafife alanlar, çoğu zaman onun sessizliğini yanlış okumuş, vakarını edilgenlik sanmış, sabrını sınamaya kalkışmış, ardından da tarih karşısında mahcup olmuştur. Çünkü Türkiye’nin sessizliği boşluk sessizliği değildir; bu sessizlik birikmiş hafızanın, hesaplanmış zamanlamanın, kontrollü gücün sessizliğidir. Türkiye’nin sükuneti tereddüt sükuneti değildir, bu sükunet devlet aklının sükunetidir. Türkiye’nin gecikmiş görünen adımı tereddüt adımı değildir, bu adım çoğu zaman zemini yoklayan, zamanı olgunlaştıran, sonucu tahkim eden tarih tecrübesinin adımıdır.

Bizim yönümüz asırlardır Batı'yla temas eden, Batı'yı tanıyan, gerektiğinde onunla mücadele eden, gerektiğinde onunla müzakere eden büyük bir tarih çizgisi içinde şekillenmiştir. Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu kadar karar veremez; buna ancak ve ancak kendi milli menfaatinin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir.

Buradan açıkça ifade ediyorum: Avrupa Türkiyesiz yapamaz. Güvenlikte yapamaz, enerjide yapamaz, göç yönetiminde yapamaz, ulaştırmada yapamaz, bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye, Avrupa’nın tasniflerine mahkum bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye Avrupasız tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezi bir hakikattir!

Temennimiz şudur: Avrupa zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganlarla değil gerçekliklerle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin. Çünkü bu çağ birbirini küçük gören merkezlerin çağı değildir. Bu çağ hakikati okuyabilen devletlerin çağıdır. Çünkü bu çağ alışkanlıkların değil, aklın çağıdır

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:111
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Nisan 2026 11:34 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

KKTC deki faciada yeni görüntüler: O sorunun yanıtı merak edildi

13 Eylül 2026 00:56see161

24 yıllık sessizlik sona erdi: İlk söyledikleri kelimeler duygulandırdı

12 Eylül 2026 19:03see160

Bitcoin’de borsa rezervleri iki yılın zirvesinde Son Haberler

13 Eylül 2026 03:24see158

Aynı Mavinin Altında İstanbul Modern de

12 Eylül 2026 19:29see158

Hull City, Premier Lig de tarih yazıyor! Chelsea ye de geçit yok Sözcü Gazetesi

12 Eylül 2026 19:26see157

Varol Yaşaroğlu; Çocukların hayal kurmasına engel olmayın

12 Eylül 2026 17:33see157

Antalya da rüşvet operasyonu: 2 emniyet müdürü gözaltında

12 Eylül 2026 20:03see156

Joao Pereira: Alanya’ya karşı bazı şeyler daha kolay yapılabiliyor!

13 Eylül 2026 00:22see156

Deli dumruldan kasaya 699 milyar Sözcü Gazetesi

13 Eylül 2026 03:36see156

Temizlemek için girdiği su kuyusunda rahatsızlanan kişi ile onu kurtarmak isteyen arkadaşı metan gazından zehirlenerek öldü

13 Eylül 2026 00:32see154

Muş ta gölete giren 13 yaşındaki çocuk kurtarılamadı Sözcü Gazetesi

12 Eylül 2026 20:44see154

Kendinize zihinsel ve fiziksel olarak nasıl bakabilirsiniz?

12 Eylül 2026 17:25see153

5 gollü zafer sonrası Uğur Uçar Beni çok üzüyor diyerek açıkladı!

12 Eylül 2026 21:19see153

Gül Onat taburcu Oldu

12 Eylül 2026 18:18see150

Sosyal medya fenomeni Semil Varol a polis memurlarına hakaret soruşturması

12 Eylül 2026 21:23see150

Kamyonet ile tır çapıştı: 2 kişi yaşamını yitirdi

12 Eylül 2026 20:34see150

Zayıflamak için aç gezdiği günler çoktan bitti... Yemek yemeyi seven kocayla evlendi... Şişmanladı ama mutluluğu da buldu

12 Eylül 2026 18:16see148

Yeni salgında kabus büyüyor! Binlerce kişi hayatını kaybetti

12 Eylül 2026 17:00see148

Şehide harabe Öcalan’a villa Sözcü Gazetesi

13 Eylül 2026 05:49see146

Kaşif Kozinoğlu nun ölümüne ilişkin 3 şüpheliye tutuklama talebi

13 Eylül 2026 00:27see146
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları