‘Az çocuk’ dedik onu da yetiştiremedik Yaşar Süngü
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
“Bakabileceğin kadar çocuk doğur” diyen küresel sermayenin yerli ve yabancı temsilcileri ülkede çocuk sayısını düşürmeyi başardı ama biz her aile başına ortalama 1.5’e düşen
çocuklarımızı korumayı başaramadık.
Türkiye'deki çocuk nüfusunun genel nüfusa oranı, son 55 yıl içerisinde yarı yarıya azalmış.
**
TÜİK'in 2025 yılı istatistiklerine göre, Türkiye'de çocuk nüfus oranı 1970'te %48,5 seviyesindeyken, 2025'te yarı yarıya azalarak %24,8'e geriledi.
Bu düşüşle çocuk nüfus oranı Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine ulaşırken, toplam doğurganlık hızı 17 yıl aradan sonra 2 çocuk altına düştü.
Çocuk Nüfusu: 2025 yıl sonu itibarıyla çocuk nüfusu 21 milyon 375 bin 930 olarak belirlendi.
Doğurganlık Hızı: Toplam doğurganlık hızı 2,10'un altına düşerek nüfusun kendini yenileme seviyesinin altına geriledi.
Öngörüler: Çocuk nüfus oranının düşmeye devam edeceği ve 2080 yılında %15,2'ye kadar gerileyeceği tahmin edilmektedir.
Düşüşün temel nedenlerini şöyle sıralamak mümkün:
Uzayan eğitim süresi yüzünden çalışma hayatına geç başlanılması ve buna bağlı olarak evlilik yaşının yukarılara çıkması.
Ekonomik nedenler gerekçe gösterilerek çocuk sayısının kısıtlanması.
Genç evlilerin çocuk sorumluluğu almaktan korkutulması.
Çocuk yerine kedi köpek bakımının özendirilerek teşvik edilmesi.
Kentleşme oranının artmasıyla yaşam tarzının değişmesi.
Konutların çekirdek aile adı altında küçültülmesi.
**
Artık ne betondan evlerimiz çocukların yaşamasına uygun ne de dört duvar arasına sıkıştırılan okullarımız çocukların ufkunu açmaya müsait.
**
Dünya genelinde de benzer şekilde, gelişmiş ülkelerin çoğunda son 60 yılda toplam doğurganlık oranları yarı yarıya düştü.
2023 yılında küresel olarak toplam doğurganlık oranı kadın başına 2,3 çocuktu. Bu, geçmişe göre çok daha düşük;
1950'lerde bu oran iki katından fazla, 4,9'du.
Örneğin, Hindistan'da toplam doğurganlık oranları 1970'lerden bu yana kadın başına 5 doğumdan 2 doğuma düştü.
Güney Kore'de özellikle hızlı bir düşüş yaşandı: 1950'lerde kadın başına yaklaşık 6 doğum olan toplam doğurganlık oranı, 2023'te 1'in altına düştü.
2023 yılında toplam doğurganlık oranı, çoğu ülkede kadın başına 3 ila 7 doğum arasında değişen toplam doğurganlık oranıyla
Afrika ve Orta Asya
ülkelerinde en yüksek, çoğu ülkede 1'in altında değişen toplam doğurganlık oranıyla ise Doğu Asya ülkelerinde en düşük seviyedeydi.
Amerika Birleşik Devletleri'nde
iki çocuk sahibi olmak en yaygın aile büyüklüğü.
ABD'de 1971 doğumlu kadınların yaklaşık üçte biri iki çocuk sahibi, beşte biri bir çocuk sahibi ve yine beşte biri üç çocuk sahibi.
**
Küresel sermayenin gizli sahipleri çocuklara çok önem verdiğini söyleyerek “
anne babalara çocuklara yatırım yapın
” çağrısını her ortamda dile getirir.
“Çocuklara yatırım yapın” derken kastedilen çocuğun ruhsal gelişimi değil fiziksel gelişimi ve tüketiciliğe özendirilmesidir.
Ya da gelecekte daha iyi bir yaşam hayali ile onun ekonomik zenginliği kastedilir.
Milyarlık reklamlarla televizyonlarda, caddelerde yer alan afişlerde,
“Çocuklarımızı koruyalım, sağlıklı besleyelim”
çağrısı yapanlarla Gazze’de çocukları öldürenler, organlarını çalanlar hatta yiyenler aynı canlı türleridir.
**
Büyükler sanal kumar, çocuklar sanal oyun tuzağına kolaylıkla düşürülürken küresel sermaye kumar ve video oyunlarla gelen
aile içi ve okul içi şiddet
haberlerini timsah gözyaşlarıyla dinliyordur muhtemelen.
**
Küresel sermaye sürekli kazanmak için mal ve hizmetini satacağı yerlerde önce
toplumsal değerlerle
oynar.
Vazgeçemeyeceğimizi sandığımız alışkanlıklar edindirdikten sonra hissettirmeden soyarlar.
Hissettirmeden, acıtmadan, üzmeden yapmalarının sebebi, seni düşündükleri için değil,
uzun vadeli çalmak
içindir.
Kültürel değerlerin toplumların kırmızı çizgisi olduğunu bilirler.
Eğer yerel kırmızı çizgiler malını ve hizmetini satmaya engel teşkil ediyorsa o çizgileri silmenin hesaplarını yapar.
Bunun ilk adımı
değerleri
itibarsızlaştırmaktır.
İkinci adımı bulunduğu
coğrafyayı
itibarsızlaştırmaktır.
Üçüncü adımı
değerlerine bağlı insanları
itibarsızlaştırmaktır.
Sonra nasıl yürüyeceğini unutur hale düşünce de sana yeni yürüyüş modelleri sunarlar.
Onlar gibi yürümeye çalıştıkça
yeni kırmızı çizgilerin
oluşur.
Her yeni kırmızı çizgi seni onlara daha fazla bağlar ve kendini onlardan biri gibi hissedersin.
Artık kendi yaşadığın toplumda yabancı gibisindir.
Yani onlara göre olmuşsundur.
Aslında
çürümüşsündür
.
Görüntülenme:46
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 22 Nisan 2026 04:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















