100 bin dolarlık ATM vurgunu nasıl gerçekleşti? Bu işaretlere dikkat!
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri dün, sahte döviz kullanılarak dolandırıcılık yapanlara yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde bir operasyon gerçekleştirdi. Yapılan incelemelerde şüphelilerin sahte olduğu belirlenen 50 dolarlık banknotları banka ATM’leri aracılığıyla sisteme dahil ettikleri, ardından farklı banka ATM’lerinden dövizi Türk lirası olarak çekip haksız kazanç sağladıkları belirlendi.
Çok sayıda işlem gerçekleştirdikleri belirlenen şüphelilerin, bu yöntemle toplam 102 bin 750 dolar tutarında zarara neden oldukları saptandı. Çalışmaların ardından, dün sabah saatlerinde İstanbul merkezli Artvin, Bursa, Edirne, Samsun ve Diyarbakır’da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 9 şüpheli gözaltına alındı.
Bilindiği üzere bankamatikler sahte banknotları tespit edebilecek teknolojiye sahip. Peki nasıl oldu da dolandırıcılar ATM’lere 50 dolarlık banknot yükleyebildi? Adli bilimler uzmanı Ömer Erdem ve siber güvenlik uzmanı Osman Demircan, sorularımızı yanıtladı.
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Googleüzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’da tercih edilenkaynak olarak ekleyin
Adli Bilimler Laboratuvarı’nda çalışmalar yürüten Ömer Erdem, dolandırıcıların sahte 50 dolarlık banknotları ATM'ye nasıl yükleyebildiği sorusuna, ATM'lerin sahte para tespit cihazı olmadığının ve bankamatiklerin banknot doğrulama sistemine sahip otomatik kabul makineleri olduğunun altını çizerek başladı.
"KALİTELİ SAHTECİLİK SÖZ KONUSU OLABİLİR"
ATM'lerde genellikle boyut, kalınlık, manyetik mürekkep ve UV sensörleri ile kızılötesi sensörler ve optik görüntü karşılaştırmaları bulunduğunu belirten Ömer Erdem, ATM'nin karar verme süresinin milisaniyeler düzeyinde olduğunu vurgulayarak, “Bu nedenle ATM ‘Bu banknot büyük ihtimalle gerçek’ veya ‘Bu banknot büyük ihtimalle sahte’ diye karar verir. Bazen gerçek banknot üzerinde leke veya bir bölümünde kopma ya da katlama var ise ATM bu parayı sahte olarak kabul edilebilir” değerlendirmesini yaptı. Bu nedenle de çok kaliteli sahtecilik söz konusu ise sahte banknotların bazı ATM'leri yanıltabileceğini belirtti.
Gerçek 200 liralık banknotun UV altındaki görüntüsü. Görsel: Ömer Erdem
Olayın bir hack mi yoksa donanıma yönelik bir işlem mi sorusuna ise, Ömer Erdem, mevcutta ATM yazılımının hacklendiğine dair bir bilgi bulunmadığını aktararak, “Bu nedenle şu an için daha olası senaryo, ATM sistemini kandırabilecek kalitede banknot üretilmesi. Yani olayın merkezinde siber saldırıdan çok, yüksek kaliteli sahtecilik olması daha muhtemel” açıklamasını yaptı.
Siber güvenlik uzmanı Osman Demircan ise, şüphelilerin, sahte 50 dolarlık banknotları ATM’ye yatırıp sisteme gerçek para gibi dahil etmelerinin ve sonra farklı ATM’lerden TL olarak çekmelerinin, ATM’lerin normalde sahte banknotu tespit etmek için kullanılan sisteminin sahte paranın tasarımı ile manipüle edilmesi gibi göründüğünü belirtti. Demircan açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Modern para kabul/para geri dönüşüm modülleri banknotu kabul etme, doğrulama, sınıflandırma ve bazı durumlarda tekrar müşteriye verme işlevleri ile çalışıyor. Bu cihazlarda görünür ışık, kızılötesi, ultraviyole, manyetik ve benzeri kontroller bulunabiliyor. Ama bu asla ‘ATM’den asla sahte para geçmez’ ya da ‘Kaliteli sahte banknot yapılamaz’ ve ‘ATM’nin döviz doğrulama profili, cihaz modeli, yazılım güncellemesi, sensör kalibrasyonu veya işlem izleme kurallarındaki eksiklikler nedeniyle sistem kandırılmış olamaz’ anlamına gelmiyor.
Peki bu işlemlerin Türk lirası ile yapılması da mümkün mü?
Ömer Erdem de Osman Demircan da bu soruya “Teorik olarak evet” cevabını verdi. Ancak ikisinin de ilave değerlendirmeleri mevcut.
Ömer Erdem, “Teorik olarak evet. Pratikte ise daha zor olabilir” diyerek, bu durumu şöyle gerekçelendirdi:
“Çünkü Türk lirası banknotlarında UV ve IR güvenlikleri ile emniyet şeritleri, mikro yazılar, renk değiştiren mürekkepler ve gizli görüntüler bulunmakta. Özellikle yeni nesil TL banknotları ATM sistemleri tarafından çok yoğun şekilde öğrenildi ve optimize edildi. Ancak dünyada daha önce euro, sterlin, dolar ve yen için ATM'leri kandıran sahte banknot vakaları görüldü. Dolayısıyla, yeterince kaliteli üretilirse sahte TL'nin de ATM'yi yanıltması teorik olarak mümkün. Ancak üretim maliyeti ve teknik zorluk oldukça yüksek.”
Osman Demircan da bu soruya “Teorik olarak evet” cevabını verdi ve sahte Türk lirasının da ATM’ye yatırılmaya çalışılabileceğini ancak başarılı olunup olunamayacağının tamamen ATM’nin banknot doğrulama kapasitesine, banknotun sahtelik kalitesine ve bankanın kontrol kurallarına bağlı olduğunu dile getirdi. TL banknotlarında holografik şerit, emniyet şeridi, filigran, bütünleşik görüntü, kabartma baskı gibi güvenlik özellikleri bulunduğunu anımsatan Demircan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“TCMB, dolaşımdaki banknotların güvenlik özelliklerini yayımlıyor, ayrıca sahte banknotlara ilişkin takip/inceleme mekanizmaları var. Bu nedenle ‘TL için de kesin yapılır’ demek doğru olmaz ama teorik olarak denenebilir. Bankalar bu nedenle ATM ve işlem izleme kontrollerini sürekli güncel tutmak zorunda.”
Haberin girişinde de belirttiğimiz üzere, dolandırıcılar bu yöntemle yaklaşık 103 bin dolar zarara neden oldu. Bu dolandırıcılığın 50 dolarlık banknotlarla yapıldığı düşünülünce de şüphelilerin gerçekleştirdiği işlem sayısının hayli fazla olduğu anlaşılıyor. Burada da akıllara, “Bu kadar işlem nasıl fark edilemedi” sorusu geliyor. Ömer Erdem bu konudaki değerlendirmesinde, olası senaryoyu şöyle anlattı:
“ATM ilk aşamada kabul etti ve banknotu aldı. Sistem onu ‘muhtemelen gerçek’ olarak işaretledi. Dolayısıyla müşteri hesabına bakiye geçti. Nihai inceleme sonradan yapılmış olabilir. Birçok bankada ATM'den gelen para, merkez sayım merkezlerine gönderilir. Daha gelişmiş makinelerde tekrar kontrol edilir. Sahte banknotlar burada fark edilmiş olabilir. Haberde çok sayıda ATM kullanıldığı belirtiliyor, bu durumda her ATM az miktarda işlem görmüş ve anomali tespiti gecikmiş olabilir. Yani bankalar normalin dışında 50 dolar olmasını geç tespit etmiş ve bu konu gündeme geç gelmiş olduğu için bu kadar büyük bir zarar yaşanmış olabilir. Veya sahte paraların kalitesi yüksek olabilir; bu ihtimal en tehlikeli olan senaryo. Yani banknotlar UV'den, manyetik sensörden ve görsel sensörden geçebilecek kadar iyi bir kalpazanlık mahsulü olabilir. Bu durumda ATM'nin hata yapması mümkün.”
Osman Demircan da burada birkaç ihtimale dikkat çekerek, “Birinci senaryo, ATM sahte banknotu ilk aşamada gerçek gibi kabul ettiyse işlem bankacılık sisteminde normal para yatırma işlemi gibi görülmüş olabilir” dedi.
İkincisinin ise, işlemlerin farklı ATM’lere, farklı zamanlara veya farklı hesaplara bölünmesi olduğunu dile getirdi ve “Tek tek bakıldığında işlemler düşük riskli olarak algılanmış olabilir” dedi. Demircan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Üçüncüsü, sahte banknot fiziksel olarak ATM’den toplandıktan sonra, nakit sayım aşamasında veya arka ofis kontrollerinde fark edilmiş olabilir ki böyle bir durumda tespit anlık değil, sonradan olur. Dördüncü ve sonuncusu ise, bankanın fraud/AML (dolandırıcılık ve kara para aklama risklerini tespit eden izleme kuralları) senaryolarında aynı kupürde çok sayıda döviz yatırıp kısa sürede TL çekme gibi olası özel bir kural zayıf kalmış olabilir.”
Gerçek 50 dolarlık banknotun incelemelerdeki görüntüsü. Görsel: Ömer Erdem
Haberde, şüphelilerin 50 dolar banknotlar kullanarak işlemleri gerçekleştirdiği yazıyor. Peki özellikle 50 doların kullanılmasının ardında bir sebep var mı? Neden 50 dolarlık banknot?
Ömer Erdem, bu soruya şu cevabı verdi:
“Sahtecileri her zaman en karlı eylemi gerçekleştireceği varsayımında bulunsak da bu varsayım tam olarak doğru değil. Bir sahteci/kalpazan en düşük riski ve en yüksek kârı amaçlar, yani yakalanma riskini minimize ederken kârını yükseltebileceği senaryoyu oluşturur. Örneğin 100 usd veya 500 euro ve 200 TL, dolaşımdaki en büyük banknotlar olması nedeniyle herkesçe kontrolü daha dikkatli yapılan banknotlar. Bu nedenle genelde sahteciler en yüksek banknotların sahtesini üretmenin riski arttıracağını varsayarak bunu basmazlar. Bunun yerine en düşük 1usd, 5 euro veya 5 TL de üretmezler çünkü bu da kâr oranını çok düşürecek, hatta belki üretim maliyetlerini bile karşılamayacak kadar bir basım olabilir.”
Bunlara ilaveten banknotun türünün de kârı etkileyen bir unsur olduğunu aktaran Erdem, normal şartlar altında bir kalpazanın daha yüksek kâr getirisi için euro basmaya çalışmasının kulağa daha mantıklı gibi gelebildiğini ancak genelde bu tarz sahtecilik vakalarıyla hep USD’nin anıldığını söyledi ve bunun nedenini ise şöyle açıkladı:
“Birincisi euronun dolaşımdaki payı usd’den daha az. Dünyada en çok kullanılan para birimi usd. Bu, paranın dolaşımda dikkat çekmemesi açısından riski düşüren bir unsur. İkinci unsur ise, basım maliyeti. Euro kağıt ve lif yapısı, barındırdığı filigran, hologram vb. güvenlik unsurları bakımından daha çok güvenlik tedbiri barındırması nedeniyle amiyane tabir ile daha külfetli işlemler gerektirir. Bu da sahtecileri USD basmaya iten bir diğer neden. Tüm bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde 50 USD basmak ve onu yakalatmadan sürdürebilmek bir kalpazan için en maksimum kârlı basım yöntemi olabilir.”
Erdem bir de 50 dolarla ilgili bir söylentiye de dikkat çekti:
“Öte yandan, Amerikan Merkez Bankası’na (FED) ait 50 USD’lik para kalıplarının çalındığına ve bu kalıpların uluslararası örgütlerin eline geçtiğine dair bir varsayım mevcut; bu tabi ki teyide muhtaç bir bilgi fakat bu varsayımın doğru olduğunu kabul edersek, kalpazanların ürettiği bir kalıptan çok daha tehlikeli bir durum ortaya çıkıyor. Orijinal kalıplarla sahte olarak basılmış bir paranın teyidini yalnızca düzenleyen kurum seri numaralarının karşılaştırarak yapabilir. Bu durumda da söz konusu banknotların tespiti imkansız bile olabilir. FED’in banknotlarını değiştirmesi gerekir.”
Osman Demircan da benzer bir noktaya dikkat çekti. “Muhtemelen 50 dolar, değer olarak yüksek ama 100 dolar kadar dikkat çekici olmadığı için tercih edildi. Bazı bankalar veya ATM kontrol sistemleri 100 dolarlık banknotlara daha sıkı kontrol uyguluyor olabilir” diyen Demircan, sözlerine şöyle devam etti:
“Denetlemeyi manipüle etmek adına tercih edilmiş olabilir. Şüphelilerin elindeki sahte banknotlar sadece 50 dolarlık olabilir. Soruşturma neticesinde sadece 50 dolarlık banknotlara ulaşılır ise burada dikkat çekmemenin hedeflendiğini kesin olarak düşünebiliriz. Elbette teknik olarak 50 dolar da güvenlik özelliklerine sahip bir banknot. Yani 50 dolar zayıf banknot demek yerine, bu olayda kullanılan sahte üretim veya ATM kontrol profili 50 dolarlık banknotta başarılı olmuş olabilir demek çok daha doğru olur.”
Olayla ilgili haberde, operasyonun farklı şehirlerde gerçekleştirildiği bilgisi yer alıyor. Bu da akıllara “Bu durum bölgesel soruna mı işaret ediyor, yoksa böyle bir dolandırıcılık her ATM'de yapılabilir mi” sorusunu getiriyor.
Gerçek 5 euroluk banknotun incelemelerdeki görüntüsü. Görsel: Ömer Erdem
Ömer Erdem bu konuyla ilgili olarak, “Kesin rapor olmadan cevap vermek zor ancak genel olarak her ATM aynı değildir” dedi ve farklı ATM üreticilerinden çıkan farklı markaların farklı doğrulama teknolojileri kullandığını kaydetti. Ayrıca aynı markanın eski nesil ATM'leri ile yeni nesil ATM'leri arasında da büyük fark olduğunu, ATM’lerdeki sistemlerin bu tarz durumların önüne geçmek için her gün güncellendiğini söyledi ve ekledi:
“Dolayısıyla eğer sorun gerçekten ATM doğrulama eşiğinin aşılması ise, aynı sahte banknot bazı ATM'lerden geçebilirken bazı ATM'lerden geçemez. Eğer banknot gerçeğe çok yakın bir sahtecilik/kalpazanlık mahsulü ise o zaman bu çok daha tehlikeli bir sorundur.”
Osman Demircan da bu işlemin her ATM’de yapılabileceğini düşünmenin yanlış olduğunu belirtti. “Bu tür olaylar genelde, ATM’nin markası/modeli, para kabul modülü, döviz kabul edip etmediği, banknot doğrulama yazılımı, güncellik durumu, bankanın işlem izleme kuralları ve nakit operasyon prosedürleri gibi değişkenlere bağlıdır. Donanımsal bir zafiyet marka ve modele göre değişkenlik gösterebilir” dedi.
Söz konusu olayda, şüphelilerin eylemi farklı illerde ATM’ler kullanarak gerçekleştirmesinin olayın tek bir ATM ile yapılmadığını gösterdiğine vurgu yapan Demircan, ayrıca yaşananların farklı bankaların kullandığı, farklı marka ve model tüm bankamatiklerde aynı açıklık olduğu anlamına gelmediğini belirtti.
O zaman son olarak bütün ATM dolandırıcılıklarında hepimizin aklıma gelen o soruyu da soralım: Dolandırıcılar benden sonra ATM’ye gelip benim yatırdığım parayı alabilirler mi?
Gerçek 5 euroluk banknotun incelemelerdeki görüntüsü. Görsel: Ömer Erdem
Osman Demircan, dolandırıcıların yaptığı iddia edilen şeyin ATM’ye sahte para yatırıp kendi hesaplarına değer oluşturmak ve sonra bu parayı çekmek olduğunu ifade etti:
“Bu, sizden sonra ATM’ye gelen kişinin sizin hesabınıza yatırdığınız parayı hedefleyerek alması anlamına gelmiyor. Evet, bazı modern ATM’lerde cash recycling (ATM’ye yatırılan paranın doğrulandıktan sonra başka müşterilere para çekiminde tekrar verilmesi) mantığı bulunuyor. Yani yatırılan gerçek banknotlar daha sonra başka müşterilere ödeme için kullanılabiliyor. Ancak bu işlem ATM’nin ve bankanın kontrolünde gerçekleşiyor. Dolandırıcı ‘şu kişinin yatırdığı parayı alayım’ diye seçim yapamıyor.
‘Cash recycler’ cihazları yatırılan, doğrulanan ve sınıflandırılan banknotları daha sonra çekim işlemlerinde kullanabilecek şekilde tasarlanıyor. Burada araştırılması gereken, ATM’ye sahte konulan ama banka tarafından doğrulanan banknotları kimlerin çekmiş olduğu. Eğer bu şekilde çekimler gerçekleştiyse şu an dolaşımda sahte 50 dolarların olması çok olası.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:70
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Haziran 2026 11:42 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















