Türkiye yi destekleyecek 3 gelişme İş Yaşam Haberleri
Haberturk kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, son 23 yılda dünyadan daha iyi olan büyüme, cari açık ile bütçe açığındaki iyileşme, 2018'den bu yana en düşük düzeyini gören CDS'te ve enflasyondaki düşüş, borç stokunun düşük olması son olarak da döviz rezervindeki iyileşmeyi ekonomide iyileşmenin temel taşları olarak sayarken beklenin üç önemli gelişmenin de Türkiye'nin büyüme ve enflasyonla mücadelesinde destekleyici olacağını kaydetti.
Türkiye'nin ticaret ortaklarının 2026'da da büyümeye devam edeceğini belirten Cevdet Yılmaz, faiz indirim döngüsünün devamıyla birlikte küresel finansal piyasalarda iyileşme beklentisinin yanı sıra üçüncü ılımlı seyretmesi beklenen küresel enerji ve emtia fiyatlarının büyüme ve dezenflasyon üzerinde olumlu etkisi olacağını söyledi.
23 YILDA DÜNYADAN DAHA İYİ BÜYÜDÜK Basın mensupları ile bir araya gelen Yılmaz, son 23 yılda Türkiye'nin yıllık ortalama yüzde 5.4 büyüdüğünü buna karşın dünya ekonomisinin ortalama yüzde 3.5 büyüyebildiğini aktararak "Bu sayı 1 yılda bir anlam ifade etmeyebilir ancak 23 yıl boyunca 1.9 daha fazla büyüme çok ciddi bir etki yaptı. Milli gelirimizin 2025 itibariyle 1.5 trilyon dolar, kişi başı gelirimizin ise 17 bin doları aşacağı tahmin edilmektedir. Temel makroekonomik göstergelerdeki öngörü ve hedefler önemli oranda gerçekleşmiştir " diye konuştu. 2020 ile 2024 enflasyonun 44.5 puan düştüğünü hatırlatan Yılmaz, bir tek Eylül 2025'de bir sapma yaşandığını dile getirdi.
BÜTÇE AÇIĞININ MİLLİ GELİRE ORANI YÜZDE 3 OLACAK
Cari işlemler açığının ise 22 milyar dolara düşerek milli gelire oranının yüzde 1.4 olduğunu kaydeden Yılmaz, bütçe açığındaki görünümün kamu harcamalarında etkinliği artırıcı önlemler ve gelir performansı ile beklenenden daha iyi olduğunu, CDS'in düştüğünü ve uluslararası rezervin ise arttığını dile getirerek "Cari açıktaki iyileşme finansman ihtiyacını CDS'teki düşüş ise finansmanın maliyetini düşürdü. 2023'ten bu yana bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2.6. Bir ara 2022'de yüzde 4.7'ye yükseldi ancak deprem etkisi çıktığında 3'e düşüyor. 2025'te ise gelir performansındaki artış ile 3.6 beklenmesine rağmen yüzde 3 civarında olacak diye bekliyoruz. Depremi saymazsak yüzde 2'ler civarında" şeklinde konuştu.
TÜRKİYE BORÇ SORUNU OLMAYAN ENDER ÜLKELERDEN Enflasyonun yüzde 75'ten 30'a gelirken kuraklık ve don nedeniyle tarımın etkisinin olumsuz olduğunu bundan sonraki süreçte ise Türkiye'nin kendi normallerine dönmesi ile benzer bir olumsuzluk beklemediklerini anlatan Yılmaz, şunları kaydetti: "Temel mallarda enflasyon yüzde 17.7'ye geldi. Hizmetlerde ise yüzde 95.9'dan 51.9'a inebildi. Hizmetlerde konut ve eğitimin etkisi de olumsuz oldu. Ancak enflasyon beklentileri iyileşiyor. Piyasa katılımcıların beklentileri yüzde 23,4'e indi. Reel sektör ve hane halkının beklentileri de düşüyor."
İhracatın Orta Vadeli Program ile uyumlu şekilde 273.4 milyar dolar olduğunun altını çizen Yılmaz, mal ve hizmet ihracatı toplamının ise 396 milyar dolara çıktığını söyledi.
Kamu borç stokunun milli gelire oranının yüzde 24.5 olduğuna dikkat çeken Yılmaz, şöyle konuştu: "Türkiye borç sorunu olmayan nadir ülkelerden birisi. Hane halkı, reel sektör, finansal kuruluşları da katarsak borç stoku milli gelirin yüzde 94'ü. Bu oran gelişmekte olan ülkelerde 237, tüm dünyada 311."
BÜTÇE BES DESTEĞİNİN DÜŞECEĞİ VARSAYIMIYLA HAZIRLANDI Yılmaz, Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) katkı payının yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürülmesiyle ilgili 2026 bütçesinin bu varsayımla hazırlandığını 2026 bütçesinde görülen 132 milyar liralık BES desteği rakamının değiştirilmeyeceğini söyledi.
BES desteğinin yüzde 30'dan 20'ye düşürülmesinin teşvik edilmediği anlamına gelmediğini kaydeden Yılmaz, "BES’in, yüzde 20 de oldukça iyi bir teşvik aslında. Biz tabii ki bu bireysel emeklilik sistemini destekliyoruz, bu nedenle de bütçemizde önemli bir rakamı bu destek için ayırmış durumdayız. Ama artık eskisi kadar yüksek düzeyde bir destek ihtiyacı görmüyoruz. Niçin görmüyoruz? Çünkü makro finansal istikrarımız çok daha iyileşmiş durumda. Dolayısıyla daha normalleşmiş bir finansal ortamda yüzde 20’lik bir desteğin oldukça önemli, cazip bir destek olduğunu, böyle kalmaya devam ettiğini ifade etmek isterim" dedi.
TAMAMLAYICI EMEKLİLİK GÜNDEMDE DEĞİL
Yılmaz diğer yandan çalışan, işveren ve devletin katkılarıyla oluşması planlanan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi'nin ise henüz gündemlerinde olmadığını açıkladı. Yılmaz şunları kaydetti: "Tamamlayıcı emeklilik sisteminde gündemimizde henüz olgunlaşmış bir çalışmamız şuan için yok. Bu tür konular ancak iyi bir etki değerlendirme, bir hazırlık yapıldıktan sonra tartışılması gereken konular diye ifade etmek isterim. Başka birtakım alternatif mekanizmalarla da insanların geleceğini daha emin kurgulamalarında, ona hazırlanmalarında fayda var. Ancak bunu yaparken bugünkü işletmeler üzerinde de özellikle içinden geçtiğimiz dönemde yük oluşturmamak önemli. Şimdi bir rekabet baskısı altındayız, uyguladığımız bir program var, işletmelerin yükünü arttıracak bir yaklaşıma da sıcak bakmıyoruz doğrusu. Bu denge içinde bu hususlara yaklaşıyoruz."
ENFLASYONA ZARAR VERİCİ BÜYÜME ÖNGÖRMÜYORUZBüyüme ile enflasyon arasında orta-uzun vadede bir çelişki olmadığını anlatan Yılmaz, "Enflasyonu düşürdüğünüz bir ortam, aynı zamanda öngörülebilirliğin arttığı, yatırım ortamının iyileştiği, dolayısıyla çok daha sağlıklı bir şekilde büyüdüğünüz dönem. Bunu AK Parti olarak da tecrübe etmiş durumdayız, tarihimize baktığınız zaman enflasyonu düşürdüğümüz dönemler aslında büyümemizin de yükseldiği dönemler, arttığı dönemler. Dolayısıyla büyümek için enflasyona ihtiyaç var gibi bir yaklaşım kesinlikle doğru değil. Ama kısa vadeli olarak enflasyonu düşürmeye çalışırken izlediğiniz programın bazı yan etkileri olabilir. Bazı sektörleri etkileyebilir, bir süreliğine daha ılımlı bir büyüme ihtiyacı doğurabilir, küçülme demiyorum bakın, daha ılımlı bir büyüme ihtiyacı doğabilir, daha dengeli bir büyüme sağlamanızı gerektirebilir, bu kısa vadede bunlar önemli hususlar. Dolayısıyla enflasyonu düşürmeyi biz temel öncelik yaparken, büyümeden fedakarlık ettiğimiz için değil, tam aksine daha sağlıklı, daha sürdürülebilir bir ortamda büyümeyi öngördüğümüz için bunu yapıyoruz, sosyal dengelerimizi daha iyileştirmek için bunu yapıyoruz. Enflasyonla mücadelemizi bu anlamda kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Büyümenin 2025'te 3.3 ve 2026'da 3.8 olacağını tahmin ettiklerini kaydeden Yılmaz, Türkiye'nin tarihsel ortalamalarının altında dahi olsa büyümeyi sürdürdüğünün altını çizerek büyümeyle enflasyonu eş zamanlı politikalarla yönettiklerini özellikle 2024 ve 25'te hem büyüdüklerini, hem de enflasyonu ciddi anlamda düşürme imkanları olduğunu dile getirerek "Aynı anlayışla devam edeceğiz, gelecek sene biraz daha ivme kazanacak bu ilişki, daha olumlu bir noktaya gelecek büyümemiz, ama öyle aşırı bir büyüme, enflasyona zarar verici ölçekte bir büyüme de öngörmüyoruz elbette" dedi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:49
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Ocak 2026 11:42 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















