Ankara24.com
close
up
Menu

İran 500 ABD İsrail askeri hedefini vurduğunu açıkladı

Bakan Fidan, Orta Doğu’daki gelişmeleri değerlendirdi

Öldü iddiaları sonrası Netanyahu dan video: Parmaklarını gösterdi, tartışmalar bitmedi Sözcü Gazetesi

Göztepe deplasmanda Galatasaray Daikin i mağlup etti!

İsrail ordusu Batı Şeria da Filistinli anne, baba ve iki çocuğu katlettiğini itiraf etti

İran, ABD İsrail savaşında 14. gün! Savaşta son dakika gelişmeleri

ABD medyası, İsrail in füze savunma mühimmatlarının kritik derecede azaldığını iddia etti

Volkan Kazak: Penaltı pozisyonunu bize açıklamaları lazım!

Son dakika: Kanlı suikast! İran ın en büyük destekçisinin komutanı öldürüldü

35 kişiye mezar olmuştu, deprem firarisi 250 gün sonra yakalandı: 876,5 yıl hapisle yargılanıyor Kahramanmaraş Haberleri

Besni de sağanak yağış ve yoğun sis etkili oldu Adıyaman Haberleri

Rekor fiyata satıldı! Pink Floyd un efsane gitarı tarihe geçti Sözcü Gazetesi

İsrail Başbakanlık Ofisi nden Netanyahu nun öldüğü iddialarına yalanlama

Mutfakta yangın var: Hindistan dan Yalancı LPG planı! Sözcü Gazetesi

Sağlık Bakanı Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan a El Kanun fi t Tıbb kitabını hediye etti

Sultanbeyli de kenevir serasına baskın: 21 kilo uyuşturucu madde ele geçirildi VİDEO İZLE

Gökçek şaşırttı: Adamcağız, isteseydim düşürürdüm Sözcü Gazetesi

Lübnan Sağlık Bakanlığı duyurdu: Ölü sayısı 826 ya, yaralı sayısı 2 bin 9 a yükseldi

Göz önünde değil gizli görüşseydi Yerel Gündem Haberleri

İrfan Saraloğlu ndan iddialı Liverpool açıklaması: Bayram hediyesi vereceğiz Sözcü Gazetesi

“Yeni resmi tarih” mi? Yok artık Yasin Aktay

“Yeni resmi tarih” mi? Yok artık Yasin Aktay

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

Nuray Mert’in K24’te yayımlanan “Hanioğlu’nun Atatürk’ü ve Yeni Resmî Tarih” başlıklı yazısı için öncelikle teşekkür etmem gerekiyor. Türkiye’de her zaman bir yüzleşme ve bir muhasebe konusu olması gereken Kemalizm ve tarih yazımı tartışmalarına hakkını vermeyi önemsediği için. Dahası, tartışmayı önemsediği için. Hakkında en çok yayın yapılan konulardan biri olduğu halde ne Atatürk’ün ne de resmi tarihin doğru dürüst tartışıldığı yok aslında. Atatürk ismi etrafında oluşturulan heroik veya bir noktadan

Nuray Mert’in K24’te yayımlanan “Hanioğlu’nun Atatürk’ü ve Yeni Resmî Tarih” başlıklı yazısı için öncelikle teşekkür etmem gerekiyor. Türkiye’de her zaman bir yüzleşme ve bir muhasebe konusu olması gereken Kemalizm ve tarih yazımı tartışmalarına hakkını vermeyi önemsediği için. Dahası, tartışmayı önemsediği için.

Hakkında en çok yayın yapılan konulardan biri olduğu halde ne Atatürk’ün ne de resmi tarihin doğru dürüst tartışıldığı yok aslında. Atatürk ismi etrafında oluşturulan heroik veya bir noktadan sonra mitolojik bir muhtevaya dönüşmüş söylemlere karşı aynı derecede konuyu tersinden duygusal bir meseleye getirip tepkilerini ortaya koyan söylemler arasında Atatürk’ün ne bir insan olarak ve bir gerçek şahsiyet olarak portresi ortaya çıkıyor ne de yaptıklarının anlamı, getirileri, götürüleri tartışılabiliyor. Bir yerde bir hassasiyet depreşip net görüntünün ortaya çıkmasını engelliyor.

Konuyu rasyonel bir zemine çekme konusundaki her türlü uyarıya açık olmak çok önemli tabii. Ama korkarım Nuray Mert’in tartışmaya girişirken daha başta koyduğu başlıkla yine gerçek görüntünün ulaşmasını engelleyen bir hassasiyeti araya sıkıştırmaktan kendini alıkoyamıyor. Gerek Şükrü Hanioğlu’nun Atatürk’ün Entelektüel Biyografisi başlıklı çalışmasını gerek benim Yeni Şafak’ta 19, 21, 26 ve 28 Ocak tarihlerinde yayımlanan yazılarımda söylediklerimi “yeni resmî tarih” diye adlandırdığı bir eğilimin parçası gibi sunuyor.

“Yok artık!” demekten kendimi alamayacağım bir niteleme bu tabii. Azıcık Kemalizm eleştirisi, Mustafa Kemal hakkında daha örtüsü bile kaldırılamamış, kaldırılması bile hâlâ düşünülememiş, düşünenin önünde hâlâ bir koruma kalkanı bulunan bir sürü tarihi veri açıkça hâlâ baskı altında kilitli dururken hangi ara yeni bir “resmi tarihimiz” doğdu? Hâlâ okullarda çocuklara Atatürk ismi bir tarihi şahsiyet olarak değil, mitolojik bir figür olarak, tek başına bir ülkeyi kurtarmış, düşmanları kahretmiş ve yoktan bir vatan, bir ülke var etmiş olarak okutuluyor.

Bugün insanların demokrasiden yana, insan haklarından veya özgürlüklerden yana en ufak bir şikayetleri olduğunda soluğu Anıtkabir’de almaları, orada şikâyet ve beddua ayinleri düzenlemeleri hangi resmi tarihin geçerli olduğunu hangisinin daha esamisinin bile okunamadığını gösteriyor? Atatürk zamanında bir defa bile seçime gidilmemiş olduğunu, yapılmış hiçbir reformun veya politikanın halka hiçbir zaman sorulmadığını biliyorlar da mı demokrasi talep etmek için Anıtkabir’e koşuyor bu insanlar?

Nuray Mert’in “Tarihçi Şükrü Hanioğlu’nun Atatürk’ün Entelektüel Biyografisi” başlıklı çalışmasını okuyunca, İslamcıların iktidarda olması dolayısıyla Kemalizm eleştirilerinin tarih yazımcılığına yansıdığını veya yeni resmî tarih yazımcılığının artık daha geniş bir kesim tarafından ‘zamanın ruhuna uygun’ biçimde benimsenmiş olduğunu görmüş oldum” deyişini tek kelimeyle veya hafif bir ifadeyle yadırgadığımı söylemek zorundayım. Hanioğlu elbette kendini savunur, benim savunmama ihtiyacı yoktur, ben kendi adıma da aynı eleştiriden bir pay çıkarıyorum ama. Benim de yazılarımda yaptığım eleştirinin, Hanioğlu ile birlikte, sanki AK Parti iktidarında benimsenen bir “yeni resmi tarihi” “zamanın ruhuna uygun olarak” benimsemiş olduğumuzu söylüyor.

Özellikle vurgulamak gerekir ki ne Hanioğlu’nun çalışmaları ne de benim tarih yorumlarım AK Parti iktidarıyla birlikte ortaya çıkmış düşünsel veya siyasi tavırlar. Hanioğlu’nun Osmanlı düşünce dünyası üzerine yaptığı çalışmalar ve modernleşme tartışmalarına getirdiği eleştirel perspektif, 1990’lı yıllardan itibaren akademik literatürde yerini almıştır. Onun Atatürk Biyografisinin esası bile 2011 yılında Berkeley Üniversitesi’nde yayınlanmışken Abdullah Cevdet çalışması yayınlandığında daha AK Parti’nin iktidara geleceğinin işaretleri bile yoktu. Benimse eski arkadaşım Nuray Mert’in de aslında çok iyi bildiği gibi Osmanlı modernleşmesi, İttihatçılık ve Cumhuriyet’in erken dönemine ilişkin değerlendirmelerim de aynı şekilde AK Parti iktidarından çok önce yayımlanan çalışmalarımda açık biçimde yer almıştır.

Burada özellikle AK Parti’ye yakın veya İslamcı veya muhafazakâr entelektüelleri harcamanın en kolay yoluna saptığı için eski arkadaşım Nuray Mert’i anlamakta, aslında her zamanki gibi, zorlandığımı söylemek zorundayım. Bu cenahta entelektüelleri iktidarın istediği doğrultuda tezler üreten, bilgi ve fikir üreten vazifeli entelektüeller, tarihçiler, bilim adamları gibi resmetmeye çalışmak her şeyden önce “eski arkadaşlarına” karşı çok ayıp olmuyor mu? AK Parti’den çok eski zamanlarda bile aynı şekilde düşündüğünü çok iyi bildiği insanların tezlerini iktidar doğrultusunda, zamanın ruhuna uygun olarak şekillendiğini söyleyerek tipik son derece basit bir Kemalist klişeyi tekrarlamaktan başka ne yapmış oluyor.

İşin aslı AK Parti döneminde zannedildiği gibi yeni bir resmi tarih oluşturma yolunda hiçbir çaba yok. Bu konuda daha fazlasını talep eden iktidar değil, entelektüeller. İktidar “aman bir tatsızlık çıkmasın, kimsenin hassasiyetiyle oynamayalım, eski defterler eskide kalsın” modunda.

Bunu da anlamıyor değiliz tabii, neticede Türkiye bugün çoğulcu bir toplum ve tarih anlatılarını deşmek basitçe bir bilimsel merakı gidermekle sınırlı kalmıyor. Tarih bir inanç, itikat ve mitoloji alanına dönüşmüşse orada yapacağınız her şey, söyleyeceğiniz her şey bir yerden sonra başkalarının inancına müdahaleye dönüşüyor. İktidar barış içinde, istikrar ve huzur içinde bir toplum idare etme derdinde. Bu, hassasiyeti koruması bile yine bu iktidarın çoğulculuğa saygısı adına hanesine olumlu yazılabilecek bir şey.

Bugün yeni bir resmi tarihin yazıldığı iddiasına karşı ortaya koyabileceğimiz en makul tepki bunu söyleyenleri Cumhuriyetin ilk dönemlerinde resmi tarih yazımının nasıl kurumsallaştırıldığı, yasalaştırıldığı ve zorla eğitim müfredatlarında herkese dayatıldığı ve alternatif herhangi bir tarihin yazılmasına karşı nasıl bir cezai yaptırımlar zincirini devreye soktuklarına bir bakmaları. Takrir-i Sükûn, Tevhid-i Tedrisat ve Matbuat Kanunu, İstiklal Mahkemeleri ve Nutuk’un tek tarih anlatısı olarak herkese dayatılması. Bu anlatıda kendisi hakkında türlü türlü ithamlar bulunan şahısların kendilerini savunma fırsatı bile bulamamaları. Yayınlandıktan ancak 5 yıl sonra bir şekilde buna cevap vermeye karar veren Kazım Karabekir’in İstiklal Harbimiz kitabının tek nüshası kalmayasıya kadar yakılıp kül edilmesi.

Allah aşkına, “yeni resmi tarih” diye bir oluşumdan bir vakadan söz etmek istiyorsanız en azından bunları andıracak bir iki uygulama gösterin. Bugün o zoraki dayatılmış mitolojik tarihi azıcık tashih edecek bir iki çalışmaya hemen “yeni resmi tarih” muamelesi yapmak, hala cari olan bir tarih despotizmine karşı ortaya çıkan bir eleştiriyi baştan mahkûm etmek değil mi?

Bu noktada eski arkadaşıma söylemek zorundayım ki eleştirdiği İslamcı tarih hala eleştirel tarih yazımı iddiasındadır ve asla bir resmi tarih konumuna gelmiş değil. Birkaç eleştirel kitap veya makale yayınlandı da birkaç eleştirel ses çıktı diye kazık gibi sağlam eski resmi tarih sarsılmış bile değil. Ama bu kadarlık bir eleştiriyi doğrudan yeni bir resmî tarih olarak nitelendirmek, resmî tarih anlatısının kendisini eleştiriye kapalı bir konuma yerleştiren bir savunma refleksi hanesine yazılabilir ancak.

Yoksa bugün bu “yeni resmi tarih” iddiasını doğrulayacak nasıl bir uygulama var? İsteyen istediğini söylüyor zaten. Daha fazlası hâlâ “eski resmi tarih” bütün hegemonyasıyla devrede. Yasal olarak korunuyor, aksini söyleyenin başında hala yasal yaptırımlar var. Bırakın tarih de özgürce konuşsun.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:72
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Mart 2026 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

İran 500 ABD İsrail askeri hedefini vurduğunu açıkladı

14 Mart 2026 05:26see184

Bakan Fidan, Orta Doğu’daki gelişmeleri değerlendirdi

15 Mart 2026 00:35see174

Öldü iddiaları sonrası Netanyahu dan video: Parmaklarını gösterdi, tartışmalar bitmedi Sözcü Gazetesi

15 Mart 2026 18:55see160

Göztepe deplasmanda Galatasaray Daikin i mağlup etti!

14 Mart 2026 16:37see157

İsrail ordusu Batı Şeria da Filistinli anne, baba ve iki çocuğu katlettiğini itiraf etti

15 Mart 2026 15:28see154

İran, ABD İsrail savaşında 14. gün! Savaşta son dakika gelişmeleri

15 Mart 2026 07:29see154

ABD medyası, İsrail in füze savunma mühimmatlarının kritik derecede azaldığını iddia etti

15 Mart 2026 01:04see153

Volkan Kazak: Penaltı pozisyonunu bize açıklamaları lazım!

14 Mart 2026 16:59see151

Son dakika: Kanlı suikast! İran ın en büyük destekçisinin komutanı öldürüldü

15 Mart 2026 00:24see151

35 kişiye mezar olmuştu, deprem firarisi 250 gün sonra yakalandı: 876,5 yıl hapisle yargılanıyor Kahramanmaraş Haberleri

14 Mart 2026 17:34see147

Besni de sağanak yağış ve yoğun sis etkili oldu Adıyaman Haberleri

15 Mart 2026 13:18see142

Rekor fiyata satıldı! Pink Floyd un efsane gitarı tarihe geçti Sözcü Gazetesi

15 Mart 2026 21:56see140

İsrail Başbakanlık Ofisi nden Netanyahu nun öldüğü iddialarına yalanlama

15 Mart 2026 00:23see138

Mutfakta yangın var: Hindistan dan Yalancı LPG planı! Sözcü Gazetesi

15 Mart 2026 00:12see134

Sağlık Bakanı Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan a El Kanun fi t Tıbb kitabını hediye etti

15 Mart 2026 01:53see133

Sultanbeyli de kenevir serasına baskın: 21 kilo uyuşturucu madde ele geçirildi VİDEO İZLE

14 Mart 2026 18:37see133

Gökçek şaşırttı: Adamcağız, isteseydim düşürürdüm Sözcü Gazetesi

14 Mart 2026 05:36see131

Lübnan Sağlık Bakanlığı duyurdu: Ölü sayısı 826 ya, yaralı sayısı 2 bin 9 a yükseldi

14 Mart 2026 19:10see131

Göz önünde değil gizli görüşseydi Yerel Gündem Haberleri

15 Mart 2026 04:04see130

İrfan Saraloğlu ndan iddialı Liverpool açıklaması: Bayram hediyesi vereceğiz Sözcü Gazetesi

15 Mart 2026 00:16see129
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları