Altında Fetret devri uyarısı
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Sigorta Sayfası programında Türkiye Sigorta tarafından Marmara Üniversitesi işbirliği ile hazırlanan Pensura 2026 raporu ele alındı. Programda konuşan Marmara Üniversitesi Finansal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökhan Işıl, 2025'in sıkı para politakasından geçiş yaşanacağına dair düşüncelerin olduğu bir dönem olduğunu aktararak, "Temel beklenti enflasyonun yüzde 30'un altında tamamlanmasıydı. Altında olmasa bile yakında tamamladık. 2026'da ise temel beklenti faiz politikasının aşağı yönlü olacağıydı. Özellikle ticari kredilerde hazirandan itibaren bir gevşemeye gitmeyi umuyorduk. 2026'da rahatlama dönemine geçiyoruz derken enerji krizi ile başbaşa kaldık" diye konuştu. Dünyada ise ABD ve Brezilya'dan örnekler veren Işıl, dinemikleri Türkiye'ye benzeyen Brezilya'nın yüksek politika faizi ile enflasyonu kontrol altına alan iyi örneklerden birisi olduğunun altını çizdi.
DEZENFLASYON SÜRECİ BİTMEDİ, ERTELENDİ2026'da enflasyonda düşüş beklentisi olduğu bir dönemden enerji krizinin olduğu bir dönemle tam tersi bir beklentinin oluştuğunu ifade eden Işıl, 2026'da ABD Merkez Bankası Fed'den önce Avrupa Merkez bankası ECB'nin faiz artırıma gidebileceği enflasyonun yükseleceği bir ortamda eksenin değiştiğine vurgu yaptı.
Merkez Bankası'nın enflasyon tahmini ve beklentisindeki değişikliğe değinen Işıl, "Merkez Bankası tahminlerini 90 dolara göre yapıyor. Tahminini de yüzde 26 olarak belirledi. Aşağı yönlü ve yukarı yönlü riskler de bulunuyor ancak dezenflsayon süreci bitmedi, yavaşladı. Bir yıl kadar beklemeye girdi. Enerji fiyatlarının aşağı yönlü hareketi durumunda bu süreç devam edecek" şeklinde konuştu.
Işıl dezenflasyon sürecinde özellikle hayat sigortaları ve Bireysel Emeklilik Sistemi'nde reel faizin daralmasıyla finansal bilgiyi takip etmenin çok önemli hale geleceğini söyledi. Altının son 5 yılda iyi getiri sağladığını ancak geçmişte dönem dönem fetret devrine girdiğini vurgulayan Işıl, "Hatta savaş uzar, petrol ve enflasyon yükselir, ECB ve Fed'in faiz artırım beklentileri artarsa bu altın fiyatları üzerinde daha da olumsuz etki yaratabilir" diye konuştu.
FİYAT OLUŞURKEN GELECEĞE BAKILMALITürkiye Sigorta Ekonomik Araştırmalar Müdürü Lokman Yücedağ da raporun emeklilik ve sigortayı içeren bir başucu rehberi niteliğinda olduğunu belirterek, "Bu yılın konusu dezenflasyon olarak bekleniyordu. Ancak İran savaşı sonrası raporu yeniden yazmak zorunda kaldık. Rapor yurtdışı ve yurtiçi sigorta ve emeklilik sektörünü değerlendiriyor. 2025'teki gelişmeler, 2026'ya yönelik öngörüler ve katılımcı davranışları analiz ediliyor" diye konuştu.
Yücedağ, yüksek faiz ortamında şimdiye kadar sigorta şirketlerinin topladıkları primi iyi değerlendirerek mali kar elde etiğini ancak fiyatlama açısından zorlayıcı bir dönem olduğunu dile getirerek "Enflasyonist dönemlerde verdiğiniz fiyat riskin gerçekleştiği dönemde teknik anlamda zarar olarak gerçekleşebiliyor. Biraz daha geleceğe bakmak gerekiyor" dedi.
Rapora göre OECD ülkelerine göre Türkiye'nin hayat sigortacılığında 54'te 1 ve diğer sigortacılık alanında 10'da birlik bir sigortalılık oranı olduğunu ifade eden Yücedağ, ancak sağlık sigortacılığı, hukuksal koruma ve kaskodaki artışın dikkat çektiğini anlattı.
ALTIN BAZEN YATAY SEYREDİYORBireysel Emekllik Sistemi'nde (BES) ise artık fon getirilerinin öne çıkmaya, pozitif reel getiri arayışının artmaya başlacağını belirten Yücedağ şunları kaydetti: "BES fonlarının yüzde 40'ı altın fonu. Altın fiyatının dönemsel olarak yatay seyrettiği döngüleri var. Buna 2011-2020 aralığını örnek gösterebiliriz. 1970'lerden 2 binlere doğru harketlerine bakıldığında 6, 10 ve 15 yıllık yatay porformanslar var. Bu nedenle sektör finansal okuryazarlığı mutlaka geliştirmeli. Altın 2 yılı donime etti. Sektör ciddi bir büyüme de kazandı. Bundan sonra altında yükseliş olmadığı tadirde BES'te yüzde 40'lık kısmın yerinde sayacağı yada negatif getiri elde edeceği döngüye girebilir. İçerideki birikim daha kaliteli yönetilmeli."
Risklerin hala çok canlı olması nedeniyle vatandaşın birikimlerini mutlaka sepet yapması gerektiğini ifade eden Yücedağ, "Risklerin canlı olduğu bir dönemde yüzde 100 altın veya hisse fonu almak doğru değil. Bizim baz senaryomuza göre faizin biraz daha yüksek kalacağından yola çıkarak yüzde 60 sabit getirili varlıklar, yüzde 10-15 altın ve döviz bazlı yatırım aracı, yüzde 20 ile uzun vadele hisse fonlarına yatırım yapmak makul gibi görünüyor" şeklinde konuştu.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:53
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Mayıs 2026 09:59 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















