Terör için tünelin sonu! YPG nin feshini uzmanlar Hürriyet e değerlendirdi: Bu karar çözülme getirir
Hurriyet sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Terör örgütü YPG, sözde "özerk yönetim" ve buna bağlı tüm askeri ve sivil yapılanmalarının feshedildiğini duyurdu.
Örgütün sözde liderlerinden Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin, başkent Şam'daki Halk Sarayı'nda basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile varılan anlaşma çerçevesinde sürecin tamamlandığını belirterek, "Bağımsız bir askeri güç olarak kendimizi feshettiğimizi ilan ediyoruz" dedi.
Suriye yönetimi ile YPG arasında 29 Ocak'ta ateşkes ve kademeli entegrasyonu öngören bir mutabakat imzalanmıştı.
Suriye'de YPG'nin kendini feshetmesiyle kapıları aralanan yeni dönem, terörsüz ve istikrarlı bir gelecek vaat ettiği kadar riskler de barındırıyor. Suriye ve bölgenin geleceğini doğrudan etkileyecek kararın sonuçlarını Hurriyet.com.tr'ye yorumlayan Terör ve Güvenlik uzmanı Coşkun Başbuğ ve Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, İsrail'in yeni kışkırtmalara girişebileceğine dikkat çekti. YPG'nin fesih kararının bölgede istikrarın sağlanması için olumlu bir adım olduğu görüşünde birleşen uzmanlar, sürecin kritik bir dönemece girdiğini kaydetti. Uzmanlara göre kararın arkasında Türkiye'nin kararlı duruşu, ABD'deki yönetim değişikliğinin yarattığı siyasi boşluk, İsrail'in bölgede yalnızlaşması ve Suriye'deki yeni siyasi irade gibi faktörler etkili oldu.
YPG'nin sözde liderlerinden Ferhat Abdi Şahin
YPG/PKK/SDG: SURİYE'DE TERÖR DEVLETİ PROJESİ
Başbuğ, YPG/PKK/SDG ayrı yapılar gibi dursa da aslında PKK'nın devamı niteliğinde örgütler olduğunu belirtti. Eski ABD yönetimi ve İsrail'in bölgede bir terör devleti kurmayı amaçladığını ifade eden uzman isim, YPG'nin geçmişte uzun süre çözümden yana tavır almadığını vurguladı.
Terörsüz Türkiye Süreci'nin Suriye'de yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilendiğini kaydeden, Başbuğ, şunları dile getirdi:
"O nedenle biz bunları birlikte andık, birlikte değerlendirdik ve birlikte konuştuk. Bu yapı Türkiye'de PKK, Irak'a geç YPG, Suriye'de SDG... Bu bir tiyatroydu. Hepsi de aynı yerden beslenen terör örgütüydü. Irak ve Türkiye kökenli örgüt mensuplarının toplanma noktası Suriye oldu."
Başbuğ, Türkiye'nin terörle mücadelede başlattığı süreçte işin en son Suriye'de tıkanma noktasına geldiğini ifade ederek, sürecin bölgede düzenlenen terör operasyonları ve diplomatik girişimlerle kritik aşamalardan geçtiğini ifade etti.
Suriye'de işi legalleştirme ve kantonlardan oluşan bir terör devleti kurma projesi olduğunu vurgulayan Başbuğ, "Türkiye o projeyi harekatlarla yerle bir etti. Geri kalan unsurlar da orada bölge oluşturup alan hakimiyeti sağlamaya çalıştılar. SDG/YPG'de bunlardan biri" ifadelerini kullandı.
Suriye ordusu, ocak ayında Suriye'nin ikinci büyük şehri Halep'te YPG unsurlarına operasyon düzenlemişti. Terör örgütü, bölgeden çekilmeye zorlanmıştı.
ÖRGÜTÜN KURULUŞ AŞAMASI
Prof. Dr. Gökçe, YPG'nin kendini feshetme kararıyla son aşamasına giren sürecin, örgütün kurulduğu dönemde yaşananlarla doğrudan alakalı olduğunu açıklayarak, "2003 yılında SDG'nin omurgasını oluşturan PYD kuruldu. 2015 yılında ABD'nin Suriye'nin kuzeyi ve doğusunda bulunan bazı Arap aşiretleri de kapsayacak şekilde SDG kuruldu. SDG DEAŞ'la mücadele adı altında ABD'nin desteğiyle bölgede etkinliğini artırmaya başladı" değerlendirmesini yaptı..
Bu sürecin Suriye'nin istikrarsızlaşmasına neden olurken Türkiye'yi de tehdit eder hale geldiğini belirten Gökçe, "2015 yılından itibaren Türkiye'ye yönelik yapılan roketli saldırılar sonrası Türkiye Cumhuriyeti terörizmle mücadelede stratejisini değiştirdi" dedi.
DEAŞ terör örgütü, 2013 ve 2019 yılları arasında Suriye ve Irak'ta geniş bir coğrafyayı kontrolü altına almıştı.
ANKARA'NIN STRATEJİ DEĞİŞİKLİĞİ
Gökçe, dört büyük harekatla birlikte Suriye'nin kuzeyinin güvenli hale getirildiğini ve ardından Esad yönetiminin sona ermesi, Suriye Devrimi, Ahmed Şara'nın iktidara gelmesiyle birlikte SDG'nin bölgede zemin kaybetmeye başladığını vurguladı.
Türkiye'nin strateji değişikliğine gittiğini ifade eden Gökçe, "Öncesinde kendi sınırları içinde mücadelesini sürdüren, Kuzey Irak'ta zaman ve mekan açısından dar kapsamlı sınır ötesi harekatlar yapan Türkiye, 24 Ağustos 2016 tarihinde başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı ile 'Terör örgütlerini kaynağında yok etme' stratejisini uygulamaya başladı" dedi.
Coşkun Başbuğ, Terörsüz Türkiye sürecinde ayak direyen tek tarafın Suriye olduğunu belirterek, "Kandil'den kaçanların, bütün örgütün savrulduğu yer olduğu için Suriye; ABD, teröre destek veren küresel kanat yani (eski ABD Başkanı) Joe Biden kanadı, orada bütün bu yapıyı toparlayarak Fırat'ın doğusunda özerk bir bölge kurma gayretine girdiler" ifadelerini kullandı.
Yakın zamana kadar SDG'nin asla kabul edilmeyecek taleplerde bulunduğunu hatırlatan Başbuğ, "Biz fesih edilmeyeceğiz. Silah bırakmayacağız, Suriye'ye bu halimizle entegre olacağız. Bize bir özerklik verilsin, bizi silahlı unsur olarak Suriye'ye dahil edin' gibi asla kabul edilmeyecek taleplerde bulunmuşlardı" diye konuştu.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara
KÜRESEL DÜZENDE YENİ KOŞULLAR
Başbuğ, örgütün direniş taleplerinde bulunduğu dönemde ABD'de (eski Dışişleri Bakanı) Antony Blinken-Biden kanadının iktidarda olduğunu, aynı zamanda İsrail'in sahada bunlara verdiği yoğun destek ve çaba olduğunu belirtti.
Örgütün bölgede terörü kullanmak isteyen küresel güçlerden aldığı desteği yitirdiğini söyleyen Başbuğ, "Şimdi o yapının altından çok su aktı. Blinken ve Biden yok, coğrafyada teröre destek veren isimlerin çoğu tasfiye edildi. İsrail zaten yaşam mücadelesi veriyor, yalnızlaştı, bölgede etkili olamıyor. Bunu gören yapı Türkiye'nin de baskısıyla havlu attı" ifadelerini kullandı.
Gökçe de ABD'de yaşanan değişimi vurgulayarak, "Trump'ın göreve başlamasıyla birlikte ABD'nin Orta Doğu politikasındaki kısmi değişiklik sonucu bu politikada SDG'nin yer almaması örgütün dağılma sürecinin adeta başlangıcı oldu" dedi.
ABD'nin politika değişikliğinde Türkiye'nin bölgede artan askeri, siyasi ve istihbari varlığının etkisinin oldukça fazla olduğunu belirten Gökçe, bu durumun süreci hızlandırdığını ifade etti.
TÜRKİYE'NİN SÜRECE ETKİSİ
Coşkun Başbuğ, tasfiye sistemine uyarak, Suriye ordusuna isteyenlerin entegre olacağı bir süreci kabul ettiklerini ifade etti. Suriye'de sürecin başında entegrasyona ayak direyen YPG'nin ocak ayındaki operasyonların ardından duruşunu değiştirdiğine dikkat çeken Başbuğ, Türkiye'nin bölgedeki politikalarıyla fesih kararında etkili olduğunun altını çizdi.
Ankara'nın diplomatik girişimlerinin terör örgütünün tasfiye sürecini kabul etmesindeki önemine dikkat çeken Başbuğ, şunları dile getirdi:
"Daha da ileri giderek 'İsrail ile savaşmaya hazırız' da dediler. Bunun sebebi Türkiye'nin bölgedeki gücü ve kararlılığı, Türkiye'nin İsrail konusundaki politikaları buna etki etti ve yapı kendini feshetme kararı aldı" diye konuştu.
Prof. Dr. Gökçe de YPG'nin fesih kararının PKK içindeki terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini destekleyenler açısından olumlu bir ivme kazandıracağını belirterek, bu başarının arkasındaki temel faktörün Türkiye'nin kararlı politikaları olduğunu vurguladı.
Başbuğ, Türkiye'nin Suriye'ye gereken desteği verdiğini ve müttefiklerinin de destek vermesini sağladığını vurgulayarak, Tom Barrack'ın Suriye'ye ilişkin söylediklerine dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:
"Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinin dışına aldıklarında şöyle tanımladılar: Yalnızlıktan ortaklığa gelen bir ülke dediler. Düne kadar yalnız olan Suriye ortak olan İsrail'di. Bu denklem bir anda Türkiye'nin uyguladığı siyasetle tersine döndü; yalnız kalan İsrail ortak olan Suriye oldu. Bunlar önemli ilerlemeler. Bölgede de önümüzdeki süreçte çok farklı şeyleri gündeme getirecek söylemler. Türkiye sahada siyasi, ekonomik ve askeri operasyonları çok iyi yürütüyor, bunun da meyvesini alıyor" dedi.
CNN Türk'e terör örgütünün kararına ilişkin değerlendirmede bulunan, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, "SDG'nin feshi tarihi ve destansıdır" demişti.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack
TÜRKİYE KARARDAN NASIL ETKİLENECEK
Başbuğ, kararın samimiyetinin takip edileceğini belirterek, "Kalan sürede işler bunların tarif ettiği gibi ilerliyor mu bakılacak. Bunun takip edileceği bir komisyon kuruldu, 'Takip ve Kontrol Komisyonu.' Ben artık buradan bir dönüş olacağı kanaatinde değilim" diye konuştu.
Kararın Terörsüz Türkiye Süreci'ne de çok büyük katkısı olduğunu vurgulayan Başbuğ, "Tek direnen yer burası kalmıştı. Bu örgütün diğer yerlerinde de çözülme getirir. Çok kısa sürede bölgedeki silah teslimi, entegrasyon işleri hızlanır. O nedenle çok olumlu bir gelişme. Ancak dediğim gibi sahadaki ilerleyişine bakmak gerekiyor" açıklamasını yaptı.
YPG'nin kararından geri adım atmasının mümkün görünmediğini dile getiren Gökçe, "Süreç, içinde bulunulan askeri ve siyasi iklim buna müsaade etmiyor. Örgüt kendi içindeki yabancı ve paralı teröristleri tasfiye ederse süreç daha etkili bir şekilde işler" ifadelerini kullandı.
Suriye ordusu, 8 Ocak'ta Fırat Nehri'nin doğusuna operasyon düzenlemişti.
'TEL AVİV VEKİL GÜCÜNÜ KAYBETTİ'
Uzmanlar, Tel Aviv yönetiminin bu karardan rahatsız olduğu ve yeni arayışlara gireceği konusunda hemfikir. Başbuğ, İsrail'in daha önce YPG'ye verdiği yoğun desteğin artık ortadan kalktığını, İsrail'in yaşam mücadelesi verdiğini ve bölgede etkili olamadığını belirtti.
Gökçe ise İsrail ve diğer bazı aktörlerin bölgedeki kaos politikalarının takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "İsrail SDG'nin fesih kararıyla birlikte bölgedeki en önemli vekil gücünü kaybetmiş oldu. Diğer vekilleri canlandırma politikası olabilir. Ancak onlar için de siyasi ve askeri zemin müsait değil" diye konuştu.
İsrail'in güçlü bir Suriye istemediğini, istikrarsız bir Suriye'nin her zaman için İsrail'in yararına olacağını düşündüğünü söyleyen Gökçe, "Türkiye'nin Suriye politikası İsrail açısından en istenilmeyecek durum. Bunu zaten açıkça söylüyorlar. Bu sebeple İsrail Suriye'nin istikrara kavuşmaması için her yolu deneyecektir. Bunun için Suriye'nin etnik, dini ve mezhepsel farklılıklarını kullanmaya çalışacak ve o farklılıkları provoke etmek isteyecektir" dedi.
'İSRAİL KIŞKIRTMA GİRİŞİMLERİNDE BULUNABİLİR'
Prof. Dr. Gökçe, süreci desteklemeyen, başta İsrail olmak üzere bölgedeki terör örgütlerini vekil güç olarak kullanmak isteyen aktörlerin kışkırtmasıyla örgüt içinde sorunlar çıkabileceği uyarısında bulunarak, "Bu sorunlar sahaya nasıl yansır şimdilik pek tahmin edilemezse bile etkisinin çok fazla olmayacağını belirtmek gerekiyor" açıklamasını yaptı.
Gökçe, bu noktada örgütün kendi içindeki yabancı ve paralı teröristleri tasfiye etmesinin süreci daha etkili kılacağını ifade eden Gökçe, "Farklılıklar arasındaki en önemli askeri ve siyasi aktör olan SDG'nin feshi ve Suriye ordusuna ve siyasetine eklemlenmesi, SDG kadar güçlü olmayan diğer grupların da azim ve iradesini kırarak İsrail'in kışkırtmalarına yanıt vermeyeceklerini düşünüyorum." diye konuştu.
Coşkun Başbuğ, kararın örgütün PKK kolunda da çözülmeye neden olacağını belirterek, "Bu örgütün diğer yerlerinde de çözülme getirir" dedi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:73
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 26 Ağustos 2026 11:41 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















