“Aşk bezirgânı, sermaye canı” İsmail Kılıçarslan
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Dervişin kim olduğuna dair onlarca, yüzlerce tanım okudum, duydum. Kimileri çok hoşuma gitti, kimisini yetersiz, kimisini saçma buldum.
En sevdiğim tanımlardan birini Ömer Tuğrul İnançer hazretlerinden duymuş idim: “İnsanın incelmişine Müslüman, Müslümanın incelmişine derviş denir.”
İncelmek, evet. Bir yandan kula, bir yandan Allah’a, bir yandan da kendine doğru incelmek. Derdini dermanın belleyerek o dermanı elinin tersiyle itebilme cesareti belki hatta. Zor mesele.
“Derviş tanımı okudun, işittin de hiç derviş gördün mü?” diye sorarsanız işimiz epey çetrefilleşir. Her şeyden önce dervişin mikdarın takdir edebilecek biri olmadığım için bilemiyorum gördüklerimin derviş olup olmadığını. O halde şöyle söyleyeyim: “Derviş görüp görmediğimi söyleyemem ama bazı dervişlikler gördüğüm doğrudur.”
Bir yatsı namazını müteakip Şam’da bir zaviyede, bir gecenin dibinde Saraybosna’da bir dergâhta, bir ikindi sonrası Karagümrük’te, bir Ramazan akşamında Üsküdar’da, çocukluğum boyunca o uzak köyde… Ne saadetli bir adam olmalıyım ki “dervişlik” hayatım boyunca müşahede ettiğim bir şey olageldi.
Doğru. Tekkede, dergâhta, zaviyede, asitanede… Derdi zaten dervişlik etmek olan adamların dervişliklerini görmek de büyük saadet lakin bir başka dervişlik biçimi daha var. Daha doğrusu adına “dervişâne”lik dediğimiz pek mutlu, pek saadetli bir insan hâli var. Olana razı, olmayana zaten razı, olanda hayır gören, olmayanın zaten pek hayırlı bir olmayış olduğunu sezen bir hâl.
Yanılmayalım. “Küllenmiş ekmekler yerdik, razı” diyen Sezai Karakoç elbette “dervişâne” bir hâl üzere yazmış o dizeyi. Zaten yaşantısı da baştan aşağı bir dervişlik biçimi rahmetlinin. Lakin bu seçim onu “Müslüman kardeşinin hakkını talep etmek” konusunda bir yanlış anlamanın kucağına da itmemiş.
Çünkü dervişlik başka, eziklik başka. Dervişânelik başka, dünyada olup bitenlerin olup bitmemesi için gayret etmemek başka. Derviş olmak dünyada olup bitenden el etek çekmek, muhtemel ve muhteşem bir gelecek hayaliyle bugün içinde yaşadığımız dünyayı ıskalamak dervişlik değil.
Ah. Unutuyordum. Yakın zamanda kaybettiğimiz Bosnalı büyük şeyh Halil Brzina Efendi, Bosna Savaşı’nda Bosna ordusunun elit birliklerinin kumandanlığını yapmış idi. Elinde tespihi ve tam otomatik makinelisi ile bir derviş.
Ah. Keşke unutsam. Sumud Filosu’ndaki arkadaşlarımızdan bir haber, bir havadis beklediğimiz günlerde Üsküdar Meydanı’nda derdimizi tespih etmiş çekerken az ötemizde dervişlik iddiasındaki bazı adamlar ellerinde pankartlarla… Neyse. İşin o kısmı neyse…
Demek isterim ki “Madem ki aşk bezirgânının sermayesi canıdır ve bahadır olmanın yolu cana kıymak”tır o bahadırlığı iyi süzmek gerekir.
Ekmekten, dünyadan, dünya malıyla ilgili meselelerden başka dert taşımıyora benzeyen adam incelebilir de derviş olabilir mi? Filistin’de, Gazze’de, İran’da, Suriye’de olan bitenin olup bitmemesi için uğraş vermeyen adam derviş olabilir mi? Dervişi romantik, hatta dramatik düzeyde romantik biri olarak hayal edip anlatanlar aslında dervişlik değil, pasiflik anlatıyorlar bize.
Şu bütün içsel aydınlanma hikayeleri, şu bütün kişisel gelişim zırvalıkları, şu bütün “deneyim” safsataları dervişi hayatın ve dünyanın içinden koparıp atmak için varmış gibi geliyor bana.
Dilimizde virdimiz, kalbimizde aşkımız, zihnimizde dünyayı olabileceği en iyi hale getirmek için gayret etmek. Müslümanın incelmişine derviş diyeceksek tanımı böylece yapmak lazım gibi geliyor bana. Doğrusunu ise elbette Allah biliyor.
Allah. Eyvallah.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:82
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Nisan 2026 04:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















