SPK’yı daha da zor durumda bırakacak belge, savcılık olmasa kimse bilmeyecekti Son Haberler
Ankara24.com, Sonhaberler kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Kamuoyunda “fon soruşturması” olarak bilinen ve son günlerde operasyonlar, gözaltılar, işlem yasakları, fonların alım satıma kapatılması ve tasfiye kararlarıyla Türkiye sermaye piyasalarının en önemli gündemlerinden biri haline gelen süreçte kritik bir belge ortaya çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunun 2026/149004 sayılı dosya kapsamında 19 Ağustos 2026 tarihinde Sermaye Piyasası Kuruluna gönderdiği müzekkere, soruşturmanın adli makamlar cephesindeki başlangıç aşamalarından birini gözler önüne serdi. Savcılık, Borsa İstanbul’da işlem gören 5 hisse ile söz konusu hisselerde işlem yaptığı belirtilen fonlara ilişkin kapsamlı inceleme yapılmasını SPK’dan talep etti.
Belgenin zamanlaması, SPK’nın denetim rolüne yönelik tartışmaları da beraberinde getirdi. Başsavcılığın 19 Ağustos tarihli yazısında bazı hisselerde yaklaşık 100 kata ulaşan fiyat hareketlerinin ve fonlar üzerinden gerçekleştirildiği değerlendirilen işlemlerin ayrıntılı biçimde ele alınması, piyasanın gözetim ve denetiminden sorumlu kurumların söz konusu hareketlere hangi aşamada ve ne ölçüde müdahale ettiği sorusunu gündeme taşıdı. Ancak müzekkerenin ortaya çıkması, olağan dışı işlemleri ilk kez savcılığın tespit ettiği anlamına gelmiyor. SPK, 18 Eylül’de yaptığı resmi açıklamada belirli portföy yönetim şirketlerine ait fonların düşük fiili dolaşımlı paylarda ekonomik gerçeklikle açıklanamayacak fiyat hareketlerine yol açtığının 2025’in son çeyreğinde gözlemlendiğini ve konunun 2 Aralık 2025 tarihli Finansal İstikrar Komitesi toplantısında ele alındığını duyurdu.
SAVCILIK 19 AĞUSTOS’TA SPK’YA “İNCELEYİN” DEDİBaşsavcılığın gizli yürütülmesini istediği soruşturma kapsamında gönderilen müzekkerede, Borsa İstanbul Pay Piyasası’nda işlem gören bazı hisselerde manipülatif hareketlerin portföy yönetim şirketleri ve fonlar üzerinden gerçekleştirilmiş olabileceğine ilişkin ihbarlar bulunduğu kaydedildi. Savcılık tarafından resen incelemeler de yapıldığı belirtilirken, ulaşılan bulguların ardından SPK’dan söz konusu işlemlerin sermaye piyasası mevzuatı açısından kapsamlı şekilde araştırılması talep edildi.
Müzekkerenin en kritik taraflarından biri de savcılığın SPK’ya yalnızca bilgi sormaması oldu. Başsavcılık, incelemeye konu şirketler ve söz konusu şirketlerin hisselerini taşıyan fonlarla ilgili SPK nezdinde halihazırda bir araştırma bulunup bulunmadığını öğrenmek istedi; araştırma yoksa manipülatif eylem bulunup bulunmadığı yönünde çalışma yapılmasını talep etti. Dolayısıyla 19 Ağustos tarihli yazı, savcılığın sermaye piyasasındaki olağan dışı hareketleri adli soruşturma dosyasına taşıyarak düzenleyici kurumdan somut inceleme istediğini gösteren önemli bir belge niteliği taşıyor.
100 KATA VARAN YÜKSELİŞLER SAVCILIĞIN MERCEĞİNDEBaşsavcılığın tespitlerinde bazı hisselerde meydana gelen fiyat hareketlerinin boyutu özellikle dikkat çekti. Müzekkerede Borsa İstanbul’da işlem gören hisselerin fiyat hareketlerinin dijital ortamda takip edildiği, bazı hisselerin değerinde “yaklaşık 100 kata varacak şekilde artışlar” meydana geldiğinin belirlendiği aktarıldı. Savcılık söz konusu hareketleri olağan dışı olarak değerlendirirken, hisselerin önemli bölümünün fonlar aracılığıyla toplandığı üzerinde durdu.
İncelemeye göre fonlar tarafından gerçekleştirilen yoğun alımların ilgili hisselerde talebi ve fiyatı yükseltirken aynı hisseleri portföylerinde taşıyan fonların değerini de artırdığı değerlendirildi. Bazı fon sahiplerinin önce inceleme konusu hisselerde bireysel alım yaptıkları, oluşan talebin fiyatı yükseltmesinin ardından hisselerin fonlara satıldığı ve böylelikle hem hisse hem de fon değeri üzerinde yeni yükselişler meydana geldiği yönündeki tespitler de müzekkerede yer aldı. Savcılık, şirketlerin piyasa değeri, sermayesi, öz sermayesi ve dönemsel kâr rakamlarıyla borsada oluşan fiyatlar arasında ciddi farklılık bulunduğunu değerlendirdi.
ASIL SORU: RİSKLER BİLİNİYORSA NEDEN KRİZDEN ÖNCE ÖNLENEMEDİ?Ortaya çıkan müzekkere SPK açısından önemli bir tartışmayı beraberinde getirirken, Kurulun 18 Eylül’de yayımladığı açıklama tartışmanın kapsamını daha da genişletiyor. SPK’nın kendi açıklamasına göre serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları üzerinden bazı düşük fiili dolaşımlı hisselerde ekonomik gerçeklikle ve şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketleri 2025’in son çeyreğinde gözlemlenmişti. Konu 2 Aralık 2025 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanı başkanlığında gerçekleştirilen Finansal İstikrar Komitesi toplantısının gündemine de taşınmıştı.
SPK ayrıca Temmuz 2026’da fonların değerleme yöntemlerine yönelik düzenlemeler yaptığını, Ağustos ayında Borsa İstanbul, Takasbank ve Merkezi Kayıt Kuruluşu ile yoğun toplantılar gerçekleştirildiğini ve yatırım fonlarına ilişkin kapsamlı rehber değişikliklerinin 28 Ağustos’ta kamuoyuna açıklandığını belirtiyor. Kurulun açıklaması, düzenleyici kurumların sorundan tamamen habersiz olduğu yönünde kesin bir sonuca varılmasını engelliyor; ancak aynı zamanda başka bir soruyu güçlendiriyor: Olağan dışı hareketlerin 2025’in son çeyreğinden itibaren bilindiği açıklanıyorsa, neden sorun yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bir likidite ve tasfiye krizine dönüşmeden önce daha etkili biçimde sınırlandırılamadı?
SPK VE BORSA İSTANBUL’UN GÖZETİMİ TARTIŞMANIN MERKEZİNDESermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler yalnızca fon yöneticilerinin işlemlerini değil, gözetim ve denetim mekanizmalarının etkinliğini de tartışmaya açtı. Borsa İstanbul’daki fiyat hareketlerinin işlem bazında izlenebilmesi, fon portföylerinin düzenleyici sistemler üzerinden takip edilmesi ve özellikle fiili dolaşımı düşük hisselerde ortaya çıkan olağan dışı fiyatlamaların uzun süre devam etmiş olması, kamuoyunda “Denetim mekanizmaları neden daha erken ve daha sert devreye girmedi?” sorusunun sorulmasına yol açıyor.
Burada SPK veya Borsa İstanbul yöneticileri hakkında hukuken kesinleşmiş bir “ihmal” tespitinden söz etmek mümkün değil. Ancak savcılık müzekkeresi ile SPK’nın kendi açıklaması birlikte okunduğunda, denetimin zamanlaması ve yeterliliğinin sorgulanması kaçınılmaz hale geliyor. SPK’nın açıklamasında Ağustos ayında Borsa İstanbul, Takasbank ve MKK ile yoğun toplantılar gerçekleştirildiğinin belirtilmesi de piyasa altyapısındaki kurumların sorunun çözüm sürecine dahil olduğunu gösteriyor. Tartışmanın kritik noktası ise sorunun bilinip bilinmediğinden çok, bilinen riskler karşısında alınan önlemlerin neden krizin önüne geçmeye yetmediği noktasında düğümleniyor.
“PİYASA DOLANDIRICILIĞI” ŞÜPHESİYLE ÜÇ KRİTİK TALEPBaşsavcılık müzekkeresinde Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107’nci maddesinde düzenlenen piyasa dolandırıcılığı suçuna açıkça atıfta bulunuldu. İnceleme konusu işlemlerin sermaye piyasası araçlarının fiyatı, fiyat değişimleri, arz ve talebi konusunda yanlış veya yanıltıcı izlenim oluşturmak amacıyla gerçekleştirilen işlemler kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin araştırılması istendi.
Savcılık SPK’dan üç temel konuda harekete geçmesini talep etti. İnceleme konusu şirketler ve bu şirketlerde pay sahibi fonlar hakkında halihazırda yürütülen bir araştırmanın bulunup bulunmadığının bildirilmesi, araştırma bulunmuyorsa şirketlerin gerçek değerleriyle borsada oluşan fiyatlar arasındaki fark da dikkate alınarak manipülatif eylem bulunup bulunmadığının araştırılması ve ihtiyaç duyulması halinde soruşturma kapsamındaki bilgi ve belgelerin Başsavcılıktan talep edilmesi istendi. Soruşturmanın gizliliğinin korunmasına özellikle vurgu yapılırken SPK tarafından elde edilecek bilgi ve belgelerin ivedilikle savcılığa gönderilmesi talep edildi.
38 KİŞİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSU, PİYASADA SERT TEDBİRLERSüreç ilerleyen haftalarda çok daha geniş bir boyuta ulaştı. SPK, üç şirketin paylarındaki işlemlerle bağlantılı olduğu ileri sürülen 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu ve iki yıl süreyle işlem yasağı uyguladı. Uluslararası haber ajansı Reuters'ın 17 Eylül tarihli haberine göre incelemeler Katılımevim, Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring paylarındaki işlemleri kapsarken Pusula Portföy'e de iki yıllık işlem yasağı getirildi.
21 Eylül’de soruşturma kapsamında yeni bir operasyon daha gerçekleştirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada 25 şüpheli hakkında adli işlem başlatılırken 15 kişi gözaltına alındı, 10 firari şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü açıklandı. Dosyaya giren SPK'nın 17 Eylül tarihli denetleme raporunda Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ payında piyasa dolandırıcılığı gerçekleştirildiğine ilişkin tespit bulunduğu bildirildi.
FONLARIN TASFİYESİNE KADAR UZANAN KRİZFon piyasasında ortaya çıkan likidite sorunu ve ardından alınan kararlar meselenin yalnızca bir manipülasyon soruşturmasından ibaret olmadığını gösterdi. SPK, 7 portföy yönetim şirketinin fonlarına yönelik alım-satım ve tasfiye kararları alırken, uluslararası basında 130-131 fonluk tasfiye sürecinden söz edildi. Rakamlar haber kaynaklarındaki kapsam ve sayım farklılıklarına göre değişirken, krizin yüz binlerce yatırımcıyı ve yüz milyarlarca liralık varlığı ilgilendirdiği bildirildi. Reuters, alınan önlemlerin yaklaşık 353 bin yatırımcı ve 891 milyar liralık varlığı kapsadığını aktardı.
SPK 21 Eylül’de tasfiye işlemlerine ilişkin yeni bir karar daha açıkladı. Daha önce tasfiye usul ve esaslarında öngörülen üç aylık süre altı aya çıkarıldı. Kurul, sürenin uzatılmasının fon portföylerindeki varlıkların piyasa koşulları dikkate alınarak mümkün olduğunca uygun koşullarda satılabilmesini amaçladığını, kararın tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini bildirdi.
MÜZEKKERE SPK TARTIŞMASINI BİTİRMEDİ, DAHA DA BÜYÜTTÜ19 Ağustos tarihli savcılık yazısının ortaya çıkması, fon soruşturmasının kronolojisini daha görünür hale getirirken SPK üzerindeki tartışmaları ortadan kaldırmak yerine yeni bir boyuta taşıdı. Bir tarafta Başsavcılığın olağan dışı fiyat hareketlerini ve fon işlemlerini soruşturma dosyasına taşıyarak SPK’dan inceleme istediğini gösteren müzekkere, diğer tarafta ise SPK’nın söz konusu risklerin 2025’in son çeyreğinden beri izlendiğini belirten resmi açıklaması bulunuyor.
Ortaya çıkan kronoloji nedeniyle tartışmanın bundan sonraki ayağının yalnızca şüpheli işlemleri kimlerin yaptığı üzerinde değil, denetim mekanizmalarının ne zaman harekete geçtiği ve alınan tedbirlerin neden daha erken sonuç üretmediği üzerinde yoğunlaşması bekleniyor. Savcılık soruşturması kişiler ve işlemler bakımından ilerlerken, yatırımcılar açısından cevap bekleyen temel meselelerden biri de olağan dışı fiyat hareketlerinin uzun süre devam edebilmesinde gözetim ve denetim zincirinin ne ölçüde etkili çalıştığının ortaya konulması olacak.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:80
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Eylül 2026 22:21 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















