Son dakika: İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: 27 Haziran da Türk milletini arkama alıp Tandoğan Meydanı na çıkacağım haberler Son dakika haberleri
Haberturk sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Neymiş, 27-28 Haziran'da 'Öcalan'a Özgürlük' mitingleri yapacaklarmış. Buyursunlar yapsınlar. Türkiye'yi sahipsiz zannediyorlar. Siz 27 Haziran'da hangi meydana çıkarsanız çıkın. Ben Müsavat Dervişoğlu olarak Türk milletini arkama alıp Tandoğan Meydanı'na çıkacağım. Sağcısı solcusu, doğulusu batılısı... Bayrak sevdalısı herkesi, sevdası Türkiye, kaygısı Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği olan herkesi 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'na bekliyorum. Şanlı bayrağımızı ellerine alıp gelsinler. O gün bütün Ankara gelincik tarlasına dönecek ve kırmızı beyaz olacak" dedi.
AÇIKLAMALARDA BULUNDUANKA'da yer alan habere göre; İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis'te düzenlediği grup toplantısına katılarak gündeme dair açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"NE BUTLANMIŞ ARKADAŞ""Kendime de, sizlere de bir soru sorarak başlamak istiyorum. Ekranlarda ne görüyoruz? Haberlerde ne duyuyoruz? Biz neler yaşıyoruz, neler konuşuyoruz? İki haftadır, sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar, her kanalda tek bir konu var. Tek bir başlık var. Tek bir gündem var ve bu konu, bu başlık, bu gündem salt bir parti meselesi, şahısların çekişmesi olarak ele alınıyor.
O ekranları seyredince, sanırsınız ki; memlekette başka bir şey olmuyor da bir siyasi parti içinde 'adil bir rekabet' yaşanıyor. Sanki hiç kimse, herhangi bir müdahalede bulunmamış da bir sorun kendi kendine oluşmuş, Türkiye de o sorunla uğraşıyor. Ayrıca bu sorun, bize diğer tüm sorunlarımızı da unutturmuş. Enflasyon ve hayat pahalılığı ortadan kalkmış. Ekonomi programı tıkır tıkır işliyor.
Emekli ve asgari ücretli hakkını almış, alınteri karşılığını bulmuş. İşsizlik problemi aşılmış. Çiftçi ürettiğinin karşılığını alıyor. Asayiş diye bir derdimiz kalmamış. Kadınlar, gençler, çocuklar güvende. Esnaf, tüccar, sanayici halinden memnun. Dış politikada her şey güllük gülistanlık. Hukuk, adalet, demokrasi baharı yaşıyoruz öyle mi? İnsanın, 'ne butlanmış be arkadaş' diyesi geliyor.
"GÜNDE 10 MEYVE VERİYOR, 9'U ZEHİRLİ"Bizi, değerlerimizi, canlarımızı, sevdiklerimiz, doğrularımızı kemiren, tüketen, öldüren tüm bu sorunlar ortadayken, kasten ve taammüden sahnelenen bu 'cambaza bak' oyunuyla milletimin gözüne perdeler indiriliyor.
Kimdir sebebi? İktidar ve ortaklarıdır. Kimdir sebebi? İktidar ve yabancı ortaklarıdır. Kimdir sebebi? Buna ses etmeyenler, itiraz etmeyenlerdir. Nedir çözümü? Duyduğunu ayırt etmektir, gördüğünü anlamaktır, konuştuğunu bilmektir. Yani idraktir, idrak. Biz, İYİ Partiyi, işte bu idrakle kurduk. Bu idrakle de bu iradeyle de niye kurulduysak, hangi amaçla yola çıktıysak, o menzile varmadan durmayacağız. Bugün iktidar, kendini yiyen bir yılan misalidir. Kendi tarihinde, eskiliğinde ve köhneliğinde boğulmuş haldedir.
Bozukluğu düzeltirim diyemiyor, çünkü eğrilik, kendinden. Daha iyisini yaparım diyemiyor, çünkü her seferinde daha berbat eden kendisi. Temizim, ahlaklıyım, dürüstüm diyemiyor, o sebeple, ötekine, berikine operasyon çekiyor. Öyle bir tezgâh kurulmuş ki, günde 10 meyve veriyor, 9’u zehirli. Öylesine kir pas üretiyor ki, dokunduğu her yeri, herkesi, kendine benzetiyor. Bu sebepledir ki Türkiye, boğazına kadar çamura bulanmış haldedir.
"BUNLARDA VİCDAN YOK"Diyorum ya, tezgâh belli. Vatandaşın sorunları birikir, biriktikçe millet Erdoğan’a bakar. Ve tam o anda, seçilmiş veya atanmış paratonerler eliyle meseleler, sağa sola saptırılır. Birini çözelim demezler. Bir kesimi mutlu edelim demezler. Çünkü bunlarda, ilke yok, düstur yok, akıl yok, yol yok, yordam yok, yöntem yok.
Aslında bunlarda, vicdan yok, vicdan! Ama biz varız, buradayız. Varlığımız bu oyunun panzehridir. Duruşumuz bu tezgâhın tek çaresidir. İktidarımızsa Türkiye için yegâne kurtuluş reçetesidir. Masanın altına süpürülmek istenen tüm acıları bugün bu kürsüden haykırmak, yarın iktidarımızda çözmek için buradayız. Yıkılmadan, bozulmadan, dağılmadan, büyüyerek, çoğalarak, güçlenerek buradayız.
"ACILARIN SEBEBİ CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİDİR"Yaşadığımız tüm bu krizlerin, Sokaktaki buhranın, cüzdandaki yangının, hanelerimizdeki acıların bir tek sebebi var! O da Türk Devletinin ve Türk Milletinin boynuna bir kement gibi geçirilen 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir'. Bunun kurbanı, eğilip bükülen siyasettir. Omurgası yok edilen bürokrasidir! Cübbesine düğme dikilen yargıdır!
Paramparça edilen toplumsal ahdimizdir! Tek adamın dar kalıplarına hapsedilmek istenen, kısaca bir zümrenin tapulu malı, şahsi hırsların oyuncağı zannedilen Türkiye Cumhuriyeti’dir. Ve tüm bunların bedelini ödeyen, yaşadığı hayat burnundan fitil fitil getirilen bizim insanlarımızdır. Bu sisteme geçildiğinden beri devlet nizamının çivisi çıkmıştır.
Hatırlayın, ormanlarımız günlerce cayır cayır yanarken kurumlar müdahale etmek için saatlerce bekledi. Neden? Çünkü bakanlar uçağa binmek için bile 'Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla' cümlesini kurmak zorundaydı. Şimdi yine yangın mevsimine giriyoruz. İktidarın ne kadar hazırlık yaptığını, Allah korusun kaç dönüm orman yandığıyla anlayacağız. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti tek bir imzayla, tek bir kararla yönetilen adeta tek bir gruba kâr payı dağıtan bir şirkete dönüştürülmüştür. Patrona sadakat de tek gaye haline getirilmiştir. Söylemeden geçmeyeyim."
"KUDÜS'E VALİ BULURLAR SEN MERAK ETME"İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin "Niyazım şuydu, Rabb'im bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et" sözlerini eleştiren Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Kudus'e vali bulurlar merak etme. Sen Mülki idareden geliyorsun, sen Mülkiyelisin yahu vali değilsin artık, Bakansın Bakan. Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı olmak, seviyorsun eski tabirleri madem 'Dahiliye Nazırı' olmak, dünya hayatında erişilebilecek en şerefli görevlerden biridir. Anladık dindarsın da, hayatında güvenlik makalesi okumamış seleflerine özenmek seni yükseltmez. İşinize bakın. Sokaklar güvensizlik dolu, asayiş sorunları diz boyu.
Çeteler semtleri, mahalleleri işgal etmiş halde, 7 günün, 24 saatini bunlara ayırsan belki yine kâfi gelmez. Bu memleketin diplomatik makamları var, ordusu var. Türkiye’yi sağa sola karikatürize sataşmalar yapan yöneticilerin ülkesine çevirmeyin arkadaş. Allah aşkına biriniz de işine baksın! İşini tam layıkıyla yapsın."
"5 ADIM SİZİN VATANA VE MİLLETE GÖREVİNİZDİR"Ekonomiye ilişkin eleştirilerini aktaran Dervişoğlu, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
"İflas etmiş bu ekonomik programın ilk yaralarını sarmak için, 5 kısa vadeli adım yeterlidir. Birincisi; KOBİ'nin, sanayicinin KDV alacağını ödeyin. Vergi olarak toplayıp harcadığınız paranın hesabını verin. İkincisi; esnafın, sanayicinin SGK ve vergi borçlarını teminatsız taksitlendirin. Teminat şartıyla çözümsüzlüğü değil, ona şans verip ve güvenerek üretmesini hedefleyin.
Kapısına kilit vurmasını umursamadığınız esnaf ve sanayici, bu ülkenin bel kemiğidir. Üçüncüsü; Teknoloji girişimcilerinin geçen yıldan kalma teşviklerini ödeyin. Söz verdiniz. Tutun. O vaat ettiğiniz miktarlar kuşa döndü kuşa. Dördüncüsü; çiftçi için, tarım ürünleri için Mazottaki ÖTV'yi kaldırın. Bu kadar zor değil arkadaş bu ya.
Hepimiz yıllardır söylüyoruz, üretici feryat edip duruyor. Yapay zekâ çağındayız, siz de teknoloji atılımıyla övünüyorsunuz. Sonra seçim zamanı patates deposu basıyorsunuz. Bırakın millet sürsün tarlasını, taşısın buğdayını, meyvasını. Beşincisi; gelir vergisi dilimlerini güncelleyin. Kazançlardan çifte vergilendirme düzenine son verin.
Vergiyi haraç olmaktan çıkartın ki, millet de devlete olan görevini yapsın. Bu 5 adım da mucize değildir; insanlık, yurttaşlık gereğidir. 5 adım, sizin vatan ve millet görevinizdir."
"İŞÇİYE BARİKAT KURULUYOR"Doruk Madencilik işçilerinin alacakları için başlattıkları eyleme de değinen Dervişoğlu, şöyle konuştu:
"Eskişehir Mihalıççık’ta, Doruk Madencilik işçileri... Aylardır maaşlarını ve tazminatlarını alamıyorlardı. Beypazarı’ndan Ankara’ya yürüdüler. Devlet araya girdi, üç bakan söz verdi, ‘15 Mayıs’ta ödenecek’ dedi. Söz tutulmadı! İşçiler yeniden yola çıktı.
Peki karşılarında ne buldular? TOMA’lar, polis bariyerleri! Hakkını isteyen, ayakları şişerek yürüyen işçinin önüne barikat kuruluyor. Ama onların alacağını gasp eden, iktidarın gözdesi o holdingin önüne tek bir barikat kurulmuyor. Aynen işçilerin dedikleri gibi 'o barikatların işçiye değil, hak yiyen holdinglere kurulması gerekirdi'.
Safımız, işte o hakkını arayanların safıdır. Sonuna kadar da hak mücadelesinin yanında olacağız. Olup bitenlere bakın: Milletin partisine çöküyorsunuz, ey vatandaş 'Niye sokağa çıktın'. Seçtiği belediyesine çöküyorsunuz, 'Niye protesto ettin'. İşçinin maaşını vermiyorsunuz, sonra 'niye grev yaptın'? Doğrudur, hepimiz itidalli olalım, olmalıyız. Evet, başka Türkiye yok. Yüce Meclis'in itibarını kirletmeyelim.
Peki, bu milletin sürekli uyumunu, insicamını bozmak nedir o zaman? Arı kovanınına niye ikide bir çomak sokuyorsunuz? Bu kışkırtmaların, ayarsızlığın, kör göze parmak sokmaların maksadı nedir o zaman? Bunca yargısız infazların maksadı nedir? Milleti bu kadar öfkelendirmek neye ve kime hizmet etmektedir? Terörsüz Türkiye’ye mi? İç cepheye mi? Bu iç cephe, milleti cephe cephe bölmek midir? Bu milleti delirtmek midir? Ben söyleyemiyorum ama siz söyleyin millete."
"BİR BABA KENDİ OĞLUNU VURMAK ZORUNDA KALIYOR""Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde adalet, saray koridorlarında dağıtılan bir VIP hizmete dönüşmüştür. Bunun bedelini kim ödüyor biliyor musunuz" diye soran Dervişoğlu, Adana’da emekli bir polis memurunun uyuşturucu bağımlısı 23 yaşındaki oğlunun saldırısı sonucunda, babasının çocuğunu vurmasına dikkati çekti.
Dervişoğlu, "Bu sadece bir adli vaka değildir. Bu, adaletin çöktüğü, sınırların kevgire döndüğü, uyuşturucunun mahalle aralarına kadar inip aileleri yuttuğu bir toplumsal cinnetin fotoğrafıdır! Bir baba kendi oğlunu kurşunluyor, sonra polisi arayıp teslim oluyor. Her gün bu ülkede kaç aile bu felaketi yaşıyor?
Safımız, bu ailelerin acısıyla yüzleşen ve bu belaya gerçek, köklü çözüm arayanların safıdır" ifadesini kullandı.
"BU MİLLET ŞEHİT ANALARININ GÖZ YAŞLARINI UNUTMAMIŞTIR"Çözüm sürecine ilişkin yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ve bir de güvenlik, beka meselesi var... DEM Partili Meclis Başkanvekili çıkmış, İmralı’yla görüşüp dönüyor ve 'Kök Yasa hazırlanacak' diyor. Neymiş? Belli örgüt mensuplarının Türkiye’ye gelmesinin önü açılacakmış. Bunun için de İmralı katiline özgürlük mitingleri yapacaklarmış. Hiç yadırgamıyorum. Siz İmralı'daki caniye 'kurucu önder' derseniz, komisyonu ayağına gönderirseniz elbetteki olacağı budur işte.
Bunlara ne söylesek az ne söylesek faydasız. Açık ve net söylüyorum: Bu millet, şehit analarının gözyaşlarını unutmamıştır. Unutmayacaktır. Bu millet, terörün bedelini gencecik fidanlarıyla ödedi. O ödenen bedelleri, kapalı kapılar ardında ‘bir sefere mahsus’ diyerek sıfırlayamanıza izin vermeyecektir. Milletin iradesi İmralı’da değil, bu kürsüdedir, bu Meclis’tedir.
Safımız bu iradenin hâkimiyetini savunmaktır. Kök yasa ne demektir? Kim uydurmuştur? Son zamanlarda bu şeyleri iki kişi uyduruyor elbette terör hükümlüsü Öcalan. Onun ulağı Pervin Buldan ve avanesi de bunu Ankara'ya taşımak istiyor.
'Bir sefere mahsus' diyerek terör hükümlülerine, eli kanlı katillere arka kapıdan af getirmeye, devleti kökünden sarsmaya çalışacağını bize gösteriyor. Biz görmüyor muyuz, anlamıyor muyuz onu anlayacağız. Tohumu ihanet olanların, gövdesi kan ve gözyaşı üstüne yükselenlerin, dalları bu milletin evlatlarının canına uzananların kökü olmasına izin vermeyecektir bu millet. Köksüzler başkasının suyuyla, başkasının rüzgarıyla büyürler.
Köksüzler bir katile ram olarak, Türkiye’ye hayır gelmeyeceğini de aslında çok iyi bilirler. Ve o rüzgâr kesilince devrilip gideceklerini gayet iyi biliyorlar. Bizler ise bu toprakta kök saldık. Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da. O kökler bu milletin şehit kanıyla sulandı. O kökler bu milletin analarının yaşıyla beslendi.
"TEMEL YASA EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDER"Ey hayalperestler, aklınızı başınıza alın: Bu topraklarda bir tane 'temel yasa' var, o da Türk Milleti olma yasasıdır. O temel yasa, sizinki gibi pazarlık masalarınızda yazılmadı. 1919'da Samsun'daki iradeyle yazıldı. Amasya'da 'milletin azim ve kararı' diyen kararlılıkla, Erzurum'da, Sivas'ta 'Vatan bir bütündür, parçalanamaz' diye yeri göğü inleten imanla yazıldı.
O temel yasa Sakarya'nın siperlerinde, Dumlupınar'ın ovasında, Çanakkale'nin geçilmez sularında toprağa düşen aziz şehitlerimizin mübarek kanıyla yazıldı. Bu devletin ve milletin kökleri sizin o şifreli kelimelerinizle, karanlık mahfillerdeki, sinsi planlarınızla kirletilemeyecek kadar kutsaldır. Bu ülkenin başkenti Ankara'dır!. Dili Türkçedir! Bayrağı, şehidimin kanından rengini alan Ay Yıldızlı Al Bayraktır! Temel yasa, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' der.
Çiğneyenlerle, çiğnetenler bugün bir aradadır. O temel yasa, 'Yurtta sulh, cihanda sulh' der. Yurdu, cephe cephe bölenler bugün bir aradadır. Kendilerine yasa aramaktadırlar. Bağımsızlık. Egemenlik. Hukukun üstünlüğü ve Milletin birliğidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuran irade budur. Bu dört değer, hiçbir süreçle, hiçbir düzenlemeyle yeniden yazılamaz, törpülenemez, pazarlık masasına konulamaz.
Safımız bellidir. Safımız Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, kurduran değerlerin safıdır.
"27 HAZİRAN'DA ANKARA GELİNCİK TARLASINA DÖNECEK"Neymiş, 27-28 Haziran'da 'Öcalan'a Özgürlük' mitingleri yapacaklarmış. Buyursunlar yapsınlar. Türkiye'yi sahipsiz zannediyorlar. Siz 27 Haziran'da hangi meydana çıkarsanız çıkın. Ben Müsavat Dervişoğlu olarak Türk milletini arkama alıp Tandoğan Meydanı'na çıkacağım. Sağcısı solcusu, doğulusu batılısı...
Bayrak sevdalısı herkesi, sevdası Türkiye, kaygısı Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği olan herkesi 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'na bekliyorum. Şanlı bayrağımızı ellerine alıp gelsinler. O gün bütün Ankara gelincik tarlasına dönecek ve kırmızı beyaz olacak Allah'ın izniyle. O gün elinde Türk bayrağı olan herkesi elimde Türk bayrağıyla karşılacağım."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:85
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Haziran 2026 13:17 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















