Ankara24.com
close
up
Menu

TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar: TEFNOFEST yarışmalarında dünya standartlarının üzerinde rekabet ortamı var

ASELSAN dan tersine beyin göçü hamlesi: 9 ayda 180 den fazla mühendis yurda döndü

Güller ve Günahlar ın 36. bölümünde neler oldu? Berrak eve döndü!

Isparta da göl kıyısında erkek cesedi bulundu Sözcü Gazetesi

Fon soruşturması kapsamında SPK dan yeni karar: Tedbirin süresi uzatıldı Son Haberler

Zen Pırlanta sahiplerine “Çirkinler” suç örgütünden tehdit: 5 şüpheli gözaltında

Rizespor, Boluspor a karşı ikinci yarıda açıldı!

Muğla da göçmen kaçakçılığı operasyonu

İsrail Suriye topraklarına girdi, operasyon yaptı Sözcü Gazetesi

Avukat Pehlivan, dün gece Kandıra ya sevkini eziyet ve zulüm olarak değerlendirdi

Bermuda Boston seferi yapan 6 kişilik hava ambulansı Nantucket açıklarında kayboldu

Akaryakıt istasyonunda tanker patladı, yürekler ağza geldi Sözcü Gazetesi

Hırvatistan İngiltere MAÇ SONUCU İşte Hırvatistan İngiltere maçı özeti ve golleri (UEFA Uluslar Ligi)

Yer: Kırıkkale! 20 yıl hapis cezasıyla aranan firari hükümlü yakalandı

Ferhat Gündoğdu Hakemliği bırak ya da adam ol demişti! Ersoy un ifadesi ortaya çıktı

Ronaldo suz Portekiz şaha kalktı

Kan donduran cinayet! Kızıyla görüşen genci öldürdü!

Sırbistan dan Belçika ya geçme kararı alan Mile Svilar hayatının şokunu yaşadı! Yıllardır milli takım forması giyemiyor

A Milli Futbol Takımı, İtalya maçının hazırlıklarına başladı Fanatik Gazetesi Futbol Haberleri Spor

Denizli de akaryakıt istasyonunda tanker yangını: Ekipler müdahale ediyor

Adı konamamış çağa hazırlık! Ayşe Böhürler

Adı konamamış çağa hazırlık! Ayşe Böhürler

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.

Yeni Şafak Yazı İşleri Müdürümüz Mustafa Kahraman gazetenin Vizyon Eki için yazı isteyince aklımda pek çok konu dolanmaya başladı. Çok kutuplu dünya, iki kutuplu dünya vs. gibi genel uluslararası ilişkilerdeki değişimi kapsayan kavramlara girmeden konuyu insan boyutu ile nasıl anlatırım diye düşünürken önce nasıl bir çağın içindeyiz sorusuyla konuya başlamak istedim. İçinde bulunduğumuz çağın pek çok ismi var. Hiç bu kadar çok isimli bir çağ olmamıştı. Bu isimlerden birisi de “insansızlaşmayı” anlatan

Yeni Şafak Yazı İşleri Müdürümüz Mustafa Kahraman gazetenin Vizyon Eki için yazı isteyince aklımda pek çok konu dolanmaya başladı.

Çok kutuplu dünya, iki kutuplu dünya vs. gibi genel uluslararası ilişkilerdeki değişimi kapsayan kavramlara girmeden konuyu insan boyutu ile nasıl anlatırım diye düşünürken önce nasıl bir çağın içindeyiz sorusuyla konuya başlamak istedim.

İçinde bulunduğumuz çağın pek çok ismi var. Hiç bu kadar çok isimli bir çağ olmamıştı. Bu isimlerden birisi de “insansızlaşmayı” anlatan antroposen çağ. Bu kavramı kullananlar teknolojinin insanı uyuşturduğu, etkisizleştirdiği, enterne ettiği bir çağa denk geldiğimizi söylüyor. Yeryüzünün ve hayatın insansızlaşmasından söz ediyorlar.

Geleceği anlatmak için kullanılan bir başka tanım da “post humanity” yani “insanlık sonrası” insanın tekil ve üstün özne olmaktan çıktığı akıl, irade ve bilinç gibi niteliklerinin makineyle paylaşıldığı, insan merkezli dünya algısının çözüldüğü bir dönemi anlatıyor. İnsanlığın sonu değil ama insan olmanın amacının değiştiği bir çağı resmediyor. İnsan artık, doğanın efendisi değil, tarihin öznesi değil, ahlâkın kaynağı değil…

Bu ürkütücü tanımlamaya bir de entroposel çağ tanımını burada ilave edeyim. Sözlük tanımına göre bilgi, iktidar ve toplumsal bağların merkezi yapılardan koparak dağınık, hızlı ve öngörülemez biçimde yeniden üretildiği; düzenin istisna, krizin norm haline geldiği bir çağdan söz ediliyor. Düzen yok olmuyor sadece, düzen üretmek zorlaşıyor. İnsanı bekleyen şey ise sürekli uyarılma hali ve anlam yorgunluğunu beraberinde getiriyor. Kimlikler sertleşiyor, dayanışma zayıflıyor, ortak değerler çözülüyor.

Bu üç kavram etrafında baktığımızda gelecekte bizi bekleyen her konu, insanın nasıl bir özne olacağında kilitleniyor.

GELECEĞİN RUHBANLARI KİMLER

Alev Alatlı, geleceği anlayabilmek için öncelikle “Yeni yüzyılın ruhbanları kim olacak” sorusunun sorulması gerektiğini söylerdi. Ona göre 20. yüzyılın en güçlü ruhban sınıfı ve manastırı şeksiz şüphesiz Wall Street idi. Bu bakış açısından devamla NASA bir başka türden kilise gibi görülebilirdi. Silikon Vadisi, Rand Corporation’da yeni çağın ruhbanlarını üreten kurumlardı.

2003’te yayınlanan Kozmopolis romanında Don Dellilo da ruhban sınıflarının başına finansçıları yerleştirmişti. Ancak iki yüzyılın paraya bakışında fark vardı. Para artık gerçek dünyadan kopmuş soyut bir algoritma haline gelmişti. Yeni çağın finansçılarına göre para artık üretim değil simülasyon olacaktı. Gerçeklik ekranlar ve eğriler üzerinden algılanacak, insan bedeni sağlık taramaları vs ile artık bir veriden ibaret hale gelecekti. Evlilik, ilişkiler her şey yüzeyseldi. Kozmopolis romanında yazara göre gerçek sokaklardadır. Sokaklar protestolarla küresel sistemin kırıldığı yerlerdir. Romanın kahramanının akıbeti ise servetinin erimesiyle birlikte kimliğinin de çözülmesi olur. Hem parasını hem kendini kaybeder. Kozmopolis bir distopya kurgusudur. Paranın zamanı ele geçirdiği, teknolojinin insan bedenini yönettiği, insanın anlamını kaybettiği bir çağı anlatır. Romancıların olanı ve olacak olanı herkesten çok daha iyi gördüklerine inanan birisi olarak geleceğin insanoğluna psikolojik ve ontolojik bir kriz vadettiğini söyleyebilirim.

NE DEĞİŞTİ?

21. yüzyılda ne ve neden değişti sorusunu doğru cevaplamak için; 20. yüzyılda ne oldu sorusuna Süleyman Seyfi Öğün hocadan alıntılayarak cevaplamak istiyorum:

“Daha erken dönemde, modernleşmenin alacakaranlığından başlayıp diyelim ki öğlen vakitleri bilimsel kesimlerle, bilim adamlarıyla bürokrasi arasında bir ilişki vardı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra, benim görebildiğim kadarıyla, mühendislik eksende bir dinamik bu ilişkiyi bozdu. Bilim adamları mühendisleştiler, hızlı bir şekilde ve mühendislik bütün alanları yeniden disipline eden bir şey haline dönüştü. İktisatçı eskiden maliyeci olurdu ya da bürokrat. Şimdi ise tek başına yalın iktisatçı! Bu da teknokrasi dediğimiz şey yani bilim-bürokrasiden bilim-mühendislik üzerinden teknokrasiye evirildi. Bilim-bürokrasi ilişkisi de büyük ölçüde insansızlaştırmayı içeriyordu ama ikinci etaba gelindi, bu da insanı tamamen kovmayı içeriyor. Ekonomizm buradan doğuyor. Teknolojizm buradan doğuyor. Bunlar dokunulmaz alanlar. Bunları söylediğiniz zaman günah işliyorsunuz çünkü fetişe dokunuyorsunuz. Bir de aforoz ediliyorsunuz. Romantik diyorlar, dinozor, dar görüşlü, obskürantist, parochial…”

Tam da buradan Alev Alatlı’dan bir alıntıyla devam edeyim. “Geri kalmışlık, ileri gitmişlik, gayri safi milli hasıla vesaire... Bunlar da matematiktir. İnsansız şeyler bunlar. Böyle ölçmeye kalktığınız zaman, satın alma paritesinden götürürseniz her şeyi; dünyadaki iktisat sistemleri, İMF’si vs. kaçacak yer arar. Yapamazsınız, çok zor çünkü bir satın alma paritesi üzerinden götürdüğünüz zaman ölçmesi zaten çok zordur. Bir de gene satın alma paritesi, artı sosyoloji, artı din ve inanç sistemini ihmal ederek bir yere varamaz. Eğer siz bana her hafta bir kilo domates gönderiyorsanız komşu olduğumuz için gelirim, paritem başkadır, göndermiyorsanız başkadır. Eğer diyelim Türkiye gibi bir yerde siz bana çok sevdiğim Erzincan tulum peynirini yapıp yapıp yolluyorsanız o başkadır. Kendinize bir bluz aldığınız zaman koşturup bir tane de bana alıyorsanız başkadır. Şimdi, hal böyleyken gayri safi milli hasıladan kendine düşen pay on bin dolar olan iki ülke mensubunun biri zengin biri fakir olabilir. Hiç kuşkunuz olmasın. On bin lirayı cebine koyan bir Kastamonulu ile on bin lirayı cebine koyan bir Louisianalıyı yan yana getirin. Kastamonulu zengindir hem de çok zengindir. Bu başka bir bakıştır. Öteki türlü bakmak da Allah kelâmı değildir.”

Her şeyi matematikle düşündüğünüzde insanlığın açlığına çare bulmak için harcamadığınız parayı Mars’a, Venüs’e gitmek için harcarsınız.

PEKİ YA BİZ?

21.yüzyılda dünyanın vizyonu bu! Bizim vizyonumuz ise tam da bu sorularla insana odaklanmak zorunda. İnsanın yeryüzünde anlamını yitireceğinin aşikâr olduğu bir yüzyılda insanın haysiyetini koruyacak bir delikanlı sese ihtiyaç olacaktır. Yine Alev Alatlı’nın deyişiyle bu delikanlı ses Türkiye olacaktır. İçinde insanın olmadığı bir coğrafya içinde insanın olmadığı bir siyasetin ortaya çıkaracağı sonuçlara elbette itirazlarımız olmalı! Teknolojinin hâkim güç olacağı bir dünyada insanın sönümlendirilmesine, nesneleştirilmesine olan itirazımız Türkiye’nin en önemli gücü olacaktır. Süleyman Seyfi Öğün hocanın cümlesiyle “Kural dışı bir dünyanın reflekslerini adam edebileceğimiz bir fikriyata ihtiyacımız var.”

Bu fikriyatın merkezi de Türkiye olacaktır.

Çin ile birlikte dünyanın geleceğinde neler olacak?

2019 NATO Zirvesi’nde Çin, Batı’nın karşısında yeni bir öteki olarak mı tanımlanıyor sorusu öne çıkmıştı. Bu bilgiyi aklımızda tutup olaya bir de matematik evreninden bakalım. Önemli bir bilim dergisi olan Nature, son sayısında ülkeleri bilimsel makaleleri üzerinden değerlendiren bir indeks hazırlamış. Buna göre Çin, dünyadaki bütün uygulamalı bilim makalelerinin yüzde 56’sını üretiyor. Çin toplamda 37.273 makale ile en çok bilimsel makale üreten ülke. ABD 31. 930 makale ile ikinci, Almanya, İngiltere ve Japonya onu takip ediyor. Diğer taraftan Çin’den alınan yapay zekâ patent sayısı ABD’nin altı katı.

Nature indeksi İngiltere merkezli küresel bir bilimsel çıktı ve veri tabanı. Ülkeleri ve kurumları bilimsel üretim performanslarıyla sıralıyor. Dergi bu indekse bakarak diyor ki: 20. Yüzyıl, Amerika yüzyılıydı. ABD ekonomisi finansal ve üretim gücüyle rakipsizdi. Arkasına bilim ve teknoloji gücünü aldı. Bu yüzyıl ise bu rüzgâr Çin’in arkasından esiyor, kuşkusuz dünya lideri Çin!

Bu indekse göre, Türkiye bölgesel olarak güçlü etki pozisyonunda olan ülkeler arasında yer alıyor. İndekse göre Türkiye’nin Balkanlar ve Ortadoğu’da akademik merkez olma potansiyeli güçlü görünüyor. Bu indekste 35-40 bandında yer almasına sebep olan eksiklerin başında ise kurumsallaşmış uluslararası araştırma konsorsiyumlarına olan katkısının azlığı gösteriliyor. Az ama hedefli yayınlarla, seçilmiş dergiler ve uzun vadeli ortaklıklarla sıçrama yaratabileceği görülüyor.

Elbette matematiği de ıskalamayacağız. Burada hedefimiz Türkiye’yi ilk 25’e sokmak.

ÜLKELERİN GELECEK VİZYONU

Birleşmiş Milletler geçtiğimiz yıl yayınladığı bir deklarasyonda gelecek nesillere bir şey bırakmak için her devlete geleceğe dair vizyon oluşturma ödevi verdi.

Birçok devlet ve kurum geleceğe sadece fikir olarak bakmıyor. Geleceğe giden yolda nasıl konumlanabilecekleri üzerinden değerlendirmelere çoktan başladılar bile! Her ülke hem kamu hem de özel sektörde geleceği çalışan kalıcı ekipler kuruyor.

Bu kapasitenin en geliştiği ülke Singapur. Orada gelecek senaryoları lafta kalmıyor. 180 bin memura sahip ülkede her memura gelecek eğitimi veriliyor. Birleşik Arap Emirlikleri bir gelecek bakanlığı kurmanın ötesinde bu konunun liderliğini yapıyor. Bin Zayed ailesi Dubai Gelecek Forumu adında bir vakıf kurdu. İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde bu başlık altında bir bölüm kuruldu.

Bu vizyonun yerleşebilmesi için siyasetin öncü olması liderlik etmesi gerekiyor. Geleceğe giden yolda devletin tek başına da yapacağı işler olsa da özel sektörün mutlaka desteklemesi gerekiyor. Kamu ve özel sektör gelecek vizyonunu ancak birlikte olarak kurabilirler.

Gelecek vizyonunun olmazsa olmaz başlıklardan birisi, yapılan her işin kolektif şekilde yapılıyor olmasıdır. Her konu için uzun vadeli düşünülmeli. Beş yıllık planların yerini on, yirmi yıllık stratejiler almalı.

Geleceği anlamak istiyorsak hem Uzak Doğu’da hem Amerika’da ne konuşulduğunu bilmek gerekiyor. Küresel düzenin değişiyor olmasıyla çok taraflı bilgi ve değerlendirmenin önemi de çok daha arttı. Bugün geleceğe giden rota esnek ve değişime açık.

Toplumlarda ise polarizasyon tabanı çatlatmış durumda. Bu ayrışmış yapıda “toplumlar nereye gider, siyasi kararlar nasıl verilir” sorusu her ülkenin gündeminde.

Toplumları etkileyecek bir diğer değişim alanı ise demografik yapı. Gelecekte yaşlılık en önemli konu. Afrika kıtası haricinde tüm dünya her yer yaşlanıyor.

Bir başka başlık sürdürülebilir ekonomi ve su kaynaklarının korunması, tarım ve enerji her şeyin altını çizen başlıklar. İnovasyon, yapay zekâ, uzay yepyeni, kimsenin bilmediği ancak yakın takip ederek bilebileceğimiz, radikal anlamda dünyanın düzenini değiştirecek konular.

Şimdiye kadar insanların çalışmadığı, yapay zekâ ile üretimin yapıldığı bir düzen hiç olmadı. Kimsenin çalışmasının gerekmediği bir dünyada insanlar kendilerini nasıl hisseder sorusunun cevabını hiçbirimiz bilmiyoruz.

İnsanın misyonunun olmadığı bir senaryoda var olma isteği ne olur, nasıl korunur?

Bu soru çeşitli araştırmalarla birlikte ele alınıyor. Pek çok araştırmanın ortak bulgusunda “bir insan ne kadar dindarsa gelecek için o kadar umutlu oluyor” sonucu çıkıyor. Pek çok farklı kültürde benzer sonuçlar veren araştırmalarda şaşmaz şekilde direkt bir korelasyon çıkıyor.

Gelecek öngörülerinin içinde dindarlaşma var.

Dünya belki de yavaş yavaş insanın öngöremediği bir düzene doğru giderken insanı ne mutlu edecek sorusunun cevabı da müphem duruyor. İnsanın çocuk yapmadığı bir düzende toplum nasıl ilerleyecek. Çin’in bile gelecek projeksiyonunda yüzyıl biterken nüfusunun üçte birine ineceği öngörülüyor.

Google’a sorarsan ölümsüzlük mümkün. Ancak gelecek ile uğraşanlar insan ömrünün 120 yıla kadar artacağını söylüyor. Burada da teknoloji ile uzatılan ömürde yapılacaklara dair pek çok etik sorun bizi bekliyor.

Laboratuvarda organ üretmek konusunda en çok yol alan ülke Çin. Japonya’da kök hücrelerden diş üreterek bu sahada iddiasını ortaya koydu. Bu konuda ülkeler arası inovasyon koalisyonları şimdiden başlamış durumda. Körfez Arap ülkeleri arasında organ nakli anlaşmaları var.

Demokrasinin akıbeti ise pek parlak değil! Özellikle genç nüfusların demokrasiden ümitlerini, kesmeye başladıklarını, hayat kaliteleri bir önceki jenerasyona göre düşmesine tepki duydukları bir önemli bir veri.

Bu yüzyılda demokrasiye inanç giderek zayıflıyor. Demokrasi ciddi bir krizden geçiyor.

LGBT ise yayıldıkça hemen hemen her ülkede ters tepmeye başladı. Gelecekte kadın-erkek olamayacak, herkes kendi cinsiyetini seçecek iddiası giderek etkisini yitirmeye başladı.

Kültürel muhafazakarlık, geleneksel rollerin öne çıkması giderek ivmesini artırıyor.

Bir yazıda özetlemeye çalıştığım temel başlıkları yazarken içimden bu çağın ihtiyacı olan en önemli şeyin merhamet olduğunu geçirdim. Yaşamın ve ölümün bir rahmet olduğunu idrak ederken Allah’ın Rahman ve Rahim sıfatlarını daha çok kavrayacağımız bir dünyada fırtınalara karşı bunlar, bizi ayakta tutacak en büyük güç olacak.

ABD-Çin arasında savaşın ise 21. yüzyıl bitmeden olacağı öngörülüyor. Amerika buna karşı düzenli olarak hazırlanıyor. Çin’in avantajları büyük ancak kendi enerjisini üreten bir ülke de değil! Bu nedenle tek bir ülkeye bağlı olmak istemiyor, tedarik zincirini yaymayı tercih ediyor. Rusya’nın etki alanı zayıflasa da sahip olduğu doğal kaynakları ile bu ülke gücünü korumaya devam edecek.

Tüm bunların içinde ülkemiz bir fikri ve ideolojisi olan ülkeler içinde değerlendiriliyor. Bazen kendi çıkarından fedakârlık edebilen bir ülke konumunda değerlendiriliyor.

Bu yüzyılda yükselen yıldızlar da var. Belirleyici konumları olan ülkeler.

Küresel Güney, gelişmiş ülkeler arasına girememiş ama ekonomileri büyüyen ülkeleri kapsıyor. Hindistan, Endonezya gibi ekonomik güçleri giderek artan ama geriden gelen ülkeler var. Şu anki kurulu dünya düzenine meydan okuyan küresel para akışına karşı çıkan ülkeler yeni dünya düzeninin sürprizlerini oluşturuyor.

Küresel dünya düzenine karşı meydan okuyan ülkelerin başında Türkiye var.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:145
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Ocak 2026 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar: TEFNOFEST yarışmalarında dünya standartlarının üzerinde rekabet ortamı var

03 Ekim 2026 18:54see163

ASELSAN dan tersine beyin göçü hamlesi: 9 ayda 180 den fazla mühendis yurda döndü

03 Ekim 2026 17:49see161

Güller ve Günahlar ın 36. bölümünde neler oldu? Berrak eve döndü!

04 Ekim 2026 00:34see159

Isparta da göl kıyısında erkek cesedi bulundu Sözcü Gazetesi

04 Ekim 2026 00:25see158

Fon soruşturması kapsamında SPK dan yeni karar: Tedbirin süresi uzatıldı Son Haberler

03 Ekim 2026 16:06see154

Zen Pırlanta sahiplerine “Çirkinler” suç örgütünden tehdit: 5 şüpheli gözaltında

03 Ekim 2026 20:25see153

Rizespor, Boluspor a karşı ikinci yarıda açıldı!

03 Ekim 2026 19:07see153

Muğla da göçmen kaçakçılığı operasyonu

03 Ekim 2026 20:05see152

İsrail Suriye topraklarına girdi, operasyon yaptı Sözcü Gazetesi

03 Ekim 2026 20:53see150

Avukat Pehlivan, dün gece Kandıra ya sevkini eziyet ve zulüm olarak değerlendirdi

03 Ekim 2026 20:11see150

Bermuda Boston seferi yapan 6 kişilik hava ambulansı Nantucket açıklarında kayboldu

03 Ekim 2026 17:47see150

Akaryakıt istasyonunda tanker patladı, yürekler ağza geldi Sözcü Gazetesi

03 Ekim 2026 20:02see149

Hırvatistan İngiltere MAÇ SONUCU İşte Hırvatistan İngiltere maçı özeti ve golleri (UEFA Uluslar Ligi)

03 Ekim 2026 21:05see148

Yer: Kırıkkale! 20 yıl hapis cezasıyla aranan firari hükümlü yakalandı

03 Ekim 2026 20:02see147

Ferhat Gündoğdu Hakemliği bırak ya da adam ol demişti! Ersoy un ifadesi ortaya çıktı

03 Ekim 2026 18:50see147

Ronaldo suz Portekiz şaha kalktı

05 Ekim 2026 00:01see145

Kan donduran cinayet! Kızıyla görüşen genci öldürdü!

04 Ekim 2026 02:15see144

Sırbistan dan Belçika ya geçme kararı alan Mile Svilar hayatının şokunu yaşadı! Yıllardır milli takım forması giyemiyor

05 Ekim 2026 00:12see143

A Milli Futbol Takımı, İtalya maçının hazırlıklarına başladı Fanatik Gazetesi Futbol Haberleri Spor

03 Ekim 2026 18:16see142

Denizli de akaryakıt istasyonunda tanker yangını: Ekipler müdahale ediyor

03 Ekim 2026 18:47see142
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları