Araç alacaklar veya satacaklar dikkat: İkinci elde dengeler değişti! ‘4 modelde satış hızı artabilir’
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Türkiye otomotiv pazarı, son iki yılda kırdığı rekorlarla artık geçici bir yükseliş dönemini değil, yüksek hacimli ve kalıcı bir denge dönemini temsil ediyor. 2025 yılı hem sıfır araçta hem de ikinci el pazarında bu dönüşümün net biçimde görüldüğü bir yıl oldu. 2026 ise sektör açısından krediye erişim, fiyatlama disiplini ve elektrifikasyonun belirleyici olacağı bir geçiş yılı olacak şeklinde değerlendiriliyor.
‘ARTIK EN HIZLI SATIŞ YAPAN KAZANAN OLMAYACAK’
Konuyla ilgili önemli öngörülerde bulunan Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, pazardaki bu yeni dönemi “2026’nın ana kelimesi denge. Ne fiyat köpüğü ne talep çöküşü. Otomotivde kazanan artık en hızlı satış yapan değil, stratejik karar verebilen olacak” şeklinde nitelendirdi.
2025 yılında Türkiye’de 1 milyon 381 bin 755 adet sıfır araç satışı gerçekleşti. Aynı dönemde 9 milyon 423 bin 68 adet ikinci el araç devri yapıldı. Karakaş, “Türkiye’de satılan her 1 sıfır araca karşılık yaklaşık 6,8 adet ikinci el araç el değiştirdi. 2026’da da sıfır araç/ikinci el araç oranının yakın seviyelerde olmasını öngörüyoruz. Beklentimiz sıfırda 1,5 milyon, ikinci elde ise 11 milyon adetlik araç satışı” dedi.
‘PAZAR DURMUYOR; FİNANSMANA ERİŞİM VE FAİZ GİBİ DEĞİŞKENLERE GÖRE TEMPOSUNU AYARLIYOR’
LenaCars Genel Müdürü Selçuk Nazik de Türkiye’de ikinci el otomobil pazarının “istikrarlı büyük hacimde” çalıştığını ancak büyümenin faiz-kredi koşulları ve genel makro ortam değiştikçe hızlanıp yavaşladığına dikkat çekti.
Nazik, “Nitekim ikinci el otomobil noter devri 2021’de 6 milyon, 2022’de 6,4 milyon, 2023’te 7 milyon, 2024’te 7,1 milyon, 2025’te ise 7,57 milyon seviyesine çıktı. Yani pazar, farklı yıllarda farklı tempolarda büyüse de 6-8 milyon bandında kalıcı bir işlem hacmi üretmeye devam ediyor. 2024’te büyümenin yüzde 2’ye kadar inip 2025’te yeniden yüzde 7’ye çıkması da bunun en net göstergesi: Pazar durmuyor; finansmana erişim ve faiz gibi değişkenlere göre temposunu ayarlıyor” ifadelerini kullandı.
11 MİLYON ADET HEDEFİ ULAŞILABİLİR Mİ?
Burada kritik ayrımın 11 milyonun hangi tanıma karşılık geldiğini söyleyen Selçuk Nazik, şöyle devam etti:
-- Eğer 11 milyon ile sadece otomobil ikinci el devri kastediliyorsa, 2025’teki 7,57 milyon seviyesinden 11 milyona çıkmak çok agresif bir sıçrama olur. Mevcut faiz seviyesi ve taşıt kredilerindeki vade/LTV kısıtları devam ettiği sürece 2026’da “tek başına otomobilde 11 milyon” hedefi çok düşük olasılık gibi duruyor.
-- Eğer otomobil + hafif ticari (LCV) toplamı kastediliyorsa, 2025 özet tablosu bu açıdan çok önemli bir çıpa koyuyor. 2025 Ocak-Aralık döneminde toplam ikinci el adet 9.423.068. Bu sayı, sahada “otomobil + hafif ticari” toplamının 9,4 milyon bandına oturduğunu gösteriyor. Bu perspektiften 11 milyon hedefi, binek otomobildeki kadar imkânsız değil.
‘İKİNCİ EL ARTIK AĞIRLIKLI OLARAK OLGUN/YAŞLI ARAÇLAR ÜZERİNDEN İŞLİYOR’
Muhammed Ali Karakaş, “Geçtiğimiz yıl devir işlemi gerçekleştirilen 9 milyon 423 bin 68 adet ikinci el aracın yüzde 18,16’sını 2022-2025 model, yüzde 11,96’sını 2019-2021 model, yüzde 14,14’ünü 2016-2018 model, yüzde 55,74’ünü ise 2015 model ve altı araçlar oluşturdu” diyerek önemli bir noktaya da dikkat çekti.
Özetle ikinci el araç pazarında dikkat çekici bir yaşlanma söz konusu. Özellikle 10 yaş ve üzeri araçların pazarın yüzde 55’ini oluşturması, araç alım-satım dinamiklerini nasıl değiştiriyor?
İkinci el araçların yaş ortalamasının giderek artmasının sektörün karakterini değiştirdiğini ifade eden Selçuk Nazik, “2025 sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların ortalama yaşının 14,2, devri yapılan taşıtların ortalama yaşının ise 11,8 olması çok şey anlatıyor. Pazarın “dönen” kısmı bile yaşlı; yani ikinci el artık ağırlıklı olarak olgun/yaşlı araçlar üzerinden işliyor, toplam araç parkı ise bundan da yaşlı. Bu tablo, ikinci el ticaretinin merkezine “ekspertiz ve şeffaflık” ihtiyacını yerleştiriyor” dedi.
Regülasyon tarafının da bu durumu destekliğini söyleyen Nazik, “Ticaret Bakanlığı uygulamalarında, yetki belgesine sahip işletmelerin satış öncesi 8 yaş veya 160 bin km’ye kadar araçlarda ekspertiz raporu alma zorunluluğu çerçevesi var. 8 yaş üstünde zorunluluk kalksa bile, 10 yaş ve üzeri araçların payı yükseldikçe alıcı davranışı değişiyor ve ekspertiz fiilen ‘opsiyon’ olmaktan çıkıp piyasanın standardı haline geliyor. Çünkü yaş arttıkça belirsizlik de artıyor; alıcı artık ‘gör-beğen-al’ değil, ‘kontrol et-doğrula-sonra pazarlık yap’ refleksiyle hareket ediyor” şeklinde konuştu.
ŞU AN PİYASADA KREDİ KOŞULLARINDA BİR İYİLEŞME BEKLENTİSİ VAR MI?
“Beklenti var; ama iyileşme iki parçalı: faiz (maliyet) ve erişim (regülasyonlar; onay/limit/vade)” diyenSelçuk Nazik, “Bugün piyasada konuşulan iyileşme daha çok faiz tarafında kademeli gevşeme umudu; fakat ikinci el için asıl belirleyici olan, BDDK’nın koyduğu vade ve kredilendirme oranı (LTV) kademeleri ile bankaların buna eklediği risk iştahı. Çünkü bu çerçevede, özellikle araç bedeli büyüdükçe hem vade kısalıyor hem de kullanılabilecek kredi oranı düşüyor; belli eşiklerin üstünde ise tüketici kredisiyle işlem fiilen kapanıyor” dedi.
Kredi koşullarında iyileşme olursa ikinci el pazarı nasıl değişir? soruma ise Selçuk Nazik “İyileşme olursa etkisini çok net görürüz ama yine hangi iyileşme? sorusuyla okumak lazım” cevabını verdi. Nazik şöyle devam etti:
Faiz düşer ama BDDK limitleri aynı kalırsa: Hacim artar; fakat artış daha çok krediye uygun fiyat bandında ve daha genç / daha likit araçlarda yoğunlaşır. Faiz düşer ama BDDK limitleri aynı kalırsa: Hacim artar; fakat artış daha çok krediye uygun fiyat bandında ve daha genç / daha likit araçlarda yoğunlaşır.
Faiz düşer + bankalar onay iştahını artırırsa (gelir/puan/teminat daha rahat çalışırsa): Pazarda “erteleyen talep” hızlı şekilde geri gelir. Bu, ikinci elde özellikle 1-5 yaş bandında fiyatları daha dirençli hale getirir; çünkü aynı anda hem talep artar hem de o bantta arz sınırlıdır.
Asıl güçlü senaryo, limit/vade/LTV çerçevesinde gevşeme olursa (kademeler yukarı taşınırsa): O zaman pazar sadece adet olarak değil, segment kompozisyonu olarak da değişir: daha yüksek bedelli araçlarda kredi “yeniden mümkün” hale geldiği için, işlem sayısı ve ortalama sepet büyür. Ancak bu senaryo doğrudan düzenleyici çerçeveyle ilgilidir.
ŞU AN İKİNCİ ELDE EN ÇOK TERCİH EDİLEN MARKA VE MODELLER NELER?
Selçuk Nazik, en çok tercih edilen marka ve modellere de dikkat çekti. 2025 verileri incelendiğinde, ikinci el pazarındaki ilanların önemli bir bölümünün belirli segmentlerde yoğunlaştığı görülüyor.
Verilere göre pazarın yaklaşık yüzde 50’sini C segment (orta sınıf) araçlar oluşturuyor. Segment bazında en çok tercih edilen marka ve modeller ise şöyle sıralanıyor:
B segment: Renault Clio, Hyundai i20, Volkswagen Polo
C segment: Fiat Egea, Renault Megane, Toyota Corolla, Ford Focus
D segment: Volkswagen Passat, BMW 3 Serisi, Skoda Superb
SUV: Nissan Qashqai (ardından Dacia Duster, Volkswagen Tiguan ve Peugeot 3008)
Nazik, Türkiye ikinci el otomobil pazarının omurgasının hâlâ B ve C segment araçlardan oluştuğunu belirterek, “Ulaşılabilir bütçe ile bakım ve işletme maliyetleri arasındaki denge, bu modelleri uzun süredir zirvede tutuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Fiyat gelişmelerine de değinen Selçuk Nazik, 2025 yılında nominal fiyatlarda yer yer artışlar görülse de, enflasyondan arındırılmış reel fiyatların yıl genelinde düşüş eğiliminde olduğunu vurguladı. Yaptıkları araştırmaya göre ise 2025 yılı içinde 1 milyon TL değerindeki bir ikinci el otomobilin nominal olarak ortalama 168 bin 900 TL değer kaybettiği tespit edildi. Nazik, bu tabloya ilişkin olarak, “Ortaya çıkan veriler, otomobilin artık bir yatırım aracı olmaktan çıktığını net biçimde gösteriyor” ifadelerini kullandı.
4 MODELDE SATIŞ HIZI ARTABİLİR
İkinci el otomobil piyasasında önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini paylaşan Selçuk Nazik, fiyatların seyrini üç ana belirleyici üzerinden değerlendirdi. Nazik’e göre, kur-enflasyon-faiz dengesi, sıfır kilometre araç fiyatlarında olası dalgalanmalar ile vergi, matrah ve ithalat düzenlemeleri, piyasanın yönünü tayin edecek temel unsurlar olacak.
Nazik, faiz oranlarının yüksek seyretmesi ya da düşüş hızının sınırlı kalması halinde talebin daralacağını belirterek, bu senaryoda özellikle “temiz” olarak nitelendirilen araçların ayrışacağını, ancak genel fiyat artışlarının yaşanmayacağını ifade etti. Bu durumda, enflasyon karşısında nominal değer kaybının giderek artacağına dikkat çekti.
Faizlerde belirgin bir gevşeme ve kredi koşullarında rahatlama yaşanması halinde ise, başta B ve C segment olmak üzere ikinci el piyasasında işlem hacminin artacağı öngörülüyor. Nazik, bu senaryoda Clio, Egea, Megane ve Corolla gibi modellerde satış hızının artacağını, fiyatların nominal olarak daha hızlı toparlanabileceğini, ancak reel fiyatların seyrinin enflasyon hızına bağlı kalacağını vurguladı.
TÜKETİCİLER İKİNCİ ELDE EN ÇOK NEYE DİKKAT EDİYOR? FİYAT, MODEL, KİLOMETRE DURUMU GİBİ FAKTÖRLERİN ÖNCELİĞİ NE OLMALI?
“Türkiye’de pratikte ilk sorulanlar: hasar kaydı, boya-değişen, kilometre, fiyat. Çoğu tüketici aracın mekanik kusuru olup olmadığına bakmadan direkt olarak boya, değişen sorguluyor” diyen Selçuk Nazik, önceliğin neler olmasına dair ise şu bilgileri paylaştı:
-- Tüketici önce motor, şanzıman, soğutma, yağ kaçakları, yürüyen aksam, fren, direksiyon gibi kalemleri sorgulamalı. Çünkü kozmetik kusur çoğu zaman parayla düzelir ama büyük mekanik riskler hem pahalıdır hem de satın alma sonrası sürpriz çıkarır. Düzenli bakım kaydı, fatura/servis fişi, muayene geçmişi ise kilometre ve genel kullanım hakkında kanıt üretir.
-- Kilometre tek başına sayı değil; yaş/kullanım/koltuk-direksiyon aşınması/bakım kayıtları ile uyumlu mu? Uyum yoksa esas sorun yüksek kilometre değil, “yanlış beyan” ihtimalidir. Ayrıca direksiyonda kaplama varsa mutlaka kontrol lazım.
-- Fiyat değil, toplam sahip olma maliyeti de önemli. Aynı model iki araç düşünün, biri boyalı ama bakımlı ve mekanik olarak sağlam diğeri boyasız ama ciddi yürüyen aksam/soğutma/şanzıman masrafı var. İkinci seçenek çoğu zaman daha pahalıya gelir (satın alma sonrası masraf + zaman + risk). Bu yüzden fiyat pazarlığı yaparken muhtemel bakım/onarım bütçesini mutlaka masaya koymak gerekir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:104
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Şubat 2026 07:16 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















