Afrika’da sessiz devrim: Türkiye nin hamlesi tarihi kalıpları yıktı dönüşümü başlattı Gündem Haberleri
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
Millî İstihbarat Akademisi Başkanı
Prof. Dr. Talha Köse
, Afrika'nın küresel siyasetteki yükselen rolünü ve Türkiye'nin kıtaya yönelik "kazan-kazan" esaslı güvenlik ve iş birliği yaklaşımını analiz eden bir yazı kaleme aldı.
İşte o analiz;
Uluslararası sistem, son dönemde belirsizliğin baskın hale geldiği ve güç dinamiklerinin dönüştüğü yeni ve farklı bir rekabete sahne olmaktadır. Bununla birlikte siyasal tahayyüllerin, güvenlik anlayışlarının ve ittifak yaklaşımlarının köklü biçimde sorgulandığı bir geçiş süreci yaşanmaktadır. Klasik güç dengelerinin aşınması, yerleşik ittifak düzeneklerinin işlev kaybı ve çok katmanlı krizlerin kalıcı hale gelmesi, küresel siyaseti giderek daha öngörülemez zemine taşımaktadır.
Yaşanmakta olan belirsizlik ve öngörülemezlik artık geçici bir durum olmaktan çıkarak uluslararası düzenin yapısal özelliği haline gelmektedir. Bu ortamda güç rekabeti sertleşirken, uzun süredir küresel siyasetin çevresinde konumlandırılan coğrafyalar yeniden stratejik önem kazanmaktadır. Dünya tarihinde önemli rol oynamalarına rağmen haritalarda görmezden gelinen yerler farklı yönleri ve önemleri ile yeniden dikkati çekmeye başlamıştır. Bu coğrafyaların başında ise Afrika gelmektedir.
Afrika’nın artan önemi
Afrika artık küresel rekabetin yaşandığı alan olmanın ötesinde küresel gündemin hangi eksenler etrafında şekilleneceğini doğrudan etkileyebilen ağırlık merkezi olarak öne çıkmaktadır. Afrika’da yaşanan herhangi bir gelişmenin Avrupa’yı, Orta Doğu’yu ve hatta Asya’yı etkileyen sonuçlar üretmesi, kıtanın uluslararası siyasetin çevresinden merkezine doğru yol aldığını, kritik dinamiklerden biri haline geldiğini açıkça göstermektedir.
Öte yandan Afrika’nın artan önemi, geçici ilgi artışının ya da konjonktürel yönelimin sonucu da değildir. Aksine bu yükseliş, yapısal parametreler üzerinden okunması gereken uzun vadeli dönüşümü yansıtmaktadır. Genç ve hızla artan nüfusu, enerji ve ticaret yolları üzerindeki jeopolitik konumu, güvenlik ve iklim değişikliği gibi küresel başlıklarda artan belirleyiciliği, doğal kaynakları ve üretim potansiyeli, Afrika’yı hem ekonomik hem de stratejik açıdan vazgeçilmez aktör haline getirmektedir.
Örneğin, Afrika’da bulunan nadir toprak elementleri ve doğal kaynaklar olmadan geleceğin teknolojilerini hayata geçirmek mümkün değildir. Benzer şekilde enerji arz güvenliğini ilgilendiren birçok ham madde de Afrika’da bulunmaktadır. Diğer taraftan Afrika’nın tarım ve sanayi konusunda ciddi potansiyeli bulunmaktadır. Ayrıca geleceğin nüfus dinamikleri ve trendlerini belirlemede Afrika merkezi konumda olacaktır. İnsani kalkınma, eğitim, sağlık alanlarındaki gelişmelerle Afrika kıtası kabuk değiştirerek çok hızlı bir dönüşüme sahne olacaktır. Bu nedenle Afrika artık tüm küresel ve bölgesel aktörlerin stratejik hesaplarında yer almak zorunda olan bir coğrafyadır.
Oryantalist bakış açısından kurtulmak
Afrika’nın bu artan stratejik ağırlığına rağmen kıtaya yönelik baskın okumalar büyük ölçüde sömürgecilik mirasının ürettiği zihinsel kalıplar ve 20. yüzyılın modası geçmiş ezberleri üzerinden oryantalist perspektifle şekillenmeye devam etmektedir. Afrika çoğu zaman terörizm, zayıf ve işlevsiz devlet yapıları, çatışmalar ve insani krizlerle özdeşleştirilmekte, ya kronik bir kriz alanı ya da büyük güçlerin rekabet sahası olarak tasvir edilmektedir. Bu yaklaşım, Afrika’yı sürekli "müdahale edilmesi" veya "kontrol edilmesi" gereken bir bölge olarak konumlandırırken, Afrika devletlerinin ve toplumlarının özne olma kapasitesini, siyasal iradesini ve kurumsal potansiyelini sistematik biçimde görünmez kılmaktadır.
Oysa Afrika, zengin medeniyet mirası, tarihsel birikimi ve kendi siyasal-toplumsal dinamikleriyle, yabancı reçetelerden ziyade kendi çözümlerini üretebilecek potansiyele sahiptir. Ancak özellikle geçen yüzyılda Afrika’da etkin olan aktörler söz konusu oryantalist bakış açısı sebebiyle Afrika’nın bu kapasitesini geliştirmek yerine onu yetersiz gören yaklaşımla hareket etmiş, bu sebeple Afrika sahip olduğu geniş potansiyele rağmen istikrarsızlık ve yoksulluktan kurtulamamıştır.
Türkiye’nin Afrika’ya yaklaşımı
Afrika’yı anlamanın ön koşulu, onu kriz ve rekabet çerçevesine hapseden indirgemeci okumaları terk etmek ve kıtayı kendi bağlamı içinde, kendi öncelikleri ve kurumsal dinamikleri üzerinden değerlendirmektir. Afrika’nın küresel sistemdeki rolü ve geleceği, ancak bu perspektifle sağlıklı biçimde kavranabilir.
Türkiye’nin Afrika politikası, tam da bu noktada hakim yaklaşımlardan belirgin biçimde ayrışmaktadır. Türkiye, Afrika’yı rekabet sahası, etki alanı ya da kısa vadeli çıkarların tahkim edildiği coğrafya olarak tanımlamayı bilinçli olarak reddetmektedir. Bunun yerine Afrika’yı, ortak tarihsel hafızaya sahip, eşit ve saygıya dayalı stratejik ortak olarak konumlandırmaktadır. Bu yaklaşım, ilişkileri hiyerarşik düzleme yerleştirmek yerine karşılıklı egemenlik ve saygı temelinde kurmayı hedeflemektedir.
Bu noktada Türkiye’nin Afrika yaklaşımı dört temel ilke üzerine inşa edilmiştir, karşılıklı egemenliğe saygı, insani sorumluluk ve samimiyet, kazan-kazan esasına dayalı iş birliği ve uzun vadeli, sürdürülebilir ortaklık. Nitekim söz konusu ilkeler, sahadaki uygulamalarda da kendini göstermektedir. Türkiye’nin Afrika ile kurduğu ilişki, ekonomik hacim ya da diplomatik temsil sayısına indirgenmeyen, güven, süreklilik ve ortak fayda üzerine kurulu ilişki mimarisi sunmaktadır.
Bu çerçevede Türkiye’nin Afrika politikası, geçici jeopolitik hesapların ya da konjonktürel yönelimlerin ürünü değildir. Son yirmi yılda istikrarlı biçimde sürdürülen bu açılım, bilinçli ve çok boyutlu stratejik vizyonun sonucudur. Güvenlik, ekonomi, insani-sosyal temas ve diplomasi alanlarını tamamlayıcı unsurlar olarak ele alan bu yaklaşım, Türkiye-Afrika ilişkilerinde kurumsal süreklilik üretmiştir.
Afrika güvenliğinde Türkiye modeli
Güvenlik boyutu, bu ilişkinin en hassas ve aynı zamanda en kapsamlı alanlarından biridir. Türkiye’nin Afrika’daki askeri ve güvenlik varlığı, klasik anlamda sert güç projeksiyonu ya da kalıcı askeri tahakküm üzerinden tanımlanmamaktadır. Aksine Türkiye, güvenliği askeri vesayet ya da bağımlılık ilişkisi üretmeyen çerçevede ele almakta, kapasite geliştirme, eğitim ve kurumsal dayanıklılık inşasına odaklanmaktadır. Bu yaklaşım, güvenliği kısa vadeli güç gösterilerinin ötesinde, yerel egemenliği ve kurumsal sürdürülebilirliği güçlendiren uzun vadeli ortaklık alanı olarak görmektedir.
Bu perspektiften bakıldığında, Türkiye’nin Afrika’daki askeri varlığı yalnızca sahada görünürlük değil, Afrika ülkelerinin kendi güvenlik mimarilerini ayakta tutabilecek kapasiteyi geliştirmelerini destekleyen iş birliği modeli sunmaktadır. Güvenlik, dışa bağımlı kontrol mekanizmasından ziyade yerel kurumların güçlendirilmesi ve siyasal istikrarın kalıcı hale getirilmesiyle ilişkilendirilmektedir. Bu yönüyle Türkiye’nin güvenlik yaklaşımı, Afrika’yı edilgen güvenlik nesnesi olmaktan çıkararak kendi güvenliğini inşa edebilecek bir özne olarak kabul etmektedir. Türkiye, Afrika’da güçlü, toplumsal zemini sağlam, kendi farklılıklarını adil şekilde yönetebilen, halkların temel beklentilerini karşılayabilen, ekonomik kalkınmasını ve dinamizmini doğru yöneten siyasi yapıların oluşmasından yanadır ve bu istikametteki adımlara destek vermektedir.
Bunun en önemli örnekleri Somali ve Libya’da görülmektedir. Türkiye, bu iki ülkede yürüttüğü söz konusu güvenlik modeli ile yerel egemenliği hakim kılarken kalıcı istikrar ve barış inşasına da katkı sunmaktadır. Bunu ise yine yerel kapasitenin güçlendirilmesiyle paralel yürütmektedir. Dünyanın birçok bölgesinde istikrarlı siyasi yapılar uzun yıllara sari gelişmelerin ve mücadelelerin sonunda elde edilmiştir. Nüfusu genç, potansiyeli yüksek ancak siyasi ve toplumsal dalgalanmaların sıkça yaşandığı Afrika’da istikrarlı düzenin oluşması aciliyet kesbetmektedir. Bu potansiyelin kendini gerçekleştirebilmesi istikrarın tesisine bağlıdır. Türkiye’nin çabaları da bu doğrultuda destekleyici olmaktadır.
Doğrudan toplumsal temas
Türkiye’nin Afrika yaklaşımını ayrıştıran bir diğer önemli boyut, toplumlar arası temaslara verdiği önemdir. Eğitim bursları, kalkınma projeleri, sağlık ve sosyal destek faaliyetleriyle doğrudan toplumlarla temas kurabilen nadir aktörlerden biri olması, Türkiye-Afrika ilişkilerine samimi ve insani zemin kazandırmaktadır. Bu temaslar, ilişkiyi yalnızca devletler arası diplomasi düzlemiyle sınırlamamakta, toplumsal düzeyde güven ve meşruiyet üretmektedir.
Bu noktada Türkiye-Afrika ilişkilerinin sürdürülebilirliği, imzalanan anlaşmalar ya da gerçekleştirilen projelerin ötesine geçmektedir. İlişkiler, doğrudan, insani ve samimi temas ile Afrikalı toplumlar nezdinde oluşan olumlu algıya ve karşılıklı güvene dayanmaktadır. Dolayısıyla uzun vadede sert güç unsurlarından çok daha kalıcı sonuçlar üretme potansiyeline sahiptir.
Türkiye Afrika’nın geleceğine yatırım yapıyor
Sonuç olarak Afrika’yı özne ve eşit olarak görmeyen, ilişkilerini hiyerarşi ve bağımlılık üzerinden kuran yaklaşımlar, kısa vadede bazı kazanımlar elde etse dahi orta ve uzun vadede sürdürülebilirliğini yitirmeye mahkûmdur. Buna karşılık Afrika’yı kendi dinamikleriyle, kendi öncelikleriyle ve eşit ortak olarak kabul eden yaklaşımlar, daha sağlam ve kalıcı ilişki zemini inşa edebilmektedir.
Türkiye’nin Afrika politikası, bu gerçeğin farkında olarak adil, çok boyutlu ve uzun vadeli ortaklık modelini savunmaktadır. Bu model, Türkiye-Afrika ilişkilerinin geleceğine olduğu kadar küresel sistemin daha dengeli, adil, kapsayıcı ve meşru yapıya evrilmesine de katkı sunabilecek yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Afrika’yı merkeze alan bu perspektif, belirsizlik çağında küresel siyasetin sessiz ama güçlü eksenlerinden biri olmaya adaydır. Türkiye’nin Afrika ülkeleri ile kurmakta olduğu stratejik diyalog köklü siyasi ve kültürel geçmişimize dayanmaktadır, istikameti ise geleceğin fırsatlarını yakalama üzerinedir. Savunma, strateji ve yenilikçi enerji gibi alanlar ise bu ilişkinin tüm taraflar açısından yüksek potansiyele sahip sütunlarıdır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:87
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Şubat 2026 15:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















