Bağışıklık sistemine kanser hücresini ifşa eden aşı
Hurriyet sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Biliminsanları yıllardır kansere karşı etkili mRNA aşıları üzerine çalışıyor. Merck ve Moderna şirketlerinin hastaların tümörlerine özel geliştirdikleri melanoma (cilt kanseri) aşısında faz 3’ü (insanlar üzerinde yapılan geniş kapsamlı araştırma) geçtiklerini açıklamasıysa yeni bir umut oldu. Ancak bu aşı sağlıklı kişilerde hastalığı önlemek amacıyla kullanılmıyor. Kanser geliştikten sonra uygulanıyor. Amaç hastanın bağışıklık sistemini kendi tümörüne karşı eğitebilmek. Acıbadem Maslak Hastanesi tıbbi onkoloji uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez ve Memorial Şişli Hastanesi dermatoloji uzmanı Prof. Dr. Seçil Saral bu gelişmenin ne anlama geldiğini anlattı.
SON GELİŞMELER NELER?
‘Önemli bir dönüm noktası’
◊ Kanser hücrelerindeki mutasyonlar sonucunda oluşan anormal protein parçacıklarına neoantijen diyoruz. ‘Intismeran autogene’ adında, kişiye özel geliştirilen bu mRNA temelli neoantijen tedavisi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı harekete geçmesini sağlayan standart bir immünoterapiyle (pembrolizumab) birlikte değerlendirildi. Ameliyatla tümörü tamamen çıkarılmış, yüksek riskli melanomu olan 1.137 hasta
iki gruba ayrıldı. Hastaların bir bölümüne kişiye özel mRNA tedavisiyle immünoterapi birlikte verildi. Diğer bölümüne yalnızca immünoterapi uygulandı. Faz 3 INTerpath-001 adlı çalışmanın ilk sonuçlarına göre kombinasyon tedavisi tek başına immünoterapiye kıyasla hastalığın tekrarlamadığı süreyi ve uzak metastaz gelişmeden geçen zamanı istatistiksel ve klinik açıdan önemli ölçüde uzattı. Ancak ayrıntılı veriler henüz bilimsel bir toplantıda sunulmadı.
◊ Buradaki en önemli nokta bunun sağlıklı kişilerde kanseri önlemek amacıyla uygulanan klasik bir aşı olmaması. ‘Aşı’ denmesinin nedeni klasik aşılarda olduğu gibi bağışıklık sistemini belirli bir hedefe karşı harekete geçirmesi. Ama burada hedef enfeksiyon etkeni değil, hastanın tümörüne özgü neoantijenler. Bu nedenle ‘aşı’ tanımına uyuyor. Hastanın tümöründeki genetik değişiklikler analiz edilerek kansere özgü neoantijenler belirleniyor. Daha sonra bağışıklık sisteminin bu hedefleri tanıyıp kanser hücrelerine karşı yanıt oluşturmasını sağlamak amacıyla hastaya özel bir mRNA tedavisi üretiliyor. Bu nedenle aynı kanser türüne sahip iki hastanın tedavisi bile farklı olabilir. Dolayısıyla bu gelişmeyi “Kanserin aşısı bulundu” şeklinde yorumlamak doğru değil.
◊ Bugün bir hastam bana “Ben bu aşıyla tedavi olabilir miyim” diye sorsa ona şunları söylerim: Kişiselleştirilmiş bir mRNA kanser aşısı ilk kez büyük bir faz 3 çalışmada standart immünoterapiye eklenerek klinik fayda gösterdi. Kanser immünoterapisi açısından bu önemli bir dönüm noktası ve çok umut verici ancak henüz rutin kullanıma girmedi. (Prof. Dr. Özlem Sönmez)
◊ Farklı kanser türlerinde de mRNA aşısı araştırmaları devam ediyor. BioNTech de bu alanda uzun süredir çalışıyor. BioNTech’in kişiye özel mRNA programlarının yanında, belirli kanser türlerinde birçok hastada ortak olan tümör hedeflerini kullanan farklı mRNA yaklaşımları da var. HPV, pankreas, kolorektal, baş ve boyun kanserleri gibi farklı tümörlerde çalışmalar yürütülüyor. Moderna ve Merck’ün de melanomun yanı sıra akciğer kanseri, mesane kanseri ve böbrek kanserinde faz 2 ve faz 3 çalışmaları var. Ayrıca pankreas, mide ve akciğer kanserlerinde daha erken aşama araştırmalar yürütülüyor.
(Prof. Dr. Seçil Saral)
İKİ SİSTEM NASIL BİRLİKTE ÇALIŞIYOR?
‘DNA’nın genetik yapısını değiştirmiyor’
◊ Kanser hücreleri bazen bağışıklık sisteminden kaçmak için vücudun doğal ‘fren mekanizmalarını’ kullanabiliyor. Böylece bağışıklık hücreleri tümörü görse bile yeterince güçlü şekilde saldırmayabiliyor. mRNA tedavisi bağışıklık sistemine kanser hücresinin kimliğini gösteriyor, immünoterapiyse bağışıklık sisteminin frenini kaldırıyor.
Böylece bağışıklık sistemi kimi arayacağını biliyor ve ona saldırmak için daha serbest hale geliyor. Bu arada mRNA kişinin DNA’sına girip genetik yapısını değiştirmiyor. Görevini yaptıktan sonra vücutta parçalanan geçici bir molekül.
(Prof. Dr. Seçil Saral)
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:81
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Ağustos 2026 08:30 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















