Türk Japon ilişkilerinde savunma sanayii başrolü alabilir
Trthaber sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Türk savunma sanayii 2025 yılını çok önemli başarılarla tamamladı. Geçen seneden akılda kalan bir diğer husus da savunma sanayii görüşmeleri kapsamında yurt dışından yapılan üst düzey ziyaretlerdi.
Geçtiğimiz yılın ortalarında Japonya Savunma Bakanı ve beraberindeki heyet Ankara’ya gelmiş ve kritik görüşmelerde bulunmuştu. Yılın son günlerinde ise Japon Hükümeti, 2026 yılı mali yılında savunma harcamalarına daha büyük bütçe ayıracağını duyurdu. Bütçe görüşmelerinde öne çıkan hususlardan biri de ‘ilk etapta ihtiyaç duyulan kritik ürün ve sistemlerin yurt dışından temin edileceği’ vurgusuydu.
İşte tam da bu noktada Türkiye ile Japonya’nın özellikle kıyı savunma sistemleri başta olmak üzere kimi platformların tedarikinde birlikte hareket edebileceği görüşü öne çıkıyor.
[Japonya Savunma Bakanı'nın başkanlık ettiği bir heyet geçtiğimiz aylarda Türkiye'ye gelmiş ve bazı Türk savunma sanayii ürünlerini yakından incelemişti.]
Milyonlarca dolar değerindeki bu soruya net bir yanıt vermek elbette eldeki bilgilerle mümkün değil. Ancak Japonya’nın ihtiyaçları ve Ankara’nın elindeki kabiliyetleri birlikte düşündüğümüzde bir kesişim kümesi oluşturabiliyoruz.
Yine de meselenin bu boyutuna geçmeden önce Japonya’nın neden bu yönde bir adım attığına kısa bir parantez açalım.
Savunma Sanayii Uzmanı Yusuf Akbaba’ya göre bu noktada en önemli sebep Çin tehdidinin her geçen gün daha güçlü ve farklı bir boyut alması. Japonya’nın bir okyanus ülkesi olduğunu ve bu nedenle kıyı güvenliği meselesinin ‘hayati önemde’ görüldüğünü de ekliyor Akbaba.
Japonya’nın yeni bütçeyle birlikte ‘düşman hedeflerini uzaktan vurabilecek uzun menzilli füze tedariki’ için de adım atacağını anımsatıyor ve “2. Dünya Savaşı sonrası tamamen ‘savunma amaçlı güç kullanımı’ ilkesiyle hareket eden Japonya’nın artık bu süreci geride bıraktığını görüyoruz. Çok hızlı şekilde silahlanıyorlar. Farklı alanlarda adımlar attılar, atmaya da devam ediyorlar. Sadece Çin değil çok farklı tehditler de bir anda Japonya’yı beklemediği bir sürece sürükleyebilir. Şimdi bunlara tedbir almak için kısa zamanda yeni bir düzene geçmek istiyorlar.” bilgisini paylaşıyor.
[Japonya Savunma Bakanı Nakatani Gen ve beraberindeki heyet Baykar'ı da ziyaret etmişti.]
Geçtiğimiz yıllarda Japonya’nın Bayraktar TB-2’ye ilgi duyduğunu biliyoruz. Fakat sonrasında alım kararı çıkmadı. Önceki hükümet belli ki tehdidi bu kadar yakın görmedi. Ancak dünya hızla değişti. Her ülke kendi imkanlarınca silahlanıyor. İşte bu noktada Japonya için de yeni alımlar konuşuluyor. Füzeler, kıyı savunma sistemleri, insanlı ve insansız hava araçları, denizaltılar bu noktada öne çıkıyor.
Yusuf Akbaba çok değerli bir detay veriyor ve halihazırda bir Türk firmasının Japonya’ya Bulutaltı İHA ihraç ettiğini söylüyor. Yakın zamanda farklı Türk SİHA’larının da Japonya yolcusu olabileceğini kaydedip, şöyle devam ediyor:
“Japonlar sadece kıyı savunma için 640 milyon dolar ayırdı. Bu rakam daha da artabilir. 2028’e kadar gözetleme ve savunma amaçlı İHA’lar, deniz üstü ve denizaltı araçları devreye almak istiyorlar.
Elbette Bayraktar TB-3 akla ilk gelen platformlardan. Çok kabiliyetli ve rüştünü ispat eden bir ürün. Ayrıca gemiden iniş-kalkış meselesini de Türk mühendisler başardı. Japonların helikopter gemisiyken uçak gemisine dönüştürmek istediği iki platform var. Ki birini tamamladılar. O platformlardan TB-3 kaldırıp çok geniş bir alanda uzun süreli keşif-istihbarat-gözetleme yapabilirler.
Kamuoyunda hep Rusya’nın ‘Gölge Filo’su konuşuluyor. Ancak aynı mesele Çin için de var. Şimdilik uluslararası sularda balıkçılık için kullanılan bu dev filonun işler terse döndüğünde ne için kullanılabileceğinden kimse emin olamıyor. Haliyle Japonlar da 7/24 gözetleme yapabilmek istiyor. Bu noktada Türk SİHA’ları öne çıkıyor.
Bir alanı gözetlemek sadece kuşbakışı görmek anlamına gelmiyor. Karşı tarafla ilgili elde ettiğiniz bilgileri anlık olarak diğer unsurlarınıza da aktarmanız gerekiyor. Türk SİHA’ları birbiriyle ve diğer platformla anlık haberleşiyor.
Ayrıca, Türkiye’nin bu amaçlı ürettiği HAVELSAN imzalı Sahil-Net projesi var. Kıyımızdaki tüm radarlar aslında birbiriyle konuşuyor. Japonya’nın bu tür sistemler için de Ankara ile hareket edebileceğini düşünüyorum.
Yeni nesil insansız platformlarımız KIZILELMA ve ANKA-3 de emin olun Japonya’nın radarındadır.
Kamuoyunda ‘Dünyanın teknoloji lideri Japonlar neden Türk SİHA’sı alsın?’ diye yaklaşımlar görüyoruz. Şunu net bir şekilde ifade edelim… Türkiye, insansız hava araçları teknolojisinde dünyanın en gelişmiş ilk 3 ülkesinden biri. Elimizde halihazırda çalışan 7 büyük SİHA projesi var. Ve bu platformların hepsi ciddi uçuş saatine sahip. Kütüphaneleri de hayli dolu. Muhtemel tehdit algılarını farklı yerlerde görmüş, bunu değerlendirmiş, çözümünü üretmiş platformlarımız var. Ve bu tehdit kütüphanesini yeni ürünlerimize de aktarıyoruz.
Japonya çok uzun yıllar sonra ilk kez kendi toprakları dışında askeri bir üs kuruyor. Yeniden uçak gemisi sahibi oldular. Şimdi çok gelişmiş saldırı füzeleri istiyorlar. Belli ki onlar da kendi kabuğunu kırmak niyetinde. İşte bu noktada Türkiye önemli bir partner olabilir. Türk savunma sanayiinin Ankara-Tokyo ilişkilerinde başrole geçebileceğine inanıyorum.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:96
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Ocak 2026 09:58 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda









En çok okunanlar



















