Ankara24.com
close
up
Aileyi nasıl kurtaracağız? Yusuf Dinç

Aileyi nasıl kurtaracağız? Yusuf Dinç

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

Ekonominin en başat tartışma alanlarından birisi nüfustur. Klasik yaklaşımlar karanlık taraftan okunur. Bunlara göre nüfus artış hızı problemdir ve baskılanmalıdır. Bazı yaklaşımlar her toplulukta %2,5 süper zekâ ürediğini ve sistemin sürdürülebilirliği için mümkün mertebe bu profillere sahip olunmasını vazeder. Diğer yaklaşımlar bu ikisi arasında konumlanır. Ama hepsi nüfusun sayısıyla ilgilidir. Bugünse nüfusu sayısıyla değil yaşıyla tartışıyoruz. Üretici insandan tüketici insana geçtiğimiz için…

Ekonominin en başat tartışma alanlarından birisi nüfustur. Klasik yaklaşımlar karanlık taraftan okunur. Bunlara göre nüfus artış hızı problemdir ve baskılanmalıdır. Bazı yaklaşımlar her toplulukta %2,5 süper zekâ ürediğini ve sistemin sürdürülebilirliği için mümkün mertebe bu profillere sahip olunmasını vazeder. Diğer yaklaşımlar bu ikisi arasında konumlanır. Ama hepsi nüfusun sayısıyla ilgilidir.

Bugünse nüfusu sayısıyla değil yaşıyla tartışıyoruz. Üretici insandan tüketici insana geçtiğimiz için…

Dünyanın kapitalist parçasında gerçekten bir yaşlanan nüfus problemi var. Ve biz de gençliğimizle övündüğümüz günleri çok çabuk geçtik. Artık tartışmanın büyük bir parçasıyız. Globalleşmemizin ne denli şiddetli olduğunu göstermeye daha iyi bir örnek bulunamaz herhalde. Biz de kapitalist yarı kürenin içindeyiz. Kapitalizmin birey odaklılığının bir sonucu olarak bedel ödüyoruz. Doğrusu fert+toplum odaklı olmalı idik. Diğer taraftan kapitalist düzenlemelerin ve kapitalist ekonominin bir sonucu olarak bedel ödüyoruz. Ve en üstte kapitalist düşüncenin toptan bedelini ödüyoruz.

Tüketim toplumlarının makus kaderine tutulduk. Hem de tüketmeye takati olmayan bir tüketim toplumunun…

Bu yazıya madem kapitalistik bir problemle başladım. Durun şu kapitalizmi de bir anlatayım. Çünkü kapitalizmi anlamadan farkındalıklı bir hayat yaşanamaz. O kadar içindeyiz ki ne kadar kapitalist olduğumuzun bile farkında değiliz.

İnsanın nefsini en iyi anlamış düşüncedir, kapitalist düşünce. Nefis fıtratın bir bileşenidir ve kapitalizm nefsi doğru ele alırsa fıtratın tamamını esir alabileceğini bilir. Ve bunu yapar. İyi de yapar. İnsanı böylece nefsinin kontrolüne verir. Kendi kendini prangalayan insanın kendine başkaldırması absürt olacağından sistemini işletir.

Kapitalizm, nefis ne kadarını kuşatmış olursa olsun fıtratla çelişmemeyi benimser, çelişmez. Amma eğer fıtratla çelişmek de fıtratsa bununla da çelişmez. Kendine göre yeterince fıtrat bulur zaten. Bir tane bile tam kapitalist olsa yeter. Geri kalanı zaten buna sunduklarını gösterip çatıştırarak yönetebilir.

Kapitalizm bir anlamda gücünü fıtratların fıtratlarla çekişmesinden (rekabet) alır. Bir insan standardı falan istemez. Her insanı kendine yazar. Dervişler ve kapitalizmi tanıyıp kapitalist olmamayı seçen normal insanoğlu hariç… Bir de kapitalizmi tanımayıp tanıma durumunda da olmayanlar hariç…

Peki neden razıyız kapitalizmin bizi elleşlemesine? Çünkü “hızlı” gelen menfaatlerimiz var.

Kapitalizmin şekillendirdiği tersine fıtrat rekabetinden doğan kaotik düzen sayesinde bugün bu yazıyı ileri teknoloji cihazınızdan okuyabiliyorsunuz. Rahat bir koltukta oturuyorsunuz. Bir cam bardaktan çay içiyorsunuz. O kirlenince yeni bardağa çayınızı dolduruyorsunuz. Şehirlerde yaşıyorsunuz. Hiçbir temel ihtiyaç sorununuz yok. Kapıdan 20 metre ileride canınızın çektiği yahut çekmediği her şey hazır. Artık mıntıkanız camiye mesafesini değil, AVM’ye mesafesini ölçüyorsunuz. Buzdolabınızda kış günü tüm yaz meyveleri ve sebzeleri var. Kadınlar tarih boyunca ilk defa çalışmadan evinde oturuyor. Mal bakmıyor, tavuk kişelemiyor, tarla sürmüyor, bağ bozmuyor. Kızlar okula gidiyor. Kimse oğlanlara sırtını yaslamak derdinde değil. Kışın üşümüyor, yazın terlemiyorsunuz. Bir yerden bir diğerine kısa sürede gidiyorsunuz. Çeşmelerinizin yerini yolüstü marketleri almış. Yerin derinliklerinde, denizin diplerinde, uzayın enginliklerinde faaliyetler yapılıyor. İstediğiniz her yerde rahat bir yatak bulabilirsiniz. Yağ var, bal var, tuz var, şeker var… Bulduğunu değil, istediğini yemek var. Eski beylerin, ağaların, sultanların, kralların hayatını yaşıyorsunuz… En basitinden herkesin beyaz gelinlikli bir düğünü oldu. Bu ancak saraylarda olurdu. Temel ihtiyaçlarını karşılamak peşinde bir ömür tüketmek yerine insanı hayvanlardan farklı kılan kabiliyetlerinizi kullanabiliyorsunuz.

Aslında sağlıklı bir aile, bir toplum, bir medeniyet inşa etmek için her şey hazır. Gel gör ki sonuç tam aksine. Medeniyet darmaduman, toplum yozlaşmış, aile kaçınılası bir kabusa dönmüş…

Evet saydıklarımın hepsini ve çok daha fazlasını veriyor kapitalizm. Tabi bir bedel karşılığı… O bedel de değerlerimiz. Bunlara sahip olabilmek veya elimizdekilerden vazgeçmemek için herkes de razı bu takasa. Al değerleri ver her neyi vereceksen… Bunlar gene olurdu ama kapitalizm hızlandırdı. Üstümüze resmen boca etti vaatlerini. Hatta artık olağanüstü keşifler, icatlar, teknolojiler bizi şaşırtmıyor.

Fıtrat çatışmasının değil, yaratılmış dengesizliğin bir sistem ve düzen doğurduğuna, Allah’ın adaleti dağıtan el olarak insana anlam yüklediğine herkes kayıtsız artık.

Bu şartlarda aileyi nasıl kurtaracağız sorusunun cevapları da tüketime dönük geliyor. Yahut sorumluluğu toplumdan alıp devlete yüklüyor.

Şimdiye kadar bu konuda en beğenilen öneri üç çocuğu olana araç ÖTV’si istisnası getirilmesi oldu. Bu bir öneri değil aslında. ÖTV’nin ne büyük bir zulüm olduğunu anlatan bir çığlık…

Bugünlerde gençlerin belli yaştan önce çocuk sahibi olan erkeklere askerlik indirimleri gibi önerilerini işitiyorum. Hatta 30 yaşına kadar üç çocuğu olan askerlikten muaf olsun gibi yaklaşımlar gelişmiş. Olabilir. Bedelli askerlikten daha iyi fikir.

Ama mesele bu değil. Çözüm de bunlar değil bence. Kendi kuşağımın deneyimine bakıyorum. Sosyal denetimin önemli bir rol oynadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Yani kaybettiğimiz hatta hep beraber mezarını kazıp hep beraber gömdüğümüz çevre baskısı etkiliydi. Bir dönüşüm kuşağı olan 80’lilere bakın sosyal denetim altındakiler evli gerisi bekar…

O zaman bekarları dürterdi aile, akraba, eş-dost, mahalle… Evliliği ve aile kurmayı gündemden indirmezdi. Sinir bozucu şiddette bir baskı kurardı ama şimdi geri dönüp bakınca ne iyi yapmışlar diyorum.

Ev alma baskısı, çocuk yapma baskısı peşi sıra gelirdi. Hepsi de sonuç verirdi. Çünkü öyle salt baskı değildi, destekle beraber gelirdi.

Ama vazgeçtik. Huzurlu bir savaşı, huzursuz bir barışla değiştirdik.

Şimdi bu baskı olmadan herkes büyük ve sonsuz bir konfor içindeyken kim kalkıp da aile kuracak? Çocuk yapacak, ev alacak?

Evet, bunun doğru yol olmadığını düşünüyorsanız haklısınız. Ama biz yeni düşüncemizi, yani kapitalizmi, olgunlaştıramadan sosyal denetimi kaldırdık. Yerine sosyal demokrat denetçi teyzeler geldi, sokakta başörtülü kadınları taciz eden…

Eğer kapitalizmden bir geri dönüş öngörmüyorsanız; deneyimlediğimiz bu en ilkel tür kapitalizme sosyal denetimi de geri getiremiyorsanız; keten helva yanar. Makro demografik çözümlere dönüp Orta Asya gözünüzü dikersiniz.

Aileyi kurtarmak istiyorsak önce değerlerimizi kapitalizme rehin vermeyi bırakacağız.

Sosyal denetimi yeniden toplumun koduna yazamazsak bugünkü Türkiye’de hiçbir teşvik, hiçbir muafiyet, hiçbir ekonomik düzenleme tek başına nüfusu da aileyi de kurtaramaz. Bu mesele devletin değil, milletin iradesiyle çözülebilir.

Aile yılı da ancak böyle bir yüzleşmeyle anlam kazanır. İşte benim sözüm budur.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:143
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Kasım 2025 04:03 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

ABD de tanımlanamayan maddeye maruz kalan 3 kişi öldü

21 Mayıs 2026 01:31see156

İsrailli yarbayın, Lübnan ın güneyinden çaldığı jeneratörü ülkesine götürdüğü ortaya çıktı

21 Mayıs 2026 01:29see155

ABD, BM Filistin Özel Raportörünü yaptırım listesinden çıkardı

21 Mayıs 2026 03:15see152

Southampton ın itirazı reddedildi! Hull City nin rakibi değişmedi Sözcü Gazetesi

21 Mayıs 2026 00:13see149

Avrupa’nın stratejik şaşılığı ve Türkiye’nin sabrı Nur Özkan Erbay

21 Mayıs 2026 04:27see149

Türkiye, sağlık alanındaki atılımlarını diğer ülkelere aktarıyor

20 Mayıs 2026 13:46see147

Avrup Ligi finalinin davetsiz misafiri

21 Mayıs 2026 00:09see145

Kylie Minogue: İkinci kez kansere yakalandım

20 Mayıs 2026 16:05see140

Sabit telefon dönemi kapanıyor! 5 yılda milyonlarca abone kayboldu, işte sabit telefonu en çok kullanan il...

20 Mayıs 2026 16:03see140

İran Meclis Başkanı Kalibaf tan düşman yeni bir savaş arayışında açıklaması

20 Mayıs 2026 17:44see138

Morgan Rogers: Bunun için çok çalıştık

21 Mayıs 2026 00:41see137

Antalya da ırkçı grup 19 Mayıs ta şeriat karşıtı slogan attı VİDEO İZLE

20 Mayıs 2026 21:23see135

Avrupa Ligi’nin kralı Unai Emery! Hem rekor kırdı hem tarihe geçti

21 Mayıs 2026 00:15see134

İsrailli bakandan provokasyon

20 Mayıs 2026 19:20see133

Google Gmail Live nedir? Gmail, Docs ve Keep’e sesli yapay zeka geliyor Teknoloji Haberleri

21 Mayıs 2026 00:13see133

ETSO nun küresel ticaret seferberliği Rusya da iki ayrı grupla devam ediyor Erzurum Haberleri

20 Mayıs 2026 17:47see132

ABD den Filistin Özel Raportörü Albanese ile ilgili karar

21 Mayıs 2026 04:28see132

SpaceX ten halka arz başvurusu

21 Mayıs 2026 02:42see132

Eski Futbolcu Ümit Karan hakkında iddianame hazırlandı: 12,5 yıl hapis istemi

20 Mayıs 2026 19:41see130

Siyonist oryantalistlerden sonra Siyonist hahamlar Selçuk Türkyılmaz

21 Mayıs 2026 04:17see129
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları