Ankara24.com
close
up
Yılı kapatırken: Hafızaya kazınan anayasal bir ihlal

Yılı kapatırken: Hafızaya kazınan anayasal bir ihlal

Ankara24.com, T24 kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

Elçin Özge Şimşek Çağlayan*

2025 yılı sona ererken geriye dönüp baktığımızda, bu yılın hukuk karnesinde yer alan yüzlerce hukuksuzluk içinde en çarpıcı olanlardan biri ne yazık ki Anayasa Mahkemesi kararlarının sistematik bir biçimde uygulanmaması gerçeği. Açık anayasal hükümlere rağmen bu durumun tekrar etmesi, yalnızca bireysel ihlallerin sürmesine değil; hukuk devleti ilkesinin ve toplumun yargının bağımsızlığına olan güveninin fiilen aşındığı gerçeğine de işaret ediyor.

Yıl boyunca yargı erki tarafından farklı dosyalarda tekrarlanan ve artık istisnai olmaktan çıkan bu tutum, hukuk devletinin teminatı olan anayasa yargısının fiili etkisini ortadan kaldırırken, yargı kararlarının bağlayıcılığına ilişkin derin bir hukuki güvenlik krizini de beraberinde getiriyor.

Bu anayasal sorunun en ağır ve telafisi en güç sonuçları ise hasta tutuklu ve hükümlüler bakımından ortaya çıkıyor. İnsan Hakları Derneği’nin 2025 tarihli raporuna göre, cezaevlerinde tedaviye erişimi kısıtlanan yaklaşık 1400 hasta bulunuyor. Bu kişilerin 230’u yaşamını tek başına sürdüremezken, 105’i bakım desteğine ihtiyaç duyuyor; 188’inin ise sürekli tıbbi kontrole gereksinimi bulunuyor. Bu bağlamda, hasta tutuklu ve hükümlülerin cezaevi koşullarında kapalı kurumda tutulması ve sağlık hizmetine erişiminin kısıtlanması, yalnızca kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının değil, doğrudan yaşam hakkının da ihlali niteliği taşıyor.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararlarının uygulanmaması, anayasal düzen açısından olduğu kadar kişilerin temel hakları bağlamında da kritik önem taşıyor. Çünkü yaşam hakkı, anayasal ve uluslararası insan hakları hukukunda yalnızca devletin öldürmeme yükümlülüğüyle sınırlı kalmıyor; devletin, gözetimi altındaki kişilerin yaşamını koruma, sağlıklarını gözetme ve beden bütünlüklerini güvence altına alma yönünde pozitif yükümlülüklerini de gerektiriyor.

Bu yükümlülükler, tutuklu ve hükümlülerin sağlık hizmetlerine zamanında, etkili ve yeterli biçimde erişimini sağlama, cezaevi koşullarının sağlık durumlarını ağırlaştırmamasını temin etme ve yaşam hakkını riske sokacak uygulamalardan kaçınma sorumluluğunu da doğrudan kapsıyor. Buna rağmen sağlık durumu ağırlaşmış kişilerin tahliye edilmemesi ya da tutukluluğun sürdürülmesi, ölçülülük ilkesinin açık ihlalini gözler önüne seriyor.

Uzayan, ölçüsüz ve sağlık koşullarını ağırlaştıran tutukluluk hallerinin, bir koruma tedbiri olarak değerlendirilmesi mümkün değil. İşkence ve eziyete varan bu tür uygulamalar, cezaya dönüşmüş tutukluluk anlamına geldiği gibi, insan onurunu ve yaşam hakkını da bütünüyle zedeliyor.  Tartışmasız, bu noktada devletin sorumluluğunun yalnızca yargısal değil, doğrudan anayasal ve insani bir sorumluluğun çok ötesinde olması gerekiyor.

İhlalin çarpıcı örneklerinden biri: Tayfun Kahraman

Yüzlerce kayıtlı mağdurun bulunduğu bu tabloda, Anayasa Mahkemesi tarafından hak ihlali tespiti yapılmış olmasına rağmen Tayfun Kahraman’ın sağlık durumu gözetilmeksizin özgürlüğünden yoksun bırakılmaya devam edilmesi, sorunun münferit değil, anayasa yargısının etkisizleştirildiği yapısal bir kriz olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.

Tayfun Kahraman hakkında mevcut koşullar altında bugüne dek, yaşam hakkını önceleyen bir kararın verilmemiş olması, yargının hukuki değil siyasi saiklerle karar aldığı endişesini haklı çıkarıyor. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, temel norm olan Anayasa’yı alt normlar karşısında güçsüzleştirip, bu kararları tavsiye niteliğine dönüştürüyor. Bu haliyle siyasi erkin belirlediği çizgide alınan yargı kararları, hukuki güvenlik ilkesini tartışmalı hale getiriyor.

Bütün bu nedenlerle, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru mekanizmasının fiilen etkisizleştirilmesini tartışmak çok büyük önem taşıyor; zira bireysel başvuru, yalnızca ihlalin tespiti için değil, ihlalin giderilmesi ve benzer ihlallerin önlenmesi amacıyla öngörülmüş, anayasal güvence altındaki etkili bir başvuru yolu olma özelliğini her şeye rağmen koruyor.

Unutulmaması gereken, hukuku askıya alan, Anayasa Mahkemesi kararlarını fiilen etkisizleştiren ve bireyleri özgürlüklerinden mahrum bırakan bu uygulamaların, yalnızca bugünün siyasi konjonktürüne yaslanan geçici bir güç alanı oluşudur. Hukuk devleti ilkesinin sistematik biçimde ihlaliyle kurulan bu “hesap verilmezlik” zemini, şüphesiz kalıcı değil. Tarihsel ve hukuksal deneyim açıkça gösteriyor ki, yargısal sorumluluğun ortadan kaldırıldığı her dönem, bir zaman sonra çok daha ağır bir hukuki ve vicdani hesaplaşmayla yüzleşiyor. Bugün Tayfun Kahraman örneğinde somutlaşan bu hukuk tanımazlık, yalnızca bir bireyin değil, karar alma süreçlerinde yer alan herkesin ileride taşıyacağı kişisel ve kurumsal sorumluluğun da kaydını tutuyor.

2025 yılı kapanırken artık dilek cümleleri kurmanın değil, hukuki sorumluluğu açıkça tarif etmenin zamanı. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, iyi niyete bırakılabilecek bir tercih değil, anayasal bir yükümlülüktür. Hasta tutuklu ve hükümlülerin yaşam hakkını korumak ise ertelenebilir bir insani hassasiyet değil, derhal yerine getirilmesi gereken bir devlet görevidir.

Açıkça vurgulamak ve hatırlatmak gerekir ki:

Anayasal güvenceler askıda kalamaz, yaşam hakkı pazarlık konusu yapılamaz ve yargı kararları uygulanmadıkça hiçbir yıl hukuken kapanmış sayılamaz.

*Avukat

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:174
embedKaynak:https://t24.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 31 Aralık 2025 07:20 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Bakan Çiftçi açıkladı: 12 kişilik Zeyn ailesi teşekkür mektubuyla ülkesine döndü

30 Eylül 2026 19:06see207

Türk Telekom, EuroCup ta Tenerife ye mağlup oldu

01 Ekim 2026 00:57see181

NATO Genel Sekreteri Rutte’den Putin’e mesaj: NATO’yu asla yenemeyeceğini biliyor

01 Ekim 2026 00:20see180

Resmi Gazete yayımlandı! Akaryakıtta Eşel mobil sistemi sona erdi: İşte 1 Ekim 2026 Resmi Gazete de alınan atama kararları

01 Ekim 2026 00:52see175

Fotoğrafın 200 yıllık yolculuğu Sözcü Gazetesi

01 Ekim 2026 03:04see174

The Cinematic Orchestra İstanbul a geliyor

01 Ekim 2026 00:19see171

Arda Güler, Real Madrid de eylül ayının futbolcusu seçildi

01 Ekim 2026 00:28see170

Mescid i Haram da bombalı saldırı girişimi: Ortalığı kana bulayacaktı!

02 Ekim 2026 00:44see169

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ

02 Ekim 2026 00:24see166

Eşref Rüya hayranlarını heyecanlandıran gelişme: Final yaptı derken sürpriz afiş geldi

30 Eylül 2026 18:27see166

Nevşehir de yarış yaptıkları iddia edilen iki otomobil kavşakta kazaya karıştı: 6 yaralı

02 Ekim 2026 01:25see162

İstanbul uçağında akılalmaz olay: Kabin memuruyla yolcuyu ısırdı Sözcü Gazetesi

01 Ekim 2026 00:19see162

Fransa, İngiltere nin AB ye yeniden katılma olasılığına olumlu bakıyor

30 Eylül 2026 17:44see162

Rahatlamak isterken canınızdan olmayın! Boyun kütletmeye ilişkin çarpıcı araştırma

30 Eylül 2026 17:09see161

Contemporary Istanbul a yabancı misafir akın etti

01 Ekim 2026 00:19see159

Ronaldo suz Portekiz den 4 gollü zafer! İşte gecenin sonuçları

02 Ekim 2026 00:38see158

Tekne alabora oldu: 1 polis hayatını kaybetti, 1 polis kayıp Sözcü Gazetesi

30 Eylül 2026 22:02see155

ABD den Suriye ye dair önemli adım Dış Haberler

02 Ekim 2026 01:44see153

Oyuncu Erbulak tan Bakan Mustafa Çiftçi ye edepsizlik!

01 Ekim 2026 00:00see148

Cezayir orman yangını çıkaranlara idam cezası getirmeye hazırlanıyor

02 Ekim 2026 01:17see143
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları