Ankara24.com
close
up
Menu

Okan Buruk tan tepkilere yanıt: Statta negatif hava çok hızlı oldu!

Abdülkerim Bardakcı: Allah ın izniyle telafi edeceğiz!

Franco Tongya: Çok güzel bir gece oldu!

Muhammed Diomande: Çorum çok iyi bir proje sundu!

İsmail Kartal ın mağlubiyet şaşkınlığı! Hiç böyle bir şey beklemiyorduk

2026 2027 MALİ YILI ASPİRASYON TORBASI ALIMI

‘Devlet Baba’ diyoruz ama üvey evlatmışız Sözcü Gazetesi

Keltepe Gözlem Şenliği ve Uzay Girişimciliği Festivali başladı 2 bin rakımlı Keltepe gökyüzü tutkunlarını ağırlıyor Karabük Haberleri Habertürk Yerel Haberler

AKP’nin 24 yılının bilançosu Sözcü Gazetesi

Son dakika: Fenerbahçe otobüsüne saldırı şüphesi ile gözaltına alınan 4 kişi adliyede! Son dakika haberleri

Göztepe de Samsunspor mesaisi devam etti!

Selman Coşkun: Seyir zevki yüksek bir müsabaka oldu!

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman dan sanal medya açıklaması: Yeni sözler söylemek gerekiyor

Fenerbahçe den sakatlık açıklaması: Mert Günok!

19 yaşındaki genci bıçaklayarak ölümüne sebep olan zanlı tutuklandı Zonguldak Haberleri Habertürk Yerel Haberler

Munzur Dağları nın 2 bin rakımlı yamaçları paraşütçülerin yeni rotası oldu

İsmail Kartal: Beklemediğimiz bir mağlubiyet!

Gökhan Özen ve Naz Canbaz evlendi

Bozburun’da kimse onu beklemiyordu: Naomi Campbell DJ kabinine geçti, geceyi salladı Sözcü Gazetesi

Karadeniz yolu 20 dakika kısalıyor! Bakan Uraloğlu Çamlıhemşin Tünelli için tarih verdi

Ter Matevosyan: Ermenilerin 1915 te ne olduğunu anlamak için KGB nin yönlendirmesine ihtiyacı yoktu Agos

Ter Matevosyan: Ermenilerin 1915 te ne olduğunu anlamak için KGB nin yönlendirmesine ihtiyacı yoktu Agos

Agos sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.

Ermenistan Başbakanı Paşinyan'ın Türk-Ermeni-Azeri düşmanlığını SSCB ve KGB'nin şekillendirdiğine dair açıklaması bazı çevrelerce eleştirilirken, bazılarınca takdir edildi. Türkiye ve Sovyetler ilişkileri uzmanı, "Türkiye'nin Dönüşümüne Sovyet Yaklaşımı" isimli kitabın yazarı ve Ermenistan Amerikan Üniversitesi öğretim üyesi Vahram Ter-Matevosyan, "Osmanlı İmparatorluğu’nun gerçekleştirdiği soykırımdan ve Kemalist güçlerin katliamlarından sağ kurtulan Ermenilerin ailelerine, köylerine, şehirlerine, kiliselerine ne olduğunu anlamak için, 1954’te kurulan KGB’nin, yönlendirmesine ihtiyaçları yoktu" dedi.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 31 Ekim'de gazetecilere yaptığı bir konuşmada "Ermeniler, Azerbaycanlılar ve Türkler arasındaki düşmanlığın Sovyet dönemi propagandası ve KGB tarafından beslendiğini ileri sürdü. Paşinyan, "Biz ‘Türk değişmez’ dediğimizde, onlar da aynısını Ermeniler için söylüyor. Biz ‘Azerbaycan’a nasıl güvenelim?’ dediğimizde, onlar da Ermeniler için aynısını söylüyor. KGB ajanlarının şekillendirdiği dünya görüşünden kurtulmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Paşinyan'ın açıklamasından sonra ise Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova ise KGB’nin “1915 Ermeni Soykırımı’ndan neredeyse 40 yıl sonra, 1954’te kurulduğunu” belirterek, Başbakan’ın sözlerini “tarihsel olarak cahilce” olarak niteledi.

   

Paşinyan'ın sözlerini ve Zaharova'nın cevabını uzun yıllardır Rusya-Türkiye ilişkileri çalışan Ermenistan Amerikan Üniversitesi Beşeri ve Sosyal Bilimler Fakültesi Profesörü Vahram Ter-Matevosyan, Agos için yorumladı. "Komünizm Gözünden Kemalizm/Türkiye'nin Dönüşümüne Sovyet Yaklaşımları" ismiyle Türkçeye çevrilen kitabı da bulunan Ter-Matevosyan, Ermenistan Ulusal Bilimler Akademisi Doğu Bilimleri Enstitüsü’nün Türkiye Araştırmaları Bölümü’nün başkanlığını yaptı ve Güney Kafkasya çatışmalarının yanı sıra modern Türkiye tarihi ve dış ilişkileri ve güvenlik politikaları üzerine uzmanlaştı.

Paşinyan’ın KGB ve Sovyetler ile ilgili açıklamaları gerçeği yansıtıyor mu?
Ermenistan ve komşuları hakkındaki derinlere işlemiş toplumsal algıları değiştirme yönündeki ısrarlı çabalarında Ermenistan Başbakanı toptancı genellemelere, çarpıtmalara ve ayan beyan yanlış bilgilere dayanan politik açıklamalar yapmaya devam ediyor. Bu yeni bir şey değil. Paşinyan’ın, Ermenistan’ın son iki yüzyıllık siyasi ve toplumsal tarihine ilişkin anlayışının yanlışlıklar, tutarsızlıklar ve çelişkilerle insanı rahatsız eden bir karışımdan oluştuğunu çok gördük. Her hatalı iddiasını didik didik edip bulmak, uzun tarihsel tahlil gerektirir ama tartışmaya açılmayacak tek bir konu var: Paşinyan’ın tarihle ilgili açıklamalarının büyük çoğunluğunun tarihsellikle ilgisi yok. Paşinyan, yaklaşık 70 yıl ayakta kalmış Sovyetler Birliği’nden bahsederken, insan Paşinyan’ın aklında Sovyetler Birliği’nin hangi dönemi olduğunu merak ediyor. Sovyet tarihinin her on yılı, Türkiye’ye yönelik kendine özgü yaklaşımı getirdi. Her iki devleti de şekillendiren 1920’lere ve 1930’lara baktığımızda ilişkilerin hamasetten uzak olduğunu görürüz. Bir çalışmamda bunu ele almıştım: Erken dönem Sovyetler Birliği’nin Ermenilerde Türk karşıtlığını köpürtmelerini gerektirecek bir jeopolitik, ideolojik ve politik nedeni yoktu.
Yani yaşanan korkunç deneyimden gelen bir bilinç vardı?

Sovyet propagandasının Ermenilerin Türkiye’ye dair tutumlarını şekillendirdiğine yönelik genelleyici iddia, olayları yalnızca basite indirgemekle kalmıyor; tarihsel hafızayı da bir hakaret ediliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun gerçekleştirdiği soykırımdan ve Kemalist güçlerin katliamlarından sağ kurtulan Ermenilerin ailelerine, köylerine, şehirlerine, kiliselerine ve kutsal mekanlarına ne olduğunu anlamak için, 1954’te kurulan KGB’nin, yönlendirmesine ihtiyaçları yoktu.
Hayatta kalan Ermenilerin Türkiye’ye yönelik algısı, Leninist-Marksist-Stalinist doktrinlerin ürünü değil, bizzat yaşamış oldukları dehşetin ve miras aldıkları travmanın ürünüydü. Sovyet Ermenistan’ının en büyük ikinci şehri Aleksandrapol/Leninakan, “Vorbaqakhak” yani “Yetimler Şehri” olarak bilinirdi. Ebeveynleri Osmanlı İmparatorluğu’nda yok olup giden 30 bini aşkın çocuk bu şehirde büyümüş ve yetişkinlikleri boyunca sözcüklerle ifade edilmeyecek boyutlarda bir acıyı taşımışlardı. Bunlar propaganda ürünü değildi; o yetim çocuklar katliamların yaşayan tanıklarıydı. Ebeveynlerinin sevgisinden, bakımından mahrum büyüyen bu insanlar, yok oluşun hatırasını ömür boyu kalplerinde taşıdılar. Onların Türkiye’ye dair görüşlerinin Sovyet KGBi tarafından şekillendirildiğini iddia etmek, tarihsel bir çarpıtma ve ahlaki açıdan saygısızlıktır. 

1930’ların sonlarında ve 1950’lerin ilk dönemlerinde SSCB-Türkiye ilişkileri belirgin bir gerginlik dönemine girdi. Türkiye’nin kademeli biçimde Fransa ve İngiltere’nin saflarına yanaşması, savaş döneminde Nazi Almanyasıyla yakın işbirliği yapması ve sonunda NATO’ya katılması, derin bir jeopolitik çatlak yarattı. Doğal olarak, bu dönemde Sovyet otoriteleri Türkiye’ye yönelik artan bir kuşkuyla hareket etti, Ermeni ve Gürcü nüfusları toprak taleplerini ilerletme yönünde seferber etme fikrini zaman zaman yokladı. Fakat bu planların çoğu iyi tasarlanmış olmaktan uzak olduğu için asla diplomatik açıklamaların ve muğlak tartışmaların ötesine geçemedi. Soykırımdan sağ kalan ve Avrupa, Ortadoğu ve ABD’de yaşayan 90 bin Ermeni’nin 1946-1949 yılları arasında Sovyet Ermenistan’ına iade edilmesi de bu jeopolitik bağlamda düşünülmelidir. Ama bugün bazı siyasetçiler daha büyük resmi göremiyorlar. Geçen 70 yıl içinde Sovyet Ermenistan’ına yerleşen yaklaşık 170 bin Ermeni özgürlük, kurtuluş ve adalet gibi güçlü fikirleri de beraberinde getirdi ve “kaybedilen vatan” hakkındaki kamusal tartışmaları yeniden alevlendirdi. Burada da Türk karşıtlığını besleyecek bir Sovyet propagandasına veya KGB’ye ihtiyaç yoktu: Yaşayanların hafızası ve miras alınan travma, propagandadan çok daha güçlüydü.

Sovyetlerin Ermenistan-Türkiye ilişkilerinde hiç etkisi olmadı diyemeyiz ama değil mi? Sovyetler bu konuda ne tür politikalar izledi?

De-Stalinizasyon döneminin başlaması, Kruşçev dönemindeki “yumuşama” süreci ve Brejnev döneminde muhalif hareketlerin yayılmasıyla Sovyetler Birliği’ndeki Ermeniler tarihsel acılarını ve ulusal taleplerini daha açık bir biçimde ve kendi sözcükleriyle ifade etmeye başladı. Başka bir yerde de yazdığım üzere, 1960’larda Ermeni milliyetçiğinin yeniden canlandığı bir dönemdi ve bu canlanma devletin yönlendirmesiyle değil, tarihsel hakikat ve onur arayışına dayanan bir toplumsal dürtüyle beslenmişti.
Başbakan Paşinyan, yaşamın her yerine sirayet eden Sovyet sansürünün bazı “aşırılıkları” sınırlamayı amaçladığını söylerken muhakkak bir ölçüde haklı. Ancak 1960’lara ve 1980’lere gelindiğinde Moskova önceliklerini tam tersi istikamete çevirmiş ve ulusal söylemi kışkırtmak yerine bastırmayı tercih etmişti. Cin artık şişeden çıkmış, Sovyet aygıtı Türkiye ve Azerbaycan’a yöneltilen tarihsel ve toprak taleplerinin kamusal bir hareketlenmeye ya da entelektüel bir başkaldırıya evrilmemesi için tüm enerjisini kullanmıştı.

Bu tarihsel incelemeye uzun uzun devam edebilirim ama sadece basit bir gerçeğin altını çizmek yeterli olacaktır: Sovyet Ermenistan’ındaki ulusal bilincin şekillendirilmesinde Sovyet propagandasının ve KGB’nin rolünü aşırı abartmak, tarihi çarpıtmak, Ermeni halkının kolektif belleğini hiçe saymak ve öznelliğini itibarsızlaştırmak demektir. Paşinyan, Ermeni Soykırımının araçsallaştırılmasında Sovyet propagandasının rolü hakkında daha önce de benzer iddialarda bulunmuştu. Kolektif belleğe kazınmış kayıp, adalet ve kimlik anlatıları Moskova’da tasarlanmadı. Bizzat yaşanan deneyimlerin sonucu olarak ortaya çıktı, nesilden nesle aktarıldı ve hayatta kalanların hafızasında yaşamaya devam etti. Ermenistan’ın siyasi liderliği şunu unutmamalı: Ulusal hafızayı yeniden şekillendirmek, entelektüel bir dürüstlük gerektirir, yolundan sapmış bir revizyonizm değil. Tarih tek taraflı bir uzlaşının ve barış inşasının kısa vadeli politik gündemine uydurulacak şekilde yeniden yazılamaz; travmalar ise fırsatçı bir söylemlerle silinemez.

İngilizceden çeviren: Bade Başer

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:89
embedKaynak:https://www.agos.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Kasım 2025 11:19 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Okan Buruk tan tepkilere yanıt: Statta negatif hava çok hızlı oldu!

15 Ağustos 2026 00:18see159

Abdülkerim Bardakcı: Allah ın izniyle telafi edeceğiz!

15 Ağustos 2026 01:52see154

Franco Tongya: Çok güzel bir gece oldu!

16 Ağustos 2026 00:01see154

Muhammed Diomande: Çorum çok iyi bir proje sundu!

15 Ağustos 2026 01:52see149

İsmail Kartal ın mağlubiyet şaşkınlığı! Hiç böyle bir şey beklemiyorduk

16 Ağustos 2026 00:28see147

2026 2027 MALİ YILI ASPİRASYON TORBASI ALIMI

16 Ağustos 2026 00:01see146

‘Devlet Baba’ diyoruz ama üvey evlatmışız Sözcü Gazetesi

15 Ağustos 2026 06:13see145

Keltepe Gözlem Şenliği ve Uzay Girişimciliği Festivali başladı 2 bin rakımlı Keltepe gökyüzü tutkunlarını ağırlıyor Karabük Haberleri Habertürk Yerel Haberler

15 Ağustos 2026 01:00see145

AKP’nin 24 yılının bilançosu Sözcü Gazetesi

15 Ağustos 2026 04:33see144

Son dakika: Fenerbahçe otobüsüne saldırı şüphesi ile gözaltına alınan 4 kişi adliyede! Son dakika haberleri

14 Ağustos 2026 17:50see144

Göztepe de Samsunspor mesaisi devam etti!

15 Ağustos 2026 00:05see144

Selman Coşkun: Seyir zevki yüksek bir müsabaka oldu!

16 Ağustos 2026 02:49see142

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman dan sanal medya açıklaması: Yeni sözler söylemek gerekiyor

14 Ağustos 2026 19:01see142

Fenerbahçe den sakatlık açıklaması: Mert Günok!

14 Ağustos 2026 18:30see141

19 yaşındaki genci bıçaklayarak ölümüne sebep olan zanlı tutuklandı Zonguldak Haberleri Habertürk Yerel Haberler

16 Ağustos 2026 00:42see141

Munzur Dağları nın 2 bin rakımlı yamaçları paraşütçülerin yeni rotası oldu

14 Ağustos 2026 17:27see141

İsmail Kartal: Beklemediğimiz bir mağlubiyet!

16 Ağustos 2026 00:19see140

Gökhan Özen ve Naz Canbaz evlendi

14 Ağustos 2026 21:37see140

Bozburun’da kimse onu beklemiyordu: Naomi Campbell DJ kabinine geçti, geceyi salladı Sözcü Gazetesi

14 Ağustos 2026 09:31see140

Karadeniz yolu 20 dakika kısalıyor! Bakan Uraloğlu Çamlıhemşin Tünelli için tarih verdi

15 Ağustos 2026 15:54see140
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları