Afganistan Pakistan, Modi Netanyahu, Türkiye İran… Nedret Ersanel
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
İran’daki beş silahlı grubun, “İran Kürdistan Siyasi Güçleri İttifakı” çatısı altında yeni bir koalisyon kurmaları, amaçlarını da, “İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını güvence altına almak olduğunu” ilan etmeleri, yerli medyanın, en azından bir kısmının ilgisini çekmeyi başardı…
Kuşkusuz, “Suriye ve Irak’taki gelişmelerden” sonra İran’a kayan dikkatin bunda etkisi büyük. Bu ülkelerdeki Kürt hareketlerinin İsrail’in “özel ilgisine” mazhar olduğu da bilindiğinden, ilişkilendirme gayet normal…
Hafta içinde, ABD Büyükelçisi Barrack, Mazlum Abdi ve Bafıl Talabani arasında Irak’ta yapılan toplantı bile, bu isimlerin aidiyet, geçmiş ve profillerine bakıldığında şüphe/reaksiyon çekmeliydi. Barzaniler’in de Suriye’deki entegrasyon çalışmalarına yaklaşımları, buradan kendilerine dert çıkar mı bakışları dahildir…
Bugün Amerika adı geçenlere, “biz vazgeçtik PKK’nın tasfiyesinden vs, hadi iş başına” dese, bir tanesi dahi, “olmaz” demez…
Acı gerçek ana fotoğrafın piksellerinde ya da İran’da bir araya gelen grupların potansiyellerine vahlanmakta değil... Jeopolitik şebekeyi anlamakta…
***
Çok sadeleştirelim, altını zaten hep doldurduk, iyi anlaşılsın…
Bir, Bugün Hindistan-İsrail, S. Arabistan-Türkiye’ye karşıdır. Modi-Netanyahu bir akstır ama Riyad-Ankara henüz bir aks değildir…
İki, İsrail söylemlerinde “radikaller” der ama, hem Sünni’ye hem Şii’ye karşıdır…
Üç, Esasen İslam’a karşıdır ve Hindistan-İsrail de “çatışmacı” ittifaktır…
Dört, “İbrahim Anlaşmaları” ölmedi ama sakattır. Bunun yerine idareten veya esastan Netanyahu planı işte o “altıgen”dir. İbrahim Anlaşmaları, “Pax Trumpa” ile zaman zaman çatışır, altıgenle de çatıştığı yerler/konular olacak…
Beş, İran’da “rejim değişikliği” dedikleri, ABD eğilimli, doğal olarak İsrail eğilimli Tahran yönetimidir….
Altı, şöyle de sorup, cevaplayabiliriz; İran düşerse, Tahran’a İsrail gelir mi? Evet, gelebilir…
Yedi, Bunun için ideal şartlardan ve olmazsa sonuçlardan biri, İran’ın parçalanmasıdır. Parçalardan biri de o Kürt terör örgütleri nüvesi olabilir. Bu fikre bayılırlar…
Sekiz, Tartışma, böylesi bir risk halinde -ki, ABD ve İsrail, rejim değiştirmek için İran’a saldırırsa, ki saldırdığı an başlar- Türkiye’nin ne yapacağıdır? (Bugün müzakere hâlâ öndedir.)
Dokuz, Perşembe akşamı parlayan Afganistan-Pakistan çatışmasında/savaşında zerre sürpriz yoktur. Daha önce de oldu, biz söndürdük, şimdi de sönümlenir, yine parlayacaktır, en az 5 yıldır yazdığımız “hattın”, Güney Kıbrıs’tan Çin’e giden yolun kırılması operasyonudur. (Güney Kıbrıs için not: ABD ordusu Rum birliklerine özel eğitimi hızlandırdı. Suriye’den tamamen çekilen Amerika’nın Rum Kesimi’ndeki bu faaliyetleri Akdeniz bağlamıdır, yani İsrail altıgenidir.)
On, üstü de, Hazar-Orta Asya-Türki Cumhuriyetler, hep rekabet alanıdır, altı da öyledir, S. Arabistan-Pakistan, Hindistan-Afganistan’dır…
Tel Aviv’in önce altıgen planı açıklaması, bir gün sonra Hindistan Başbakanı’nın yatıya gelip Netanyahu’yu kucaklaması, aynı gün Afganistan-Pakistan krizinin patlaması tesadüf müdür? Genç ağzıyla söyleyelim; yok öyle bir dünya. Ve daha durun, Siyonizm ile Hint milliyetçiliği/dinini de tokalaştıracaklar…
***
Şimdi bazı “geniş Ortadoğu” gerçeklerini notlara dönüştürelim…
“Hindistan-Ortadoğu (Körfez)-İsrail Hayfa-Avrupa” ulaşım/enerji-ticaret projesi zorlanıyor. İki anlamıyla da; Hindistan için önemli çünkü Pakistan’ı kullanamaz, kapalıdır. Netanyahu, altıgenin ana ekonomik projelerinden biri olarak buna atıf yapıyor ama şu an işlemiyor, ayakları eksik, S. Arabistan tutuyor. Riyad ile BAE arasında yaşanan rekabetin bir parçası da budur...
Buraya dikkat, S.Arabistan, Akdeniz-Avrupa’ya açılan bir proje için İsrail’i şu an düşünmüyor ama Suriye’yi düşünüyor. Türkiye’nin desteklediği, “Irak Refah/Kalkınma Yolu Projesi” de bunun doğal eklemidir. Hemen akla gelecek acele cevap, “Hindistan bunu destekler mi” geçersiz, çünkü besleyicisi Pakistan-Çin ile deniz yollarıdır. Pakistan’ın meşhur Gwadar, İran’ın Çabahar limanlarının akıbeti de bu gerilimlerin sonunda belli olacak. Hepsi Çin’in ayaklarıdır. İsrail’in İran-Çabahar’ı Hindistan’ın gözünden düşürmesi maalesef başarıdır…
Hindistan liderliğinin İsrail’e bu kadar yatmasından -Hint medyası ve aydınları bunu kendi içinde ayrıca tartışıyor- Rusya da Çin de rahatsız…
***
O halde elimizde bir yığın plan/proje var; İbrahim Anlaşmaları, Altıgen, Pax Trumpa, vs…
En yükseği Pax Trumpa’dır ve mevcut Amerikan yönetimi devam ettikçe en üstte bu olacaktır. İsrail’in desteklediği girişim ve ülkeler ABD ile uyumlu olmak zorundadır. Özele indirirsek, Türkiye ve İsrail’in birbirini kuşatma planları da buna uyumlu veya rakip olarak çalışmaktadır. Mesala, Cumhurbaşkanı Erdoğan Etiyopya’ya gitti, birkaç gün sonra İsrail Cumhurbaşkanı kendini zor attı Addis Ababa’ya. Artık Somali’yi, Somaliland’ı falan söylemiyorum. Amerika burada nerededir?
Sonuç olarak, bunlar nüfuz savaşları değil. Nüfuz operasyonları araç. Düzen savaşları bunlar. Ve gelip gelip, Çin-ABD-Rusya, artı Hindistan dinamiklerine dayanacaklar…
İş odur ki, daralan bir yoldur bu. Uzun on yıllara tarih veriliyor ama, pek çok yazdık, 2028 ABD Başkanlık Seçimleri final turuna giriş, bu yıl içindeki ABD ara seçimleri kılavuzdur. 2030-35 bandında, hepi topu 9-10 yıla taşlar yerine oturur, artçıları devam eder.
Yine maalesef, Türkiye’nin elinde çok iş var. Yavaş yavaş ‘Yeni Dünya Düzeni’ giriş/araf bölümünden gelişme safhasına geçilecek. Eli çabuk tutmak gerekiyor. Hızlı ama acele değil…
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:36
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Şubat 2026 04:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















