Ankara24.com
close
up
Unutulan bir zaferin hikayesi: Kûtü l Amâre Son Dakika Haberleri

Unutulan bir zaferin hikayesi: Kûtü l Amâre Son Dakika Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.

Birinci Dünya Savaşı hatırlandığında, hafızamız çoğu zaman Çanakkale’deki destansı direnişe yönelir. Oysa aynı savaşta en az onun kadar dikkat çekici bir başka galibiyet ise Kûtü’l- Amâre’dir.

“Harb-i Umûmî’ye katılmamıza sebep olan şartlar ne olursa olsun, bugün önümüzde acı bir yenilginin son safhalarından başka bir manzara yoktur. Buna rağmen savaş sırasında gösterdiğimiz fedakârlıkları ve kazandığımız başarıları da unutmamak gerekir. Çanakkale’miz var, Kûtü’l-Amâre’miz var, bir buçuk milyon şehidimiz ve gazimiz var… Fakat bütün bunları yok edebilecek bir felaket de vardır: Bu hatıralara saygı göstermemek, onların hak ettiği değeri vermemek ve unutulup gitmelerine göz yummak.”

Bu satırlar, 27 Şubat 1919’da Sebilürreşad dergisinde, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından kaleme alınmıştı. Üzerinden bir asrı aşkın zaman geçti fakat zaferlerimize hak ettiği değeri verme meselesi hâlâ güncelliğini koruyor.

Birinci Dünya Savaşı hatırlandığında, hafızamız çoğu zaman Çanakkale’deki destansı direnişe yönelir. Oysa aynı savaşta en az onun kadar dikkat çekici bir başka galibiyet ise Kûtü’l-Amâre’dir. Bugünlerde 110. yılını idrak ettiğimiz bu büyük zaferde, dönemin en güçlü emperyalist devleti İngiltere, uzun süredir “hasta adam” olarak nitelenen Osmanlı karşısında beklemediği bir yenilgi almıştı.

29 Nisan 1916’da komutan Charles Townshend ile birlikte 13 bini aşkın İngiliz askerinin esir düşmesiyle sonuçlanan bu hadise, modern Britanya tarihinin en sarsıcı toplu teslimiyetlerinden biri olarak kayda geçti. Bu yazıda, yakın tarihimizin gölgede kalan zaferi Kûtü’l-Amâre’yi ve onu bu kadar önemli kılan süreci ele alacağız.

Kutü’l-Amare 'de esir alınıp Bursa'ya getirilen İngiliz generaller.

İngiltere’nin emelleri

Kutü’l-Amare zaferinin ayrıntılarına girmeden önce sorulması gereken ilk soru; İngiltere, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı hâkimiyetindeki bugünkü Irak topraklarına niçin yöneldi ve bölgedeki ilk ilerleyişi nasıl bu kadar hızlı olabildi? İngiltere açısından asıl hedef Basra Körfezi’ndeki Abadan petrol tesislerini güvence altına almak, Hindistan yolunu emniyete almak ve Osmanlı halifesinin Müslümanlar üzerindeki cihat çağrısının etkisini sınırlamaktı.

İngilizler bu stratejik hedefler doğrultusunda 1914’te, savaşın hemen başında, Basra ve Kurna’yı ele geçirdi. Ardından Dicle hattını takip ederek kuzeye, Bağdat’a doğru ilerlemeye başladılar. İlk safhada karşılaştıkları zayıf Osmanlı direnci de bu ilerleyişin beklenenden daha hızlı ve kendilerine fazla güvenen bir tarzda gerçekleşmesine zemin hazırladı.

Bölgedeki Osmanlı kuvvetlerinin ilk aşamadaki yetersizliği ve ciddi lojistik sıkıntılar İngiliz 6. Hint Tümeni’nin komutanı General Townshend’in Amare ve Nasıriye’yi peş peşe ele geçirmesini kolaylaştırdı. Bu hızlı ilerleyiş, İngiliz komuta kademesinde ve siyasi çevrelerde Bağdat’ın kısa sürede alınabileceği yönünde erken ve sahte bir kanaat oluşturdu.

Çanakkale’de yaşanan büyük itibar kaybını telafi etme arayışındaki İngiltere için Bağdat, hem askerî hem de sembolik bir hedef hâline gelmişti. Osmanlı ordusunu teçhizat ve imkân bakımından zayıf gören bu yaklaşım, kısa sürede kesin bir zafer vehmini de beraberinde getirdi.

Zaferin öncülerinden Miralay Nureddin Bey - Ordu kumandanı Halil Kut Paşa

Selman-ı Pak’a takılan emperyalist çark

Kendinden oldukça emin bir şekilde Bağdat’a ilerleyen General Townshend’i, beklediğinden çok daha sert bir Osmanlı direnişi karşıladı. İki ordu 22-25 Kasım 1915’te, Bağdat’ın güneyindeki Selman-ı Pak mevkiinde karşı karşıya geldi. Burada Albay Nureddin Paşa’nın kuvvetleri, Kafkasya’dan takviye birliklerle gelen Halil (Kut) Paşa’nın da katılımıyla İngilizlere karşı sağlam bir savunma hattı kurmuştu. Townshend ise Osmanlı kuvvetlerini hafife almış, sınırlı manevralarla bu hattı kolayca yarabileceğini düşünmüştü. Ancak Selman-ı Pak’ta çatışmalar beklediği gibi gelişmedi. Muharebe kısa sürede son derece sert, hatta yer yer göğüs göğüse çarpışmalara sahne oldu.

Çarpışmaların sonucunda İngiliz ordusu 4.500’ü aşkın kayıp vererek ciddi bir darbe aldı. Bu yenilgi, Irak cephesinde İngilizler açısından işlerin tersine döndüğü anlardan biri oldu. Townshend ise ordusunun tamamen dağılmasını önlemek için geri çekilmek zorunda kaldı ve güneye doğru çekilerek Kutü’l-Amare’ye sığındı.

Amansız Kutü’l-Amare Muhasarası başlıyor

Selman-ı Pak’tan sonra yaklaşık 140 kilometre boyunca geri çekilen yorgun İngiliz-Hint kuvvetleri, 3 Aralık 1915’te Kut kasabasına sığındı. General Townshend’in planı, burada tutunarak Basra’dan nehir yoluyla gelecek takviye kuvvetleri beklemekti. Ancak bu hesap tutmadı. 7 Aralık itibarıyla Halil Paşa komutasındaki Osmanlı 6. Ordusu Kut’u tamamen kuşattı ve böylece tarihe geçecek Kutü’l-Amare Muhasarası başladı.

Townshend’in hatası, bu savunmayı sürdürebilecek ikmal şartlarını doğru değerlendirememesiydi. Yiyecek ve cephane stokları beklediğinden hızlı tükendi. Üstelik yaklaşık 13.000 askerin yanı sıra kasabadaki 6.000 civarındaki sivilin tahliye edilmemesi, içerideki yiyecek kaynaklarının daha da çabuk tükenmesine yol açtı. Basra’dan beklenen yardım geciktikçe, içerideki İngiliz kuvvetleri giderek daralan bir çemberin içine sıkıştı.

İngilizlerin tükenişi

Kut’ta mahsur kalan İngiliz askerlerinin durumu her geçen gün daha da ağırlaştı. Bu tabloyu tersine çevirmek isteyen İngilizler, Korgeneral Fenton Aylmer ve ardından General Gorringe komutasında, Ocak ile Nisan 1916 arasında Osmanlı hatlarını yarmak için art arda taarruzlar düzenledi.

Şeyh Saad, Vadi, Felahiye ve Sabis’te yapılan bu saldırılarda İngilizler, savunmayı kırmak uğruna on binlerce askeri cepheye sürdü. Ancak Dicle’nin taşmasıyla bataklığa dönen arazi, şiddetli yağmur ve soğuk, bu taarruzları daha da zorlaştırdı. Zaten güçlü şekilde tutulmuş Osmanlı mevzilerine bu şartlar da eklenince İngilizler için ağır kayıplar kaçınılmaz hale geldi. Halil Paşa’nın temkinli ve dirençli stratejisiyle birleşen bu savunma sonuç verdi. Kut’u kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri toplamda 30 bine yaklaşan zayiat vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Bu noktadan sonra sahada belirleyici olan, İngilizlerin ısrarından çok Osmanlı tarafının sabrı ve direnci oldu.

Açlık ve çaresizlik

Kuşatma beşinci ayına yaklaşırken Kut’taki tablo artık ağır bir krize dönüşmüştü. Townshend’in ordusu hem açlıkla hem hastalıklarla mücadele ediyordu. Tıbbi imkânların yetersizliği, hijyen sorunları ve dizanteri, kolera gibi hastalıklar özellikle İngiliz-Hint birlikleri içinde ciddi kayıplara yol açtı. Yiyecekler tükendikçe askerler önce yük hayvanlarını kesmeye başladı. Öküzlerin ardından at ve katır etleri hayatta kalmak için çaresizse kesiliyordu.

Öte yandan garnizonun önemli bir kısmını oluşturan Hint askerler, inançları gereği at eti yemeye uzun süre yanaşmadı. Townshend’in bu konuda askerleri ikna etmesi haftalar aldı. Bu süre zarfında açlık ve hastalık nedeniyle çok sayıda asker hayatını kaybetti ya da iyice güçten düştü. Zaman zaman uçaklarla atılan sınırlı erzak da bu gidişatı değiştirmeye yetmedi. Kuşatma uzadıkça dönemin yenilmez ordusu İngiliz kuvvetleri Kut’un dar ve çamurlu sokaklarında giderek tükeniyordu.

İki milyon sterlinlik rüşvet

Artık kurtuluş ümidi kalmayan “güneş batmayan imparatorluğun” ordusu, Osmanlı kuvvetleri karşısında Kut’ta sıkışıp kalmıştı. Askerî bir yarma harekatının mümkün olmadığı anlaşılınca, İngilizler son bir girişimde bulundu. Dicle üzerinden “Julnar” adlı zırhlı bir gemiyle kasabaya yaklaşık 270 ton erzak ulaştırmaya çalışıldı. Ancak 24-25 Nisan gecesi yapılan bu girişim Osmanlı birliklerince fark edildi ve yoğun ateş altında kalan gemi karaya oturtularak içindeki erzakla birlikte ele geçirildi. Osmanlı askerleri bu gemiye, durumu özetler şekilde “Kendi Gelen” adını verdi.

Bu noktada Townshend, teslimiyeti geciktirmek için alışılmadık bir yola başvurdu. Meşhur İngiliz casusu T. E. Lawrence (Arabistanlı Lawrence) aracılığıyla Halil Paşa’ya, ordusunun silahlarıyla birlikte serbest bırakılması karşılığında önce 1 milyon, ardından 2 milyon sterlin teklif etti. Ancak Halil Paşa bu öneriyi açık bir şekilde reddetti. Ona göre, verilen kayıplar ve yürütülen mücadele para karşılığında pazarlık konusu yapılamazdı.

Büyük teslimiyet

Tarihler 29 Nisan 1916’yı gösterdiğinde, artık direnecek gücü kalmayan General Townshend, yanında 5 general, 481 subay (277’si İngiliz, 204’ü Hint) ve 13 bini aşkın askeriyle birlikte Halil Paşa’ya kayıtsız şartsız teslim oldu. Bu hadise, 1781’deki Yorktown Kuşatması’ndan bu yana Britanya tarihinin yaşadığı en büyük toplu teslimiyetlerden biri olarak kayda geçti. Çanakkale’nin hemen ardından gelen bu sonuç, İngiltere’nin “yenilmezlik” algısını ciddi biçimde sarsarken, Osmanlı kamuoyunda ve müttefikleri Almanya ile Avusturya-Macaristan’da büyük bir coşkuyla karşılandı.

Halil Paşa’nın 29 Nisan 1916’da ordusuna hitaben söylediği sözler ise zaferin önemini ve büyüklüğünü tam olarak ortaya koyuyordu:

“Orduma!

Arslanlar!

Bugün Türklere şeref, şan İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprakların güneşli havasında şehitlerimizin ruhu şad ve handan uçuşuyorlar.

Hepinizin pak alınlarınızdan öperek, hepinizi tebrik ederim.

200 yıldan beri tarihimizde okunmayan bir vakayı kaydettiren Allah’a hamd ve şükürler olsun.

Allah’ın azametine bakınız ki, 1500 senelik İngiliz tarihine böyle bir vakayı ilk defa sizin süngülerinizle yazdırdı.”

Kutü’l-Amare Zaferi, tüm imkânsızlıklara rağmen disiplinli bir direnişin ve doğru askerî tercihlerin nasıl sonuç verebileceğini gösteren bir örnek ve sürekli hatırlanmayı hak eden bir tarihi başarıdır. Uzun süre küçümsenen bir ordunun kendisinden çok daha güçlü görülen bir rakip karşısında dengeyi nasıl değiştirebildiğini gösteren bu zafer, Çanakkale ile birlikte düşünüldüğünde Osmanlı ordusunun savaşın bu safhasındaki direncini ve kapasitesini anlamak için olduğu kadar, tarihî hafızamızı yeniden gözden geçirmek için de önemli bir imkân sunmaktadır.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:94
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Mayıs 2026 05:45 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Oğlundan Trump ın başını yakacak Rus itirafı Sözcü Gazetesi

15 Eylül 2026 01:44see211

Vucic, 27 Eylül de istifa edip 25 Ekim seçimi için kampanyaya katılacak

15 Eylül 2026 01:30see194

Erdoğan’dan NATO liderlerine verilen silah hediyesiyle ilgili ilk açıklama: Eserlerimizi takdim edelim istedik

15 Eylül 2026 00:12see193

Çekmeköy de dorsesi açılan hafriyat kamyonu üst geçide çarptı

15 Eylül 2026 02:11see183

Memik Yılmaz: Fenerbahçe gibi bir rakibe karşı aldığımız 1 puan çok değerli

15 Eylül 2026 00:06see173

Jigolo ağının çarkı deşifre oldu: Beni bu işlere Emre Tanış soktu

14 Eylül 2026 22:22see157

Bakırköy’de 4 katlı metruk binanın çatısı alevlere teslim oldu

15 Eylül 2026 00:46see153

Bakan Bolat: Esnafımıza 853 milyar lira finansman desteği ve kolaylığı sağladık

15 Eylül 2026 19:47see153

Rusya da akaryakıt krizi: Pek çok şehirde benzin bulunamıyor

14 Eylül 2026 22:14see152

Trump tan çok sert mesaj! Bize tazminat ödeyecekler

15 Eylül 2026 00:09see148

Borsada sert düşüş! 15 Eylül 2026 borsa neden düştü, Borsa İstanbul BIST 100 endeksi ile borsa neden düşüyor?

15 Eylül 2026 19:20see147

Usta oyuncu Kadir İnanır ın vasiyeti 17 Eylül de açılacak Sözcü Gazetesi

16 Eylül 2026 01:01see146

Bakan Tekin, Sudan Eğitim Bakanı Hajar ile bir araya geldi

15 Eylül 2026 20:01see141

Uçak kalkar kalkmaz kabusu yaşadılar

15 Eylül 2026 19:50see139

Bursa da kan donduran anlar: Kucağındaki kediye acımasızca şiddet uyguladı

15 Eylül 2026 20:23see139

Vatandaşın parasını cebe indirmişler: Her kuruşu sisteme gidiyor

15 Eylül 2026 20:17see138

En uzun ömürlü otomobiller belli oldu: İşte zirvedeki lider Sözcü Gazetesi

15 Eylül 2026 14:01see135

T.C. GAZİANTEP 3. SULH HUKUK MAHKEMESİ

16 Eylül 2026 00:21see135

Bakan Fidan, TÜRKPA Genel Sekreteri Hasan ı kabul etti

15 Eylül 2026 17:41see134

Trump’a suikast girişiminde yeni detay! FBI dosyasında dikkat çeken ayrıntı

16 Eylül 2026 09:23see133
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları