Ankara24.com
close
up
Amerikan liderliğinin sonu: Liberal enternasyonalizmden ulusalcılığa Kadir Üstün

Amerikan liderliğinin sonu: Liberal enternasyonalizmden ulusalcılığa Kadir Üstün

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.

Trump yönetiminin ulusal güvenlik strateji belgesi, Amerika’nın uzun yıllardır devam eden küresel liberal sistemin liderliği iddiasından vazgeçtiğinin en çarpıcı örneği olarak öne çıkıyor. Belgede listelenen tehdit ve meydan okumalara bakıldığında, ‘Önce Amerika’ ideolojisinin liberal enternasyonalist sistemi başlı başına bir sorun olarak tanımladığı ve kıta Amerika’sının sınırlarını korumaya odaklanan bir ulusalcılığa evirildiği görülüyor. Bush, Obama ve Biden yönetimlerinin Amerikan liderliğindeki

Trump yönetiminin ulusal güvenlik strateji belgesi, Amerika’nın uzun yıllardır devam eden küresel liberal sistemin liderliği iddiasından vazgeçtiğinin en çarpıcı örneği olarak öne çıkıyor. Belgede listelenen tehdit ve meydan okumalara bakıldığında, ‘Önce Amerika’ ideolojisinin liberal enternasyonalist sistemi başlı başına bir sorun olarak tanımladığı ve kıta Amerika’sının sınırlarını korumaya odaklanan bir ulusalcılığa evirildiği görülüyor. Bush, Obama ve Biden yönetimlerinin Amerikan liderliğindeki liberal küresel düzenin devamını ulusal güvenliğin ana ekseni olarak tanımlamalarından keskin bir kopuş öngören Trump, sınır güvenliği ve ekonomik milliyetçiliğe vurgu yapan bir ulusal egemenlik anlayışını öne çıkarıyor. Bush’un demokrasi promosyonu, Obama’nın Asya pivotu ve Biden’ın otokrasilerle demokrasilerin mücadelesi gibi Amerika’nın uluslararası konumunu merkeze alan kavramsallaştırmalara savaş açan Trump, kitlesel göçle mücadele, ekonomik bağımsızlık ve kültür savaşlarını ulusal güvenliğin en acil meseleleri olarak görüyor.

LİBERAL KONSENSÜSÜN SONU

Amerikan stratejistleri Soğuk Savaş dönemi ve sonrasında liberal kapitalizmin insanlık için en hayırlı sistem olduğu varsayımından yola çıkarak ABD’nin bu sistemin liderliğini yapmasında ısrarcı oldular. Serbest ticaret ve piyasa ekonomisinin Amerikan çıkarlarının temeli sayıldığı ve kurallara dayalı uluslararası sistemin devletler arası ilişkileri dizayn ettiği liberal konsensüs hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat yönetimler tarafından savunuldu. Örneğin 11 Eylül sonrasında teröre savaş açan Bush yönetimi, serbest piyasa kapitalizmini ve demokrasi promosyonunu Amerikan ulusal güvenlik stratejisinin temeli olarak görüyordu. Obama yönetimi de Amerika’nın toplu imha silahları ve iklim gibi küresel meydan okumalara karşı liderlik iddiasını uluslararası kurum ve kuralları güçlendirerek devam ettirmeye çalıştı. Biden da benzer bir enternasyonalist liberal tavır takınarak demokrasilerin otokrasilere karşı mücadeleyi kazanmasının Amerikan liderliğinin devamı için temel gereklilik olduğu fikrini benimsiyordu.

Amerikan kapitalizminin liberal serbest piyasa savunusu, büyük şirketlerinin dünyanın bütün pazarlarına rahat giriş sağlamak istemesiyle doğrudan bağlantılıydı. Bunun en önemli sonuçlarından biri Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne kabul edilerek kapitalist sisteme dahil edilmesi olmuştu. Amerika’daki üretim altyapısının zamanla Çin ve Asya’nın geri kalanına kayması, kıta Amerika’sında endüstriyel istihdamı vurmuştu. Buna tepki olarak seçmenlerin Obama ve Trump gibi sistem dışı isimlere teveccüh etmesi, liberal konsensüsün Amerikan halkı tarafından çok da benimsenmediğine işaret ediyordu. Obama’nın uluslararası sistemin yükünden çok daha fazla bahsederek ‘yük paylaşımı’ ifadesini sıklıkla kullanması, Amerika’nın kendi kurduğu uluslararası sistemin yükünden şikâyet etmeye başladığını gösteriyordu. Trump’ın istihdam ve göç sorununu gündeme getirerek başarılı olmasının temelinde Amerikan elitlerinin liberal konsensüsünün halk tarafından paylaşılmadığını görmesi yatıyordu.

AMERİKA’NIN YENİ STRATEJİSİ OLARAK ULUSALCILIK

Trump’ın ilk döneminde ülkeyi liberal konsensüsün savunucusu aktörlerle yönetmeye çalışması, ulusalcı söylemlerinin hayata geçirilmesinin önünde önemli bir engel olmuştu. İkinci başkanlık döneminde ise çoğu Washington’a yabancı ve tamamen kendine sadık isimleri yönetimine alması, ulusalcı ajandasını uygulamasını kolaylaştırdı. Trump’ın strateji belgesinde liberal konsensüsün savunucusu ‘elitlerin’ küresel hakimiyet arayışının ve serbest ticareti benimsemelerinin sert biçimde eleştirildiğini görüyoruz. Uluslararası sistem ve kurumların Amerikan egemenliğinin önünde engel teşkil ettiğini savunan Trump, ulusal sınırları kitlesel göçe ve yabancı mallara karşı korumayı temel ulusal çıkar olarak tanımlıyor. Belgede ortaya konulan ‘Önce Amerika’ perspektifi, Amerika’nın küreselci liberal konsensüsten koparak kıta Amerika’sına odaklanan ulusalcı bir stratejiye geçtiğinin açık bir ifadesi olarak karşımıza çıkıyor.

Liberal konsensüsün Amerikan liderliğinin önündeki ana stratejik tehdit olarak gördüğü Çin’i ekonomik rakip olarak tanımlamakla yetinen Trump, gümrük vergilerini stratejik silah olarak kullanarak endüstriyel üretim altyapısını kıta Amerika’sına geri getirmekten bahsediyor. Trump enerjide Amerikan kaynaklarını kullanarak üstünlük sağlamak, Amerikan çalışanlarını öncelemek ve ticaret açığıyla mücadele gibi başlıklar üzerinden savunduğu ekonomik milliyetçiliği stratejisinin ana eksenine oturtuyor. Yeniden endüstrileşme sözü verse de şu ana kadar bununla ilgili kapsamlı bir program ortaya koymayan Trump yönetimi, şimdiye kadar Amerikan teknoloji devlerinin ve diğer ülkelerin Amerika’ya yatırım yapmalarını öne çıkardı. Bu yatırımların yeni bir endüstrileşme dönemini tetikleyerek Amerikan çalışanlarına doğrudan yeni istihdam yaratması ne kadar mümkün olacak bunu zaman gösterecek ama Trump’ın stratejisinin uluslararası ticarete şüpheyle yaklaşan radikal bir tavır aldığı kesin.

Trump’ın liberal konsensüsten koptuğunun en somut göstergesi Avrupalı müttefiklere ve uluslararası norm ve kuruluşlara karşı aldığı tavır olarak öne çıkıyor. Amerika’nın NATO ve AB’yle ilişkilerini en büyük gücü olarak gören liberal konsensüse karşı çıkarak Avrupa’yı aşırı regülasyonları, demografik düşüşü ve göçe bağlı ‘medeniyet silinmesi’ gibi kavramlar üzerinden okuyan Trump, Rusya’yla ‘stratejik stabiliteyi’ yeniden tesis etmenin gereğine vurgu yapıyor. Batı yarımküresinde Monroe doktrininin Trumpçı versiyonunu uygulamaktan bahseden strateji belgesi, bu bölgede üçüncü ülkelerin askeri varlıklarını son erdirmeyi, uyuşturucu şebekelerine karşı askeri operasyonları ve tedarik zincirlerini değiştirmeyi vadediyor. Çin ve Rusya’yla küresel stratejik ve askeri mücadele öngörmeyen ve Amerikan hakimiyetini Batı yarımküresiyle sınırlayan Trump vizyonu, ulusal çıkarını kendi bölgesinde korumaya çalışan bir bölgesel güç imajı veriyor.

Soğuk Savaş sonrasının liberal konsensüsünün Amerikan toplumunun sosyo-ekonomik problemlerini (işsizlik, gelir adaletsizliği, uyuşturucu bağımlılığı, evsizlik, hayat pahalılığı vb.) çözmekte yetersiz kalmasına karşı tepki, Trump’ı iktidara getiren en önemli dinamik oldu. Trump’ın liberal açık ekonomik sisteme karşı oluşan rahatsızlığı kullanarak iktidarı ele geçirmesi sonrasında, korumacı ulusalcı bir ekonomik sisteme geçişi hayata geçirmeye çalıştığını görüyoruz. Gümrük vergileri ve ticaret savaşları üzerinden Amerikan ekonomik çıkarlarını koruduğunu iddia eden Trump yönetimi, küresel liderlik iddiasından vazgeçtiğini ve aslında bu iddianın Amerika’nın problemlerinin temelinde yattığını savunuyor. Liberal konsensüsün strateji belgelerinin kapsamlı uluslararası sistem analizlerinin aksine, uluslararası nizamı ve kurumlarını adeta bir kalemde harcayan strateji belgesi, NATO’ya yaptığı baskının sonuç verdiğinden dem vuruyor. Trump’ın ulusal güvenlik strateji belgesi, Amerika’nın dünya liderliği iddiasından vazgeçerek kendi ulusal sınırlarına ve Batı yarımküresinin hakimiyetine odaklanan bir vizyona geçişinin ilanı olarak tanımlanabilir.

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:151
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Aralık 2025 04:07 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Oğlundan Trump ın başını yakacak Rus itirafı Sözcü Gazetesi

15 Eylül 2026 01:44see163

Rusya, Ukrayna nın demir yoluna saldırdı Dış Haberler

14 Eylül 2026 00:44see162

Gebze de virajı alamayan tır bariyerleri aştı, şoför kayıplara karıştı

14 Eylül 2026 00:37see158

Rusya dan İngiltere ye ölümcül gözdağı: Eski İngiliz Başbakan ölümden kıl payı kurtuldu

14 Eylül 2026 03:55see158

Pezeşkiyan, BAE ile ilişkilerde yeni sayfa açılacağını duyurdu

14 Eylül 2026 00:27see157

Bakan Fidan, Şara ile görüştü

13 Eylül 2026 19:47see155

İsrail ordusu alarma geçti Dış Haberler

14 Eylül 2026 02:47see154

Vucic, 27 Eylül de istifa edip 25 Ekim seçimi için kampanyaya katılacak

15 Eylül 2026 01:30see153

Öğretmen yer değiştirme takvimi belli oldu

13 Eylül 2026 19:14see151

Bilal Erdoğan, yeni eğitim yılına Diyarbakır da merhaba diyecek

13 Eylül 2026 19:58see150

Erdoğan’dan NATO liderlerine verilen silah hediyesiyle ilgili ilk açıklama: Eserlerimizi takdim edelim istedik

15 Eylül 2026 00:12see148

İsmail Kartal Samandıra dan çıkmıyor

13 Eylül 2026 17:03see147

Yapay zeka tartışmasına Trump da dahil oldu: Araştırmaları yavaşlatma talebine dikkat çeken yanıt

13 Eylül 2026 17:07see146

Asansörde otizmli çocuğa vicdansız saldırı

13 Eylül 2026 19:27see144

Fenerbahçe den Lukaku için dengeleri değiştirecek hamle

13 Eylül 2026 20:47see144

Gelin damat düğün salonu yerine Tayyip Erdoğan’ı karşılamaya gittiler

13 Eylül 2026 17:06see144

Pendik D 100 de korkunç kaza: Otomobilin çarptığı motosikletli yola savruldu! Sözcü Gazetesi

13 Eylül 2026 14:02see143

Beykoz da iki araçta 409 kilo 600 gram skunk ele geçirildi, 3 zanlı gözaltına alındı

13 Eylül 2026 23:48see138

Batı Trakya da camiye saldırı

14 Eylül 2026 01:00see136

Çekmeköy de dorsesi açılan hafriyat kamyonu üst geçide çarptı

15 Eylül 2026 02:11see136
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları