Sosyal medyaya harcayacak vaktim yok... Ben elimde kalemle doğdum!
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
* “Daha 17” Bodrum’da çekiliyor. Nasıl geçiyor orada günler?
- Güzel. Her ne kadar çok Bodrum’cu olmasam da keyifli. Ben Çeşme, Bodrum gibi popüler tatil beldelerinde çok vakit geçiren biri değilim. Daha sakin ve tenha yerleri seviyorum ama şimdiye kadar her şey iyiydi.
* Dizi o kadar sevildi ki, reytinglerde zirvede yer alıyor. Sizce bunun sırrı nedir? Teklif geldiğinde sizi ilk cezbeden ne olmuştu?
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
- İki sebebi var açıkçası. Birincisi tabii ki hikâyeyi çok sevdim. Matematik zaten bilindik bir matematik ve çok doğru yazılmış. Ve karakterin de hikâyedeki yerini sevdim. İzlediğiniz üzere herkesin bir marazı var. Benim canlandırdığım Özlem ise dizide aklıselim ve normal kalabilmiş birkaç karakterden biri. Çocuklara sahip çıkıyor. Güçlü bir duruşu var.
Ben güçlü kadınları seviyorum. Bu beni çok çekti. Dolayısıyla Özlem’i oynamak keyifli. İkinci olarak da bu kadar tutmasına hiç şaşırmadım. Çünkü 4-5 senedir böyle çok genç, ergenlik çağına girmiş izleyiciyi alan bir iş yoktu. Görüşmeye gittiğimizde yapımcılara ve yönetmene de söyledim “Çok doğru zamanda, çok doğru bir hikâyeyle giriyorsunuz” diye. Gençlerimiz pırıl pırıllar, çok güzel çocuklar, iyi de duruşları var. Ben onların da önünün çok açık olduğunu düşünüyorum.
* Yıllar önce “Pis Yedili” adlı gençlik dizisinde öğrenciydiniz, şimdi anne rolünde izliyoruz sizi... Nasıl bir his?
- Zaman ne çabuk geçiyor! Sosyal medyada da insanlar benim “Pis Yedili” ve “Daha 17”deki videolarımı yan yana kullanıp paylaşmışlar, çok güldüm. Hakikaten zaman çabuk geçiyor ama bu süreç boş geçmedi benim için. Ana akımda çok popüler işlerde yer almasam da dijitalde ve son bir senedir tiyatroda varım. Benim oyunculuk kariyerim çok aktif geçiyor aslında. Ama popüler tarafta çok fazla yoktum. Şimdi tekrar o tarafa bir dönüş yapmış oldum.
* Popüler tarafı tercih mi etmediniz, yoksa hayat mı bu şekilde yön verdi?
- Çoğunlukla tercih etmedim. Bazen de denk gelmedi.
Fotoğraflar: Murat ŞAKA
ÖZGÜRLÜĞÜME DÜŞKÜNÜM BOHEM BİR HAYATIM VAR
* Tercih etmemenizdeki sebep neydi?
- Ben güzel sanatlar mezunuyum. Salaş bir insanım aslında. Yani daha çok üretmek ve el işçiliği tarafındaydım. Son derece bohem bir hayatım vardı. Bir anda ünlü olmak hayatımı çok kısıtladı. Ben özgürlüğüne düşkün bir insanım. Özgürce gezip istediğim gibi dünyanın her yerinde var olmak istiyorum. Çok göz önünde olunca dilediğiniz gibi var olamıyorsunuz her yerde. O sanırım beni biraz itmiş olabilir. Sonrasında dijital parladı. Televizyonlara belli kalıplarda işler yapılıyor ama dijital çok daha farklı, özgür bir oyun alanı. Gelen karakterler çok değişik. Mesela çıkmasını beklediğim iki tane çok acayip iş var şimdi. Kendimi aştığımı düşündüğüm, oyunculuğumda en iyi olduğuma inandığım işler var. Orası beni çok heyecanlandırdı. Sahne tabii ki yine kalıplarımı kırdığım bir yer, onun adrenalini çok başka. Dolayısıyla biraz onları da yaşamakla meşguldüm bu esnada. Yani ekranda olmamam evde oturduğum anlamına gelmedi.
* “Daha 17”deki genç karakterleri gerçekten o yaştaki oyuncular canlandırıyor. Ama geçmişteki gençlik dizilerinde böyle değildi. Başarının sırrı biraz da buna mı bağlı sizce?
- Ben de “Pis Yedili”de oynarken 28 yaşındaydım. Düşünüyorum da, şimdiki gençler daha olgun ve görünür olmakla iç içe yaşıyorlar. O dönem genç bir insanı alıp görünür kıldığınız zaman peşini bırakmamanız gerekiyordu. Şimdiki gençler için çok büyük bir kırılma olmuyor. Bizdeki başrol genç oyuncuların çoğu zaten küçüklükten gelme. Set onların profesyonel alanı. Ben birçoğuna zaten çocuk gözüyle bakamıyorum. Şu anki dünya düzeni daha farklı, o yüzden daha kolay.
* O kuşağın farklılığı bariz dikkat çekiyor, değil mi?
- Biz biraz daha tutuk bir nesilmişiz. Yeniler rahat. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. İzliyorum, gözlemliyorum ve çok hoşuma gidiyor. Hiçbir şeyi ispatlama çabaları yok. Oldukları gibiler. Zorlamıyorlar hiçbir şeyi. Daha doğallar.
* Siz canlandırdığınız Özlem karakteri kadar güçlü müsünüz hayatta?
- Olduğum zamanlar da var, olamadığım zamanlar da. Sonuç olarak insanız. Kimse sadece güçlü veya zayıf, sadece iyi veya kötü değil. Hepsini kapsıyoruz. Şurada çok bağdaşıyoruz Özlem’le; o da kendi dünyasını kurmuş ve orada üreterek devam etmeye çalışıyor. Ben de kurduğum daha ufak bir dünyada yaşamayı seçiyorum. Orada üreterek hayatımı devam ettirmeyi seçiyorum. Öyle bir ortak yanımız var.
* Nasıl yorumlar alıyorsunuz?
- Çok sevdiler, çünkü gençler çok sevdi. Sosyal çürümenin, fazlaca zenginleşmenin, sevgisizliğin ve sürekli rekabetin olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bizim işimiz de bunu gösteriyor ama sadece bunu göstermekle kalmıyor, altında yatan sevgisizliği, yanlış kurulmuş bağları, yanlış önceliklenmiş değerleri de gösteriyor.
O yüzden çok sevdim. Hayatın gerçeklerini anlatıyoruz. Sadece gençler değil, Y kuşağı da sosyal medyaya bağımlı olmuş. Aynı örüntüyü onlar da devam ettiriyor. Birçok neslin hastalığı bu. Ama burada güzel olan şey, o hastalığın nasıl oluştuğunu dizide anbean izliyoruz. Bu dizideki genç çocuklar büyüklerinin gözlerinin içine bakıyorlar bir gram anlayış, bir gram sevgi görebilmek için. Özlem karakterinin sevilmesinin sebebi de o. Gençlerin aradıkları şeyi o küçük yuvada görmeleri.
SOSYAL MEDYAYA HARCAYACAK VAKTİM YOK
* Popülarite kaygınız yok sanırım...
- Popüler olmak yönetilmesi gereken bir durum. Oraya kanalize olmanız, enerjinizi vermeniz lazım. Gündemde olabilmek büyük bir mesai. Benim ona harcayacak vaktim yok. Her sabah kalkıp saçımı, makyajımı, üstümü, başımı düşünmektense bir sergi açmayı ve literatüre ismimi bırakmayı tercih ederim. Üçüncü sergimle beraber üçüncü kitapçığım çıkmış olacak ve mesela şu beni ağlatıyor; Şırnak Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden bana video attılar. Resim bölümündeki gençler benim resimlerimi de çıktı alıp duvara asmışlar ve benim resimlerimin üzerinde felsefi konuşmalar yapıyorlarmış. İzlerken ağladım. Evet, hepimiz bir şekilde görülmek istiyoruz. Bunun birçok yolu var. Ben tabii ki ekranda olmayı çok seviyorum. Özlüyorum da. Ama bazen olur, bazen olmaz. Ben hayatımın son döneminde geriye dönüp baktığımda ne bıraktığımı da dert edineceğim, bunu çok iyi biliyorum.
BEN ELİMDE KALEMLE DOĞDUM
* Dizi haricinde neler yapıyorsunuz?
- “Çok Önemli Bir Haber” adlı tiyatro oyunumuza Fatih’le (Al) beraber ara verdik. Sezonu 20 oyunla kapattık. Seyirci de sağ olsun bayağı ilgi gösterdi. O benim ilk tiyatromdu. Çok keyif aldım. Bir de Fatih’in yazdığı bir şeyde oynamak çok keyifliydi. Şimdi bende üç iş var; resim, oyunculuk, bir de küratörlüğüm olacak yakında. Bir sanatçının ilk kişisel sergisini hazırlayacağız. Ona çalışıyorum. Bir yandan da ocak ayında üçüncü kişisel sergim açılacak, onun çalışmalarına başladım.
* Vaktinizin büyük kısmı resim sanatıyla geçiyor o zaman...
- Benim bütün hayatım atölyemde geçiyor.
* Resim, hayatınızda daha baskın o zaman...
- Ben elimde kalemle doğdum. Hep resim yapıyordum zaten. O hep vardı, hep olacak. Orası benim için bir yaşam. Ben daima üretebildiğim yerde oluyorum. Ya bu atölye oluyor, ya set oluyor, ya sahne oluyor. Bir performans gösterdiğim yer. Ya da onun dışında beraber üretebileceğim insanlarla vakit geçiriyorum. Üretim odaklı yaşıyorum.
* Sergi açma hissi nasıl?
- Böyle bir heyecan yok! Sergi televizyon projesi gibi değil, daha az bir kitleye hitap eden bir iş. Ona rağmen dizlerimin bağı çözülüyor. Bambaşka bir heyecan. Tabiri caizse çırılçıplak kalıyorsun orada. Çünkü iç dünyanı açıyorsun. Gerçekten kendini, varlığını koyduğun yer oluyor. Bambaşka bir buluşma yani.
EN ÜRETKEN DÖNEMİMDEYİM
* İnternette sizinle ilgili “Onu daha büyük işlerde görmeliydik, hak ettiği noktada değil” diyenler var. Buna katılıyor musunuz?
- Sevdikleri insanları bir grafikte görmek istiyorlar ama hayat öyle akmıyor. Biraz da kısmet işi. Yani doğru işlerle buluşmak lazım. Mesela “Aykut Enişte” benim için çok güzeldi. Türkiye’de en çok izlenen filmlerden biri oldu. “Pis Yedili” süper bir dönemdi. “Yeşil Deniz” Anadolu’da inanılmaz izlendi ve ben ne zaman yurdumuzda herhangi bir yere gitsem hâlâ “Zümrüt Öğretmenimiz hoş geldiniz” diye karşılanıyorum. Konu medyada yer almaksa, haklılar. Her ürettiğimiz popülerlik getirmeyebilir ama hem resim hem de oyunculukta hayatımın en üretken dönemindeyim.
Görüntülenme:49
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Haziran 2026 08:32 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















