Türkiye den küresel çağrı: Sizi bekliyoruz
Haberturk sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Dünya sinema endüstrisinin kalbinin attığı Cannes Film Festivali, sadece sanatsal rekabetin değil, aynı zamanda ülkelerin kültürel güçlerini ve endüstriyel kapasitelerini sergiledikleri küresel bir vitrin olma özelliği taşıyor.
TÜRKİYE ÇAĞIRIYOR 79'uncu Cannes Film Festivali kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı iş birliğiyle düzenlenen 'Türkiye Invites You' (Türkiye Seni Çağırıyor) resepsiyonu, bu vitrinin en stratejik hamlelerinden biri olarak öne çıktı.
Küresel sinema profesyonellerine yapılan; "Filmlerinizi Türkiye'de çekin" çağrısı, yalnızca coğrafi bir davet değil; Türkiye'nin küresel sinema pazarındaki konumunu yeniden tanımlayan yapısal bir vizyon belgesi olma özelliğine sahip.
ÖNEMİ KÜRESEL BİR ÜRETİM MERKEZİ OLARAK TESCİLLENMESİ Türkiye, uzun yıllar boyunca uluslararası yapımlar için sadece oryantalist bir arka plan ya da doğal bir plato olarak konumlandırıldı. İstanbul'un tarihi silüetinden; Kapadokya'nın masalsı coğrafyasına, Ege kıyılarından; Doğu Anadolu'nun kış atmosferine kadar dört mevsimi aynı anda sunan coğrafi çeşitlilik elbette büyük ve eşsiz bir avantaj.
'Türkiye Invites You' projesi, Türkiye'nin lojistik, teknik ve insan kaynağı açısından küresel bir üretim merkezi olarak tescillemesi adına bir hayli önem arz ediyor.
SON TEKNOLOJİ VE KALİFİYE İNSAN GÜCÜKültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven'in de vurguladığı gibi, Türk sinema ve dizi sektörü, artık sadece içerik tüketen veya yerel pazara üretim yapan bir alan olmaktan çıkarak, üretim gücü ihraç eden devasa bir endüstriye dönüştü. Türkiye'nin sunduğu gelişmiş teknik altyapı, yüksek teknolojiye sahip post - prodüksiyon stüdyoları, uluslararası standartlardaki set ekipleri ve hızlı çözüm üretebilme kabiliyeti, Hollywood ve Avrupa sinemasının aradığı maliyet - etkin ve yüksek kaliteli üretim ekosistemini tam anlamıyla karşılıyor.
İZLENME SAYISI 3 MİLYARI GEÇTİ 'Türkiye Invites You' vizyonunun en yenilikçi kazanımlarından biri de Türkiye'nin film lokasyonlarını tanıtmak amacıyla dünyada mikro dramalar üreten ilk ve tek ülke ünvanını elde etmesi. Ki mikro dramaların küresel ölçekte izlenme sayısı 3 milyarı geçti. Dijital çağda, kalın kataloglar veya durağan broşürler yerine 'Go Türkiye' YouTube kanalı gibi platformlar üzerinden yayınlanan akıcı, dinamik ve hikâye anlatımı odaklı mikro içerikler, uluslararası yapımcıların ve yönetmenlerin dikkatini çekmek için nokta atışı bir yöntem olarak göze çarpıyor. Lokasyonların, bizzat sinemanın kendi diliyle anlatılması, Türkiye'nin dijital pazarlama kabiliyetinin ve sektörel yaratıcılığının ne denli sınırsız olduğunu kanıtlıyor.
GÜVENLİ BİR LİMAN VAAT EDİYORUluslararası bir yapımın bir ülkede çekilmesi, o ülkeye doğrudan döviz girdisi, yerel sektöre istihdam ve lojistikten konaklamaya kadar onlarca yan sektöre can suyu anlamına geliyor. Cannes Film Market'te kurulan Türkiye Standı'nda yabancı profesyonellere sunulan teşvik rehberi, işin ekonomik sürdürülebilirliğini garanti altına alıyor.
Yabancı yapımcılara sunulan vergi iadeleri, lojistik kolaylıklar ve bürokratik engellerin minimuma indirilmesi gibi finansal teşvikler, Türkiye'yi küresel rekabette öne geçiriyor. Dünya genelinde yapım maliyetlerinin hızla arttığı bir dönemde Türkiye, yabancı yapımcılara bütçe dostu seçenekler sunarken, sinema diliyle kurulmuş güvenli bir liman vaat ediyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Habertürk'e verdiği röportajda 'Türkiye Invites You' projesinin önemini, Türkiye'de yapım endüstirisinden; konaklama sektörüne kadar geniş bir yelpazedeki iş alanına olan katkısının neler olduğunu anlattı. Güven, Cannes'da kurdukları Türkiye standından elde edilen kazanımları ve hedefleri konusunda da bilgi verdi.
"BÜYÜK EKONOMİK KATMA DEĞER YARATMAYI AMAÇLIYORUZ"
• Cannes Film Festivali esnasında yabancı yapımcılar ve yönetmenlere yönelik Türkiye'ye davette bulundunuz. Oradaki çalışmalarınızdan söz eder misiniz?
Yabancı yapımcıları Türkiye'ye davet etmeye yönelik çalışmalarımız, sadece Cannes ile başlayan bir strateji değil; arkasında çok uzun süredir yürüttüğümüz titiz bir hazırlık süreci var. Bugün Türkiye'nin üretim gücü, mevcut potansiyelinin de üzerine çıkmış durumda. Ülke olarak çok ciddi miktarda dizi ve film üretiyoruz ancak mevcut kapasitemiz bunun çok daha ötesinde. Örneğin; bugün 10 film üretiyorsak, aslında 100 film üretebilecek bir altyapıya sahibiz. Bu nedenle hem kendi yapımlarımızın sayısını ve niteliğini artırmayı hedefliyor hem de yabancı prodüksiyonları ülkemize çekerek büyük bir ekonomik katma değer yaratmayı amaçlıyoruz. Sektörün gelişimini görmek için filmi biraz geriye sarıp 15 - 20 yıl öncesine bakmak yeterli. Eskiden Türkiye'ye gelen büyük yabancı prodüksiyonlar, ihtiyaç duydukları her malzemeyi yanlarında dev TIR'larla taşır, Türkiye'de bu imkanların olmadığını düşünürlerdi. Bugün ise durum tamamen değişti. Artık yabancı yapımcılar, sadece ana ekipleri ve oyuncularıyla, yani 5 - 10 kişiyle uçağa binip geliyor ve Türkiye’de devasa bütçeli filmler çekebiliyorlar. Çünkü artık Türkiye'de ihtiyaç duyulan her şey fazlasıyla var. Sadece Hollywood ile aynı kameraları, aynı yüksek teknolojiyi kullanmaktan bahsetmiyorum; en büyük gücümüz yetişmiş insan kaynağımız. Kamera arkasına geçtiğimizde; dünya standartlarında kostüm, saç ve makyaj tasarımcılarımız, ışık ve ses şeflerimiz, görüntü yönetmenlerimiz ve set işçilerimiz var. Teknik altyapıdan karavanlara ve jeneratör kamyonlarına kadar her detay en üst kalitede sunuluyor. Türkiye'deki sinema sektörü; ulusal sinemayı, televizyon dizilerini ve dijital platform içeriklerini aynı anda sırtlayabilecek güçte. Bunun da ötesinde; Çin'den Kore'ye, ABD'den İngiltere'ye kadar dünyanın dört bir yanından gelecek bağımsız yapımcılara eksiksiz prodüksiyon hizmeti verebilecek yeteneğe sahibiz. Yeni jenerasyon sinemacılarımız harika işler çıkarıyor. Bu genç profesyonellerin hemen hepsi İngilizceye, hatta birçoğu birkaç yabancı dile birden hâkim. Aynı şekilde dil bariyerini aşmış, uluslararası projelerde yer alabilecek çok yetenekli oyuncularımız var. En büyük hayallerimden biri, Türk oyuncular ile dünyaca ünlü aktörleri aynı sinema, dizi ve dijital projelerde bir arada görmek. Bu potansiyele fazlasıyla sahibiz. Biz bu büyük potansiyeli dünyaya anlatmak için yola çıktık. Cannes'da küresel sinema endüstrisinin dikkatini çektik; şimdi ise aynı vizyonla Şanghay Film Festivali'ne gidiyoruz. Orada hem uluslararası katılımcılarla hem de Çin'in dev yapım şirketleriyle bir araya gelerek onları ülkemize davet edeceğiz. Bu yılki küresel mottomuz son derece net ve davetkar; 'Turkey Invites You' (Türkiye Sizi Çağırıyor). Yabancı sinemacılara açıkça şunu söylüyoruz; "Hikâyenizi hayata geçirmek için ihtiyacınız olan her şey Türkiye'de var, sizi bekliyoruz."
"EN ÜST OPERASYONEL KAPASİTEYE SAHİBİZ"
• Peki yüz film üretebilme kapasitesine sahipken 10 film üretiyorsak, 90 filmlik enerji heba mı olmuş oluyor?
Her sektörde olduğu gibi, sinemada da artık uluslararası ölçekte düşünmek ve çalışmak zorundayız. Sadece kendi içine dönük, yalnızca Türk filmleri üreten bir sektör olarak kalamayız; küresel sinema endüstrisinde her masada yerimizi almalıyız. Dünyada artık yeni bir iş yapış biçimi var. Dikkat edin, bugün uluslararası arenada başarı yakalayan nitelikli filmlerin arkasında hep birden fazla ülkenin imzası vardır; Fransa, Belçika, Almanya ortak yapımı gibi... İşte bu, 21'inci yüzyılın film yapım modelidir. Türkiye, dinamik yapısıyla bu yeni modele çok hızlı adapte olabilecek bir ülkedir. Biz köklü bir sinema ülkesiyiz, arkamızda 112 yıllık bir birikim var. Son 20 yılda ise bu sinema mirasının üzerine devasa bir televizyon endüstrisi inşa ettik. Ustalarımızdan kalan o eşsiz bilgi birikimini ve sektörel hafızayı televizyona aktararak muazzam bir başarı yakaladık. Bugün net bir gerçeği vurgulamak gerekir; "Türkiye, dünyada en çok dizi üreten ülkedir." Özellikle üretilen bölüm sayısı açısından küresel ölçekte bir rakibimiz yok; bu alanda Türkiye birinci, ikinci ve üçüncü ülkeler çok arkamızdan geliyor. Bu devasa üretim hacmi, sektörümüzün altyapısını da inanılmaz derecede büyüttü. Karavan sayımız, teknolojik ekipmanımız, jeneratör, ışık ve kamera parkurlarımızla birlikte bu araçları kullanan yetişmiş insan kaynağımız dev bir sektöre dönüştü. Artık sınırlarımızı aşma vakti geldi. Sadece yabancı yapımları Türkiye'ye davet etmekle kalmıyoruz; ekiplerimizle dünyanın her yerine gidip prodüksiyon yapabilecek güçteyiz. Bugün; "Gelin bu projeyi Yunanistan'da veya İspanya'da siz çekin" deseler, ekiplerimizi gönderip o işi en üst kalitede tamamlayacak operasyonel kapasiteye sahibiz.
"İSTANBUL BAŞLI BAŞINA BİR BAŞROL OYUNCUSU"
• Başka ülkelere göre en avantajlı olduğumuz alan nedir?Türkiye'nin küresel rekabetteki en ezici üstünlüğü, sahip olduğu eşsiz lokasyonlardır. Sadece Kapadokya bile tek başına tüm dünya sinemasına yetecek bir görsel zenginliğe sahip. İstanbul ise başlı başına bir başrol oyuncusu; bugün dizilerimizi dünyaya satabiliyorsak, bunda İstanbul'un büyüleyici mekanlarının payı yadsınamaz. Bu coğrafyanın enerjisi çok büyük ve her ülkede bulunamayacak bir görsel çeşitlilik sunuyor. Bir diğer önemli konu daha var ki Cannes'da bunun altını epeyce çizdik: Yabancı yapımcıların en büyük endişelerinden biri, çekimler için gerekli izinleri alıp alamayacakları üzerine. Orada yapımcılara, izin konusunda doğrudan muhataplarının bizzat kendim ve genel müdür yardımcılarım olduğunu anlattık. Belki de ilk kez izinleri bizzat onaylayacak kişilerle birebir görüşme imkânı buldular. Türkiye'nin tanıtımına katkıda bulunacak yapımlara, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı mekânları ücretsiz tahsis edeceğimizi de belirttik. Çünkü Türkiye'nin tanıtımını, onlardan gelecek maddi kazançtan çok daha fazla önemsiyoruz.
'GO TURKEY' BU STRATEJİNİN EN SOMUT ÖRNEĞİDİR"
• Doğal plato olarak çok iyiyiz. Film stüdyosu konusunda eksikliğimiz var mı?
Yabancı yapımcılar Türkiye'ye stüdyo için gelmezler; bizi cazip kılan şey eşsiz doğal mekânlarımızdır. Eğer özel sektör ve yatırımcılarımız stüdyo yatırımlarından büyük karlar elde edeceğini görseydi, Türkiye'nin güçlü sermayesi bu yatırımı çoktan hayata geçirirdi. Demek ki şu anki birincil ihtiyaç stüdyo değil. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 'Kültür' hem de 'Turizm' başlıklarını bir arada barındırması, sinema stratejimiz için muazzam bir avantaja sahip. Çünkü sinemadaki her lokasyon, turizm için aslında bir destinasyondur. Bu noktada arkamızda Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın çok büyük bir gücü var. Sayın bakanımız Mehmet Nuri Ersoy'un ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, ülkeyi sinema ve dizi sektörü üzerinden tanıtıyoruz. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile birlikte hayata geçirdiğimiz 'Go Turkey' dizileri, bu stratejinin en somut örneğidir. Dünyanın her yerinde milyonlarca hayranı olan oyuncularımızla mikro diziler çektik ve bu içerikler son birkaç ayda 3 milyarın üzerinde izlenme sayısına ulaşarak kırılması güç bir rekora imza attı. Cannes'a da bu projelerin gücüyle gittik. Biz bu mikro içeriklere sadece birer dizi olarak bakmıyoruz; her biri birer film lokasyonu tanıtımıdır. Oradaki yapımcılara şunu söyledik; "Türkiye, film lokasyonlarını tanıtmak için özel diziler çeken dünyanın ilk ülkesidir. Sinemacıları ve sinemaseverleri ülkemize çekiyoruz; unutmayalım ki her sinemasever aynı zamanda potansiyel bir turisttir. Hedefimiz, ülkemize gelen yabancı yapım sayılarını çok daha yukarılara taşımak. Bu stratejide Türkiye için kaybetmek kesinlikle yok; tam anlamıyla bir 'Kazan -kazan' modeli işletiyoruz. Yabancı yapımcılar buraya gelip bizim yerli ekiplerimizle çalışırsa, sinema sektörümüz ve insan kaynağımız doğrudan para kazanır. Kendi ekiplerini getirseler dahi otellerimizde konaklayacak, yeme - içme sektörümüzü hareketlendirecek, lojistik ve mekan kiraları ödeyecekler; dolayısıyla ekonomimiz her halükarda kazanacak. Son olarak yabancı ortaklarımıza en büyük güvencemiz şudur; Türkiye, küresel sinema endüstrisi için güvenli bir limandır. Coğrafyamızda ve bu bölgede, hem bu kadar büyük bir üretim kapasitesine sahip hem de Türkiye kadar güvenli ikinci bir ülke yok. Projelerini hayata geçirmek isteyen tüm dünya sinemacılarını güvenle ülkemize bekliyoruz.
"ÖN YARGILARI VE YANLIŞ BİLGİLERİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ"
• Bizi hâlâ geri kalmış bir ülke olarak algılamıyorlar değil mi?
Dünyada, özellikle de bizim coğrafyamıza yönelik Batı merkezli yerleşik bir bakış açısı var. Aslında 'Gelişmekte olan ülke', 'Üçüncü dünya ülkesi', 'Geri kalmış ülke', 'Doğu' veya 'Orta Doğu' gibi kavramların hepsi Batı'nın kendi konumunu merkeze alarak uydurduğu kelimelerdir. Bizim öncelikle bu kalıpları yıkmamız, bu kelimeleri hafızalardan silmemiz gerekiyor. İşte tam da bu tür uluslararası etkinliklerle, onların ayaklarına giderek ve Türkiye'nin gerçek potansiyelini, modern yüzünü doğrudan anlatarak ön yargıları ve yanlış bilgileri ortadan kaldıracağız.
Birol Güven, Cannes'daki 'Türkiye Invites You' resepsiyonuna katılarak çalışmalarına destek veren ünlü oyuncular; Caner Cindoruk, Dilan Çiçek Deniz, Engin Akyürek, Engin Altan Düzyatan, Görkem Sevindik, Ozan Akbaba, Özge Gürel ve Sinem Ünsal'a teşekkür etti. "12 BÜYÜK YAPIMCI TÜRKİYE'YE GELECEK"
• 'Turkey Invites You' vizyonu kapsamında Şanghay dışında başka yerlerde de çalışmalarınız da olacak mı?
Elbette, bu daveti dünyanın her köşesine taşıyoruz. Sektörün en büyük buluşma noktalarından biri olan MIPCOM’da da bu tanıtımı gerçekleştireceğiz. Şanghay'ın ardından önümüzde Tokyo Film Festivali var. Ayrıca İspanya’nın Valladolid şehrinde düzenlenen, dünya sineması için çok ilginç ve prestijli bir lokasyon festivali var. Tamamen filmlerin nerede çekileceğine odaklanan, küresel yapımcıların katıldığı bir organizasyon. Ekim ayında bu festivalde yerimizi alacağız. Orada çok stratejik bir hamlemiz olacak. Dünyanın en büyük bütçeli yapımlarının nerelerde çekileceğine karar veren 12 büyük yapımcıyı Türkiye'ye davet edip onlara bir tanıtım gezisi düzenleyeceğiz, lokasyonlarımızı bizzat gezdireceğiz. Bu çalışmalardan Türkiye’ye sadece tek bir film bile çekebilsek bu büyük bir başarıdır. Çünkü bahsettiğimiz projeler dev bütçeli yapımlar. Yabancı prodüksiyonların buraya gelmesinin hem doğrudan ekonomik girdisi hem de uzun vadede turizme muazzam bir çarpan etkisi var. İtalya, Fransa ve İspanya gibi ülkelerde turizm bu tür sinema stratejileriyle büyüdü. Bizde de şu an dizilerimiz ve filmlerimiz sayesinde büyüyor.
"TÜRKİYE'DE HER İKLİMİ ÇEKMEK MÜMKÜN"
• Türkiye iklimsel olarak da çok büyük avantajlara sahip. Aynı zaman diliminde 4 mevsim yaşanabiliyor. Yabancı yapımcılar için bu da büyük bir avantaj değil mi?
Kesinlikle... Türkiye, aynı dönemde dört mevsimi birden yaşayabilen benzersiz bir ülke. Antalya Saklıkent'e gidip kış / kayak sahnesi çekebilir, hemen ardından aşağıya, sahile inip denizde yaz / yüzme sahnesi çekebilirsiniz. Türkiye'de her şeyi, her iklimi çekmek mümkün. Üstelik yabancı bir yapımcı buraya gelip hikâyesi başka bir ülkede geçen bir filmi de rahatlıkla çekebilir. Konya’daki alanlarımız bir çöl sahnesi için kusursuz bir plato işlevi görebilir. Bizim yapay platolar inşa etmemize gerek yok; bizim her şeyimiz doğal. Sinema endüstrisinin turizmle karşılaştırıldığında çok hayati bir üstünlüğü bulunuyor. Turist her yere gitmez ama filmci gider. Anadolu'nun ücra bir köyüne ya da kasabasına kolay kolay turist çekemezsiniz. Ancak film yapımcısı hikâyesi için orayı uygun gördüyse gider, gerekirse çadırını kurar ve o filmi orada çeker. Dolayısıyla yabancı yapımcıların ülkemize gelmesi, turizmden henüz payını alamamış bölgelere muazzam bir ekonomik katkı sağlar. Bir anda o bölgenin kaderi değişir, tanıtımı yapılır ve o ücra köyler, birkaç yıl içinde küresel birer turizm destinasyonu haline gelir. Sinemanın ve dizi sektörünün gücü işte bu kadar büyüktür.
"ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA HIZLA DEĞİŞECEK"
• Röportajımıza biraz da sinema üzerinden ilerlemek gerekirse son 3 yıldır Cannes Film Festivali'nin ana yarışmasında Türk filmi bulunmuyor. İstikrar sağlamak için neler yapılmalı?
Cannes Film Festivali bizim için çok kritik bir mecra. Sinema sanatı açısından Cannes en iyisi midir tartışılır ama dünyanın en etkili etkinliği olduğu kesin. Çünkü orada sinemanın çok ötesinde bir ekosistem var; o yılın saç modası da, lüks saat trendleri de, otomobil lansmanları da orada belirleniyor. Cannes, serbest piyasa ekonomisinin ve küresel popüler kültürün kalbinin attığı yerdir. Sinemanın ana etkisinin yanında, moda ve yaşam tarzı gibi muazzam bir yan etkisi de var ve biz bu platformda kendimizi doğru ifade etmek zorundayız. Sinemayla ilgili doğrudan ya da dolaylı her konu Kültür ve Turizm Bakanlığımızı, dolayısıyla Sinema Genel Müdürlüğü olarak şahsımı ilgilendirir. Bu süreçteki eksiklikleri üstlenmekten kaçınacak değiliz; kendimizi bu işten soyutlayamayız. Ancak sinemadaki sanatsal başarı da başarısızlık da temelde bağımsız sinemacıların ve özel sektörün üretimine aittir. Bu sene ana yarışmada yer alamadık ama ben bu tablonun önümüzdeki yıllarda hızla değişeceğine inanıyorum. Burada kamuoyunun gözden kaçırmaması gereken önemli bir kurumsal ayrım var; Devlet Tiyatroları doğrudan tiyatro oyunu sergiler, Opera ve Bale Genel Müdürlüğü sahne eserleri üretir, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü konserler organize eder. Ancak Sinema Genel Müdürlüğü, film üreten bir kuruluş değildir. Biz sinema sektöründe sadece bir destekleme makamıyız. Sektöre finansal ve lojistik destek sağlarız ama doğrudan üretimin içinde, mutfağında yer almayız. Dolayısıyla devlet olarak biz, sinemacılarımızın yolunu açmak, onlara en iyi üretim koşullarını sunmak ve uluslararası arenalarda hak ettikleri alanı yaratmak için desteklerimizi artırarak sürdüreceğiz. Gelecek yıllarda Türk sinemasının Cannes başta olmak üzere tüm prestijli festivallerde yeniden zirveye oynayacağına inancım tam.
"DÜKKANI KAPATACAK HALİMİZ YOK"
• Sinema Genel Müdürlüğü doğrudan film üretmeli mi?
Hayır, buna hiç gerek yok. Biz köklü bir sinema ülkesiyiz ve yüz yıldır film yapıyoruz. Birkaç yıl festivallerin ana yarışma bölümlerinde yer almamış olmamız bence o kadar da önemli değil. Bir ülkenin sinemasının kalitesi ve başarısı sadece festivallerle ölçülemez. Festivallerde yarışırsak elbette mutlu oluruz; yarışamazsak da dükkanı kapatacak halimiz yok, üretmeye devam ederiz. Bu yıl olmamıştır, seneye ya da sonraki sene olur; biz konuya bu sığlıkla bakmıyoruz. Nitekim bu yıl Cannes'da filmimiz olmadığı için tamamen endüstri odaklı bir strateji yürüttük. Endüstrimizi nasıl büyüteceğimize, nasıl yeni istihdam ve ekonomik katma değer yaratacağımıza odaklandık; Türkiye’nin bu büyük potansiyelini anlatmak için oradaydık. Seneye filmimiz olur, o zaman da filmlerimizin gücüyle orada yer alır, etkinliklerimizi yaparız.
"CESARETİN VE DENEMENİN ALANI SİNEMADIR"
• Sinema salonlarının geleceğini nasıl öngörüyorsunuz?
Sinemanın geleceğinde hiçbir sorun yok. İnsanlar gelecekte bugün olduğundan çok daha fazla film üretecek ve çok daha fazla film izleyecekler; dijital platformlar için üretecekler, sosyal medya için üretecekler... Ancak bizim asıl üzerinde durmamız ve korumamız gereken yer sinema salonlarıdır. Çünkü sinema; büyük beyaz perdede, karanlık bir salonda, yüksek bir ses tasarımıyla ve en önemlisi toplu halde, birlikte izlenir. Bir eseri gerçekten sinema filmi olarak deneyimlediğinizi söyleyebilmeniz için bu dört unsurun bir arada olması gerekir. Eğer bu şartlar sağlanmıyorsa, izlediğiniz şeye sinema filmi diyemeyiz; belki 'Video' diyebiliriz. Filmler kurmacadır, yani bir hayal ürünüdür; ancak o filmlerin insanda yarattığı duygular tamamen gerçektir. Sinemanın yaşattığı ağlama, korkma, tedirginlik ya da gülme hissi sahte değildir. Siz metroda giderken, kulağınızda kulaklıkla cep telefonundan bir film izlediğinizde ağlamazsınız, korkmazsınız veya içtenlikle gülemezsiniz. O küçük ekran size sinemanın o büyüleyici duygusunu yaratamaz. İşte tam da bu nedenden dolayı sinema salonları asla ölmez. Zaman zaman sıkıntılar yaşayabilir, ekonomik krizlere girebilir, iyi filmler üretemediği dönemlerden geçip küçülebilir; ama beyaz perdenin insanda yarattığı o gerçek duygunun yerine koyabileceğimiz başka hiçbir mecra yok. Gözden kaçırmamamız gereken çok temel bir gerçek var; Biz insanlık olarak bütün görsel hikâye anlatma biçimlerini sinemadan öğrendik. Eğer sinema olmazsa, domino taşları gibi sırasıyla ne televizyon kalır, ne dijital platformlar kalır, ne de TikTok kalır. Bugün sosyal medyada gençlerin çektiği bazı TikTok videolarını görüyorum ve hayretle; "Bu çocuklar bu açıları, bu anlatımı nasıl kurguluyor?" diyorum. Cevabı çok basit; hepsini sinemadan öğrendiler. Sadece görsel dili değil, modern yaşamın ritüellerini de sinema şekillendirdi. Örneğin, evlilik teklif ederken tektaş yüzük hediye etme geleneği bizim geçmişimizde yoktu; biz bunu ABD filmlerinden öğrendik. Bugün televizyon dizilerimizin dünyada bu kadar büyük başarı yakalamasının temelinde de Türkiye'nin köklü Yeşilçam ve sinema geleneği yatıyor. Her şey sinemanın üzerine inşa edilmiştir. Asıl korunması gereken kalenin sinema salonları olmasının bir diğer nedeni de endüstrinin Ar-Ge laboratuvarı olmasıdır. İçerik üretmenin merkezidir sinema; çünkü sadece sinemacılar risk alır ve yeni bir şeyler dener. Siz yeni, sıra dışı bir anlatım biçimini televizyonda veya garantici dijital platformlarda kolay kolay deneyemezsiniz. Ne izleyici bunu ister ne de yayıncı kuruluşun yöneticisi risk almak ister; herkes "Bildiğimiz, tutan formülü yapalım" der. Sinema ise tamamen özgür bir alandır. Film festivalleri ne yapıyor? Yeni bir şey deneyen, risk alan, ezber bozan ve cesaret eden yönetmenleri seçip ödüllendiriyor. Sinemanın varlık sebebi zaten budur. Ne sinema sanatı ne de sinema salonları ölür. Dönemsel krizler yaşarlar, küçülürler, teknolojiyle birlikte şekil değiştirirler ama insanlığın kalbindeki ve kültürün merkezindeki yerlerini her zaman korurlar. Bizim görevimiz de bu kaleyi korumaktır.
SON 10 YILDA TÜRKİYE'DE ÇEKİLEN YABANCI YAPIMLARIN SAYISI
♦ 2016… 143
♦ 2017… 157
♦ 2018… 203
♦ 2019… 275
♦ 2020… 120
♦ 2021… 155
♦ 2022… 224
♦ 2023… 217
♦ 2024… 205
♦ 2025… 205
* Söz konusu rakamlar; sinema filmleri, TV dizileri, TV programları, belgesel yapımlar, video klip, kısa film ve reklam filmlerini içeriyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:74
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Mayıs 2026 08:54 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















