Tunç Soyer den Terörsüz Türkiye mesajı: Yeni bahaneler aranmayacaksa, barış ve demokrasi önünde engel kalmamıştır
Ankara24.com, T24 kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak isimlendirdiği sürece dair, "Hepimizin bildiği gibi 'Terörsüz Türkiye' adıyla yürütülen sürecin nihai hedefi; silahların yakılması ve kalıcı barışın tesis edilmesiydi. Suriye’de son günlerde yaşanan ve hızla akan, can yakıcı zaman dilimi paradoksal olarak aslında bu hedefi yaklaştırmış, öngörülen zemini yaratmıştır. Yeni bahaneler aranmayacaksa, barış ve demokrasi önünde engel kalmamıştır. Çünkü; barış artık ulusal güvenlik meselesi olmaktan çıktıysa; ulusal demokrasi meselesi haline gelebilir. Türkiye’nin sınır ötesinde silahlarla sağlamak istediği güvenlik koridorunu barış ve demokrasiyle hayata geçirmek mümkün olabilecektir" ifadelerini kullandı.
Tunç Soyer, Bianet’te Ayşegül Başar’ın yanıtladı. Soyer, partisine önerilerde bulunarak, "Halkın sesinin yeniden duyulması anlamına gelen 'Yeni Parlementer Sistem' in; en geniş mutabakat zemininde, cesaretle savunmak ve vatandaşı ikna etmek mecburiyetindeyiz" dedi.
Tunç Soyer şu ifadeleri kullandı:
"Hiç kuşkusuz CHP’nin aylardır kararlılıkla sürdürdüğü mitingler ve toplanan kalabalıklar bir yandan toplumun aydınlatılmasına, bir yandan da CHP seçmeninin konsolidasyonuna ve cesaretinin artmasına katkı sağlıyor. Ancak yüzde 30’larda duran kararsız seçmen tablosunu ve iktidar partisi ile arasında yüzde 3-4 puan civarında seyreden farkın stabil görünümünü değiştirmeye yetmiyor. Olması gereken değişim, CHP iktidara geldiğinde söylediklerini, vaat ettiklerini yapacağına dair güven duygusunun tesis edilmesi ile mümkün olacaktır. Algıların olguların önüne geçebildiği, iktidarın sahip olduğu orantısız güç ve imkanların varlığı düşünüldüğünde bu yolun çok çetrefilli olduğu görülüyor.
Yasama, yürütme ve yargının ayrılığının ve bağımsızlığının bir kenara bırakılması, sistem içindeki kontrol ve denetim mekanizmalarının da ortadan kalkmasına yol açmıştır. Bu durum da; hem hukuka duyulan güvensizliğin hem de yoksulluğun yayılmasının ve derinleşmesinin temel sebebi olmuştur.
CHP iktidara geldiğinde omurgasında yeni bir tür Parlamenter sistem olan büyük dönüşümü hayatın hangi alanlarında ve nasıl başaracağını berraklaştırmalıdır. Bu dönüşüm; elbette geçmişe özlem duygusuyla yaratılamaz. Otokrasiden çıkış yitirilenin geri gelişi ile değil, yeninin kurulmasının tahayyülü ile mümkün olacaktır. Malum; tarihte önceden yazılmış bir gelecek yoktur. O nedenle yeninin ortak aklının, ortak tahayyülünün keşfine ihtiyaç vardır. Bunun için dijital teknolojiler daha çok araçsallaştırılırken bir yandan da vatandaşla yüz yüze temas adeta bir seferberliğe dönüşmelidir.
Partinin tüm kademeleri sokakta, mahallede, köyde, ilçede çalınmadık kapı bırakmayarak herkese ulaşmalıdır. Bu temas CHP’nin sadece daha iyi yöneteceğine ikna çabası ile sınırlı olmamalı, ortak gelecek tasavvurunu mümkün kılacak bir 'duyma, dinleme, diyalog' gayretini de içermelidir. Ve CHP elbette seçim takvimi başlamadan mümkün olan en geniş dayanışma ağlarını, ittifaklarını oluşturmalıdır. Halkın sesinin yeniden duyulması anlamına gelen Yeni Parlementer Sistemin; en geniş mutabakat zemininde, cesaretle savunmak ve vatandaşı ikna etmek mecburiyetindeyiz.
"Yeni bahaneler aranmayacaksa, barış ve demokrasi önünde engel kalmamıştır"Ana muhalefet partisi, tüm çok partili sistemlerde, iktidarın en güçlü ve en yakın alternatifidir. İktidar seçime giderken bu partinin yolsuzluklarla kirlenmiş olduğu ve bu kirliliğin bütün memlekete yayıldığı algısını yaratmak istiyor. Derinleşen ve yayılan yoksulluk nedeniyle kaybetmeye devam ettiği halk desteğini geri kazanma ihtimalini zayıf gördüğü için rakibini aşağı çekmeye çalışıyor. Bu hedefin tutturulacağını hiç sanmıyorum, zaten vatandaşın adalete ve hukukun üstünlüğüne olan inancını kaybetmesi, iktidarın bu kurgusunu yutmadığının somut göstergesi gibi duruyor.
Hepimizin bildiği gibi 'Terörsüz Türkiye' adıyla yürütülen sürecin nihai hedefi; silahların yakılması ve kalıcı barışın tesis edilmesiydi. Suriye’de son günlerde yaşanan ve hızla akan, can yakıcı zaman dilimi paradoksal olarak aslında bu hedefi yaklaştırmış, öngörülen zemini yaratmıştır. Yeni bahaneler aranmayacaksa, barış ve demokrasi önünde engel kalmamıştır. Çünkü; barış artık ulusal güvenlik meselesi olmaktan çıktıysa; ulusal demokrasi meselesi haline gelebilir. Türkiye’nin sınır ötesinde silahlarla sağlamak istediği güvenlik koridorunu barış ve demokrasiyle hayata geçirmek mümkün olabilecektir.
"Hem bölgeye hem Türkiye’ye umut olacak"Barış, jeopolitik dengeler yaratmanın ötesinde uzun vadeli sosyolojik ve kalıcı çözümler üretmenin en güçlü aracıdır ve sadece sınır bölgesinde sürdürülebilir dengeler oluşturmakla kalmayacak, hem bölgeye hem Türkiye’ye umut olacaktır. Bu tarihsel fırsatın ıskalanmaması için muhalefet olanca gücüyle bu talebi ortaya koymalı, iktidarı artık hiçbir bahanenin arkasına sığınmadan, gerekli adımları atmaya teşvik etmelidir. Elbette; barış ve demokrasi talebinin toplumsallaştırılması ve toplumun inandırılması hem muhalefetin hem iktidarın bu yolda sağlam adımlar atmasının teminatı olacaktır. O nedenle bu görev her kurumun her bireyin sorumluluğu olarak görülmelidir."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:61
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Şubat 2026 21:25 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















