Türkiye nin Umut Hakkı Yok Mu?
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Trump, Epstein dosyası ile sıkıştığı köşeden İran’ı vurarak çıkmayı umuyor..
Erdoğan da ekonomideki “bunalımı” İmamoğlu ve ekibi üzerine kurulan yeni senaryolarla “görünmez” kılmayı..
Aslında Saray için iki başlık iç içe gibi.
• ABD ile İran arasındaki kritik randevunun İstanbul değil Umman’da yapılacak olması, Erdoğan’ın krize karşı en önemli hikayesini yerle bir etti.
• Bunda, Türkiye’nin müzakere masası için önerdikleri önemliydi: Masada, Gazze için Washington’da Trump’ın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda olduğu gibi “Arap ülkelerinden yetkililer de olsun”.. Müzakerede nükleer gündeminin yanı sıra, ABD’nin de talep ettiği üzere balistik füzeler de yer alsın.. “Barış Masası”nın başkanlığını da Erdoğan yapsın..
• İran bütün bu talepleri reddetti. Washington “Ya İstanbul ya hiç” dedi. Ancak İran geri adım atmayınca randevunun yalnızca ABD ve İran arasında, masanın da Umman’da olması kararlaştırıldı. Müzakere, eğer son anda bir sürpriz olmazsa yarın başlayacak. Trump’ın “İran’a bombardıman uçaklarımızı gösterdik” diye savurduğu tehditler altında!
•Eklemeden geçmeyelim: Erdoğan’ı sahneden indiren bu gelişmelerin ardından Saray medyasının elinde birinci sayfalık haber olarak kala kala eski düşman Sisi’ye hediye edilen TOGG kaldı..
*. *. *
Tam bu sırada Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın casuslukla suçlandığı iddianamenin ortaya çıkması rastlantı elbette!!!!
Gerçi ne bir kanıt var ne de yalandan bile olsa bir tanık! Tek dayanak, AKP’nin önemli isimleriyle de fotoğrafları çıkan “baş casus” Hüseyin Gün’ün manevi annesiyle çekilmiş fotoğraflar.
Yarın öbürgün, bütün bu saçmalıklar sona erdiğinde bol bol gülebiliriz de.. Şu anda bu üç ismi cezaevinden çıkartmamaya and etmiş görünenler yüzünden gülecek halimiz yok.
Yalansa yalan.. Kumpassa kumpas.. Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nu Kandil’dekilerle birlikte eğlenirken “göstermeye çalışan” video için söylediği gibi montajsa montaj..
Saray’ı ve medyasını hiçbir şey durduramıyor.
Gerçi gün gelecek, vaktiyle FETÖ savcısı Zekeriya Öz için söylediklerini nasıl yuttularsa bunları da yutacaklar.. Ama Reis hala iş başındayken böyle uçacaklar.
*. *. *
İnsan, algı operasyonlarının geldiği boyutlara ve İmamoğlu’nu neredeyse diri diri gömmek için yapılanlara inanamıyor.
“Yeter.. Bu kadar da olmaz artık” diyorsunuz..” beteri geliyor.
Tekrar edeyim: Saray’ı ve medyasını hiçbir yasa, kural, etik ya da dini değer durduramıyor.
“CASUSLUK İDDİANAMESİ” hakkında daha sonra ayrıntılı bir yazı yazarım.. Belki!
Öyle ya amacı belli, encamı belli bir kumpas hakkında ne yazılabilir ki!
Neyi neden yaptıklarını biliyoruz nasılsa.. Bilmediğimiz, daha ne kadar ileri gidecekleri..
Halk arasında beklenmedik büyüklükte bir sorun için “deve dişi gibi” denir.
Sadece bir günde tam bu deyişe uyan üç olay birden patladı:
“• Söz ettiğim casusluk davasında iddianamenin açıklanması.”
“• İstanbul Boğazı’ndaki üç köprünün özelleştirme usulündeki gibi işletilmesi için harekete geçilmiş olması.. Pazarlama işinin de dünyaca ünlü İngiliz şirketi Ernst & Young’a verilmesi..
“• Terörsüz Türkiye adında karar kıldıkları süreç için raporun son aşamasına geçildiğinin duyurulması..”
*. *. *
En kritik o son haberi, son dönemin en konuşkan isimlerinden MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız verdi:
“Umut hakkı konusunda komisyonda uzlaştık, bir problem yok, raporda olacak. Zaten AİHM kararları umut hakkından bahsediyor. Bizim raporumuzda AİHM kararlarına uyma tavsiye edilecek zaten. Onun içinde umut hakkı da var"
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili ve AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Mehmet Uçum kendi sosyal medya hesabından meseleye şöyle dahil oldu:
“Evet, umut hakkı Feti beyin etraflıca açıkladığı gibi kişiye özgü veya Öcalan’a yönelik bir tahliye imkanı değildir. Umut hakkı genel olarak da doğrudan tahliye imkanı değildir. Umut hakkı ömür boyu cezaevinde kalacak şekilde hüküm kurulmuş herkese şartla salıverme imkanının doğru ifadeyle umudunun verilmesidir. Yani belirtildiği üzere umut hakkı şartla salıverme umududur. Bu imkan şu anda kapsam dışında olan hükümlülere de tanındığında yine şartla salıvermenin esasları uygulanacaktır. En geç altı ayda bir değerlendirme yapacak İdare ve Gözlem Kurulunun veya itiraz halinde İnfaz Hakimliğinin kararına göre işlem yapılacaktır. Otomatik bir uygulama olmayacaktır.”
Uçum, Feti Yıldız’ın sözlerine katılmış gibi yapıyor ama, AİHM kararlarına değinmiyor.
Neden mi?
Değinse, maazallah insanların aklına Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Can Atalay hakkındaki “uygulanmayan” sayısız AİHM kararı geliverir. Gelince de Reis’in canı sıkılıverir.
Bahçeli’nin özellikle Öcalan için gündeme getirdiği UMUT HAKKI konusunda da “doğrudan tahliye edilecek değil ya” diyerek AKP seçmenini sakinleştirmeye çalışıyor.
Aslında AİHM ne karar verirse versin Erdoğan’ın uygulamaya niyetinin olmadığını, en son Demirtaş örneğinde görmedik mi? Avukatları bile cezaevi kapısında ha çıktı ha çıkacak diye günlerce beklemedi mi?
* * *
Dün mahallenin kasabına uğradım. Biraz lafladık.
Bugünlerde kırmızı et değil, ancak tavuk satabiliyormuş.
“Mesela” dedi “pirzola satıyorum ama ben yiyemiyorum. Eve götürsem bir günlük kazancımı yemiş olacağım çünkü..”
Ben de tavuk aldım. Sonra semt pazarına gittim.
Pazar resmen küçülmüş! Zira fiyatlar o kadar şoke edici ki, gelen yarım kilo domates, 1 kilo patates alıp gidiyor. Dereotu 30 lira olur mu! Artık oluyor.
Zaten İstanbul’un köprüleri de bu yüzden özelleştirme kapsamına alınıyor.
Seçim öncesi köprülerden 6 milyar dolar bekleniyor. Ama bütçedeki beklentiye bakılırsa daha pek çok köprü, yol, altın değerinde araziler vs sırada.
ABD ve YENİ DÜNYA DÜZENİ için yapılanlar.. Ekonomide artık ipin ucunun kaçması.. Demokrasi, hukuk adına çiğnenmemiş bir şeyin kalmaması..
Epstein dosyasıyla birlikte ortaya çıkan ya da hatırlanan çocuk ölümleri, kayıpları, istismar vakaları..
Siz de merak etmiyor musunuz?
Bizlerin, Türkiye’nin umut hakkı yok mu?
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tahliye haberi “evet var” dedirtti.
Yeter ki haksız yere hapis yatan tüm tutsaklar için sesimizi çoğaltmaya ve yükseltmeye devam edelim.
Toplumdaki dipten gelen dalgayı görerek ve göstererek duvarları yıkalım..
Her tutsağı, Zeydan başkan gibi davullar zurnalarla karşılayalım.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:69
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Şubat 2026 10:58 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















