Ziyaret için eleştirilmişti: Erinç Sağkan Akın Gürlek ile ne konuştuklarını açıkladı
Halktv sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve beraberindeki heyet, dün Adalet Bakanı Akın Gürlek'i ziyaret etti. Son dönemde yapılan operasyonlar ve Gürlek'in başsavcı olduğu dönemdeki yargılamalar ve İstanbul Barosu yöneticilerine açtığı davada Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulunun görevlerine son verilmesi nedeniyle Sağkan'ın yaptığı bu ziyaret eleştirileri de beraberinde getirdi.
Halk TV'de Remziye Demirkol'un sunduğu Haber Masası programına katılan TBB Başkanı Sağkan, yaptığı ziyaret nedeniyle kendisine getirilen eleştirilere yanıt verdi.
"YOK SAYABİLECEĞİMİZ BİR MAKAM DEĞİL"Sağkan, ziyaretin bir “hayırlı olsun” kapsamında olduğunu ancak bunun ötesinde kanundan doğan bir zorunluluğa dayandığını vurguladı.
“Türkiye Barolar Birliği ile Adalet Bakanlığı’nın iletişimi isimlerden bağımsız olarak yürümek zorunda. Bu makam bizim görmezden gelebileceğimiz bir makam değil. İsimlerin bu anlamda bizim açımızdan hiçbir önemi yok."
AVUKATLARIN EKONOMİK KRİZİ KONUŞULDUTürkiye'de 209 bin avukat olduğunu hatırlatan Sağkan, genç avukatların yaşadığı ağır ekonomik tabloyu bakanlığa ilettiklerini söyledi.
YILMAZ TUNÇ'U DA ZİYARET ETMİŞ MİYDİ?“209 bin avukatın yüzde 52’si 0-8 yıl kıdemli. Bu meslektaşlarımız ofis açamıyor, emeklerinin karşılığını alamıyor, çok ağır ekonomik sorunlarla karşı karşıya.”
Demirkol, Sağkan'a önceki bakanları da aynı şekilde ziyaret edip etmediğini sordu. Sağkan soruya şu şekilde yanıt verdi:
OLUMLU DÖNÜŞLER ALINABİLİYOR MU?"Biz özellikle Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlarını her dönem ziyaret ederiz. Yeni seçilen ilk İçişleri Bakanı'nı da yakın zamanda ziyaret edeceğiz muhakkak ki."
Sağkan, yapılan bu görüşmelerden dönem dönem olumlu gelişmeler yaşandığını belirtti:
OSMAN KAVALA VE SELAHATTİN DEMİRTAŞ KONULARI DA GÜNDEME GELMİŞ"Biz bunlara ilişkin zaten olumlu gelişmeleri her zaman kamuoyuyla paylaşıp bileşenlerine teşekkür ederiz. Dönem dönem olumlu gelişmeler yaşandı. Tabii bu kadar olumsuz gelişmenin yaşandığı bir süreç de maalesef bu iktidarın yarattığı bir süreç. Bunun altını çizmek gerekiyor öncelikle."
Sağkan, yaptıkları görüşmede Gezi tutuklu Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş konularının gündeme geldiğini söyledi:
TUTUKSUZ YARGILAMALAR GÜNDEME GELDİ Mİ?"Türkiye'de Can Atalay üzerinde Anayasa Mahkemesi kararının, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala özelinde ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının yarattığı ağır anayasal devlet ve anayasal demokrasi krizini oturduk ve izah ettik."
Demirkol Sağkan'a İBB Davası ile gündeme gelen muhalefetin ortak talebi olan tutuksuz yargılamaların da gündeme gelip gelmediğini sordu. Sağkan, ziyaret nedeniyle gelen eleştirilere de yanıt verdi:
TUTUKLU GAZETECİLER İSMAİL ARI VE ALİCAN ULUDAĞ"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı pratiklerinden yaşanan hukuka aykırılıklara bizzat karşı durmuş bir meslek örgütünün başkanlığını yürütüyorum. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilk defa bir baromuzun başkanının ve yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması için dava açıldı.
Buna karşı mücadele etmiş olan bir kurumun başkanlığı görevini yürütüyorum. Tabii bir taraftan da biz her dönem bu tür olumsuz uygulamalara karşı hem yasal mecralarda hem de anayasadan kaynaklanan demokratik haklarımızı kullanarak mücadele ederken aynı zamanda bu tür hukuka aykırı uygulamaları ilgili kurumlara da ilettik.
Bu bizim görevimiz. Biz bu görevimizi oradan bir sonuç alıp almaya endeksli olmaksızın yapmak durumundayız. Az önce ifade ettiğiniz süreçler yani tutuklamaların özellikle ölçüsüz uygulanması, hukuka aykırı uygulanmasının bir cezalandırma aracına dönüşmesinin ceza adalet sisteminde çok büyük bir yanlış olduğunun da altını çizdik."
Sağkan, Gürlek ziyaretlerinde tutuklu gazeteciler İsmail Arı ile Alican Uludağ'ın da gündeme geldiğini belirtti:
GÜRLEK DEVAM EDEN YARGILAMA SÜREÇLERİNE NE DİYOR?"Dün Adalet Bakanı'na gazeteci Alican Uludağ'ın tutukluluğunun, gazeteci İsmail Arı'nın tutukluluğunun 217'ye A kapsamında basın üzerinde yaratılan çok ağır baskının Türkiye'deki ifade hürriyetine dönük yarattığı tehdidin altını çizdik."
Sağkan, Gürlek'in devam eden yargılamalar konusunda yorum yapmasının mümkün olmayacağını söylediğini belirtti:
"Sayın Adalet Bakanı kendisinin bir Adalet Bakanı olarak mevcut devam etmekte olan yargısal süreçlere dair herhangi bir yorum yapmasının mümkün olmayacağını ancak yargının aksayan süreçlerine ve yönlerine ilişkin birlikte çalışarak üretmeyi hedeflediğini bizlerle paylaştı."
Sağkan konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
"Yani bugün Türkiye'de yaşanan hukuk sorunları denildiğinde ilk akla gelen unsurları isim isim sayarak avukat Mehmet Pehlivan'ın tutukluluğunun camiamızda yarattığı derin kaygıyı ifade ettik.
Sayın Adalet Bakanı kendisinin bir Adalet Bakanı olarak mevcut devam etmekte olan yargısal süreçlere dair herhangi bir yorum yapmasının mümkün olmayacağını ancak yargının aksayan süreçlerine ve yönlerine ilişkin birlikte çalışarak üretmeyi hedeflediğini bizlerle paylaştı.
Ancak dediğim gibi ben Türkiye Barolar Birliği'ni temsilen gittiğim bir kamu kurumunda bir bakanlıkta hele ki Adalet Bakanlığı'nda temel olarak bu tür sorunlara işaret ederken önemli olan eleştiriyi şuraya bakmak gerektiğini düşünüyorum eleştiride.
Ben daha önceki Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç'la da sürekli istişare içerisindeydim.
O dönemde bu hukuka aykırılıklar yaşanmaktaydı.
Biz tabii ki sistemin genel sorunlarına hep işaret ediyoruz.
Adalet Bakanının aynı zamanda HSK'nın başkanı olması zaten yargı bağımsızlığına ilişkin en önemli sorunlarımızın başında geliyordu.
Ancak şunu da unutmamak gerekiyor.
Sayın Bakan atandığında ilk cümlelerinden birisi bir programda biliyorsunuz tutuklularla avukatların görüşmesine ilişkin bazı sınırlama düşüncelerinin olduğunu ifade etmişlerdi.
Kendisi bazı gerekçeler koyarak bunu ifade etmişti.
Bu ifadeye ilk tepkiyi gösteren kurum Türkiye Barolar Birliği olmuştur ve peşinden 80 baro aynı şekilde buna ilişkin tepkisini ortaya koymuştur.
Haliyle bu kurumsal ilişkileri biz sürdürürüz ancak yanlışa doğru zamanda ve doğru zeminde dur denilmesi için de harekete geçen kurumlarız.
O nedenle bu kurumsal ilişkiler bizi atalete sürüklemediği müddetçe eleştiri kısmının çok da doğru olduğu inancında olmadığımı paylaşmak durumundayım.
Eleştiriyi samimiyetle yapan meslektaşlarıma da ya da yurttaşlara da bu anlamda serzenişte bulunamam.
Ancak ben şöyle bakıyorum konuya.
Bizim meşruiyet tanımımız tek başına bir şey ifade etmiyor.
Meşru görüp görmememiz de tek başına bir şey ifade etmiyor.
Sonuç olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde bir bakan atama yöntemi var ve bu yöntemle bakanlar atanıyorlar.
Onu meşrulaştırıp meşrulaştırmamaktan ziyade bu tür bir değerlendirme yapıp yapmamaktan ziyade ben kurumların doğru yapılan işe doğru demesini ama yanlış yapılan işe de kurumsal bilgi ve birikimiyle karşı çıkmasının önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Türkiye Barolar Birliği 2021 Aralık ayından itibaren tam da bu noktada durmaktadır.
O nedenle aslında tüm kamuoyunda da benimsenen bir politikası vardır.
Biz her zaman yürütülen hukuka aykırı uygulamaların tam da karşısında yer aldık.
Haksızın karşısında mağdurun yanında yer aldık.
Ancak bunu aynı zamanda o haksızlığın geldiğini düşündüğümüz kurumlarla görüşerek de çözmeye gayret ettik.
Bunda da yanlış anlaşılacak veya oraya meşruiyet kazandıracak bir tavır olduğu inancında değilim.
Çünkü dediğim gibi Türkiye Barolar Birliği bir kamu kurumu niteliğinde meslek örgütüdür, bir sivil toplum kuruluşu değildir.
Haliyle ilgili kamu kurumlarına yaşanan aksaklıkları iletmek de bizzat kendi kanunundan kaynaklanan görev tanımı içerisinde yer almaktadır.
O yüzden Türkiye Barolar Birliği'ne biraz da bu yönüyle bakılması gerektiğini düşünüyorum.
Ancak dediğim gibi Türkiye Barolar Birliği bütün bakanlıklarla görüşür.
Bütün bakanlıklara haksızlıkları, hukuksuzlukları da dile getirir ama o hukuksuzluklar devam ettiği müddetçe de mağdurun yanında etkin şekilde hukuki mücadelesini sürdürmeye devam eder.
Haliyle dediğim gibi bu pencereden baktığımızda Barolar Birliği'nin özellikle 2021 Aralık ayından beri yürüttüğü tutumda, politikada en ufak bir değişiklik bulunmamaktadır.
O nedenle benzetmeye çalıştıkları isimlerin döneminde yaşananları o benzetme yapan arkadaşlarımız otursunlar tekrar bir hatırlamaya çalışsınlar diyeyim ve burada noktalayayım."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:43
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Mart 2026 14:32 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















