ABD donanması 1903’te Beyrut’u niçin kuşatmıştı? Selçuk Türkyılmaz
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
ABD’nin İran’a saldırısı yüz yıllık hesaplar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Türkiye’de çok yaygın bir inanış var. Buna göre ABD’nin Filistin, İran ve hatta bütün Doğu Akdeniz politikasını İsrail belirlemektedir. Bu düşünce, güçlü Yahudi sermayedarlarının ABD’deki nüfuzuna dayandırılmaktadır. Onlara göre büyük Yahudi şirketleri ve onların sayesinde kurumsallaşan Yahudi lobiler paranın satın alma gücünü kullanarak ABD siyasetini şekillendirmekte ve İsrail lehine sonuçlar vermesini sağlamaktadırlar. İsrail’in ve Yahudilerin bunu yapmaktaki amacı ise Filistin’de Yahudi devleti kurmak ve Yahudi ilahiyatında geçtiği söylenen birtakım kavramlara göre bu devleti genişletmektir.
Bu düşüncenin kuvveden fiile geçmesi için ABD bir araç olarak kullanılmıştır. Aynı Yahudi sermayedarları Avrupa’da da birçok devleti içeriden ele geçirmiştir. Bu devletler de Yahudi sermayesinin ve İsrail’in gücüne boyun eğmekte, politikalarını İsrail’e göre oluşturmaktadırlar. Dolayısıyla Yahudi lobileri İngiltere siyasetini de belirlemektedir. Bu tabloyu daha da inanılır hale getiren başka unsurlar da var. Örneğin bâtınî inanışlar temelinde şekillenmiş örgüt ve cemaatler de İsrail’in ve Yahudilerin dünyaya hâkim oldukları yönündeki inanışlara kuvvet kazandırmaktadır.
Daha önce birkaç defa İsrail’in ve Yahudi sermayesinin ABD ve İngiltere üzerindeki hâkimiyeti ve buradan hareketle bütün dünyaya hâkim olduğu yönündeki inanışlarla ilgili düşüncelerimi ifade etmeye çalışmıştım. Bu inanışlarla ilgili ilk şüphelerim 1980’lerin ortalarında başlamıştı. Irak’ın işgaliyle birlikte genel kanaatlerin aksine şüphelerim daha da derinleşti. Bunları çok ayrıntılı bir şekilde tartışmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü üzerinde fikir yürütmeye çalıştığımız mesele kişisel bir hikâye olmaktan çok ötededir. Bizdeki inanışların kökleri oldukça derinlerdedir. Ne yazık ki bu inançların etkisiyle İngiltere, ABD, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin kolonyal ve emperyal hırslarını zihnimizde yer etmiş “Batı hikâyesi” ile uyuşmadığı için tartışmaktan uzaklaştık. İsrail’in yarattığı bir mitoloji vardı ve çok kimse buna inandı. Filistinliler ne yaparsa yapsın bu baskın hikâyeyi yıkamadı. Batı medeniyetinin üstünlüklerine olan derin inancımız İngiltere, ABD, Almanya ve Fransa’nın coğrafyamızla ilgili faaliyetlerinin ve niyetlerinin görünmez kılınmasına imkân verdi. Hâlbuki tarihî hadiseler bize çok farklı şeyleri haykırmaktaydı. Bunlardan sadece bir tanesini burada hatırlatmak istiyorum.
Çok bilinen bir hadise değil. 1903’te ABD donanması Beyrut limanını abluka altına almıştı. Atlantik kıyılarında bulunan ABD donanmasının en büyük gemileri Beyrut kıyılarına gelmiş, bu şehri tehdit etmişti. Bununla birtakım tavizler koparmayı başardılar. ABD donamasının Beyrut’u kuşatmasına sebep olan
hadise ise ABD’nin Beyrut konsolos vekili William C. Magelssen’in öldürüldüğü haberidir. Bu haber doğru değildi.
1903’te Amerikalılar Beyrut’u kuşattıklarında Theodor Herzl bilinen bir şahıs değildi. Bu tarihte Yahudilerin Filistin topraklarına göçü de İngiltere ve ABD’de Evanjelik Hristiyanlar dışında geniş kitleler tarafından kabul edilmiş değildi. Fakat çok önemli bir hadise Babıâli’yi derinden meşgul etmekteydi. Bulgar çetelerin Makedonya’da terör faaliyetleri dehşet uyandırmaktaydı. Babıâli uzun bir dönem bu gaile ile uğraşmak zorunda kalmıştır. Başta Rusya ve İngiltere olmak üzere düvel-i muazzama Osmanlı üzerinde baskı kurdu. Enver Paşa’yı tarih sahnesine çıkartan da bu hadiselerdir. O zaman ABD himayesinde olanlar Siyonist Yahudiler değil, Ermenilerdi. ABD donanmasının Beyrut’a gelmesinde onlar çok önemli bir rol oynadı. Ermeni milliyetçiliği gibi uzun vadeli projelerin arka planında ABD’nin coğrafya eksenli hayalleri vardı. Doğu Hristiyanlarını Batı Hristiyanlığına çekmek ve Protestan hâkimiyetini yaymak istemeleri de bu sebeptendi.
Siyonist Yahudiler İngiltere, ABD, Fransa ve Almanya’nın kolonyal ve emperyal hırslarıyla “Yahudi devleti” hayallerini uyumlu hâle getirdikleri için İsrail’in önü açıldı. Yahudiler yüz yıl boyunca her türlü cinayeti işlerken bu ülkeler tarafından destekleneceklerini biliyorlardı. Yahudilerin ABD ve İngiltere’deki nüfuzunu da aynı çerçeve içinde değerlendirmemiz gerekir. Bir zamanlar Doğu Hindistan Şirketi de İngiltere’yi içeriden ele geçirmişti.
Bugün İran’ı çökertmek ve parçalamak istiyorlar. Eğer başarırlarsa bütün coğrafyayı yeniden büyük bir karmaşaya sürüklemiş olacaklar. Eğer coğrafya direnir ve çözülmezse kaybeden mutlaka İsrail olacaktır. Müslüman dünyanın direnişi ilk önce İsrail hikâyesinin cazibesini ortadan kaldıracaktır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:62
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Mart 2026 04:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















