Ali Babacan’dan SPK ve Borsa İstanbul yönetimine istifa çağrısı: “Kaza yapan şoföre araba kullandırılmaz” Son Haberler
Ankara24.com, Sonhaberler kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM’nin yeni yasama yılının başlaması dolayısıyla düzenlenen resepsiyonda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gündemdeki fon soruşturması ve sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler hakkında konuşan Babacan, krizin yönetiminde görev alan kurumların başındaki isimlerin değişmesi gerektiğini savundu. SPK ve Borsa İstanbul yönetimlerine yönelik istifa çağrısında bulunan Babacan, yaşanan süreci “kaza yapan şoför” benzetmesiyle anlattı.
Babacan, fon krizinin yalnızca ortaya çıktıktan sonraki gelişmeler üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirterek kriz öncesindeki denetim ve tedbir mekanizmalarının da incelenmesini istedi. Denetim sürecinde herhangi bir kişi veya kuruma yönelik çekince oluşmaması gerektiğini savunan Babacan, soruşturma ve incelemelerin ulaştığı isimlerden bağımsız şekilde sonuna kadar yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
SPK VE BORSA İSTANBUL YÖNETİMLERİNE İSTİFA ÇAĞRISISPK ve Borsa İstanbul yönetimlerinin değişmesi gerektiğini savunan Babacan, kurumların başındaki isimlerin görevden alınması veya kendi istekleriyle görevlerinden ayrılması gerektiğini söyledi. Babacan, söz konusu kurumların yöneticilerini “kaza yapan şoförlere” benzeterek, “Kaza yapan şoföre araba kullandırılmaz” ifadesini kullandı.
Babacan, yaşananların ardından mevcut yöneticilerle devam edilmemesi gerektiği görüşünü dile getirirken kurumların başına yeni bir ekibin getirilmesini istedi. Yönetim değişikliğini sistemin yeniden işlemesi açısından gerekli gördüğünü belirten Babacan, yeni kadroların göreve başlaması gerektiğini savundu.
“YANGIN DAHA KÜÇÜKKEN SÖNDÜRÜLMELİYDİ”Fon krizini kriz öncesi, kriz dönemi ve sonrasındaki süreçler üzerinden değerlendiren Babacan, ilk aşamada gerekli tedbirlerin alınmadığını öne sürdü. SPK mevzuatındaki piyasa dolandırıcılığı suçuna işaret eden Babacan, işlemlerin arka planı incelendikçe farklı piyasa dolandırıcılığı örneklerinin ortaya çıkabileceğini söyledi.
Sorunların daha erken aşamada tespit edilmesi gerektiğini savunan Babacan, “yangın” benzetmesini kullanarak sürecin büyümeden durdurulması gerektiğini ifade etti. Fonlarla bağlantılı soruşturma sürerken Borsa İstanbul’daki bazı hisselerde manipülatif işlemler ve şüpheli para transferleri iddiaları da soruşturmanın konuları arasında yer alıyor.
MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU ÇAĞRISIBabacan, fon soruşturmasının TBMM tarafından da incelenmesi gerektiğini belirterek Meclis araştırma komisyonu kurulmasını istedi. Yargının başlattığı incelemelerin ve Devlet Denetleme Kurulu çalışmalarının yanında yasama organının da sürece dahil olmasını savunan Babacan, üç ayrı denetim kanalının birlikte işlemesinin yararlı olacağını ifade etti.
Meclis denetiminin kamuoyuna daha açık bir süreç sağlayacağını söyleyen Babacan, araştırma komisyonunun olayların ortaya çıkarılması ve şeffaflığın sağlanması açısından işlev görebileceğini savundu. Babacan’ın açıklamasına göre yargı, yürütme ve yasama organlarının kendi yetki alanlarında inceleme yürütmesi gerekiyor.
TAM ZAMANLI VE TAM YETKİLİ GÖREV GÜCÜ ÖNERİSİBabacan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan yapının mevcut çalışma biçiminin yeterli olmayacağını savunarak fon krizinin tam zamanlı çalışacak özel bir görev gücü tarafından ele alınması gerektiğini söyledi. Çalışmanın belirli aralıklarla yapılacak toplantılarla yürütülemeyeceğini belirten Babacan, ekibin gece gündüz konu üzerinde çalışması gerektiğini ifade etti.
Önerdiği görev gücünün sermaye piyasalarını ve bankacılık sistemini bilen, kamu kurumlarının işleyişine hâkim uzmanlardan oluşması gerektiğini belirten Babacan, ekibin tam yetkiyle çalışmasını istedi. Krizin karmaşıklığı nedeniyle çalışmaların aylar sürebileceğini söyleyen Babacan, fon krizinin bundan sonraki aşamalarının yönetilmesi için söz konusu yapının kısa sürede oluşturulması gerektiğini savundu.
YATIRIMCILARIN KAYIPLARI VE GÜVEN VURGUSUFon krizinde yatırımcıların yaşadığı kayıplara da değinen Babacan, iyi niyetli yatırımcıların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini söyledi. Sermaye piyasalarındaki güvenin yeniden sağlanmasına yönelik atılan adımları yeterli bulmadığını ifade eden Babacan, denetim yapan kurumların herhangi bir ismin ortaya çıkmasından çekinmeden görevlerini sürdürebilmesi gerektiğini savundu.
SPK ise tasfiye sürecindeki bazı yatırım fonlarında yatırımcılara ara ödeme yapılacağını açıkladı. Açıklanan uygulamaya göre belirlenen fonlardaki 1 milyon liraya kadar net yatırımların tamamının, daha yüksek tutarlardaki yatırımlar için ise ilk aşamada 1 milyon liranın ödenmesi öngörülüyor.
BABACAN’DAN YOLSUZLUK AÇIKLAMASIBabacan, fon krizine ilişkin açıklamalarının yanı sıra sosyal medya hesabından yolsuzluk kavramına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Yolsuzluğun yalnızca devlet parasının çalınması veya rüşvet alınmasıyla sınırlı olmadığını savunan Babacan, devletin gücü ve imkânlarının kişinin kendisi, partisi, yakınları veya belirli bir grubun çıkarı için kullanılmasını da yolsuzluk ve haksız kazanç kapsamında değerlendirdi.
Babacan, devletteki görev ve yetkinin kişinin kendisi, akrabaları veya arkadaşları için çıkar sağlamak amacıyla kullanılmasından belirli kişi veya şirketlere kazanç sağlayacak imar düzenlemelerine kadar çeşitli uygulamaları örnek gösterdi. Kamu kaynaklarının ve yetkilerinin kullanım biçiminin yolsuzluk tartışmasının bir parçası olduğunu belirten Babacan, yolsuzluk yapanların kim olduğuna bakılmaksızın hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
“ADRESE TESLİM” İHALELERİ DE SAYDIKamu ihalelerine ilişkin uygulamaları da sıralayan Babacan, gerçek rekabetin ve yarışmanın ortadan kaldırıldığı, davet veya doğrudan temin gibi yöntemlerle belirli bir kişinin kazanacağı şekilde hazırlanan ihaleleri yolsuzluk kapsamında değerlendirdi. Bir iş, izin veya ruhsat karşılığında hediye, ayrıcalık, siyasi destek ya da başka bir menfaat elde edilmesini de aynı çerçevede ele aldı.
Babacan’ın sıraladığı örnekler arasında kamu yetkisinin belirli kişi ve şirketlere ekonomik avantaj sağlayacak biçimde kullanılması da yer aldı. Açıklamasında yolsuzluk kavramını yalnızca doğrudan para transferi veya rüşvet üzerinden tanımlamadığını belirten Babacan, kamu gücü kullanılarak çıkar sağlanmasına ilişkin farklı uygulamalara dikkat çekti.
DEVLET İMKÂNLARININ PARTİ VE KİŞİSEL İŞLERDE KULLANILMASIBabacan, devlet veya belediyelere ait araçların, binaların, çalışanların ve diğer kamu imkânlarının parti faaliyetlerinde ya da kişisel işlerde kullanılmasını da yolsuzluk olarak değerlendirdi. Bazı kişi ve grupların siyasi düşüncesi, kimliği, inancı, bölgesi veya aidiyeti nedeniyle devlet imkânlarından ayrıcalıklı şekilde yararlandırılmasının da aynı kapsamda ele alınması gerektiğini savundu.
Kamu gücünün kullanımında kişisel, siyasi veya grup çıkarının belirleyici olmaması gerektiğini ifade eden Babacan, görev ve yetkilerin sağladığı imkânlardan belirli çevrelere menfaat oluşturulmasının haksız kazanç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
YOLSUZLUĞU GİZLEMEYE İLİŞKİN AÇIKLAMAYolsuzluğu gördüğü halde gizleyen, soruşturulmasını engelleyen veya denetimle görevli kurumların çalışmasına müdahale eden kişilere de değinen Babacan, söz konusu davranışları da yolsuzluk kapsamında değerlendirdi. Kamu görevinden ayrılan kişilerin yasal sınırlamalara aykırı biçimde daha önce denetledikleri sektör veya kurumlarda görev almalarını ve görev sırasında edinilen bilgi, belge ya da nüfuzu kişisel veya ticari çıkar amacıyla kullanmalarını da sıraladığı örnekler arasına aldı.
Babacan, kamu görevinden kaynaklanan yetki ve bilgiye bağlı menfaatlerin görev süresi sonrasında da ortaya çıkabileceğine işaret ederek yolsuzlukla mücadele yaklaşımının farklı çıkar ilişkilerini kapsaması gerektiğini savundu.
GERÇEK DEĞERİNİN ALTINDA EV ALMA ÖRNEĞİBabacan, devlet gücü kullanılarak sağlanan bir menfaat karşılığında bir evin gerçek değerinden daha düşük bedelle satın alınmasını da yolsuzluğa örnek gösterdi. Açıklamasında kamu gücü ile elde edilen menfaat arasındaki ilişkiye dikkat çeken Babacan, yolsuzluğun yalnızca doğrudan para alışverişi biçiminde gerçekleşmediğini ifade etti.
Siyasetçilerin yolsuzlukla mücadele konusunda yalnızca açıklama yapmakla yetinmemesi gerektiğini savunan Babacan, sıraladığı davranışların yolsuzluk olarak görülmemesi ve bunlarla etkili biçimde mücadele edilmemesi halinde “yolsuzluğa karşıyım” açıklamasının tek başına yeterli olmayacağını söyledi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:111
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Ekim 2026 08:16 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















