Son Dakika Özel o gazetecilere İBB çağrısı! Evlatlarınıza bu haberleri mi miras bırakacaksınız?
Halktv sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Toplantısı'nda konuşuyor:
Önce İstanbul Sultanbeyli'de 69. eylemimizi gerçekleştirdik. Muhteşem bir kalabalıkla ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir zamanlar böyle kalabalıkları toplamayı bırakın siyasi faaliyet yürütmek için bile gittiğinde hak ettiği karşılığı bulamadığı bir yerden Sultanbeyli tarihinin en muazzam mitinglerinden birini hem de o soğuk havaya rağmen akşamın ilerleyen vaktine rağmen yaptık ve Sultanbeyli'de artık hiç kimsenin kalesi olmadığını, Sultanbeyli'nin olsa olsa milletin ve demokrasinin kalesi olacağını bütün İstanbul'a bütün Türkiye'ye gösterdik.
Ardından bir dizi açılıştan, ziyaretten sonra İstanbul'da 42. yaşını kutlayan kardeş vatanımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ziyaret ettik ve Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katıldık. Meclis Başkanından Başbakana, Siyasi Parti Genel Başkanlarından önceki Cumhurbaşkanlarımıza bir dizi ziyareti gerçekleştirdik ve geçtiğimiz haftalarda büyük bir başarıyla %63 gibi bir oyla seçilen kardeş partimizin o günkü Genel Başkanı, bugünkü tarafsız Cumhurbaşkanı, dostum, değerli kardeşim Cumhurbaşkanımız Tufan Erhürman'ı ziyaret ettik.
Bir kez daha Kıbrıs Türk halkına seçimlerde bütün baskılara, orada kurulan karargahlara, siyasi partilerin her şeyi göze alıp aslında bağımsızlığını dünyaya kabul ettirmek istediğimiz bir ülkeye sanki bir vilayet muamelesi yapmasına çalışmasına rağmen Kıbrıs halkı orada "Kıbrıs'ın kaderini kimin yöneteceğini Kıbrıs'ı biz belirleriz. Zaten kim seçilirse seçilsin Türkiye ile birlikteyiz, biriz, bir aradayız ama kararımıza kimseleri karıştırmayız" demişti.
Kıbrıs'ın iradesini selamlıyor. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ı bir kez daha yürekten kutluyorum. Pazar günü Gaziantep İl Başkanlığımızda, Kilis İl Başkanlığımızda, Kilis Belediyemizde yaptığımız ziyaretlerin ardından 70. eylemimizi Kilis'te yaptık.
Seçimlere 5 gün kala yağmurun, dolunun altında hepimiz sırılsıklam olduğumuz o günkü kıyafetleri mitinge katılan kimsenin artık o takım elbisesini bir daha giyemediği bütün yöneticilerin kimsenin unutamadığı bir günde Kilisi kazanmamıza 5 gün vardı.
O muhteşem meydanda bu sefer o meydanlara sığmayarak ayrılan yer, yollar miting alanının arkasında bir miting meydanı daha oluşmuş haldeyken Kilis bizi bağrına bastı.
Biz de Kilis'in vicdanına sığındık. Kilislilerin insaflı her partiden Kilislilerin partimize yapılana, demokrasiye yapılana gösterdiği tepkiyle yoksulların, işsizlerin, emeklilerin, emekçilerin ve gençlerin tepkilerinin bir arada buluştuğu bir büyük eylem meydanında 70. eylemimizi hayata geçirdik. O pazar günü Kilis'in tarihinde, siyasi tarihinde elbette bir rekordu ama herkes şunu bilsin ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir kez daha 100 yıl sonra, 102 yıl sonra ülkenin sorunlarını çözmek, yüzleri güldürmek, karanlık gelen geleceği aydınlatmak için attığı adımlardan çok önemli bir kilometre taşıydı.
Kilis'e, tüm Kilislilere, meydanda olan, sokaklardan camlardan dinleyen gönlünü bize, gözünü güzel geleceğe diken bütün Kilislilere yürekten teşekkür ediyorum.
İyi ki varlar. Maalesef geçtiğimiz haftadan bu yana tabii pek çok etkinlikte andık, saygı duruşlarımızı yaptık. Rahmet diledik ama bir kez daha ifade etmeliyim ki Azerbaycan dönüşü Gürcistan'da askeri uçağımızın düşmesi sonucu yaşamını yitiren 20 kahraman askerimize Hırvatistan'da yangın söndürme uçağının düşmesi sonucu şehit olan pilotumuza, memleketim Manisa'da trafik kazasında kaybettiğimiz polis arkadaşımıza bir kez daha Allah'tan rahmet diliyoruz.
Acılı aileleri ile milletimizde bu kaderi bu üzücü olayı kederli olayı bir kez daha yaşamamayı bu olayları temenni ediyoruz. Ruhları şad olsun. Yaşanan kazaların nedenleri üzerine bilhassa 20 şehidimizin olduğu kaza üzerine çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. Ancak bu süreci Cumhuriyet Halk Partisi üyeleri olarak, örgütleri olarak metanetle, sabırla ve yapılacak çalışmaların sonuçlarının bir an önce şeffaflıkla paylaşmasını bekleyerek takip ettiğimizi ve dikkatle izlediğimizi de ifade etmek isterim. Acılardan bahsediyoruz.
"TÜRKİYE BİR YAS ÜLKESİ HALİNE GELDİ"Maalesef bir yas ülkesi haline geldi Türkiye. Her gün bir başka acı haber ve geçmişteki bazı acı haberlerin de daha adaletle adalete kavuşamayan aileler yüzünden halen daha yüreklerin yandığı konuklarımız oluyor burada. Bizim de yüreklerimiz onlarla birlikte yanıyor. Rojin Kabaiş'ın değerli ailesi annesi Aygül Hanım, babası Nizamettin Bey kardeşi Ömer aramızda. Ayşe Tokyaz'ın annesi Halime Hanım ve ikiz kardeşi Esra aramızda. Rojin üniversiteyi okumaya gitmişti. Kaybolduktan 18 gün sonra 15 Ekim 2024'te cansız bedeni bulundu. Dosyada halen tek bir tutuklu yok. Ailenin adalet mücadelesi devam ediyor. Ayşe hepinizin bildiği gibi Ayşe Tokyaz defalarca beni koruyun dedi. Polise gitti, savcılığa gitti, koruma talep etti. Maalesef korunmadı ve meslekten ihraç edilmiş bir polis tarafından katledildi. Küçükçekmece'de katledildi. Çok hazin bir şekilde Eyüp Sultan'da yol kenarına bir valiz içinde bedeni bırakıldı. Bu acıya dayanmaya çalışan annesi ve ikizi burada.
4 ay sonra dün iddia kabul edildi. İki sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet talep ediliyor. Hem bu davayı haksız indirimler yapılmamasını, öyle iyi haldir bilmem ne olmamasını, en ağır cezanın alınmasını hem de Rojin'in dosyasında titizlikle çalışılmasını ve bir an önce sorumluların bulunmasını talep ediyoruz.
Burada Rojin ve Ayşe onların acılı aileleri sadece birer temsilci, birer sembol. Yüzlerce, binlerce, on binlerce yüreği yanık anne eş, çocuk, baba aramızda yaşıyor. Maalesef bunlarla mücadele etmek için öyle birer birer vaka bazında yapılması gerekenler elbette var ama bütünsel bir yaklaşım gerekiyor. Yapıldı mı? Vallahi yapıldı. Bu meclis komisyonlar kurdu. Bu konuyu çalıştı. Uluslararası düzeyde çalıştı.
Getirdiler mecliste iki elimizi kaldırarak destek verdik. Bunun için takardık. Ve İstanbul sözleşmesiyle birlikte Türkiye'de elbette bıçak gibi kesilmedi ama kadın cinayetleri, kadına karşı şiddet noktasında ilk daha başvurunun yapıldığı emniyetten ya da sokaktaki bekçiden, polisten savcısına kadar, istinafa kadar, yüksek yargıya kadar bir farklılaşma, burada şiddetle mücadele yasalarının çıkarılırkenki kararlılık umut veriyordu.
Maalesef bir seçim öncesinde bir grubun bir grubun siyasetin üzerine kurmaya çalıştığı baskıya, oradan gelecek 35.000 oya tamah eden birisi bu meclisin çıkardığı İstanbul Sözleşmesini gecenin bir yarısında attığı imzayla yaptığı bildirimle hukuken değil aslında, girildiği gibi çıkılır.
"SİZ BUNU YAPARAK KADININ ARKASINDAN DEVLETİ ÇEKTİNİZ"Meclisin girdiği sözleşmeden, meclisin yürürlüğe aldığı sözleşmeden bir imzayla çıkamazsın ama oldu bitti yaptılar ve Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesinden çıkıldı güya.
Ne oluyor? Dediler ki ya öyle ama bu sözleşmeye göre çıkarılmış yasa var yasalar var. Onlar duruyor ya. O gün demiştim. Siz bunu yaparak kadının arkasından devleti çektiniz. Siz bunu yaparak dediniz ki biz o zaman yaptık ama tedbirler aldık ama kanunlar çıktı ama polisine, savcısına, hakimine niyetimizi milletçe eksiksiz herkes iki elini birden kaldırarak verdi ama şimdi vazcayıp. Öyle davranmayın. Korumayın Ayşe'yi. Rojin'in katillerini bulmak ya da Rojin'in katline engel olmak o günkü kadar arkasında devletin durduğu bir kararlılık yok artık. O noktaya geldi. Onun için buradan hiç öyle hamaset falan yapmaya gerek yok. Bir samimiyet göstermesi lazım siyasetin.
"SEÇTİĞİMİZ CUMHURBAŞKANI'NIN İLK İMZALARINDAN BİRİ OLACAK"Ben buradan söylüyorum. Büyük bir mücadelenin içindeyiz. Ama 2 ay sonra ama çok kaçtılar 2 yıl sonra. O sandık gelecek. Cumhuriyet Halk Partisi mecliste çoğunluğu sağlayacak. Eminim ki o gün mecliste bulunan bütün partilerin çok sayıda milletvekili de aynı kararlılıkta olacak ve bu Cumhurbaşkanının attığı o imza var ya bizim seçtiğimiz Cumhurbaşkanın atacağı ilk imzalardan biri İstanbul Sözleşmesini bu meclise tekrar onaylanmak üzere yollamak olacak. Söz veriyorum. Hayatın her alanında..
AK Parti döneminde halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak diye bir suç icat ettiler, bir suç tanımladılar. Yasaya koydular. Pırıl pırıl gazeteci muhabirler haber yapıyor. İçeride olması gereken birisini sokakta görmüş olduğunu duymuş, istihbaratını doğrulatmış, haber yapmış. Suçlu salıverildi diye. Efendim salıverilmemiş de izinli çıkmışmış. Yanlış bilgiyi alenen yaymaktan 2 yıla kadar hapsini, 4 yıla kadar hapsini istiyorlar. Şimdi alın içeri atın diye demiyorum da bu gazetecilerin yaz boyunca, yaz boyunca her akşam başta TGRT A Haber Onun dışında ıvır zıvır ne kadar yandaş kanal varsa yaptıkları haysiyet suikastı ne olacak? O gün her gün çıkıp demedik mi? 1200 telefon yalan. Lüks arabalar yalan. 560 milyar yalan. Valizde cemır var, para diyen yalan. Kürsüden kendisi söyledi. Bavul bavul para diye hepsi yalan. Yok parkenin altında para yalan. Birisi var mı iddianamede? Birisi. Ya şimdi çıkın gözümüzün içine bakın deyin ki. Ya biz de kandırıldık. Herhalde bu kadar yalanı, bu kadar gazeteci eş zamanlı, aynı anda 6 kanalda birden bir gece hep beraber cep telefonlarını konuşuyorlar. Bir gece bir hafta 10 gün 560 milyar konuşuyorlar.
İstanbul'da para konuşuyorlar. Hepsine birden aynı yalan vahiyle gelmiyorsa bir yerden servis ediliyor. Ne oldu şimdi? Ne oldu bu gazetecilere soruyorum. Ne oldu? Ne oldu şimdi? Arkanızda duruyorlar mı? Hayır. Algı için kullandılar. Neden? Anket %65 bu iddialara inanmıyor. %15 kararsız, %20 ne dese 2 kere 2 5 deseniz inanıyor. O 20'yi arttıracağız diye bütün yaz sizi kullandılar.
"O MAAŞLA GAZETECİLİK YAPILIR MI?
Şimdi alınan o maaşla gazetecilik yapılır, yorumculuk yapılır, hamallık yapılır, her şey yapılır da bu yapılır mı o para karşılığında? Yapılır mı? Allah için söyleyin. Bir özeleştiri duyacak mıyız? Bir özür duyacak mıyız? Ben hep ne diyordum? Nasıl Zekeriya Öz kaçtıysa bu da kaçar, iftiracı kalır. Bu da kaçar, yalancılar kalır. Şimdi daha kaçmadı. Çifter çifter maaşıyla...
8 milyona restore edilen villasıyla lüks yaşamıyla dünyanın orasındasında burasında meraklı olduğu yatlarla koklarla bir eli yağda bir eli balda zırhla, korumada gizli tanık odasına çıkarılmayınca intihara kalkışacak, bilmem ne olacak, beyefendi orada imparatorun gladyatörü gibi duracak
İmparator böyle deyince milletin kellesini uçuracak. Nasılsa imparator talimatıyla yapılmış hiçbir şeyden mesul olmayacak. Günü gelince gidecekler buradan, siz kalacaksınız.
"EVLATLARINIZA HAYSİYET CELLATIĞI MI BIRAKACAKSINIZ?"Siz evlatlarınıza miras olarak geçen yaz 8 ay boyunca yaptığınız bu yayınları, bu iftiraları, bu haysiyet cellatlarını mı bırakacaksınız? Torununuz Torununuz Benim dedem Benim dedem 19 Mart darbesinin iftiracıları arasındaydı. Benim dedem, benim ninem 19 Mart darbe sürecinde haysiyet cellatıydı mı diyecekler? Bu mu kalacak torunlara?
Recep Tayyip Erdoğan sana soruyorum. Şuradaki grup kürsüsünden konuşuyorsun. "Göreceksiniz, bırakın insan içine çıkmayı, yakınlarının yüzüne bakamayacaklar"
Aha bak benim yakınlarım burada. Türk milleti burada. Gözümün içine baka baka söylüyorum. İftira, iftira, iftira. O yüzden bu kadar iftiraya karşı o tuğla gibi iddianame sayfa sayısının bile iletişimini yaptılar. Açın bakın bakalım iddianameyi. Arattırdım işte 969 gezmiş muş diyormuş. Duyduğum kadarıyla da tutuklamalar yapılıyor içeride insanlar duruyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:57
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Kasım 2025 14:09 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















