Yavaş: Bu haftasonu su kesintisi yapmayacağız, ancak…
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Ankara’da susuz kış hüküm sürüyor.
Başkentte haftalardır su kesintileri yapılıyor.
Vatandaşlar çeşmelerden ve tankerlerinden ihtiyacını karşılıyor.
Su krizi nedeniyle Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) birbirlerini suçluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bile ismini vermeden ABB Başkanı Mansur Yavaş’ı eleştirdi.
Yavaş ise cılız birkaç açıklama dışında konuşmadı, eleştirilere yanıt vermedi.
Dün Yavaş’ı aradım.
Su krizinin gerekçelerini…
Kaç günlük su kaldığını sordum.
Yavaş, son 50 yılın en büyük kuraklığının yaşandığını belirtiyor. DSİ’nin Ankara’nın 2050’ye kadarki ihtiyacını karşılayacağı söylenen Gerede Projesi’ni tamamlayamadığını ve yeni su kaynağı tahsisi yapmadığını söylüyor. Ankara’nın 200 günlük suyunun kaldığını, süreyi bir yıla uzatmak için seferber olduklarını kaydediyor. Gerede Projesi ile Ulusu deresinden barajlara su gelse dahi gelecekte denizi arıtmaktan başka çarenin bulunmadığını ifade ediyor. Bu hafta sonu itibariyle bir süre kesinti yapılmayacağını, yağış olursa böyle devam edeceklerini dile getiriyor.
Ankara niye susuz?
Gerede Projesi'nin (Gerede Havzası’daki Ulusu deresinden çekilen suyun tünelle Çamlıdere Barajı’na aktarılmasına ilişkin proje) bitmesiyle Ankara’nın 2050’ye kadar su sorunu yaşamayacağını ilan etti hükümet. Ama şu an öyle bir su gelmiyor. Özellikle yaz aylarında damlası gelmedi. Müthiş bir kuraklık var.
Asıl gerekçe kuraklık mı?
Bu yıl son 50 yılın en kurak dönemi. Barajlardan gelen kişi başına günlük su miktarı 55 litre. 5.5 milyon nüfusa gelmesi gereken suyla alakası yok. 1994’te nüfus 3 milyonken barajlara gelen su 130 milyon metreküptü; şu an 6 milyon nüfusumuz var, gelen su 110 milyon metreküp.
Gelir gelmez, su sıkıntısını ve nüfus artışını düşünerek, 2054 Master Planı yaptık. DSİ’ye yazılar yazdık. Dedik ki, “Kuraklık olmasa bile 2029’da Ankara’da su yetmeyecek. Yeni su kaynaklarını gösterin.” Çünkü bu görev, DSİ’nin. “Yetkimiz yok” diyorlar ama 81 ilin su planını kendileri yapıyorlar. Doğru dürüst cevap vermediler.
“Kesikköprü Barajı’ndan verin” diyoruz. “Elektrik üretiminde kullanacağız” diyorlar, vermiyorlar.
Dedik ki, “Yeni su kaynakları bulmamız gerek, acilen toplantı yapalım.” Tarım Bakanlığı şöyle bir haber yaptırdı: “100 milyar bütçesi olan Ankara Büyükşehir, Tarım Bakanlığı’ndan yardım istiyor.”
Bana tahsis etmezsen, hiçbir yerden su alamıyorum. Bu suyun tahsisini DSİ yapıyor.
Biz nisan ve haziran ayında büyük katılımla kuraklık toplantısı yaptık. DSİ’den de katılan oldu. Sonuç alınmadı.
Yağış olmazsa diye ilerde yaşanabilecek kuraklığa göre ağustos ayında Çamlıdere Barajı’ndaki dipteki suyu almak için ihale açtık. Üç duba koyuyorsunuz dip suyu için.
Ağustosta yaptığımız ihaleye, işi bilmedikleri için 340-350 milyon lira fiyat verdiler, maliyetin iki üç misli. Bir daha yaptık, gene yüksek verdiler. En son bir firma “Daha önce bu işlerle uğraştım” diyerek geldi. Risk alarak girdik. Çünkü yağış olursa yaptığımız elimizde kalacak. İki duba bitti, üçüncüsü bu hafta sonu bitmiş olacak. Ankara’da su problemi kalmayacak. Kalmayacak ama şöyle bir şey var: Yağış yağmazsa 200 günlük kalıyor. 200 gün dediğin gözünü açıp kapayıncaya kadar gelir.
Ankara’da iddia edildiği gibi su problemi yok. Eylül 2024’te 43 milyon metreküp su vermişiz, Eylül 2025’te 42 milyon. Ekim 2024’te 42 milyon 721 bin metreküp vermişiz, Ekim 2025’te 38 milyon 500. Kasım 2024’te 40 milyon vermişiz, Kasım 2025’te 38 milyon 523 bin. Aralık 2024’te gene 39 milyon vermişiz, Aralık 2025’te 36 milyon.
Geçtiğimiz yıllara göre yüzde 6 daha az su veriyoruz. Ankara nüfusu 6 milyon, halkı susuz bırakmıyoruz.
Gece kesintilerine başladık. Gece kestiğimiz zaman su gündüz en yüksek noktalara gidebiliyor. Kesmediğiniz zaman, basınç yetmediği için üst kotlar susuz kalıyor.
Ankara’da su sıkıntısı yaşayan abone sayısı son derece az. En yüksek kotlardakiler yaşıyor bir, ikincisi deposu olmayanlar, üçüncüsü hidroforu olmayanlar.
Bir de boru probleminden söz ediliyor.
Şöyle diyorlar: “Boruları niye değiştirmedin?” Soba borusu zannediyorlar. Önceki dönemde Gökçek, Ankara’yı susuz bıraktığı zaman apar topar Kesikköprü Barajı’ndan su getiriyor. 384 kilometre boru döşenmiş. 192’si çelik, 192’si CTP plastik boru. 2007’de başlıyorlar, bakıyorlar ki CTP boru olmuyor. CTP borunun 81 kilometresini çelik boruyla değiştiriyorlar. Ellerinde kalan boruları sağa sola atıyorlar, her taraf boru dolu.
Geçen temmuz ayında su patladı. Zamanında boruları yan yana yapmışlar. Çelik patlayınca yanındaki CTP boruyu da patlattı. 2 kilometre civarında, basınca en fazla ihtiyaç olan yerdeki boruyu çelik boruyla değiştirerek çözdük problemi. CTP borularının hepsini çelik boruyla değiştirdiğiniz zaman 30 milyar harcamanız lazım. Sayıştay diyecek ki; “Arızalı olmayan borular çalışıyordu, niye değiştirdin?”
Bir özeleştiri olarak söylüyorum. Çamlıdere Barajı’nda ikinci duba yapıldığı zaman oradan gelen suyla şehre gelen su arasında kayıp var, bulamadılar. Su motorları ve pompalar ya yeteri kadar su vermiyor veya kaçak var. Üçüncü platformu devreye koydukları zaman su problemi olmayacak. Ama problem bitmiş olmuyor. Gerede Projesi'nden iddia ettikleri su gelmezse 200 gün sonra suyumuz bitecek.
Yani Gerede’den su gelmezse 200 gün sonra Ankara susuz.
Evet. Bu nedenle CPT borularını yeniledik. Koyunbaba Barajı var; bakanı aradım, rica ettim, günlük 100 bin metreküp su veriyor. Günlük 100 bin metreküp bir şey değil ki!
Bizim verdiğimiz su rakamı, yazın günlük 1.
400.000 metreküp civarında. Bu yıl 1.350.000 metreküp vermişiz. Gün gün rakamlar belli.
Boruları niye değiştirmedin? Ankara’da altyapı namına hiçbir şey yok ki. Yüzlerce caddede ızgara yok, yağmur suyu, atık sular ayrılmamış. Bu arada milyar milyar yatırım yapıyoruz.
İvedik’in dördüncü arıtması yapılıyor. Çamlıdere’den su geliyor. Polatlı’ya su götürdük. Keçiören’e 1 milyarlık yatırım yapıyoruz. Keçiören’in 1984’te 300 bin nüfusu varken altyapısı yapılmış, şu an 1 milyon nüfus var, altyapı aynı.
Diyorlar ki "7 yıldır Yavaş yönetiyor, o niye düzeltmedi.”
ASKİ’nin 1 milyarlık yatırımının kullanım hakkı yeni geldi. Dünya Bankası kredisiyle yapılıyor.
Bütçelerden bahsedeyim. Melih Gökçek, Ankapark’ı yapacağım diye suyu pahalı satıp parayı aktarmış. Fen İşleri fantezi projelerine gitmiş. Bize bütçe vermediler ki…“Polatlı’ya hat yapacağız” dedik, vermediler. Mahkeme kararıyla aldım krediyi. Eksi 5 milyar bütçe yaptılar. O yetmedi; suyun parasını yarıya indirmek için meclisten karar aldılar, mahkeme iptal etti. ASKİ’yi iflas ettirmek için ellerinden ne geldiyse yaptılar ama halk cezalandırdı. Hala bizim rakamımız Gökçek dönemindeki rakam değil ve üstelik bir sürü yatırım yapıyoruz. Yapılabilecekleri yaptık, yetişmeyenler de programlandı. Polatlı’ya 108 kilometre su götürdük. Büyük çoğunluğu Ankara’nın içindeki caddeleri yararak gitti. Keçiören’deki 1 milyarlık projeyi de ana caddeleri yararak götürüyorsunuz.
Ankara ne zaman rahatlayacak?
İlk defa bugün, verdiğimiz su 150 bin metreküpten 300 bin metreküpe çıktı. Çok yağış olduğu için karların erimesini bekliyoruz. Tekrar yağış olacak deniyor. Eğer olursa idare edecek. Biz 200 günü bir yıla çıkarmak için uğraşıyoruz. Çok tedbir aldık. 1500 sayaç söktüm parklardan. 10 ton altı su kullananlara yüzde 10 indirim yaptık. Halkın yüzde 70’i 10 ton kullanıyor. 15 tondan yukarısına zam yaptık az kullansın, havuz doldurmasın, çim sulamasın diye. Osman Gökçek “Zam yaptı” diye dava açtı. İleriki yıllarda master planımıza göre denizden su arıtmaktan başka bir çaremiz kalmıyor.
Bu cumartesi pazar itibariyle bir müddet kesinti yapmayacağız. Eğer su artarsa hiç kesmeden götürmeyi planlıyoruz. Üçüncü platform çalışırsa sorun olmayacak, yeterince suyumuzu vermeye başlayacağız. Bu arada yüzlerce sondaj yapıyoruz.
Çamlıdere’den hat getiriyoruz. DSİ ihale etti, parası bizden çıkıyor. “Biz getiriyoruz” diye açılış yapıyorlar, bizi çağırmıyorlar bile. Susuzluk olursa hepimizi vurur, sadece Mansur Yavaş’ı veya belediyemizi vurmaz.
Yalova’da IŞİD’in büyük bir eylem hazırlığı mı vardı?
İçişleri Bakanılığı’nın valiler kararnamesi geçen gün açıklandı.
Yalova Valisi Hülya Kaya, üç polisin şehit olduğu IŞİD saldırısında kusurlu görülerek, merkeze çekildi.
Şimdi sırada Yalova İl Emniyet Müdürü Ümit Bitirik’in olduğu iddia ediliyor.
O gece evin içerisinde yaşananları sağ çıkarılan IŞİD’çi kadınların ifadelerinden öğrenmiştik.
Evin dışında olduğunu ise henüz bilmiyoruz.
Emniyet ve yargı kaynaklarından öğrendiğime göre…
Polisler saat 01.30’da Terörle Mücadele Şubesi’nde toplanıyor.
Bir arama kararıyla eve gidiliyor.
Saat 2’de eve varılıyor.
Terörle Mücadele Şubesi ekibi biri kadın 11 polisten oluşuyor.
Altı erkek polis avluya giriyor.
Ev güven telkin etmediği için kadın polis “Biraz sonra gelirsin” denilerek, dışarıda bırakılıyor.
Asayiş Şubesi’nden dört polis de çevre güvenliği için bekliyor.
Önceden evde kadın ve çocuk olduğu bilgisi verildiği için dikkatli hareket ediliyor.
Zile basılıyor.
Evdekiler o saatte ayakta, uyumuyor.
Ancak kapı açılmıyor.
Bir kadın cama çıkıp “Kafirlere kapıyı açmayız” diyor.
Camlarda çocuklar beliriyor.
Sağ ve sol camlardan sineklikler kaldırılıyor.
Pompalı tüfeklerle çapraz ateş başlıyor.
Polislerin tamamı yaralanıyor.
Bazıları siper alıyor.
Bir polis çamaşır makinesinin arkasına, diğeri ise bir tahtanın altına giriyor. Bulundukları siperden karşılık veriyorlar.
Teröristler spot ışıklar tutarak ateşe devam ediyor.
Şarjör bile değiştirmiyorlar.
Pompalı tüfeklerle kurşun yağdırıyorlar.
Yaralı polisler takviye ekip istiyor. Dışarıda beklemekten olan Asayiş Şubesi’nden dört polis de yaralanıyor. Evden bomba atılma ihtimali olduğundan hemen müdahale edemiyorlar.
Kaynaklar IŞİD’çilerin hazırlıklı olduğunu, yılbaşından ötürü evde silah ve mermi yığınağı yaptıklarını ifade ediyor. “Çok masumun canını yakabilme ihtimali vardı” diyorlar.
Bu arada…
Bir başka kaynak da şunları söylüyor:
“Bunlar büyük bir eylem yapacaktı. Üç şehit ve yaralı çocukların kanları Türkiye’nin bir büyük beladan kurtulmasına, daha büyük bir eylemle karşı karşıya kalmasına engel oldu.”
Muharrem İnce: Bu ülkenin istihbaratı yok mu!
Eski CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile IŞİD saldırısı üzerine konuştuk.
İnce, çatışmanın çıktığı evin bulunduğu İsmetpaşa Mahallesi’ni avucunun içi gibi biliyor. Köyüne giderken eve 30 metre mesafeden geçiyormuş.
İnce, Yalova için “Terörün ve uyuşturucunun karargahı ifadesi” kullanarak, şunları diyor:
“İstanbul’a, Bursa’ya, Kocaeli’ye, Sakarya’ya ve Balıkesir’e çok yakınız. Yüzde 60’ı ormanla kaplı. Bu avantaj sağlıyor, saklanmak kolay. Karargah olarak kullanıyorlar. Büyük kentlerde eylem yapıyorlar, burada yapmıyorlar.”
İnce, IŞİD’çilerin yoğunlaştığı İsmetpaşa Mahallesi için “Yeni vali bana ‘Nereleri araştırayım?’ diye sorsa söyleyeceğim yerlerden birisi burasıdır. Bu yol benim sürekli geçtiğim yol. Köye her gittiğimde çatışmanın yaşandığı eve 30 metre mesafeden geçiyorum” diyor.
İnce, şöyle devam ediyor:
“Yeni valiye diyeceğim ki ‘Şüpheli bina arıyorsan, gizli olduğu belli onlarca yapı var. Muhtar ve belediye başkanı giremiyor.”
İnce, istihbarat zafiyetine dikkat çekerek, şunlar söylüyor:
“Bu ülkenin istihbaratı yok mu, polis yok mu, jandarması yok mu? Bir örgüt evi olduğu bilinmiyormuş demek ki. Bilinse çöplerin kontrolünden başlarlardı. Polisin zırhlı aracı yok. İstihbarat eksik. Bu çocukların emeklilikleri gelmiş. Onların işi değil bu. Buraya özel harekatçılar lazımdı.”
İnce, Yalova’da tedirginliğin sürdüğünü anlatıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:82
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Ocak 2026 05:13 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















