Türkan Şoray ile Kadir İnanır, aşkın tanımını değiştirdi
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
2002'de Yusuf Kurçenli'nin yönettiği 'Gönderilmemiş Mektuplar' adlı sinema filminin setine davet edilmiştim. Bartın'ın tarihi dokusunu deniz kokusuyla harmanlayan Amasra ilçesine doğru yola çıkarken, Türk sinema tarihinin en büyük buluşmalarından birine tanıklık edeceğimin henüz farkında değildim. O gün orada, Yeşilçam'ın efsane ikilisi; Türkan Şoray ile Kadir İnanır'ın birlikte rol alacakları son filmde zamana meydan okuyan duruşlarını izleyeceğimi, bunun sinemamız adına tarihi bir jübile olacağını bilmiyordum.
24 yıl aradan sonra yeniden bir filmde başrolü paylaşacak olan bu iki dev sanatçıyla yemek masasına oturduğumda, havayı kaplayan o büyüleyici atmosfer beni adeta zamanda geriye doğru bir yolculuğa çıkardı. Zira; karşımda duranlar yalnızca iki oyuncu değil, koca bir ülkenin hafızası, aşkları, acıları ve toplumsal dönüşümüydü. O yemekte dinlediğim anılar ve iki ustanın ağzından çıkan her kelime, zihnimdeki bir büyük soruyu cevapladı.
"Sahi, Türkan Şoray ile Kadir İnanır'ı bu denli unutulmaz kılan, Türk insanının kalbine kazıyan asıl güç neydi?"
Türkan Şoray - Kadir İnanır filmlerinin izleyici üzerinde derin izler oluşturmasının ana nedeni; toplumun aşkı algılayış biçimini, sınıf çatışmalarını, namus ve gurur kavramlarını beyazperdeye taşıyan sosyolojik birer fenomen olmasından kaynaklanıyor. Aralarındaki benzersiz ekran kimyası, kelimelerin bittiği yerde gözlerin konuşabildiği, Türk sinema tarihinin en güçlü sessiz diyaloglarını doğurdu.
HİKÂYELERİN ÇEKİRDEĞİNİ OLUŞTURDU Birlikte kamera karşısına geçtikleri filmler, en ince detayına kadar toplumun yapısına ışık tutarken, köyden kente göçün getirdiği yabancılaşmayı, kültürel çatışmaları, feodalitenin ağırlığını ve adalet sisteminin açıklarını, aşk olgusu çerçevesinde gözler önüne serdi.
ONLARIN GÖZLERİNDEN İZLENDİ Geleneksel değerlerle modernleşme arasına sıkışmış Türk insanına, kendi çıkmazlarını ve özlemlerini yansıtan bir ayna olan filmleri, özellikle dönemin can alıcı toplumsal meseleleri, bizzat hikâyenin çekirdeğini oluşturdu. İzleyiciler; ağalık düzenine karşı verilen savaşı, varoş mahallelerdeki ekmek kavgasını ve sınıfsal uçurumların imkânsız kıldığı aşkları Türkan Şoray ile Kadir İnanır'ın canlandırdığı karakterlerin gözlerinde izledi.
DEVASA TUTKUYA ŞAHİT OLUNDU Türkan Şoray - Kadir İnanır filmlerinin sinemada gerçekleştirdiği en büyük devrimlerinden biri Yeşilçam'ın kalıplaşmış toplumsal cinsiyet rollerini esnetmesi, hatta yeniden tanımlamış olmasıydı. Yeşilçam'ın ilk dönemlerinde sıkça rastlanan; sürekli ağlayan, kurtarılmayı bekleyen edilgen kadın imajı, Türkan Şoray - Kadir İnanır filmlerinde yıkıldı. İki zıt kutbun çarpışması, filmlerin temel gerilimini oluştururken izleyiciler beyazperdede iki inatçı gururun savaşını ve bu savaşın altındaki devasa tutkuya şahit oldu.
NASIL KARAKTERLERİ CANLANDIRDILAR?
Türkan Şoray'ın canlandırdığı karakterler;
♦ Güzelliğiyle büyüleyen, asla boyun eğmeyen...
♦ Kendi ayakları üzerinde duran kendi kararlarını alan...
♦ Aşkı için dünyayı karşısına alabilecek kadar tutkulu olan...
♦ Gururu kırıldığında en büyük sevdasına bile arkasını dönüp gidebilecek kadar dik duran...
Kadir İnanır'ın canlandırdığı karakterler;
♦ Maço, gururlu, haksızlığa gelemeyen, fevri bir Anadolu delikanlısı ya da şehirli bir bıçkın...
♦ Sert kabuğunun altında hatalarını kabul edebilen, aşkı uğruna ağlayabilen...
Bu efsanevi ortaklık, Türk sinemasına tam 11 ölümsüz eser armağan ederken; 'Selvi Boylum Al Yazmalım', 'Dila Hanım', 'Bodrum Hâkimi', 'Devlerin Aşkı' ve 'Kara Gözlüm', sinematik estetiğin zirvesini temsil ediyor.
Bu filmlerin duygusal etkisini katlayan ve onları adeta birer kültürel anıta dönüştüren en önemli unsurlardan biri de şüphesiz Cahit Berkay imzalı film müzikleri oldu. Berkay'ın Anadolu ezgilerini modern tınılarla harmanladığı besteler, Türkan Şoray ile Kadir İnanır'ın bakışmalarına eşlik ederek sahnelerin duygusal yükünü izleyicinin kalbine mühürledi. Bugün bile o melodiler duyulduğunda, akıllara ilk olarak; 'Asya' ile 'İlyas'nın ya da 'Dila Hanım' ile 'Karadağlı Rıza'nın imkânsız aşkı geliyor.
FİLMLERİ
♦ KARA GÖZLÜM (1970)
Yönetmen: Atıf Yılmaz 'Azize'nin neşeli ve inatçı halleri, 'Kenan'ın ise gururlu sanatçı duruşu mükemmel bir kontrast oluşturdu. Saf ve bozulmamış halk kültürünün, yozlaşmış zengin çevrelerine karşı kazandığı ahlaki zafer vurgulandı.
♦ UNUTULAN KADIN (1971)
Yönetmen: Atıf Yılmaz
Bir kadının toplumda kabul görmesini, içinde bulunduğu dönemin normlarıyla sorguladı.
♦ DÖNÜŞ (1972)
Yönetmen: Türkan Şoray
Göç olgusunun ve feodalizmin parçaladığı aile yapısı işlenirken kadın direnişinin sembol yapımlarından biri oldu.
♦ GAZİ KADIN (1973)
Yönetmen: Osman F. Seden
Kocasını arayan sadık eş, vatanı için savaşan güçlü kadın temasına evrilir.
♦ AZAP (1973)
Yönetmen: Türkan Şoray
Dönemin sağlık sistemine, bürokratik engellere ve büyük şehrin yabancılaştırıcı yapısına yöneltilmiş sert bir eleştiri.
♦ BODRUM HÂKİMİ (1976)
Yönetmen: Türkan Şoray
Yeşilçam’ın sıklıkla işlediği kasabaya gelen idealist memur karakteri bu kez bir kadın figür üzerinden işlendi. 'Nevin'in şahsında devletin soğuk, kurallı yüzüyle kasabanın sıcak ama kendi kuralları olan feodal yapısı karşı karşıya geldi.
♦ DEPREM (1976)
Yönetmen: Şerif Gören
Toplumsal baskılar ve kendi içsel çatışmaları arasında sıkışan insanların hikâyesini işlerken sadakat ve namus kavramlarını bıçak sırtı bir ahlaki ikilem üzerinden sorguladı.
♦ DEVLERİN AŞKI (1976)
Yönetmen: Osman F. Seden
Yeşilçam'ın klasik zengin adam - fakir kız klişelerini yıktı.
♦ SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM (1977)
Yönetmen: Atıf Yılmaz
Türk sinemasının başyapıtlarından biri olan bu film, Cengiz Aytmatov'un aynı adlı eserinden Ali Özgentürk tarafından sinemaya uyarlandı. Klasik 'Mutlu son' kalıplarını yıktı. 'İlyas'; tutkunun, hatanın ve zaafın sembolüyken 'Asya'; emeğin, güvenin ve anne şefkatinin temsilcisiydi. Sinema tarihine kazınan; "Sevgi neydi? Sevgi; iyilikti, dostluktu, sevgi emekti" repliğiyle aşkın sadece ilk andaki coşku değil, uzun vadeli bir güven ve emek olduğunun mesajı verildi.
♦ DİLA HANIM (1977)
Yönetmen: Orhan Aksoy
Feodal bağlar, intikam ve imkansız aşk üçgeninde geçen sert bir dram olarak çekildi. Gurur ve töre, aşka karşı savaş açan iki karakterin de asil ve tavizsiz duruşu, filmi klasik bir intikam öyküsünden çıkarıp trajik bir modern epiğe dönüştürdü.
♦ CEVRİYEM (1978)
Yönetmen: Memduh Ün
Dönemin İstanbul kenar mahalle hayatını, çalgıcıları, seyyar satıcıları, sokak jargonunu ve kültürel çatışmayı büyük bir aşkın çerçevesinde beyazperdeye taşıdı.
♦ GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR (2002)
Yönetmen: Yusuf Kurçenli
Steril bir aşkın huzurunda; 12 Eylül askeri darbesinin savurduğu hayatları, kasaba insanının üzerindeki o sinmişlik hissini ve geçmişin travmalarının altını çizdi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:39
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Temmuz 2026 09:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















