Ankara24.com
close
up
Menu

Pakistan da savaş diplomasisi: Dışişleri Bakanı Fidan İslamabad da Politika Haberleri

Taciz iddiasının tarafı olan genç kız trafik kazasında ağır yaralandı Giresun Haberleri

Trump tan son dakika Hürmüz Boğazı açıklaması: Ele geçirmeye başladık

ABD’li generalden Trump’a sert uyarı: İran’a kara operasyonu intihar olur! Sözcü Gazetesi

İletişim Başkanı Duran: STRATCOM Zirvesi nin başarıyla tamamlanmasının gururunu yaşıyoruz

Ana Haber Bülteni 28 Mart 2026 (6 Nisan a Kadar Ateşkes Olur Mu?)

Avustralya da gökyüzü kızıla döndü: Toz fırtınası kasabayı yuttu

İsrail askerleri CNN ekibini canlı yayında gözaltına aldı

Gözaltına alınan Başkan Yalım a ait iş yerlerinde arama yapıldı Uşak Haberleri

Aydın da istinat duvarı çöktü; 4 otomobil hasar gördü

Tahran da Mihrabad Havalimanı ve Tebriz de petrokimya tesisine saldırı düzenlendi

Manisa’da sağanak; araçlar yolda mahsur kaldı

Prensip anlaşmasına varıldı! Barcelona yeni sezonun ilk transferini bitirmek üzere Fanatik Gazetesi Futbol Haberleri Spor

Frankofon Film Festivali başladı Bursa Haberleri

Zelenskiy: Rusya, ABD hedeflerinin vurulması için İran’a yüzde yüz yardım ediyor

Tut jandarma komutanlığı yeni hizmet binası hizmete girdi Adıyaman Haberleri

ABD yi korku sardı! Türkler uzağımızda değil her yerdeler

Muğla da balık tutarken suya düşüp, boğuldu Muğla Haberleri

Trump video oyunu gibi savaş izliyor

Baharda saçlar daha çok dökülüyor

Ter Matevosyan: Ermenilerin 1915 te ne olduğunu anlamak için KGB nin yönlendirmesine ihtiyacı yoktu Agos

Ter Matevosyan: Ermenilerin 1915 te ne olduğunu anlamak için KGB nin yönlendirmesine ihtiyacı yoktu Agos

Agos sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.

Ermenistan Başbakanı Paşinyan'ın Türk-Ermeni-Azeri düşmanlığını SSCB ve KGB'nin şekillendirdiğine dair açıklaması bazı çevrelerce eleştirilirken, bazılarınca takdir edildi. Türkiye ve Sovyetler ilişkileri uzmanı, "Türkiye'nin Dönüşümüne Sovyet Yaklaşımı" isimli kitabın yazarı ve Ermenistan Amerikan Üniversitesi öğretim üyesi Vahram Ter-Matevosyan, "Osmanlı İmparatorluğu’nun gerçekleştirdiği soykırımdan ve Kemalist güçlerin katliamlarından sağ kurtulan Ermenilerin ailelerine, köylerine, şehirlerine, kiliselerine ne olduğunu anlamak için, 1954’te kurulan KGB’nin, yönlendirmesine ihtiyaçları yoktu" dedi.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 31 Ekim'de gazetecilere yaptığı bir konuşmada "Ermeniler, Azerbaycanlılar ve Türkler arasındaki düşmanlığın Sovyet dönemi propagandası ve KGB tarafından beslendiğini ileri sürdü. Paşinyan, "Biz ‘Türk değişmez’ dediğimizde, onlar da aynısını Ermeniler için söylüyor. Biz ‘Azerbaycan’a nasıl güvenelim?’ dediğimizde, onlar da Ermeniler için aynısını söylüyor. KGB ajanlarının şekillendirdiği dünya görüşünden kurtulmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Paşinyan'ın açıklamasından sonra ise Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova ise KGB’nin “1915 Ermeni Soykırımı’ndan neredeyse 40 yıl sonra, 1954’te kurulduğunu” belirterek, Başbakan’ın sözlerini “tarihsel olarak cahilce” olarak niteledi.

   

Paşinyan'ın sözlerini ve Zaharova'nın cevabını uzun yıllardır Rusya-Türkiye ilişkileri çalışan Ermenistan Amerikan Üniversitesi Beşeri ve Sosyal Bilimler Fakültesi Profesörü Vahram Ter-Matevosyan, Agos için yorumladı. "Komünizm Gözünden Kemalizm/Türkiye'nin Dönüşümüne Sovyet Yaklaşımları" ismiyle Türkçeye çevrilen kitabı da bulunan Ter-Matevosyan, Ermenistan Ulusal Bilimler Akademisi Doğu Bilimleri Enstitüsü’nün Türkiye Araştırmaları Bölümü’nün başkanlığını yaptı ve Güney Kafkasya çatışmalarının yanı sıra modern Türkiye tarihi ve dış ilişkileri ve güvenlik politikaları üzerine uzmanlaştı.

Paşinyan’ın KGB ve Sovyetler ile ilgili açıklamaları gerçeği yansıtıyor mu?
Ermenistan ve komşuları hakkındaki derinlere işlemiş toplumsal algıları değiştirme yönündeki ısrarlı çabalarında Ermenistan Başbakanı toptancı genellemelere, çarpıtmalara ve ayan beyan yanlış bilgilere dayanan politik açıklamalar yapmaya devam ediyor. Bu yeni bir şey değil. Paşinyan’ın, Ermenistan’ın son iki yüzyıllık siyasi ve toplumsal tarihine ilişkin anlayışının yanlışlıklar, tutarsızlıklar ve çelişkilerle insanı rahatsız eden bir karışımdan oluştuğunu çok gördük. Her hatalı iddiasını didik didik edip bulmak, uzun tarihsel tahlil gerektirir ama tartışmaya açılmayacak tek bir konu var: Paşinyan’ın tarihle ilgili açıklamalarının büyük çoğunluğunun tarihsellikle ilgisi yok. Paşinyan, yaklaşık 70 yıl ayakta kalmış Sovyetler Birliği’nden bahsederken, insan Paşinyan’ın aklında Sovyetler Birliği’nin hangi dönemi olduğunu merak ediyor. Sovyet tarihinin her on yılı, Türkiye’ye yönelik kendine özgü yaklaşımı getirdi. Her iki devleti de şekillendiren 1920’lere ve 1930’lara baktığımızda ilişkilerin hamasetten uzak olduğunu görürüz. Bir çalışmamda bunu ele almıştım: Erken dönem Sovyetler Birliği’nin Ermenilerde Türk karşıtlığını köpürtmelerini gerektirecek bir jeopolitik, ideolojik ve politik nedeni yoktu.
Yani yaşanan korkunç deneyimden gelen bir bilinç vardı?

Sovyet propagandasının Ermenilerin Türkiye’ye dair tutumlarını şekillendirdiğine yönelik genelleyici iddia, olayları yalnızca basite indirgemekle kalmıyor; tarihsel hafızayı da bir hakaret ediliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun gerçekleştirdiği soykırımdan ve Kemalist güçlerin katliamlarından sağ kurtulan Ermenilerin ailelerine, köylerine, şehirlerine, kiliselerine ve kutsal mekanlarına ne olduğunu anlamak için, 1954’te kurulan KGB’nin, yönlendirmesine ihtiyaçları yoktu.
Hayatta kalan Ermenilerin Türkiye’ye yönelik algısı, Leninist-Marksist-Stalinist doktrinlerin ürünü değil, bizzat yaşamış oldukları dehşetin ve miras aldıkları travmanın ürünüydü. Sovyet Ermenistan’ının en büyük ikinci şehri Aleksandrapol/Leninakan, “Vorbaqakhak” yani “Yetimler Şehri” olarak bilinirdi. Ebeveynleri Osmanlı İmparatorluğu’nda yok olup giden 30 bini aşkın çocuk bu şehirde büyümüş ve yetişkinlikleri boyunca sözcüklerle ifade edilmeyecek boyutlarda bir acıyı taşımışlardı. Bunlar propaganda ürünü değildi; o yetim çocuklar katliamların yaşayan tanıklarıydı. Ebeveynlerinin sevgisinden, bakımından mahrum büyüyen bu insanlar, yok oluşun hatırasını ömür boyu kalplerinde taşıdılar. Onların Türkiye’ye dair görüşlerinin Sovyet KGBi tarafından şekillendirildiğini iddia etmek, tarihsel bir çarpıtma ve ahlaki açıdan saygısızlıktır. 

1930’ların sonlarında ve 1950’lerin ilk dönemlerinde SSCB-Türkiye ilişkileri belirgin bir gerginlik dönemine girdi. Türkiye’nin kademeli biçimde Fransa ve İngiltere’nin saflarına yanaşması, savaş döneminde Nazi Almanyasıyla yakın işbirliği yapması ve sonunda NATO’ya katılması, derin bir jeopolitik çatlak yarattı. Doğal olarak, bu dönemde Sovyet otoriteleri Türkiye’ye yönelik artan bir kuşkuyla hareket etti, Ermeni ve Gürcü nüfusları toprak taleplerini ilerletme yönünde seferber etme fikrini zaman zaman yokladı. Fakat bu planların çoğu iyi tasarlanmış olmaktan uzak olduğu için asla diplomatik açıklamaların ve muğlak tartışmaların ötesine geçemedi. Soykırımdan sağ kalan ve Avrupa, Ortadoğu ve ABD’de yaşayan 90 bin Ermeni’nin 1946-1949 yılları arasında Sovyet Ermenistan’ına iade edilmesi de bu jeopolitik bağlamda düşünülmelidir. Ama bugün bazı siyasetçiler daha büyük resmi göremiyorlar. Geçen 70 yıl içinde Sovyet Ermenistan’ına yerleşen yaklaşık 170 bin Ermeni özgürlük, kurtuluş ve adalet gibi güçlü fikirleri de beraberinde getirdi ve “kaybedilen vatan” hakkındaki kamusal tartışmaları yeniden alevlendirdi. Burada da Türk karşıtlığını besleyecek bir Sovyet propagandasına veya KGB’ye ihtiyaç yoktu: Yaşayanların hafızası ve miras alınan travma, propagandadan çok daha güçlüydü.

Sovyetlerin Ermenistan-Türkiye ilişkilerinde hiç etkisi olmadı diyemeyiz ama değil mi? Sovyetler bu konuda ne tür politikalar izledi?

De-Stalinizasyon döneminin başlaması, Kruşçev dönemindeki “yumuşama” süreci ve Brejnev döneminde muhalif hareketlerin yayılmasıyla Sovyetler Birliği’ndeki Ermeniler tarihsel acılarını ve ulusal taleplerini daha açık bir biçimde ve kendi sözcükleriyle ifade etmeye başladı. Başka bir yerde de yazdığım üzere, 1960’larda Ermeni milliyetçiğinin yeniden canlandığı bir dönemdi ve bu canlanma devletin yönlendirmesiyle değil, tarihsel hakikat ve onur arayışına dayanan bir toplumsal dürtüyle beslenmişti.
Başbakan Paşinyan, yaşamın her yerine sirayet eden Sovyet sansürünün bazı “aşırılıkları” sınırlamayı amaçladığını söylerken muhakkak bir ölçüde haklı. Ancak 1960’lara ve 1980’lere gelindiğinde Moskova önceliklerini tam tersi istikamete çevirmiş ve ulusal söylemi kışkırtmak yerine bastırmayı tercih etmişti. Cin artık şişeden çıkmış, Sovyet aygıtı Türkiye ve Azerbaycan’a yöneltilen tarihsel ve toprak taleplerinin kamusal bir hareketlenmeye ya da entelektüel bir başkaldırıya evrilmemesi için tüm enerjisini kullanmıştı.

Bu tarihsel incelemeye uzun uzun devam edebilirim ama sadece basit bir gerçeğin altını çizmek yeterli olacaktır: Sovyet Ermenistan’ındaki ulusal bilincin şekillendirilmesinde Sovyet propagandasının ve KGB’nin rolünü aşırı abartmak, tarihi çarpıtmak, Ermeni halkının kolektif belleğini hiçe saymak ve öznelliğini itibarsızlaştırmak demektir. Paşinyan, Ermeni Soykırımının araçsallaştırılmasında Sovyet propagandasının rolü hakkında daha önce de benzer iddialarda bulunmuştu. Kolektif belleğe kazınmış kayıp, adalet ve kimlik anlatıları Moskova’da tasarlanmadı. Bizzat yaşanan deneyimlerin sonucu olarak ortaya çıktı, nesilden nesle aktarıldı ve hayatta kalanların hafızasında yaşamaya devam etti. Ermenistan’ın siyasi liderliği şunu unutmamalı: Ulusal hafızayı yeniden şekillendirmek, entelektüel bir dürüstlük gerektirir, yolundan sapmış bir revizyonizm değil. Tarih tek taraflı bir uzlaşının ve barış inşasının kısa vadeli politik gündemine uydurulacak şekilde yeniden yazılamaz; travmalar ise fırsatçı bir söylemlerle silinemez.

İngilizceden çeviren: Bade Başer

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:69
embedKaynak:https://www.agos.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Kasım 2025 11:19 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Pakistan da savaş diplomasisi: Dışişleri Bakanı Fidan İslamabad da Politika Haberleri

29 Mart 2026 01:01see196

Taciz iddiasının tarafı olan genç kız trafik kazasında ağır yaralandı Giresun Haberleri

29 Mart 2026 00:25see195

Trump tan son dakika Hürmüz Boğazı açıklaması: Ele geçirmeye başladık

30 Mart 2026 00:49see195

ABD’li generalden Trump’a sert uyarı: İran’a kara operasyonu intihar olur! Sözcü Gazetesi

30 Mart 2026 00:35see192

İletişim Başkanı Duran: STRATCOM Zirvesi nin başarıyla tamamlanmasının gururunu yaşıyoruz

29 Mart 2026 01:39see192

Ana Haber Bülteni 28 Mart 2026 (6 Nisan a Kadar Ateşkes Olur Mu?)

29 Mart 2026 04:44see188

Avustralya da gökyüzü kızıla döndü: Toz fırtınası kasabayı yuttu

29 Mart 2026 01:25see186

İsrail askerleri CNN ekibini canlı yayında gözaltına aldı

29 Mart 2026 00:29see180

Gözaltına alınan Başkan Yalım a ait iş yerlerinde arama yapıldı Uşak Haberleri

30 Mart 2026 02:06see176

Aydın da istinat duvarı çöktü; 4 otomobil hasar gördü

28 Mart 2026 18:51see172

Tahran da Mihrabad Havalimanı ve Tebriz de petrokimya tesisine saldırı düzenlendi

30 Mart 2026 01:01see170

Manisa’da sağanak; araçlar yolda mahsur kaldı

29 Mart 2026 00:48see170

Prensip anlaşmasına varıldı! Barcelona yeni sezonun ilk transferini bitirmek üzere Fanatik Gazetesi Futbol Haberleri Spor

29 Mart 2026 21:11see158

Frankofon Film Festivali başladı Bursa Haberleri

28 Mart 2026 17:53see153

Zelenskiy: Rusya, ABD hedeflerinin vurulması için İran’a yüzde yüz yardım ediyor

29 Mart 2026 00:26see152

Tut jandarma komutanlığı yeni hizmet binası hizmete girdi Adıyaman Haberleri

29 Mart 2026 14:48see152

ABD yi korku sardı! Türkler uzağımızda değil her yerdeler

30 Mart 2026 00:32see151

Muğla da balık tutarken suya düşüp, boğuldu Muğla Haberleri

29 Mart 2026 00:25see149

Trump video oyunu gibi savaş izliyor

29 Mart 2026 07:13see148

Baharda saçlar daha çok dökülüyor

29 Mart 2026 07:02see144
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları