Ukrayna kararı: Denizler tamam, karada yokuz Yahya Bostan
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Grönland’ın ABD toprağı olması gerektiği fikri aslında Trump’a ait değil. Eski ABD Başkanı Harry Truman, 1946 yılında Grönland’ı satın almak için Danimarka’ya resmi teklifte bulundu. Amerikalılar 100 milyon dolarlık bir meblağ önerdiler. Ancak kabul görmedi. Truman’ın amacı Sovyetlere karşı Arktik savunma hattı oluşturmaktı. Bugün Trump zengin yeraltı kaynaklarından, nadir elementlerden bahsediyor ancak temel sebep jeopolitiktir. Önceki gün Washington’da gerçekleşen ABD-Danimarka görüşmelerinde Trump yönetimi geri adım atmamıştır.
Elbette bugün durum 1940’lar dünyasından farklı. Danimarka NATO ve AB üyesi. Trump’ın Grönland hamlesi bu yüzden işleri karıştırıyor. Bu, “Batı ittifakının” bugüne kadar yaşadığı en somut, en büyük krizdir. ABD’nin “askeri seçenek masada” vurgusu, Avrupa’yı tedirgin etmiştir. Avrupalı üst düzey yetkililerden “Avrupa’daki tüm Amerikan üslerini kapatalım” çıkışları gelmeye başlamıştır. Ukrayna’daki savaşta ABD’nin tutumu Avrupa’yı zaten “kendi başının çaresine bakma” noktasına getirmişti. Grönland gerilimi bu şekilde sürerse “Avrupa’nın kopuşu” hızlanır. Bunun yansımalarını Avrupa’nın savunma harcamalarında, zorunlu askerlik tartışmalarında, yeni ittifak arayışlarında göreceğiz.
GARANTİ İÇİN İMZALAR ATILDI
“Dünyanın çivisi çıktı” dedirten bu gelişmelerin hepsi Türkiye’nin yararınadır. Türkiye’nin; nüfusu, ekonomisi, askeri gücü, siyasi ve diplomatik derinliği ile zaten bir özgül ağırlığı var. Yukarıda bahsettiğim gelişmeler bu özgül ağırlığı Avrupalıların gözünde artırıyor. Özellikle savunma ile ilgili konularda…
Bakınız; Ukrayna’daki savaşı bitirmek için ciddi bir çaba harcanıyor. Önce Türkiye, sonra da bizzat ABD Başkanı Trump ve ekibinin arabuluculuğunda yapılan müzakerelerde önemli bir yol kat edilmişti (İş ciddiye binince Putin’in konutuna onlarca droneden oluşan “kimliği belirsiz” bir saldırı girişimi oldu. Ruslar sert tepki göstererek müzakerelerdeki pozisyonunu gözden geçireceğini ima etti.) Ancak mesele iki noktada tıkanıyordu. Bir. Toprak müzakereleri… Rusya, hedeflediği toprakların tamamını savaşmadan almak istiyor. Ukrayna, mevcut çatışma hattının ateşkes sınırı olarak kabul edilmesini istiyor. İki. İleride Rusların Ukrayna’ya (Daha doğrusu Avrupa’ya) saldırmasını engelleyecek bir tür güvenlik garantisi.
Trump, ABD’nin böyle bir garanti vermesine sıcak bakmıyordu ancak sonunda 6 Ocak’ta, Paris’te yapılan Gönüllüler Koalisyonu toplantısında uzlaşma sağlandı. Liderler düzeyinde yapılan bu toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil etti. Trump’ın özel temsilcisi Witkoff, Fransa, İngiltere ve Ukrayna ile birlikte garantiler konusundaki niyet beyanına imza attı. Buna göre; ateşkesin izlenmesi mekanizmasına ABD liderlik edecek. Paris’te bir koordinasyon hücresi kurulacak. İngiltere, Fransa ve diğer Avrupalı ülkeler Ukrayna’ya çokuluslu askeri güç konuşlandıracak (Almanya’nın, “Ukrayna’ya değil ama belki komşu bir ülkeye asker konuşlandırabilirim” yaklaşımı gülünçtür.)
Peki, Türkiye’nin nihai tutumu ne?
ANKARA’NIN TUTUMU NETLEŞTİ
Dışişleri Bakanı Fidan, Paris toplantısından sonra yaptığı açıklamada “Barışın sağlanması halinde barış için oluşturulacak deniz gücünde Türkiye’nin temel sorumluluğu üstlenmesi yönünde bir duruşumuz var” dedi. Bu bilgi bu köşeyi takip edenler için yeni değil. Türkiye’nin olası bir barış durumunda Karadeniz’de ateşkesin izlenmesi konusunda rol üstlenmek istediğini yazmıştık (Bakınız; Garantörlük detayları: Ukrayna kıyıları Türk donanmasına mı emanet? 21 Ağustos 2025). Bu konuda geçtiğimiz yıl, Milli Savunma Bakanlığı’nda, Ankara’da, 21 ülkenin katılımıyla geniş bir toplantı yapıldığını, Ankara’nın burada muhataplarına “Karadeniz’de sorumluluk almaya hazırız” dediğini de biliyoruz.
Ankara neden garantörlük faaliyetlerinin deniz ayağını üstlenmek istiyor? Çünkü bölgesel sahiplik ilkesini önemsiyor. Karadeniz’e başka bir gücün girmesini istemiyor. Aksi durumun Montrö sözleşmesini zedeleyeceğine inanıyor. Ukrayna savaşı sırasında bazı ülkeler Montrö’yü zorlayacak girişimlerde bulundu ancak bunların hiçbirine izin verilmedi.
KARA GÖREVİ İÇİN BEKLENTİLER VAR
Karadeniz’de rol oynama isteğini gizlemeyen Ankara’nın diğer Batılı ülkelerle birlikte Ukrayna toprağında, karada konuşlanıp konuşlanmayacağı ise belirsizdi. Ağustos ayında bu konuda ucu açık ifadeler kullanılıyordu. Ancak pozisyon artık netleşmişe benziyor. Kaynaklarım diyor ki:
“İngiltere, Fransa “Biz asker göndereceğiz” diyor ancak Ruslar bunu kabul edecek mi? Gerçekçi değil (Reddediyorlardı, Paris toplantısından sonra yeniden reddettiler.) Türkiye’nin kara unsurlarının konuşlanması için beklentilerimiz var, muhataplarımıza net bir şekilde ilettik: Bir. Öncelikle ateşkes sağlanacak. İki. Misyonun görev tanımı belli olacak. Üç. Herkes katkısını ortaya koyacak. Dört. Ondan sonra biz garantörlük sisteminin kara ayağı için karar vereceğiz.”
Ankara özetle diyor ki… Denizler tamam ama kara faaliyetinde -şimdilik- yokuz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:49
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Ocak 2026 04:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















