Ankara24.com
close
up
500 Bin Sosyal Konut Kampanyası: Mesken sadece bir ev midir? Düşünce Günlüğü Haberleri

500 Bin Sosyal Konut Kampanyası: Mesken sadece bir ev midir? Düşünce Günlüğü Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.

İnsanın kendi varlığını ve sükunetini sağlayamadığı bir mekâna sahip olmaması, manevi varlığını oluşturan temel unsurları tehdit eder. Mal canın yongasıdır, denir. Biz de şöyle diyelim: Mesken, insanın onurunun, şerefinin, mahremiyetinin ve müstağniliğinin esasıdır.

Dr. Yunus Emre Aydınbaş / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın başlattığı 500 Bin Sosyal Konut Kampanyası toplumun geniş kesimlerinde heyecan ve beklenti uyandırdı. Vatandaşlar sadece kampanyanın teknik detaylarını sormuyorlar. Aynı zamanda kampanya kapsamındaki bazı iş ve işlemlerin dini hükmü de ciddi merak konusu. Mesele iki farklı cepheden ele alınmakta. Bazıları kampanyadan yararlanılmasında herhangi bir mahzur görmezken bazıları kampanya detayındaki bazı işlemleri uygun görmüyor. Konunun fıkhi boyutu hakkındaki soruların hacmine bakılırsa İslam fıkhı hala çoğu kimse için önemli bir referans. Bu durum, başlı başına değerlendirilmeyi hak eden bir konu.

ÇEKİNCELER NELER?

Kampanyanın meşruiyeti hakkında oluşan fıkhi çekinceler üç başlıkta toplanıyor:

Fiyat Belirsizliği: Bazı fıkıh uzmanları, vâdeli bir satışta “bedelin açık ve kesin olarak belirlenmiş olması” (malumiyet) şartı üzerinde durmakta ve kampanyadaki taksit tutarlarının memur maaş artış oranına göre değişmesini, ciddi bir belirsizlik (cehalet-i fâhişe) olarak görmekte. Cehalet-i fâhişe ise akdi geçersiz kılan durumlardan biri.

Mukayyed Belirsizliğin Sınırı: Eleştiri getiren alimler, enflasyon ya da memur maaşı artışına endekslemenin, mukayyed (sınırlı) belirsizlik kapsamında değerlendirilemeyeceğini, çünkü bu oranların önceden kesin olarak bilinemediğini ifade etmektedirler. Bazı görüşler, fiyat artışlarının belirsizliği nedeniyle projenin şüpheli olduğunu belirtmişlerdir.

Faiz Şüphesi: Ödemede, enflasyon farkı veya maaş artışını baz alan güncellemeler, bazılarınca faize benzer bir yapı oluşturduğu gerekçesiyle şüpheyle karşılanıyor. Konuya çekinceli yaklaşanlar, artışların enflasyona endekslenmesinin doğurduğu belirsizliğin, faiz yasağının arkasından dolanılması gibi bir sonuca yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Faizli İşlemler Yapan Bankaların Rolü: Kampanyaya aracı olan üç bankadan ikisinin faizli bankalar olması şüpheyle karşılanmakta. Aslında bu bankaların projedeki rolü teknik aracılıktan ibaret. Fakat faizli sistemle -dolaylı da olsa- ilişki kurulması sakıncalı görülüyor.

Ortaya konan çekinceler, formel akit hükümlerine dayanmakta. Diğer yandan kampanyanın ülkemizdeki temel bir ihtiyaca cevap vermeyi amaçladığı herkesçe kabul edilen bir husus. Acaba projenin amaçları ile İslam hukukunun amaçlarını (makâsıd-ı şerîa) birlikte değerlendirmek bize nasıl bir pencere açar? Bu yazı bu sorunun cevabını arıyor.

Öncelikle, TÜİK verilerine göre ülkemizde, aile tüketim harcamalarının ortalama yüzde 26’sını barınma giderleri oluşturuyor. Bu oran en yoksul yüzde 20’lik kesimde yüzde 33,23’e yükselmekte. Gıda harcamaları da eklendiğinde, dar gelirli bir aile bütçesinin yüzde 60’tan fazlasını sadece barınma ve gıdaya harcamak durumunda. Bu veriler, ekonomik veriler olmanın ötesinde sosyal bir gerçekliğe işaret ediyor. Dolayısıyla, konut meselesi sadece “ticari bağlamlı bir zenginleşme” meselesi olarak görülmemeli, aksine yol açtığı bütün sosyal boyutlarıyla ele alınmalıdır. Doğrusu ekonomik ve sosyal olguların çok boyutlu olarak birbirini etkilemesi, bu alanların birbirine geçtiği hassas konularda değerlendirme yaparken genel şablonların ötesinde düşünmeyi mecbur kılmaktadır. Bu, bize Hanefi fıkıh karakteristiğinin temel prensiplerinden biri olan istihsanı hatırlatır.

Bilindiği gibi istihsan, nasslarda verili genel hükümleri veya formel kriterleri, belirli dar alanlarda uygularken bazı hassasiyetleri, yani muhtelif zorlukları, kamu yararını, örfü, ihtiyacı ve zorunluluk hallerini dikkate alarak istisnai bir yaklaşımla ele almayı öngörür. Dolayısıyla yakıcı sorunlar karşısında, fetva verenler bütün toplumsal mahzurları düşünerek hareket etmek durumundadırlar. Buradaki işlemi “sembolik mantık” önermeleri ile “A, B’den şu şartlarda bir mal alırsa…” şeklinde kazuistik bir temelde ele almak, maalesef fıkhın şablonlarına değse de büyük sosyal sorunları göz ardı edecektir. Şu hâlde sözleşmeye taraf olanların kimler olduğu, sosyal ve ekonomik rolleri ve kategorik durumları görmezden gelinmemelidir. Nitekim söz konusu projede taraflardan biri “temel ihtiyacını karşılamaya güç yetiremeyen gerçek vatandaşlar” diğeri de “onların temel ihtiyaçlarını karşılamakla sorumlu olan devlettir”. Dolayısıyla buradaki ilişkiyi iki gerçek kişi arasında vuku bulan alelade bir ticari ilişki olarak okuyamayız.

MEKÂN VE MESKEN

İnsanın mekân ve mesken ile olan ilişkisi, sadece bir barınma ihtiyacıyla açıklanamaz. Mekân, “var olunan yer” anlamındadır. İnsan için var olmak hem fizyolojik varlığı sürdürmek hem de değersel bir varlık kurmak anlamına gelir. Bu manada mekân, insanın “oluş”unun (keynûnet) ilk koşuludur. Mesken ise sakin olunan, sükûn bulunan, sekînet duyulan yerdir. Bunlar da esasen insanın manevi varlığını oluşturan temel unsurlardır. Nitekim İslâm hukuk felsefesinde, korunması amaçlanan beş temel (makâsıd-ı şerîa) insanın keynûneti, sükûnu ve sekîneti ile yakından ilgilidir. Bu temellerden ilki insan hayatının muhafazasıdır. İkinci temel, akıl emniyetinin yani insanın bilişsel ve psikolojik sağlığının sağlanmasıdır. Üçüncü olarak insanın itikat güvenliğinin sağlanması gelir. Dördüncü temel, her türlü tecavüz ve sömürüye karşı mülkiyet güvenliğinin sağlanmasıdır. Son temel ise yukarıdaki dört temelin bir neticesi olarak insan haysiyetinin ve onurunun muhafazasıdır.

Belirtilen temeller zarûriyâtı yani toplumun ve bireyin varlığı, dirlik düzenliği için vazgeçilmez temel hak ve değerleri ifade eder. Bunun dışındaki konular ise önem sırasıyla hâciyât ve tahsîniyât olarak kategorize edilir. Hâciyyât, zaruret derecesinde olmamakla birlikte birey, aile ve toplum hayatını düzenli biçimde yürümesini sağlayan, karşılanmaması durumunda ise karmaşaya, toplumsal düzeni bozabilecek çeşitli zorluklara sebebiyet verebilecek konuların bertaraf edilmesini kapsar. Tahsîniyât ise bireyin ve toplum hayatının refahını artıran, süsleyen ve güzelleştiren konuları ifade eder. Kişinin, varlığını sürdürecek bir meskenden yararlanması zarûriyâttır, bu konutun kendisinin ve ailesinin sosyo-ekonomik ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte olması hâciyât, konutun estetik ayrıntılara sahip olması ise tahsîniyât kategorinde değerlendirilebilir.

Açıkçası insanın kendi varlığını ve sükunetini sağlayamadığı bir mekâna sahip olmaması yukarıda sayılan bütün temelleri tehdit eder. Mal canın yongasıdır, denir. Biz de şöyle diyelim: Mesken, insanın onurunun, şerefinin, mahremiyetinin ve müstağniliğinin esasıdır.

AİLE KURUMUNUN VE NESLİN DEVAMI İÇİN ELZEM

İnsan onuruna yakışan barınma koşulları, insanı doğal afetlerden, iklim koşullarından ve güvenlik tehditlerinden koruyarak canın korunmasına doğrudan hizmet eder. Başta belirttiğimiz TÜİK verileri, Türkiye’de en yoksul yüzde 20’lik kesimin gelirinin yaklaşık yüzde 60’ının barınma ve gıda için sarf edildiğini göstermektedir. Bu koşularda devletten beklenen, insanları boyunlarını büken bu külfetten kurtarmasıdır. Bahse konu olan proje, sosyal konut kampanyası mahiyetindedir. Nitekim yapılacak konutların evsafına bakıldığında, bunların zorunlu barınma ihtiyacını kifayet miktarınca karşılayacak nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

Böyle bir destek, aile kurumunun ve neslin devamı için de son derece elzemdir. Çünkü evlilik yapamayan gençlerin, en önemli gerekçesi ekonomik yetersizlik ve barınma endişesidir. 500 Bin Sosyal Konut Kampanyası’nda 18-30 yaş arasındaki gençlere özel yüzde 20 kota ayrılması, kampanya planlanırken aile kurumunun ve beraberinde toplumun devamlılığının da hesaba katıldığını göstermektedir.

Bir diğer konu ise insanın ekonomik güvenliğinin sağlanmasıdır. Bilindiği gibi İslam, iktisadi kaynakların israf edilmesini yasaklar. Yüksek kira ve konut fiyatları nedeniyle ailelerin gelirlerinin büyük kısmının barınmaya sarf edilmesi gıda, eğitim, sağlık gibi diğer temel ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırmaktadır. Sosyal konut projesi, bu anlamda malın daha dengeli kullanımına ve insanların refahının artmasına imkân sağlaması beklenebilir. Böylece insanın bilişsel ve psikolojik emniyeti de sağlanabilir.

KAMPANYAYA KATILMANIN BİR SAKINCASI VAR MI?

İslam ticaret hukukunun pek çok hükümler ve düzenlemeler içerdiği inkâr edilemez. Bununla birlikte bunların daha üst hedeflere hizmet ettiği de göz ardı edilemez. Üst hedeflerden kopmuş hükümler, komutanından kopmuş askerler gibidir. Askerler komutanlara komutanlar ise daha yüksek taktik ve stratejilere, müdafaa ettikleri ülkenin varlık gayelerine bağlıdır. Bu açıdan bir iktisadi ilişkiyi yasak kılan, en temel ilke sömürüdür. Yani iktisadi değerin meşru olmayan, rızaya dayanmayan yollarla ve zayıf olanın aleyhine olarak el değiştirmesidir. Meşru çerçevedeki iktisadi ilişkiyi serbest kılan en temel ilke ise müşterek objektif iyi niyettir. 500 Bin Sosyal Konut Kampanyası devletin kendi imkânlarıyla, zaruri barınma ihtiyacını karşılamaya yönelik atmış olduğu iyi niyetli bir adımdır.

Gerek Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun resmi görüşü gerekse Prof. Dr. Soner Duman (bkz; ticaretilmihali.com) gibi fıkıh uzmanlarının kanaatleri bu kampanyadan yararlanmakta sakınca olmadığı yönündedir. Bu görüş lehinde olmak üzere şu temel gerekçeleri sıralayabiliriz:

TOKİ projesi, henüz mevcut olmayan konutların satımını içerdiğinden, klasik fıkıh terminolojisinde istısnâ akdi kapsamında değerlendirilir. İstısnâ akdi, sipariş yoluyla bir mal yaptırtarak gerçekleştirilen satın alma işlemidir. Bu tür işlemlerde bedelin baştan peşin ödenmesi şart olmadığından, proje istısnâ akdinin şartlarına uygundur.

Özellikle devlet gibi, kamu adına iş yapan güçlü kurumlar zaman zaman ukûdu’l-iz’ân denilen bazı akitlerin şartlarını tek taraflı olmakla birlikte belirli hakkaniyet ölçülerine uygun olarak güncelleyebilir. Örneğin, elektrik ve gaz aboneliği devam ederken fiyatlar kamu kurumları tarafından tek taraflı olarak arttırılabilmektedir. Bu hizmeti sağlayan kurumlar bu artışı, abonelerin rızasıyla gerçekleştirmedikleri gibi abone işlemleri esnasında hiç kimse ilerideki artışlardan haberdar olmamaktadır. Buna rağmen kamu yararı doğrultusunda bu tür akitler caiz sayılmaktadır. Söz konusu konut kampanyası da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Kampanyadaki ödemeler, cehâlet-i fâhişeden yani aşırı derecede belirsizlikten ziyade kabul edilebilir derecede (mukayye/sınırlı) bir belirsizlik içermektedir. Prof. Dr. Soner Duman, fiyat belirsizliğinin mutlak değil mukayyed (sınırlı/bağlı) olduğunu vurgular. Taksit artışları rastgele veya keyfi değil, memur maaş artış oranı gibi objektif ve resmi bir kritere bağlanmıştır. İslam fıkhında, ortaklık akitlerinde kâr payının belirli bir orana bağlanması gibi mukayyed yani sınırlı belirsizlikler sorun teşkil etmemektedir. Hanbelî mezhebi başta olmak üzere, bazı mezheplerde istisnâ akdinde belirli esnekliklere izin verilir.

Prof. Dr. Duman, belirsizlik türlerinin çağ ve duruma göre değişebileceğini, klasik fıkıh eserlerinde ele alınmayan modern finansal düzenlemelerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. AAOIFI (İslam Finans Kuruluşları Muhasebe ve Denetim Organizasyonu) gibi modern İslam fıkıh kurumları da istısnâ akdinde belirli düzeydeki belirsizliğe/esnekliğe izin vermektedir.

EN SIK SORULAN SORULARA CEVAPLAR

Enflasyon Ayarlaması: Diyanet’in fetvası, projenin devlet tarafından kâr amacı gütmeden, sosyal yardım ve dar gelirli vatandaşlara destek sağlamak amacıyla yapıldığını vurgular. Enflasyon ayarlamaları ise faiz geliri elde etmek için değil, paranın değer kaybını telafi etmek ve kamunun hakkını korumak amacıyla uygulanmaktadır. Bu niyet farkı, fıkhi hükmü etkiler.

Kura: Kura ile belirleme meşrudur: Dairelerin kat, cephe gibi tali niteliklerinin kura ile belirlenmesi, İslam fıkhında meşru kabul edilir. Sahabe döneminden itibaren ganimet taksimi ve miras paylaşımında kura kullanılmıştır. Bu yöntem, taraflar arasında adaleti sağlama amacı taşır.

KDV Belirsizliği: Anahtar teslim tarihinde ödenecek KDV tutarının baştan belli olmaması, bedelin belirsiz oluşu yönündeki itirazlar konusundaki yaklaşımla değerlendirilir ve fıkhi açıdan sakınca yaratmaz. KDV, devlet tarafından belirlenen yasal bir yükümlülük olup, alıcının kontrolü dışındadır.

Bankaların Rolü: Projeye aracılık eden bankaların rolleri başvuru alma ve ödeme tahsilatı gibi rutin işlemlerle sınırlı teknik aracılıktır. Doğrudan faizli kredi kullanımı söz konusu değildir. Diyanet, vatandaşların projeye başvururken faizli banka kredisi kullanmamaları konusunda açıkça uyarmıştır. Diğer yandan tüm işlemlerin katılım bankacılığı aracılığıyla da yürütülmesine olanak tanınmıştır.

Zaruri midir? Topluma/genele sirayet etmiş zaruri ihtiyaçtır: Toplumsal konut ihtiyacı artık bireylerin takatini aşarak hakiki zaruret halini almıştır.

Bütün bunlar yanında şu hususlara dikkat edilmelidir: Başvuru sahiplerinin doğru bilgi vermesi, projeden gerçek ihtiyaç sahiplerinin yararlanması, faizli banka kredisiyle peşinat veya taksit ödenmemesi gerekmektedir. Barınma konusunda zaruri ihtiyacı olmayanların, dolambaçlı yollarla başvuru yapması ise ahlaken uygun olmadığı gibi kamusal bir vebaldir.

SON SÖZ TOKİ YETKİLİLERİNE…

Sözleşmenin ilgili maddesinin aşağıdaki gibi güncellenmesinin, bu konuda süregiden spekülatif tartışmaların birçoğunu sonlandıracağını, sözleşmeyi dahil adil ve kamu yararına daha uygun hale getirebileceğini umuyorum.

Mevcut Hâli:

"Hak sahiplerinin konutlarına ait kalan borç bakiyesi ve aylık taksitler her yılın Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez, bir önceki 6 aylık dönemdeki Memur Maaş Artış Oranı dikkate alınarak İdarece tespit edilen oranda artırılacaktır. İlk dönemsel artış sözleşme imzalama tarihine göre İdarece belirlenecektir."

Önerilen Hâli:

Hak sahiplerinin konutlarına ait kalan borç bakiyesi ve aylık taksitler her yılın Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez, bir önceki 6 aylık dönemdeki Memur Maaş Artış Oranından fazla olmamak üzere İdarece tespit edilen oranda artırılacaktır. İlk dönemsel artış sözleşme imzalama tarihine göre İdarece belirlenecektir.

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:38
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Kasım 2025 04:03 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Sigara içiyor bahanesiyle dehşet saçtı! Eşinin iş yerini basıp 13 kez bıçakladı

28 Şubat 2026 00:30see178

Oyuncu İbrahim Yıldız yaşam mücadelesini kaybetti Sözcü Gazetesi

28 Şubat 2026 00:39see177

Son Dakika Aylardır yoğun bakımdaydı! Genç oyuncu İbrahim Yıldız hayatını kaybetti

28 Şubat 2026 00:19see172

Donald Trump tan Küba çıkışı: Belki dostane bir şekilde ele geçirebiliriz

28 Şubat 2026 01:29see171

FETÖ firarisi eski asker yakalandı

28 Şubat 2026 01:25see170

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

28 Şubat 2026 00:03see169

Bakan Çiftçi: Kamu düzeninin sağlanması noktasında, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çok önemli mesafeler kat edilmiştir

28 Şubat 2026 00:26see169

Cumhurbaşkanı Erdoğan dan 12 Dev Adam a tebrik

28 Şubat 2026 02:30see166

Nuri Şahin: Galibiyetten dolayı çok mutluyum Rams Başakşehir Haberleri

28 Şubat 2026 00:17see166

Osmaniye de el bombalı saldırının failleri 472 saatlik kamera incelemesiyle belirlendi; 4 şüpheli tutuklandı Osmaniye Haberleri

28 Şubat 2026 00:51see164

Sinan Burhan dan çarpıcı kulis! CHP de 65 milletvekili isyan bayrağını çekti

28 Şubat 2026 02:40see163

İstanbul’da zehir tacirleri jandarmaya ateş açtı

28 Şubat 2026 00:55see161

Trump: İran ile anlamlı bir anlaşma olmalı

28 Şubat 2026 03:27see160

Laikler ve Siyonistler Hüseyin Likoğlu

28 Şubat 2026 04:04see160

Dinçel Apartmanı davasında 5 sanığa beraat Malatya Haberleri

28 Şubat 2026 02:25see159

Halep’e yeşil dokunuş Politika Haberleri

28 Şubat 2026 04:03see159

Meclis üyesi kendi futbol kulübüne belediyeden bağış yaptı Yerel Gündem Haberleri

28 Şubat 2026 04:03see158

Sinemanın turnusolu: Gazze Sinema Haberleri

28 Şubat 2026 04:03see158

Dusan Alimpijevic: Daha agresif olmamız gerekiyordu

28 Şubat 2026 00:43see158

Kur’an Günlüğü 10. cüz Mümin savaş meydanında bile Allah’ı zikreden kişidir Mahmut Ay

28 Şubat 2026 04:05see157
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları