YAVUZ DONAT Ey sağduyu!.. Neredesin?
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Eşref Erdem... Dört dönem milletvekilliği yaptı... Kariyerinde Örgütten Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı da var, Genel Sekreter Yardımcılığı da.
CHP'nin "akil insan" takımından... "Ağabeylerden."
Partideki son gelişmeleri... "Gidişatı" konuştuk. Hani... Rast makamında bir şarkı var ya... "Kim bilir bu gidişin dönüşü olacak mı?"
Sordum:
- Bu gidişin dönüşü olacak mı?... Bu iş nereye varacak?
- Umarım sağduyu egemen olur.
- Sağduyu nedir?
- Sağduyu, CHP'nin, Türkiye'nin geleceğinde iddia sahibi olacağı altyapıyı hazırlamasıdır.
***
Genel af
Meşhur bir af olayı var... Genel af... "Rahşan affı."
Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'nde de böyle bir "genel af" çıkabilir mi?... Dünden bugüne ihraç edilenlere af. Kırgınlıklara, kavgalara, küslüklere "af".
Sordum.
Partinin "aksakal" takımından Eşref Erdem'in yanıtı:
Evet... Bizim zamanımızda, Rahşan Hanım'ın adıyla anılan bir af çıkmıştı.
CHP'ye gelirsek... Bu affı kim çıkaracak?... Kemal Kılıçdaroğlu mu?.. Yoksa Özgür Özel mi?
Aslında olay af çıkarma konusu değil.
Sağduyu sahibi bir insan çıkacak, partiyi derleyip toparlayacak ve diyecek ki... "Oturun bakayım oturduğunuz yerde... Herkes işine baksın."
Böyle bir otoriteye ve siyasal bilince ihtiyaç var... Bugün için böyle biri yok.
***
Altyapı
Eşref Erdem "altyapı oluşturmaktan" söz edince... Soru:
- Altyapı, zemin etüdü ile başlar...
CHP'de altyapı nasıl oluşturulacak?
- CHP'de altyapı oluşturmak şudur... Birlik, beraberlik ve siyasal doğrultu.
Birlik ve beraberlik... Şu anda allak bullak. Siyasal doğrultu... Hak getire. Her kafadan bir ses çıkıyor.
Bu durumda... Kısa vadede ne zemin etüdü mümkün ne de Eşref Erdem'in sözünü ettiği altyapıyı oluşturmak.
***
Gözlem
CHP'de "yaşanan sorunlar ve nedenleri" üzerine atölye çalışması yaparken, bir hususun ön plana çıktığını gözledik. Şöyle ki:
CHP'de hiçbir siyasi sorumluluğu bulunmayan, fakat CHP siyasetinde etkili olmak isteyen kişiler ve çevreler var.
Her gün senaryo yazıyorlar. Özgür Özel için, Kemal Kılıçdaroğlu için yol haritası çiziyorlar.
Etkileri var mı?.. Öyle veya böyle var.
Kafa karışıklığına yol açıyorlar mı?.. Evet.
***
Hava durumu
Murat Karayalçın gibi... Prof. Yılmaz Büyükerşen gibi... Eşref Erdem gibi... "Ağabeyler" sürekli birlik, beraberlik, uzlaşı, sağduyu sözleri ediyorlar ama... CHP'deki hava durumu şu anda... "Kapalı... Bulutlu."
Hava... Akşamdan sabaha açılacak gibi de görünmüyor.
***
Umut
Partide ağabey konumundasınız... Bunca yılın deneyimine sahipsiniz... "Ey arkadaşlar... Hele bir durun... Soluklanın... Sakinleşin... Bir araya gelin... Konuşun" demiyor musunuz?
Eşref Erdem'in yanıtı:
- Arkadaşlarla zaman zaman konuşuyoruz... Fakat... Bunun şartları şu anda yok... Umarım sağduyu egemen olur ve arkadaşlar en kısa sürede doğruyu bulurlar.
***
Gerçek
Siyasetin altın kurallarından biridir: "Siyaset... Kendi yanlışını, kendi içinde düzeltir."
Ve gerçek: Cumhuriyet Halk Partisi bunu yapamıyor.
***
Troller savaşı
Siyasette... Sorunlar halkla aşılır... "Trollerle değil."
Cumhuriyet Halk Partisi'nde ise... Görüyorsunuz... Sorunları "Trollerle aşmak isteyenler var."
Trollük... Günümüzde neredeyse "iş kolu/ meslek" haline geldi.
"Yukarıda" parti büyükleri atışıyor. Arka planda ise "trolleri çarpışıyor."
***
Habil ile Kabil
İşte bu İsmail Hakkı Köylüoğlu... Dostumdu... Siyasete yeni atıldığı dönemdi... Bir gün Başbakan Süleyman Demirel'in evine geldi.
"Beyefendi" dedi:
- Aynı partide siyaset yapanları kardeş sanırdım... Ana yanıldığımı anladım... Herkes birbirini yiyor... Hiç kardeş kardeşin kuyusunu kazar mı?
Demirel'in yanıtı... Bir siyaset dersi:
Köylüoğlu... Daha yenisin... Siyasette pek çok şey göreceksin.
Unutma ki... Habil ile Kabil de kardeştirler... Hem de ikiz.
İkisi de Hazreti Âdem'in çocuklarıydı.
Kabil, kardeşi Habil'i öldürdü... Yeryüzünde ilk cinayet.
Köylüoğlu... Senin bunları bilmen lazım.
İsmail Hakkı Köylüoğlu... Demirel'i dinledi... Ve "Beyefendi, biliyorum bilmesine de'' diye konuştu:
- Ama... Siyasette de böyle şeylerin olabileceği... Kardeşin kardeşe zarar vereceği... Hiç aklıma gelmemişti.
***
Hâkim Bey
İsmail Hakkı Köylüoğlu... Senelerce yargıçlık yaptı... Sonra siyasete girdi. Ankara'dan milletvekili seçildi... Adalet Partisi'nden.
Adalet Komisyonu Başkanlığı yaptı.
Herkesin sevip saydığı bir isimdi... Siyaset üstü bir kişilikti.
Unutamadığım bir anı...
1980 öncesi... "Siyasetin gerilimli yılları."
Köylüoğlu, TBMM kürsüsündeydi... "CHP'yi eleştiriyordu."
İki CHP'li laf attı... "Süleyman Genç ile Kemal Anadol."
Köylüoğlu, "Kemal sus" dedi... Sonra... "Süleyman sen de sus" diye seslendi.
İkisi de sustu... "Olmayacak şey."
Merak ettim... Sonra Köylüoğlu ile de konuştum, Süleyman Genç ve Kemal Anadol ile de. 1968 kuşağı... Gençlik olayları... Süleyman Genç ile Kemal Anadol, olaylara karışmışlar... Mahkemeye çıkmışlar... Hâkim, İsmail Hakkı Köylüoğlu.
Köylüoğlu... İkisinin de üniversite öğrencisi olduğunu öğrenince... Duruşma sonrası demiş ki:
- Ceza versem öğrenciliğiniz yanacak... İkinize de yazık olacak... Gidin, bir daha olaylara karışıp mahkemelik olmayın.
Seneler sonra... Köylüoğlu TBMM kürsüsünden, ikisine de "sus" diye seslenince... Susmaları ondan... Hâkime saygıdan.
***
Nokta
Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki "kardeş kavgası" aklımıza... Zaman tünelinde tanığı olduğumuz "Demirel- Köylüoğlu" diyaloğunu getirdi.
Siyaset işte böyle bir şey.
Kucaklama da var. Hançer saplama da.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:55
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 26 Haziran 2026 07:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















