Tasfiyelerden sonra Türk savunma ve havacılık sanayisinin anatomisi
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çarşamba günü TBMM'de düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni'nde yaptığı konuşmasında yer alan "Türkiye'nin son 10 yılda savunma sanayinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ'nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe, casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye'nin yürüyüşü daha da süratlenecektir" vurgusu, savunma ve havacılık sanayimizin 2017 itibarıyla geçirdiği yapısal dönüşümü hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesinin sadece siyasi bir değerlendirme değil, aynı zamanda Türkiye'nin stratejik özerkliğini kazanma yolunda attığı adımların da bir özeti niteliğinde olduğu bir kez daha gözler önüne serildi.
Türk savunma ve havacılık sanayisi, son 10 yılda sadece yerel güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir tedarikçi konumundan, küresel pazarda oyun kuruculuğuna evrildi. Bu dönüşümün arka planındaki istatistiksel veriler, sektörün ulaştığı teknolojik olgunluğun en somut göstergesi oldu.
RAKAMLARLA DÖNÜŞÜMÜN ANATOMİSİ Türk savunma ve havacılık sanayisinin yükselişini ifade etmenin yollarından biri de sektörün toplam ihracatımızdaki payının ne kadar büyüdüğüdür. Tasfiyelerden sonraki yıl olan 2017'de savunma ve havacılık sanayisindeki ihracat; 1 milyar 824 milyon dolardı. Toplam ihracattaki payı ise %1,16 olarak gerçekleşmişti.
2025'te savunma ve havacılık sanayisinin ihracatı 2017'ye oranla 5.5 katına çıkarak 10 milyar 54 milyon dolara ulaşırken, toplam ihracat içindeki payı; 3 kat artışla %3,67 seviyesine ulaştı.
Türkiye, savunma ve havacılık sanayisi ihracatında sıradan bir tedarikçi değil, birçok ülke için güvenlik mimarisini şekillendiren bir stratejik ortağa dönüştüğünü, sektördeki bu yükseliş trendi gözler önüne serdi. Bu veriler, Türkiye'nin küresel savunma pazarındaki payını artırmaya ve teknolojik egemenliğini güçlendirmeye devam edeceğinin en net işareti. 2017-2025 dönemi ise sektörün sadece üretim kapasitesini değil, teknolojik olgunluk seviyesini de zirveye taşıdığını gösterdi. Bu gelişmeler, Ar-Ge yetkinliğinin, ihracat pazarlarındaki güvenilirliğin ve stratejik özerkliğin bir sonucu olarak meydana geldi.
TUSAŞ tarafından geliştirilen ANKA-3, Türkiye'nin düşük radar görünürlüğüne ve yüksek taşıma kapasitesine sahip kuyruksuz uçan kanat tasarımlı insansız savaş uçağı.
YÜKSELİŞİN 3 TEMEL SÜTUNU
♦ İstikrarlı Büyüme ve 2020 Dönemeci
2017 - 2019 arasında yıllık ortalama %40'ları bulan büyüme oranlarıyla yakalanan ivmede, 2020'de pandemi şartlarının küresel ticarette yarattığı daralmayla %26,1'lik bir düşüş yaşandı. Ancak bu dönem, sektörün stratejik planlamasının ne kadar dayanıklı olduğunu 2021 ile birlikte başlayan yeniden atağa kalkış süreciyle gösterdi.
♦ Çarpan Etkisi: 2021 ve Sonrası
2021'den itibaren sektör, yıllık ortalama %30'un üzerinde bir büyüme sergileyerek sıçrama dönemine girdi. İnsansız hava araçları olan İHA / SİHA'nın yanı sıra zırhlı kara araçları, mühimmat sistemleri ve deniz platformlarındaki yerlilik oranının artması, ihracat portföyünü çeşitlendirdi. 2024'te 7 milyar 154 milyon dolarla rekor tazeleyen ihracat, 2025'te tarihi bir rekor daha kırarak 10 milyar dolar barajının aşılmasıyla savunma ve havacılık sanayisinin Türkiye ekonomisi içindeki ağırlığını perçinledi.
♦ Hizmet İhracatının Stratejik Değeri
Türkiye artık sadece ürün satışı yapan bir ülke değil, hizmet ihracatıyla da küresel bir paydaş haline geldi. Özellikle 2019 ila 2024 arasında sırasıyla 327 milyon dolar ve 420 milyon dolara ulaşan hizmet ihracatı; bakım, onarım, eğitim ve teknoloji transferi gibi yüksek katma değerli alanlarda Türkiye'nin dünya pazarında stratejik ortak haline geldiğini ortaya koydu.
EN BÜYÜK MOTİVASYON KAYNAĞI OLDUBu başarının arkasında yatan temel dinamiğin, sadece artan ihracat rakamları değil, köklü bir ekosistem dönüşümü olduğu görülüyor. 10 yıl önce sınırlı sayıdaki firmanın yükünü taşıdığı sektör, bugün yüzlerce KOBİ ile birlikte yüksek teknoloji yaratım merkezine dönüştü. Eskiden yurt dışına yönelen nitelikli mühendislik gücünün, KAAN, İHA / SİHA gibi yerli projelere olan aidiyetle sektöre odaklanması, Türkiye'nin beşeri sermayesini geri kazanması adına en büyük motivasyon kaynağı oldu.
TUSAŞ tarafından üretilen Hürkuş. KATALİZÖR ETKİSİ OLUŞTURDU Öte yandan, Türkiye'ye uygulanan örtülü veya açık ambargolar, aslında sektörün kendi kendine yetme refleksini tetikleyerek bir katalizör etkisi oluşturdu. Bugün Türk İHA / SİHA doktrini, dünyada savunma literatürünü değiştirecek güce ulaşırken, birçok ülke kendi ordu yapılanmasını Türk teknolojileri ışığında revize etmeye başladı.
Baykar tarafından geliştirilen silahlı insansız hava aracı Bayraktar Akıncı. Geleceğe dönük projeksiyonlar incelendiğinde İHA teknolojileri, yapay zekâ ve dijital savaş mimarileriyle geleceğin yazılım ve algoritma ihracatçısı olma vizyonuna sahip olan Türkiye'nin savunma ve havacılık sanayisi, ülkemizin stratejik güvenliğini ve teknolojik bağımsızlığını garanti altına alan bir şemsiye haline gelecek.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:61
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Temmuz 2026 09:15 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















