Ankara24.com
close
up
Yaşamı da ölümü de değersizleştirilenler Agos

Yaşamı da ölümü de değersizleştirilenler Agos

Ankara24.com, Agos kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.

“Anneannem” kitabımı okuduklarını, Hrant Dink cinayeti davasını takip ettiklerini söylediler. Bir süre ayakta sohbet ettikten sonra kadın elimden tutarak beni daha tenha bir yere sürükledi, “gel ki sana ne anlatayım” dedi. Hep birlikte oturacak bir yer bulduk ve kadın anlatmaya başladı, eksik bıraktığını düşündüğü yerleri de erkek tamamlıyordu. “Ermenileri vurduklarında bizim köyden birisi güzel bir Ermeni gelinini kuma (ikinci eş) olarak almış, bu gelinin bir de oğlu varmış. Kadın oğlunun da hayatını kurtarma sözü alarak kumalığı kabul etmiş. Maryam’mış adı, bütün yakınları öldürülmüş, o oğluyla birlikte bu adamın evine sığınarak hayatta kalabilmiş. Çok geçmeden bir gün Maryam tarlada çalışırken oğlunu öldürüp kuma olarak gittiği evin ahırına gömmüşler, üzerini de kapatmışlar..."

2016 yılının sonbaharıydı ve o gün benim Akhtamar adasına ilk gidişimdi. Kilisenin dış cephe kabartmalarından birinin önünde ne kadar kaldım bilmiyorum ama birden kulağımın dibinde “nasıl da güzel yapmışlar değil mi, bugün bile yapamazlar” diyen bir erkek sesiyle daldığım düşüncelerden sıyrıldım. Orta yaşlı bir çift duruyordu yanımda. O zamanlar televizyonlarda sıkça görüldüğümden beni tanımışlardı. “Anneannem” kitabımı okuduklarını, Hrant Dink cinayeti davasını takip ettiklerini söylediler. Bir süre ayakta sohbet ettikten sonra kadın elimden tutarak beni daha tenha bir yere sürükledi, “gel ki sana ne anlatayım” dedi.

Hep birlikte oturacak bir yer bulduk ve kadın anlatmaya başladı, eksik bıraktığını düşündüğü yerleri de erkek tamamlıyordu.

“Ermenileri vurduklarında bizim köyden birisi güzel bir Ermeni gelinini kuma (ikinci eş) olarak almış, bu gelinin bir de oğlu varmış. Kadın oğlunun da hayatını kurtarma sözü alarak kumalığı kabul etmiş. Maryam’mış adı, bütün yakınları öldürülmüş, o oğluyla birlikte bu adamın evine sığınarak hayatta kalabilmiş. Çok geçmeden bir gün Maryam tarlada çalışırken oğlunu öldürüp kuma olarak gittiği evin ahırına gömmüşler, üzerini de kapatmışlar. Maryam tarladan dönmüş, oğlunu bulamamış deliye dönmüş, bütün köy bu cinayeti ve cinayeti işleyenleri biliyormuş ama hep birlikte susmuşlar.”

Günlerce, aylarca, yıllarca oğlunu aramış Maryam, feryatları yeri göğü inletmiş, ağlamaktan gözlerine kara sular inmiş ama köylü susmuş. Hakikati öğrenemeden, oğlunun ölü bedenine, kemiklerine bile kavuşamadan bu dünyadan göçüp gitmiş Maryam.

Köylü susmuş, Maryam’a kimse söylememiş ama bu hikâye unutulmamış, bir suç ortaklığının sırrı gibi kuşaktan kuşağa aktarılmış. 

Doksanlı yıllarda, bu cinayetin üzerinden yıllar geçtikten sonra bir gün Devlet, Maryam’ın oğlunu öldürenlerden birinin üç kuşak sonraki torunlarından birini gözaltına aldıktan sonra kaybetmiş. Ocaklarına ateş düşen anası, yakınları ve bütün köy, bir yandan kaybedilen gencin acısını yüreklerinde yaşarken öte yandan Maryam’ı ve oğlunu hatırlamışlar. “Oğlanın hayaleti dolaşıyor köyün üzerinde” demiş biri. Acıları katlanmış, Maryam’ın oğlu için de kendi oğulları için de ağlamışlar.

Anlatıp bitirdiğinde ikimizin de gözleri yaşarmıştı, sarıldık birbirimize. Ona sarılırken oğulları kaybedilen anaların acısı çöktü içime.  

Uzun süre bu hikâyenin etkisinden kurtulamadım. Hayatları paramparça edilen anaları düşündüm, çocuklarının hayatta olup olmadığı bilgisinden mahrum kalan, yaşam ile ölüm arasındaki belirsizliğin kendi varlıklarını da belirsiz ve değersiz kılan anaları, içten içe yaşadıkları kavgadan, kaostan kurtulamayanları…

Maryam’ı düşündüm uzun uzun. Kimsesizdi o, yapayalnızdı, acısını duyacak kulaklardan da yoksundu ve yaşamı boyunca kim bilir kaç defa ahıra girdiğini, oğlunun kemiklerine basarak yürüdüğünden habersiz ahırda dolaştığını düşündüm, içim parçalandı.

Kaybedilen çocukları düşündüm sonra. Biri Ermeni’ydi diğeri Kürt.

Varlıkları inkâr edilen, yaşam hakkından mahrum edilen ötekilerdi onlar. Hayatları da ölümleri de değersizleştirilenler, yası tutulamayan, yaslarının tutulmasına izin verilemeyen çocuklardı…

Yas ve bir mezardan mahrum bırakma, bir insanlıktan çıkarma stratejisi, kaybedilenlerin yakınlarının mahkûm edildiği bir insanlık suçu.

Oysa insan yasını tutmak için ölüsünü gömer, mezar taşına onun hikayesini yazar, eşyalarını dağıtır… Birbirinden farklı kültürlerde ölümden sonra birçok tören gerçekleştirildiğini biliyoruz.

Yas üzerine çalışanlar bu tören ve ritüellerin bir bakıma ölenin hayaletini geri tutmak, dönmesini engellemek gibi düşüncelerden kaynaklandığını söylüyorlar. Yapılan adaletsizliklerin, cinayetlerin bize hayalet olarak geri döneceğine dair korku da buradan kaynaklanıyor belki.

Gözaltında kaybetmeler sadece kaybedilenlerin değil, onların yakınlarının da yaşamını paramparça ediyor. Sürekli ve kesintisiz bir belirsizliğe, şüphe ve endişeye, ciddi zihinsel acı ve ıstıraba mahkûm ediyor. Sevdikleri kişinin hayatta olup olmadığı bilgisinden mahrum kaldıkça hiç bitmeyen bir yasın, içlerinde yaşadıkları bir savaşın içine hapsoluyorlar ve bu bitmiyor.

Öte yandan kaybedilenlerin akıbetinin karanlıkta bırakılması, faillerin korunması, yaraların sarılmasını da engelliyor. Hakikatin gizlenmesi ise toplumsal hafızada derin yaralar açıyor, bu yaralar kuşaktan kuşağa aktarılıyor, kuşaklar arası travmayı kalıcı hale getiriyor.

Cumartesi insanlarından İkbal Eren, bitimsiz yas sürecini, travmayı, ruhsallıklarında yaşadıkları kaosu ve onulmaz acıyı şu sözlerle anlatıyor:

“Hayrettin Eren’i hep canlı bekledik. Yıllar geçti, annem bir mezara razı oldu. 2011 yılında Erdoğan anneleri kabul etmişti. O görüşmeden sonra annem gazetecilere ‘Oğlumun bir kemiğine razı olurum’ demişti.”  

Toplumsal barış talebinin konuşulduğu bu günlerde, kabul edelim ki toplumsal barış, bu acılı, kırgın insanların iç barışa kavuşmalarından hiç de bağımsız değil. Bu topraklar, mezarı olmayan ölüler, tutulamayan yaslar diyarı çünkü.

Unutmayalım ki barış ve adalet yaşama olduğu kadar adaletsiz ölümlere de dairdir ve toplumsal yasın konusudur.

Gaye Boralıoğlu’nun sözleriyle;

“Toplumsal yasta iyileşme ancak ve ancak adaletin tecellisiyle mümkün olur ve adaleti tesis etmek vicdanı olan herkes için tarihsel bir sorumluluktur.”

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:144
embedKaynak:https://www.agos.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Ekim 2025 10:12 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Oğlundan Trump ın başını yakacak Rus itirafı Sözcü Gazetesi

15 Eylül 2026 01:44see210

Vucic, 27 Eylül de istifa edip 25 Ekim seçimi için kampanyaya katılacak

15 Eylül 2026 01:30see193

Erdoğan’dan NATO liderlerine verilen silah hediyesiyle ilgili ilk açıklama: Eserlerimizi takdim edelim istedik

15 Eylül 2026 00:12see191

Çekmeköy de dorsesi açılan hafriyat kamyonu üst geçide çarptı

15 Eylül 2026 02:11see181

Memik Yılmaz: Fenerbahçe gibi bir rakibe karşı aldığımız 1 puan çok değerli

15 Eylül 2026 00:06see172

İKSV Alt Kat tan çocuklar için Kitap Arkadaşım

14 Eylül 2026 19:31see166

Bakan Gürlek duyurdu: Başsavcılıklara ailenin, gençlerin ve toplumun korunması için genelge

14 Eylül 2026 18:42see157

Jigolo ağının çarkı deşifre oldu: Beni bu işlere Emre Tanış soktu

14 Eylül 2026 22:22see156

Bakırköy’de 4 katlı metruk binanın çatısı alevlere teslim oldu

15 Eylül 2026 00:46see152

Bakan Bolat: Esnafımıza 853 milyar lira finansman desteği ve kolaylığı sağladık

15 Eylül 2026 19:47see152

Rusya da akaryakıt krizi: Pek çok şehirde benzin bulunamıyor

14 Eylül 2026 22:14see150

İsrail ordusu ödüllü belgesel için harekete geçti: Yanıt verebiliriz

14 Eylül 2026 18:02see150

İsmail Kartal dan istifası hakkında açıklama

14 Eylül 2026 19:28see149

Trump tan çok sert mesaj! Bize tazminat ödeyecekler

15 Eylül 2026 00:09see147

Usta oyuncu Kadir İnanır ın vasiyeti 17 Eylül de açılacak Sözcü Gazetesi

16 Eylül 2026 01:01see145

Borsada sert düşüş! 15 Eylül 2026 borsa neden düştü, Borsa İstanbul BIST 100 endeksi ile borsa neden düşüyor?

15 Eylül 2026 19:20see145

Bakan Tekin, Sudan Eğitim Bakanı Hajar ile bir araya geldi

15 Eylül 2026 20:01see140

Uçak kalkar kalkmaz kabusu yaşadılar

15 Eylül 2026 19:50see138

Vatandaşın parasını cebe indirmişler: Her kuruşu sisteme gidiyor

15 Eylül 2026 20:17see137

Trump’a suikast girişiminde yeni detay! FBI dosyasında dikkat çeken ayrıntı

16 Eylül 2026 09:23see133
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları