ABD askerleri çekildi: Kritik değişim! Silahlar kimin kontrolünde olacak? Gözler İran’ın hamlesinde
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
ABD askerleri Irak’tan çekildi. Şimdi ise Bağdat’ta asıl soru başka: Amerikan askerlerinin bıraktığı alanda İran’ın etkisi ne kadar büyüyecek?
Irak, yıllardır Washington ile Tahran arasındaki güç mücadelesinin en önemli sahalarından biri. ABD’nin askerî varlığının sona ermesiyle birlikte bu dengede yeni bir dönem başlarken, İran’ın Irak’taki siyasi ve güvenlik ağı yeniden mercek altında.
Ancak önümüzde yalnızca İran’ın nüfuzunun artıp artmayacağı sorusu yok. Bağdat, ülkedeki silahlı grupları devlet kontrolü altına almaya çalışıyor. İran destekli milislerin geleceği, DEAŞ tehdidi ve Irak’ın kendi güvenlik kapasitesini oluşturma çabası aynı anda yeni bir denklem yaratıyor.
GÖZLER ŞİMDİ TAHRAN’IN ATACAĞI ADIMDA
ABD birliklerinin çekilmesi, İran ve Tahran’a yakın gruplar tarafından önemli bir gelişme olarak karşılandı. İran devlet medyası, Amerikan askerlerinin ülkeden ayrılmasına geniş yer verirken, gelişme ABD’nin bölgedeki etkisinin gerilemesi şeklinde değerlendirildi.
Irak’taki çekilme süreci 2024 yılında alınan karar doğrultusunda planlanmıştı. Erbil çevresindeki askerî noktalar da dahil olmak üzere koalisyon güçlerinin ülkedeki varlığı büyük ölçüde sona erdi. ABD’nin Irak’tan çekilmesi, 2003 yılında Saddam Hüseyin yönetimini devirmek amacıyla başlayan askerî müdahalenin ardından geçen uzun dönemin de önemli bir dönüm noktası oldu.
Washington, 2011 sonunda ülkeden çekilmiş, ancak DEAŞ’ın 2014’te Irak topraklarında ilerleyişi üzerine askerlerini yeniden bölgeye göndermişti. Şimdi ise Irak, ABD askerlerinin olmadığı yeni bir güvenlik denklemine hazırlanıyor. Bu durumun Tahran açısından ne ifade ettiği ise önümüzdeki dönemin en önemli sorularından biri.
Irak güvenlik görevlileri, ABD birliklerinin Irak'tan tamamen çekilmesini kutlayan bir konvoy sırasında... (Fotoğraf: Hadi Mizban / AP)
İRAN İÇİN KAPI MI AÇILIYOR, BAĞDAT FRENE Mİ BASIYOR?
İran’ın Irak’taki etkisi yeni değil. Tahran, yıllardır Irak siyasetinde, ekonomisinde ve güvenlik yapısında önemli bir aktör olarak öne çıkıyor. İran destekli silahlı grupların Irak siyasetindeki etkisi ve bu gruplardan bir bölümünün devlet güvenlik yapılarıyla bütünleşmiş olması, Bağdat yönetiminin manevra alanını sınırlayan başlıca unsurlar arasında gösteriliyor.
İran ile Irak arasındaki uzun kara sınırı, iki ülke arasındaki yoğun ekonomik ve toplumsal ilişkiler ve dini-kültürel bağlar da Tahran’ın Irak üzerindeki etkisini yalnızca askerî alanla sınırlı olmayan bir boyuta taşıyor. Fakat Washington’ın çekilmesiyle ortaya çıkan yeni tablo, İran açısından yalnızca fırsat anlamına gelmiyor. Bağdat da kendi kurumlarını güçlendirmeye ve ülkedeki silahlı yapıların devlet otoritesi altında toplanmasına çalışıyor.
Tam da bu noktada kritik bir soru ortaya çıkıyor: ABD’nin Irak’tan çekilmesi, İran’ın Irak’taki siyasi, ekonomik ve askerî nüfuzunu artırması için gerçekten yeni bir alan mı açıyor; yoksa Bağdat’ın devlet otoritesini güçlendirme çabaları Tahran’ın etkisini sınırlayabilir mi?
Bu soruya İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, “İlk bakışta ABD'nin çekilmesi İran için yeni bir alan açıyor gibi görünüyor. Ama tablo bundan daha karmaşık. Çünkü İran’ın Irak’taki nüfuzu hiçbir zaman Amerikan askerlerinin varlığına ya da yokluğuna bağlı olmadı. Bu nüfuz devletin dışından değil, içinden işliyor” cevabını verdi ve şu yorumda bulundu:
“Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri, Irak'ta faaliyet gösteren silahlı grup), 2016’dan beri resmî bir devlet kurumu. Başbakan Ali ez-Zeydi’yi de İran’a yakın partilerin oluşturduğu Koordinasyon Çerçevesi belirledi. Yani Irak’ta İran nüfuzu ile devlet otoritesi birbirinin alternatifi değil; çoğu zaman iç içe geçmiş durumda. Çekilmenin asıl etkisi ise başka bir yerde. Ketaib Hizbullah ve Nüceba Hareketi, aylardır yabancı askerler ülkede kaldığı sürece silah bırakmayacaklarını söylüyordu. 30 Eylül itibarıyla bu gerekçe ortadan kalktı. Bu da Bağdat’ın elini güçlendiriyor. Sert grupların şimdiden yeni gerekçeler aramaya başlaması da bunu gösteriyor.”
ABD birliklerinin Irak’tan tamamen çekilmesini kutlamak için düzenlenen törenlerde Bağdat’ta bir araya gelen kalabalık. (Fotoğraf: Hadi Mizban / AP)
‘İRAN’I IRAK’TA DENGELEYEN ŞEY AMERİKAN ASKERİ DEĞİL’
“Bir başka değişiklik de artık İran’ı Irak’ta dengeleyen şey Amerikan askeri değil. Bir yanda dolar var. Irak’ın petrol gelirleri hâlâ New York Federal Rezerv Bankası’nda tutuluyor. Washington’ın asıl kaldıracı bu” diyen Oral Toğa, şöyle devam etti:
“Diğer yanda ise Körfez var. 11 Eylül’de İran sınırındaki Meysan’dan fırlatılan İHA’lar, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattını vurdu. Riyad karşılık vermedi, Bağdat’a süre tanıdı. Zeydi de Meysan Operasyon Komutanı’nı ve il emniyet müdürünü görevden aldı. Bu, Bağdat’ın iradesini gösteriyor. Ama sınırını da gösteriyor. Saldırının faili hâlâ açıklanmadı. Üstelik Bağdat, İran’ın soruşturmaya katılma talebini kabul etti. Yani Bağdat yetkilileri görevden alabiliyor ama ağı isimlendiremiyor.”
Irak’taki ABD birliklerinin tamamen çekilmesini kutlamak amacıyla Bağdat’ta düzenlenen törende, katılımcılar İran’ın lideri Mücteba Hameney’in portresini taşıyor. Kalabalıkta ayrıca Arapça, “Direniş yoluyla Irak’ın egemenliği” yazılı pankartlar da görülüyor. ( Fotoğraf: Hadi Mizban / AP)
‘İRAN’IN ELİNDE YENİ BİR KOZ VAR’
Ekonomik tarafta ise İran’ın elinde yeni bir koz olduğunun altını çizen Oral Toğa, “Irak petrolünün büyük kısmı Hürmüz’den geçiyor. Tahran, Bağdat’ın tekrarlanan talepleri üzerine bazı Irak tankerlerine geçiş izni verdi. Yani Irak’ın petrol ihracatı bir ölçüde Tahran’ın iznine bağlı hâle geldi. Boşluğun en somut hissedileceği yer IKBY (Irak Kürt Bölgesel Yönetimi) olacak. Bölge, savaş boyunca yüzlerce İHA ve füze saldırısına maruz kaldı. Amerikan hava savunma şemsiyesi artık yok. Kısacası Irak artık iki güç arasında değil, üç baskı arasında sıkışıyor: Washington’ın doları, Tahran’ın boğazı ve Riyad’ın sabrı. Bağdat’ın devlet otoritesi de bu üçü arasında ne kadar manevra yapabildiğiyle ölçülecek” ifadelerini kullandı.
ŞİMDİ SIRA MİLİSLERDE: TAHRAN NE YAPACAK?
Irak yönetiminin önündeki en önemli başlıklardan biri ise İran destekli milislerin geleceği. Başbakan Ali ez-Zeydi, bu grupların silah bırakması konusunda taahhütte bulunurken, sürecin önünde ciddi siyasi ve güvenlik sorunları bulunuyor.
Milislerin ağır silahlarını teslim etmeye yanaşmaması ve silahların toplanmasının ardından güvenli biçimde muhafaza edilmesi gibi sorunlar, sürecin kolay ilerlemeyeceğine işaret ediyor. Ayrıca İran sınırının, silahlı gruplara yeniden silah ve mühimmat ulaştırılması açısından açık bir kanal oluşturabileceği belirtiliyor.
ABD’nin çekilmesi ise milislerin geleceği açısından farklı bir tablo ortaya çıkarıyor. The Telegraph’ta yer alan haberde New Lines Enstitüsü araştırmacısı Elizabeth Tsurkov, Amerikan askerlerinin ülkeden ayrılmasının, ABD varlığını gerekçe gösteren İran destekli grupların varlık nedenini de zayıflattığını savunuyor. Ancak Bağdat’ın silahlı grupları devlet kontrolü altına alma hedefi, Tahran’ın Irak’taki nüfuzu açısından da önemli bir sınav anlamına geliyor.
‘FORMÜL SİLAHSIZLANMA DEĞİL, SİLAHLARIN ADRES DEĞİŞTİRMESİ’
Peki, İran destekli milislerin silahsızlandırılması veya devlet güvenlik yapıları altında yeniden yapılandırılması konusunda Tahran’ın yaklaşımı ne olur? İran, bu gruplar üzerindeki nüfuzunu korumak için nasıl bir strateji izleyebilir?
“Tahran’ın resmî tutumu ile sahadaki tutumu arasında belirgin bir fark var. Resmî düzeyde İran, bunun Irak’ın iç meselesi olduğunu söylüyor. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ağustos ayındaki Bağdat ziyaretinde, İran’ın Irak’taki siyasi güçlerin anayasa çerçevesinde alacağı kararları destekleyeceğini ve Irak’ın iç işlerine karışmadığını söyledi” diyen Oral Toğa, perde arkasındaki mesajın farklı olduğuna dikkat çekerek, önemli detaylar paylaştı:
-- Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani de ağustos ayında habersiz bir ziyaretle Bağdat’a geldi. Aktarılanlara göre mesajı iki maddeden oluşuyordu: Hükümetle çatışmayın ama silahları da teslim etmeyin. Kaani’nin, Lübnan ve Suriye tecrübesinin Irak’ta tekrarlanmasını istemediklerini söylediği de aktarılıyor. Bu cümle İran’ın kaygısını çok iyi özetliyor. Suriye kaybedildi. Hizbullah, silahsızlanma tartışmasının ortasında. Irak, İran’ın bölgesel mimarisinden geriye kalan en önemli parça.
-- Peki İran nüfuzunu nasıl koruyacak? Formül silahsızlanma değil, silahların adres değiştirmesi. Yani silahların hükümete değil, Haşdi Şabi’ye bırakılması ya da teslim edilmek yerine dondurulması. Basına yansıyan bilgilere göre ağır silahların gizlenmesi, hatta İran’a taşınması bile seçenek olarak masaya getirildi. Böylece kâğıt üzerinde devlet tekeli sağlanır ama fiilî kontrol aynı ellerde kalır. Bağdat’ta tartışmanın dilinin silahsızlanmadan entegrasyona kaymaya başlaması da bunu gösteriyor.
İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ UNSURA DİKKAT
İkinci unsurun ise gruplar arasındaki iş bölümü olduğunu söyleyen Oral Toğa, “Asaib Ehl-i Hak gibi siyasette güçlü temsili olan gruplar, silahlarını devlet otoritesine bıraktıklarını açıkladı. Bunlar İran’ın hükümetteki ayağını koruyor. Ketaib Hizbullah ve Nüceba gibi sert çekirdek ise bunu açıkça reddediyor. Bunlar da kabiliyeti koruyor” dedi.
Üçüncü unsurun da zaman olduğunu ifade eden uzman isim, “Bu da büyük ölçüde kazanılmış durumda. Zeydi, silahsızlanma takvimini Haziran 2027’ye erteledi. Bedir Örgütü’nün zorla silahsızlandırmanın iç çatışmaya yol açabileceği uyarısı da bu hesabın bir parçası. Ancak İran’ın da bir sınırı var. Irak’ta açık bir çatışma ya da Irak’a yönelik bir ABD finansal yaptırımı, İran’ın kendi can damarını da keser. Kaani’nin ilk mesajının ‘çatışmadan kaçının’ olması da bu yüzden. Sonuçta Irak’taki silahların kaderi Bağdat’ta değil, ABD ile İran arasındaki masada belirlenecek. Savaş sürdükçe direniş gerekçesi de var olmaya devam edecek” şeklinde konuştu.
ABD YOKKEN DEAŞ YENİDEN SAHNEYE ÇIKABİLİR Mİ?
Irak’ın önündeki tek güvenlik sorunu İran destekli silahlı gruplar değil. DEAŞ tehdidi tamamen ortadan kalkmış değil. Suriye’den Irak’a geçen militanlar ve cezaevlerinde tutulan örgüt mensupları konusunda yaşanan kapasite sorunları, örgütün yeniden güç kazanabileceği endişelerini beraberinde getiriyor.
Batılı ülkelerin yıllardır Irak güvenlik güçlerine verdiği eğitim ve desteğin bundan sonraki dönemde nasıl kullanılacağı da kritik önem taşıyor. 2011’deki ABD çekilmesinin ardından Irak güvenlik güçlerinin DEAŞ karşısında zor durumda kalması, Bağdat’ın kendi güvenlik kapasitesini güçlendirmesinin önemini ortaya koymuştu.
Bu nedenle Washington’ın çekilmesinin sonuçları yalnızca İran’ın artabilecek nüfuzu üzerinden okunmuyor. Bağdat’ın aynı anda hem silahlı grupları kontrol altına alması hem de DEAŞ tehdidine karşı güvenlik kapasitesini koruması gerekiyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:122
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Ekim 2026 07:22 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















