Türk kültür tarihine bir ışık: Saraycık Testisi nde Kutadgu Bilig izleri
Ankara24.com, Trthaber kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Kazakistan’ın batısında, bir zamanlar Altın Orda Devleti’nin görkemli şehirlerinden biri olan Saraycık, Türk Dünyası'nın ortak hafızasına ışık tutan eşsiz bir keşfe ev sahipliği yapıyor.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Karakulak, 1909 yılında gün yüzüne çıkarılan ve üzerinde Kutadgu Bilig’den alıntılar bulunan o meşhur küpün, Türk dili ve sanatı açısından taşıdığı derin anlamları TRT Haber’e anlattı.
Orta Çağ’ın kültürel düğüm noktası: SaraycıkHazar Denizi’nin kuzeydoğusunda, Ural (Yayık) Nehri kıyısında yer alan Saraycık, Orta Çağ boyunca Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan büyük ticaret ve kültür yollarının en önemli düğüm noktalarından biriydi.
Deşt-i Kıpçak bozkır kuşağının batı ucunda konumlanan bu şehir, sadece siyasi bir merkez değil, İslam dünyası ile Türk bozkır toplulukları arasındaki temas ağlarının kavşak sahasıydı.
Batu Han tarafından kurulan büyük başkent Saray’ın bir uzantısı ve "küçük sarayı" olarak teşekkül eden Saraycık, zamanla zanaat üretiminin, şehirleşmenin ve yazılı kültürün bozkır coğrafyasına taşındığı seçkin bir merkez hâline geldi.
Ünlü gezgin İbn Battûta, 14. yüzyılda bizzat ziyaret ettiği bu şehri, köprülerle bağlanan ve ticari canlılığın yanı sıra derin bir entelektüel hayatın yaşandığı bir merkez olarak tasvir etti.
Toprak altından çıkan 24 parçalık sırDoç. Dr. Mesut Karakulak, testinin bulunma hikâyesini şu sözlerle anlattı:
Küp, 1909 yılında Saraycık’ta yapılan arkeolojik kazılarda, toprak altından yaklaşık 6-7 metre derinlikten çıkarılmıştı. Arkeologlar, parçalanmış haldeki bu toprak testi parçalarını bir araya getirdiklerinde, üzerinde eski Türkçe yazılar olduğunu fark etmişlerdi.
Aslında bu buluntu, 13. veya 14. yüzyılda kullanılmış sıradan bir su testisiydi. Ancak onu paha biçilemez kılan, sıradan bir günlük kullanım eşyası üzerinde Türk-İslam dünyasının klasik bir eserinden alıntıların bulunmasıydı. Literatüre "Saraycık Testisi" olarak geçen bu eser, 24 parçanın titizlikle birleştirilmesiyle yeniden hayat buldu.
Testideki hikmet: Aklın güzelliği dil ile dilin güzelliği söz ile...Küpün üzerindeki yazının, Karahanlı Türkçesiyle yazılmış iki beyitten oluştuğunu açıklayan Doç. Dr. Mesut Karakulak, "Bu dil, 11. yüzyılda Karahanlılar döneminde kullanılan edebi Türkçedir. Yazının içeriği ise öğüt verici nitelikte bir şiirdir." dedi.
Kutadgu Bilig Alıntısı: İlk beyit, Yusuf Has Hâcib’in 11. yüzyılda yazdığı ünlü eseri Kutadgu Bilig’den birebir alınmıştır. Dizelerde şu hikmetli sözler yer alıyor:
"Aklın güzelliği dil ile, dilin güzelliği söz ile; kişinin güzelliği yüz ile, yüzün güzelliği göz iledir."
"Bilgi uğruna insan canını bile feda eder"Doç. Dr. Mesut Karakulak, ikinci beyitin de benzer değerde olduğunu ve tasavvufi içeriği nedeniyle Ahmed Yesevî’nin hikmetlerinden biri olabileceğinin düşünüldüğünü söyledi:
"İnsanın bir başka güzelliği ise bilgi ve sanattır, bilgi uğruna insan canını bile feda eder"
Küpün üzerindeki bu yazılar ilk kez 1910 yılında ünlü Türkolog A. Samoyloviç tarafından okunmuş ve yayımladı. Daha sonra ünlü Türk dili araştırmacısı Reşit Rahmeti Arat, bu dizelerin Kutadgu Bilig’deki bir atasözü olduğunu tescil etti.
Doç. Dr. Karakulak, Bu küpün keşfi ve okunmasının coğrafyaları aşan kültürel bir bütünlük olduğunun altını çizdi.
Bu küpün keşfi ve okunması, Türk Dünyası'nın sanılandan çok daha güçlü bir iletişim ağına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. 11. yüzyılda Karahanlı sahasında doğan edebi mirasın, yüzyıllar sonra ve kilometrelerce ötede, Altın Orda topraklarında bir su testisine işlenecek kadar canlı kalması hayranlık uyandırıcı.
Doç. Dr. Mesut Karakulak / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi
Bu mirasın sadece saraylarda değil, halkın günlük yaşamında da izlenebilmesinin çarpıcı bir nokta olduğuna işaret eden Karakulak, "Sıradan bir zanaatkârın, halkın kullandığı bir testiye bu edebi sözleri işlemesi, tasavvufî edebiyatın ve değerler dünyasının halka ne kadar mal olduğunun somut bir kanıtı." dedi.
"Bu küp bize Türk Dünyası'nın coğrafi mesafeleri aşan ortak değerlerini fısıldıyor"Saraycık küpü, sadece edebiyat değil, sanat tarihi açısından da büyük bir etkileşim ağını aydınlatıyor.
Doç. Dr. Mesut Karakulak'ın aktardığına göre, Saraycık kazılarında bulunan seramiklerin işçilik ve süsleme teknikleri, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Çeken tarafından incelendi ve Konya’daki 13. yüzyıl Selçuklu çini geleneğiyle olan benzerlikleri deşifre edildi.
Karakulak, "Geçtiğimiz yıllarda Kazakistan’da düzenlenen sempozyumlarda da vurgulandığı üzere, Orta Çağ Anadolu’su ile Kazakistan coğrafyası arasında ustalar, motifler ve teknikler düzeyinde yoğun bir alışveriş söz konusudur. Selçuklu çinicilik geleneğinin bu bölgeleri beslediği arkeolojik kalıntılarla ispatlanmıştır." dedi.
Saraycık’ta yüzyıllar önce toprağa gömülen bu küp, bugün bize Türk Dünyası'nın coğrafi mesafeleri aşan ortak değerlerini fısıldıyor. Tek bir toprak testi, Orta Çağ’da yaşayan Türk halkları arasındaki dil, edebiyat ve sanat alanındaki yoğun iletişimin canlı bir şahidi olarak tarihteki yerini alıyor.
Doç. Dr. Mesut Karakulak / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:53
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Ocak 2026 10:33 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















