Ankara ile Tel Aviv arasında taşlar mı döşeniyor?
Halktv sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
AKP iktidarının dış politikadaki genel tutumunu, "İçeride tabanı konsolide edebilmek için popülist söylemlere başvurmak, yapılanın yanlış olduğunu söyleyenleri iktidarı devirmek için dış güçlerle işbirliği yapmakla suçlamak, işler sarpa sarınca da hiçbir şey olmamış gibi ‘U dönüşü’ yapmak" diye özetleyebiliriz.
Tutarsızlıklarla ilgili birçok örnek verilebilir.
Buna en iyi örnek de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemediği laf bırakmadığı Mısır’ın darbeci lideri Abdülfettah Sisi ile sarmaş, dolaş olması gösterilebilir.
Hatırlayın, 2019’da AKP yenilgiyi kabul etmeyince ikinci kez yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçimi öncesi Erdoğan Sancaktepe’de yaptığı konuşmada, işi Ekrem İmamoğlu’nu Sisi ile eşdeğer tutmaya kadar götürmüştü. Erdoğan, "Seçim günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz? Mesele bu kadar önemli" demişti.
Halk da, 800 binden fazla oy farkıyla Erdoğan’a gereken mesajı vermişti.
Mısır’da 3 Temmuz 2013’te yapılan darbeden sonra Kahire yönetimi ile ilişkilerin dondurulmasını yanlış bulanları, vatan hainliği yapmakla suçlayanların, bir hafta önce Sisi ile nasıl "canciğer kuzu sarması" olduklarını gördük.
2013 ile Mısır’la ilişkileri rayına oturtma hamlelerinin yapıldığı 2023 yılına kadar geçen 10 yıllık süredeki yanlışlar, Türkiye’nin milyarlarca dolarlık ticaret kaybına, Doğu Akdeniz'de enerji yollarından dışlanmasına, buna karşılık Mısır’ın Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs Rum Kesimi ile anlaşma yapmasına mal oldu.
Dolayısıyla Mısır’la ilişkileri tamir etmek için yapılanlar, çok geç kalınmış olsa da doğru.
Ancak Mısır’la işleri yoluna koymaya çalışan Türkiye, benzer hataları İsrail’le de yapıyor.
Kimse "Binyamin Netenyahu yönetiminin Gazze’de yaptığı katliamı, işlediği insanlık suçunu görmeyelim" demiyor.
Reel politikadan yana olanlar şunu söylemeye çalıştı:
"İsrail devleti ve halkı ile Netenyahu hükümetinin soykırımcı anlayışını bir tutmak doğru bir yaklaşım değil."
Bir düşünün Gazze halkına, hangi Türkiye daha fazla yardımcı olabilirdi?
İsrail’in devlet yapısıyla ilişkisini devam ettiren Türkiye mi, ettirmeyen Türkiye mi?
Sonuç ortada.
İsrail’le yaşanan gerilim, Mısır’la olduğu kadar uzun sürmezse şaşırmamak lazım.
Dikkat ederseniz, bir süredir ne Türkiye’den "Soykırımcı İsrail" sözleri yükseliyor, ne de İsrail’den doğrudan Erdoğan’ı hedef alan sözler.
Karşılıklı söylemlerde en azından hakaretin ortadan kalkmasında Trump yönetiminin önemli rol oynaması kadar, Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin doğrudan İsrail devletini karşısına aldığında neleri kaybedeceğini görmeye başlaması da bir gerçek.
Nitekim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın El Cezire’ye verdiği demeçteki "Bizim sorunumuz İsrail devletiyle değil, İsrail’in bölgedeki politikalarıyla. Bu kopuş yapısal değil, koşullara bağlı" sözleri, haklı olarak "Ankara ile Tel Aviv arasında yerinden oynamış taşlar yeniden döşeniyor mu?" sorusuna neden olacak seviyede.
İsrail tarafından gelen "İlişkilerimizi daha kötüleştirmek istemiyoruz, daha iyi bir geleceği umut ediyoruz ama bu Türk tarafına bağlı. Kötü ilişki çıkarımıza değil" açıklamaları da, Ankara’nın önemle not ettiğini söyleyebiliriz.
Türkiye ile İsrail arasında kalıcı bir kopuşun ne iki ülkeye, ne Filistin’e, ne de diğer bölge ülkelerine faydası var.
Bununla birlikte AKP iktidarının da, iç politik kaygılar nedeniyle, ülkeyi önce dış politikada "Kaybedenler Kulübü" ne sokup, sonra da pişman oldum nasıl çıkarım macerasından kurtulması şart.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:21
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Şubat 2026 05:11 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















