Yolu, havası, suyu, elektriği olmayan koca bir şantiye: Hatay
T24 kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Burcu Özkaya Günaydın
Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Tarih boyunca yedi kez yıkılıp yeniden kurulan Antakya, sekizinci yıkımında barınma krizinden altyapı çöküşüne, rezerv alan tartışmalarından demografik değişim korkusuna kadar büyük bir belirsizlikle hâlâ boğuşuyor. Kentin sokakları dev bir şantiyeye dönüşürken, Antakyalılar hem evlerini hem de kültürel kimliklerini koruma mücadelesi veriyor.
Tarihte birçok imparatorluğun merkezi olan Antakya, yedi kez yıkılmasına rağmen hiçbir zaman terk edilmedi. Havası, suyu, bereketli toprakları ve çok kültürlü yapısı bu kenti yüzyıllar boyunca cazip kıldı. 6 Şubat 2023 gecesi bir kez daha yıkıldı. Binlerce insan enkaz altında kalarak hayatını kaybetti, binlercesi yaralandı. Pek çok kişinin cenazesine hâlâ ulaşılamadı. Bu büyük felaketin üzerinden üç yıl geçti.
Depremin ardından ilk aylarda hâkim olan “mutlaka geri döneceğiz” umudu, çok kısa sürede yerini toz içinde kalan bir kente, su kuyruklarına, çadır ve konteynerlerde sürdürülen yaşam mücadelesine ve “unutulmuşluk hissine” bıraktı. Daha iki ay geçmiş geçmemişti ki, kamuoyunun gündemi değişti, depremlerden yerel seçime kaydı. Antakyalı depremzedelerin önemli bir kısmı, seçimlerin ardından neredeyse tamamen unutulduklarını dile getirdi.
Hatay’da yerel seçimler kritik geçti. Deprem sonrası kent dışına çıkan 400 bini aşkın kişi; kalacak yer olmamasına, havaalanının kapalı olmasına rağmen araçlarda yatmayı, otogarlarda kalmayı ve günübirlik gidip gelmeyi göze alarak oy kullanmak üzere Antakya'ya döndü.
Şükrü Kanatlı Mahallesi - Toki binası (Ocak 2026) Elektrik bir var bir yokDepremin üçüncü yılında hâlâ 200 bini aşkın insan konteyner kentlerde yaşamını sürdürüyor. En büyük sorunlardan biri altyapı ve elektrik hatlarının sağlıklı şekilde döşenmemiş olması. Oysa ısınma, yemek ve günlük yaşam tamamen elektrikle sağlanıyor. Elektrik kesildiğinde hayat duruyor. Hatların yetersizliği nedeniyle sık sık kesinti yaşanıyor. Hatta ilk iki yıldan daha fazla... Elektrik kontağından çıkan yangınlar ise konteyner kentlerde yaşayanların en büyük korkusu...
En çok da çocuklu aileler zorlanıyor. Yirmi bir metrekarelik bir konteynerde iki kişi için bile yaşam zorken, birden fazla çocuğu olan aileler hem düzensizlik hem de hareket alanı yetersizliği nedeniyle ciddi sorunlar yaşıyor.
Yıkılan binaların yerinde oluşan boşluklar ise kaba inşaatlarla doldu. Hatay, bugün Türkiye’nin en büyük şantiyesi konumunda.
TOKİ’nin resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre kentte 153 bin konut teslim edildi. Ancak bu konutların bir kısmında çatlayan veya su alan duvarlar, elektrik kesintisi gibi sorunlar yaşanıyor. Dolayısıyla, teslim edilmiş olmasına rağmen birçok depremzede evlere yerleşemiyor. Bazı konutlarda ise anahtar teslimi yapılmış olsa da inşaat bitmiş değil.
General Şükrü Kanatlı Mahallesi Atatürk Caddesi'nin devamı (Ocak 2026) Boşanmalar, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı arttıTürk Tabipleri Birliği adına saha çalışması yapan ve psikolojik destek sunan doktorlara göre, depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen kent ve konut inşaatlarının tamamlanmamış olması, anahtar teslimi yapılan evlerde yaşanan sorunlar nedeniyle yerleşilememesi, siyasi görüş fark etmeksizin tüm depremzedelerin psikolojisini derinden etkiliyor. İlk aylarda hissedilen kimsesizlik duygusu, birinci yıldan itibaren yerini belirsizliğe bıraktı.
Hataylı depremzedelerin üç yıldır sistematik olarak kötü koşullar altında yaşamaya terk edildiğini belirten TTB Merkez Konsey Üyesi Ali Kanatlı, bölgede psikolojik sorun ve rahatsızlıkların da arttığını belirterek, “Boşanmalar, uyuşturucu bağımlılığı ve alkol bağımlılığı arttı. İlk sene kimsenin olmaması, üçüncü sene ise belirsizlik en büyük sorun. Belirsizlik psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor. İnsanlar bu şehirde yarına nasıl, hangi sorunla uyanacağını bilmiyor” dedi.
Öğrenciler şantiye içindeki okullara çamur içinde ulaşıyorİlk iki yıl ulaşım, eğitimde en büyük sorunlardan biriydi. Dersi sabah 08.00’de başlayan bir öğrencinin, yetişebilmek için 06.00’da yola çıkması gerekiyordu. Birçok veli, çocuklarını okula günde iki saat yürüyerek götürdü. İkinci yıl toplu taşıma seferleri artırılsa da birçok öğrenci otostop çekmek zorunda kaldı. Üçüncü yıla gelindiğinde, ulaşım sorunları tamamen çözülmese de önceki iki yıla kıyasla bir iyileşme sağlandı.
Ancak şimdi okullardaki en büyük sorun, elektrik ve su kesintileri ile yolların çamur içinde olması. Bazı okullar şantiyelerin ortasında kaldı. Öğrenciler çamura bata çıka, iş makinelerinin arasından geçerek okula gitmek zorunda.
Defne / Armutlu (2023) Üçüncü yılda iş yapamayan esnaftan ötelenen borçlar isteniyorDepremden önce de sanayinin neredeyse hiç olmadığı, tarımın giderek azaldığı Antakya’da en önemli geçim kaynakları yurtdışı işçiliği, yemek ve din turizmi, Suriye savaşı öncesinde ise sınır ticaretiydi. Depremle birlikte kent ekonomisi neredeyse tamamen durdu. Bugün ekonomideki en büyük sorunlardan biri, Hatay’ın afet bölgesi ilan edilmemiş olması. Afet bölgesi ilan edilseydi esnafın borçları silinecek ve teşvikler sağlanacaktı. Bunun yerine mücbir sebep hali uygulanarak borçlar ertelendi. Ancak bu durum 30 Kasım 2025 itibarıyla sona erdi. Kentte ekonomik hayat hâlâ normale dönmemişken, Hataylı depremzede esnaf iki yıldır ertelenen borçlarını ödemek zorunda kalacak.
“Borcumuz borç ama ötele”Muhasebeci Gül Oruç, 30 Kasım 2025'te mücbir sebep halinin kaldırılması nedeniyle esnafın zorda olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Mücbir sebep 3-4 ay daha uzatılsın diye uğraşıyoruz. Balıkesir'de iki deprem oldu, afet bölgesi ilan edildi. Hatay Türkiye sınırları içerisinde değil mi? Diyoruz ki 'Borcumuz borç ama ötele, biz daha toparlanamadık'. 30 Kasım itibarıyla bitti. Üç yıl boyunca kimseden bir şey almadık. Benim mahallemde beş cenazesi olan bir insanın kapısını çalıp 'KDV ve damga vergisini öde, muhasebe ücretini öde' diyebilir miyim? Böyle bir insafsızlık, vicdansızlık olur mu?”
Rezerv alan tartışmaları sürüyorAntakya’nın çözülmeyen sorunları arasında yeniden inşa ve rezerv alanlar başı çekiyor. Depremden kısa süre sonra çıkarılan rezerv alan yasası, büyük yıkım yaşanan bölgelerde hızlı hareket edebilmek için devletin kontrolü ele alması şeklinde açıklandı. Bu süreçte tapular kişilerin üzerinden düşürülerek devlete geçti.
İlk aşamada Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, rezerv alan içinde kalsa bile sağlam evlerin yıkılmayacağını duyurdu. Ancak süreç bu şekilde işlemedi. Rezerv alan içinde kalan sağlam evlere boşaltma tebligatları gönderildi. Bazı evlerde ise tebligat dahi yapılmadan, hukuki süreç devam ederken yıkım ekipleri kepçelerle alana girdi. Bazı mahallelerde bu duruma karşı nöbet eylemleri başlatıldı. Rezerv alan sorunu hâlâ devam ediyor.
Hatay Mağaracık, Dikmece topraklarını savunduAntakya’nın bir diğer önemli sorunu ise arazilerin kamulaştırılması. Toplu konut ve hastane projeleri kapsamında Dikmece, Gülderen ve Orhanlı mahalleriyle; Samandağ ilçesi Kurtderesi ve Mağaracık mahallelerinde kamulaştırma yapıldı. Dikmece, Kurtderesi, Mağaracık’ta kamulaştırılan alanlar arasında zeytinlikler ve tarım arazileri de bulunuyor. Bu bölgede zeytinliklerini, narenciye ağaçlarının kesilmesini istemeyen halk, nöbet eylemleri yaptı, kepçelerin ağaçları kesmesini defalarca durdurdu.
Dikmece Mahallesi’nde ailesinin çok sayıda zeytinliği nisan ayında kamulaştırılan Meryem Olğar, uzun bir süre mücadele etti. Olğar’ın çocukluğu Dikmece’de geçti. Dikmece toplu konutlardan önce boş araziydi. Eskiden komşularıyla toplandıklarını, doğaya çıkarak yürüyüş yaptıklarını anlatan Olğar, “Şu an binlerce binanın olduğu yeri tanıyamıyorum. Buralarda oturup, yürüyüş yapardık. Şimdi tanıyamıyorum. Kesilen ağaçlar ailemin ferdi gibiydi. Hatay ağacı, zeytini olmayan beton kente döndü” diye konuştu.
“Başkalarını sevindirmek için beni üzüyorlar”Mağaracık’ta narenciye ağaçlarının kamulaştırılmasını istemeyen Bedia Berrak, “Burası bizim yaşam alanımız, biz zengin insanlar değiliz. Her kişinin bir buçuk, iki dönüm bahçesi var. Hepimiz bir barakada yaşadık, başkalarını sevindirmek için beni üzüyorlar. Ben bu iki dönümü almak için çok emek verdim. Yazık günahtır” dedi.
“Hazine arazileri varken neden tapulu ağaçlar kesiliyor”Samandağ Belediye Meclisi’nin Türkiye İşçi Partili üyesi Ferit Diker de Samandağ’ın en büyük mahallelerinden olan Kurtderesi’nde hem yerleşim yerleri hem de tarım alanı olduğuna dikkati çekti. Narenciye ağaçlarının meyvesiyle kesildiğini söyleyen Diker, “Hasadına bir hafta kala mandalina, portakal ağaçları meyvesiyle kesildi. Burada yaşayan insanların geçim kaynağı. İnsanlar ne iş yapacak, geçimini nereden sağlayacak. Hazine arazileri varken neden tapulu narenciye ağaçları kesiliyor” sözleriyle tepki gösterdi.
Kaybolmaya karşı direnen mahalle: AffanAntakyalıların talebi, çok kültürlü, kimlikli ve tarihi yapısı korunmuş bir kentte yaşamak. Başta Mimarlar Odası olmak üzere sivil toplum kuruluşları Antakya’nın aslına uygun şekilde inşa edilmesi için çaba gösteriyor. Ancak hükümet, yerinde dönüşüm ve TOKİ projeleri için kent merkezinde en fazla yıkımın yaşandığı alanları rezerv alan ilan etti.
Antakyalılar, rezerv alan ilan edilen yerlere kendilerinin yerleştirilmeyeceğini ve mülklerini kaybedeceklerini düşünüyor. Birçok kişi rezerv alanın ya da riskli alanın ne anlama geldiğini bilmezken, evlerinin ne zaman teslim edileceğine dair de net bir bilgiye sahip değil.
Hristiyan, Yahudi ve Müslüman inançlarına mensup insanların yüzyıllardır bir arada yaşadığı Affan Mahallesi ise riskli alan ilan edildi. Mahalle sakinlerinin bir kısmı konteyner kentlere taşınırken, bazı sakinler il dışına gitmek zorunda kaldı. Evi sağlam olanlar, mahallede yaşamayı sürdürüyor. Kuşaklardır Affan'da oturan Kemal Arıbaş, kendisi de dahil olmak üzere mahalle sakinlerinin TOKİ’lere gitmek istemediğini, mahallelerinde kalmak istediklerini söylüyor: “Biz bu mahalleyi terk etmek, kültürümüzü bırakmak istemiyoruz. Dünyada üç dine mensup insanın yüzlerce yıl kardeşçe, dostça yaşadığı belki de ender mahallelerden bir tanesidir. Biz bu kültürümüzün yok olmasını kesinlikle istemiyoruz ve lütfen bir an önce çözüm üretilmesini bekliyoruz.” Mahalleli riskli alanın iptali için dava açtı, mahkeme riskli alan kararında bakanlığı haklı buldu. Bu mahkeme kararına da itiraz edildi.
Terzi George’un dükkânı, Barbara’nın evi nerede?Depremden bu yana en çok konuşulan başlıklardan biri de kentin demografik yapısının değişmesi. Hükümet, yeni ev ve çarşıların Antakya’nın demografik yapısı gözetilerek inşa edileceğini söylese de kentte yaşayanların güveni yok.
İstanbul’un silüeti nasıl Tarihi Yarımada dediğimiz Fatih ise Antakya’nın silüeti de tarihi cami, kilise, havrasıyla Affan. Kilise inşa edilirken yanında Terzi George’un dükkânı, Barbara’nın evi olmazsa buraya Antakya diyemeyiz ve bu bir demografik değişim olur. Bu bölgede yer alan yapılar çok özel. Kimisinin Fransızlar döneminde yapıldığı, kimisinin çok daha eski Halepli Ermeni ustaların elinden çıktığı söylenir. Depremin ilk yılında, yıkılan bu yapıların taşları numaralandırıldı ve yetkililer aslına uygun yeniden yapılacağını açıkladı. Fakat bu taşlar, yapıların olduğu yerlerde 2,5 sene boyunca öylece kaderine terk edildi. Birkaç ay evvel ise bir gece bir kepçe geldi, hepsini yıktı. Toplanan taşlar ne oldu, aslına uygun yapılacak mı ya da kim yapacak? Bu soruların hepsi cevap bekliyor.
Resmi makamlar, Hatay’da deprem sonrası kaç yeni konut yapıldığına dair net bir açıklama yapmadı. Yaşayanların demografik yapıya dair kaygısının bir diğer nedeni de, daha önce hiç yerleşim olmayan alanlara binlerce konut yapılması, yeni mahalleler oluşturulması. Bu evlere kimlerin yerleşeceği bilinmiyor.
Binlerce kişinin hâlâ bir mezarı yokDepremin bir diğer acı gerçeği de kayıplar. İlk haftalarda duraklarda ve duvarlarda, kayıp kişilerin fotoğraflarının ve iletişim numaralarının yer aldığı afişler asılırdı. İnsanlar, ‘belki bir gören, duyan olmuştur’ diye umut ediyordu. Depremlerden birkaç ay sonra kayıp aileleri birleşti bir araya geldi, açıklamalar, eylemler yaptı. Kayıp yakınlarının devletten isteği bir kemik, bayramda gidecek bir mezar… Üçüncü yılda sayısı bilinmemekle birlikte hâlâ binlerce kayıp insan var.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:69
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Şubat 2026 15:38 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















