Son Dakika DEM Parti den Bahçeli nin İmralı ya giderim açıklamasına ilk tepki
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Grup Toplantısı'nda konuşuyor:
On yıllardır özlemini kurduğumuz barışa doğru yol almaya çalışıyoruz, almaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz hafta eş genel başkanımız Sayın Tülay Hatimoğulları bu kürsüden barışı neden savunmak gerektiğini ve barışı büyütmenin yollarını teker teker başlıklarıyla anlattı.
Bu hafta da ben barışın ilk elden toplumsallaşması, büyümesi ve ezlanması için atılması gereken kimi adımları sizlerle paylaşacağım.
Birincisi geçiş dönemi yasası çıkarılmalı ve demokratik entegrasyon sağlanmalıdır. Her kalıcı barış hukuk zemininde kurulmuştur. Bizde de öyle olmalı. Hukuku olmayan barış olur mu? Dünyada yok. Silahların sustuğu ama hukukun konuşmadığı yerde belirsizlikler büyür. Güvensizlik yayılır, siyaset küçülür, umut erezyona uğrar. Bundan ötürü sürecin geçiş dönemi yasasıyla güvence altına alınması gerekir. Demokratik entegrasyon yasaları bu ülkenin tüm renklerine, tüm seslerine, tüm inançlarına yer açar. Çünkü bu bir toplumsal kucaklaşma iradesidir. İşte bu kucaklaşmayla barış için çok önemli bir aşamayı tamamlamış olacağız. Bu yasaları geciktirmeden çıkaralım. Hukukun taşlarıyla Türkiye barışını inşa edelim diyoruz.
İkincisi kayyumların tamamen kaldırılması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesidir. Sanda saygıyla demokrasi büyür. Son dönemlerde önceleri de var ama Sanda saygının olmadığını hep beraber gördük. Halk oyunu kullanıyor, kullanır. Belediye başkanını seçer ama bir sabah uyanır seçilmiş gitmiş ya da tutuklanmış, yerine bir atanmış gelmiş. Seçilmiş irade gasp edildiğinde toplumsal barış darbelenir. Kayyum uygulaması kaldırıldığında ise halk kendi iradesine sahip çıkar ve toplumsal barış umudu büyür. Kayyumlar gitmeli. Belediye başkanları görevlerine dönmeli. Kayyum yasası acilen kaldırılmalıdır. Türkiye demokrasisinin kayyum yasasının kaldırılmasından daha fazlasına ihtiyacı olduğunu da biliyoruz. Yerellik demokrasiyi üretir, merkeziyetçilik ise otoriterizm üretir. Yerel yönetimlerin yerel yönetimleri güçlendirilmiş bir Türkiye barışçıl, demokratik ve müreffeh bir ülke haline gelir. Bu sebeple yerel yönetimlerin güçlendirilmesi anti demokratik rejimin pan zehiridir. Demokrasinin de sigortasıdır.
Üçüncüsü idari gözlem kurulunun kapatılması ve hasta tutsakların salı bırakılmasıdır. Bugün Türkiye'de cezaevlerinde idare gözlem kurulu adı altında tutuklara zulüm yapan bir şey icat etmişler.
Bu mekanizma hukukun üstüne kurulmuş bir gölge iktidar gibi adeta davranıyor. Cezası bitmiş bir insan iyi hal değerlendirmesi bahanesiyle belirsiz bir esaret sürecine mahkum ediliyor. Yasa yok. Ölçüt yok, öngörülebilirlik hiç yok.
İdari Gözlem Kurulu derhal kapatılmalı. İnfaz yakmaları derhal durdurulmalıdır. Şu anda bu durumda olan on binlerce arkadaş içeridedir. Anti demokratik yargı ceza vermiş. Ona rağmen cezasını çekmiş. Ama orada 5 kişilik, 6 kişilik oluşturulan kurullar var. Onun keyfine hoşuna gitmediği için, sorduğu sorulara istediği yanıtı almadığı için on binlerce arkadaşımız şu anda cezaevindedir. Yüzlerce ağır hasta tutuklu var. Can çekişiyorlar, tedavi olamıyorlar. Yakınları her gün ölüm korkusuyla yaşıyor ama bırakılmıyorlar. Hasta tutsakların da bir an önce serbest bırakılması gerektiğini belirtmek istiyorum.
Dördüncüsü bu da çok önemli. Barış akademisyenlerinin ve hukuksuzca ihraç edilen KHK'lerin iadesidir. 2016'da bu suça ortak olmayacağız diyen akademisyenler bugün konuştuğumuzda aslında barışı savundular. Bu diyaloğu müzakere sürecini savundular. Masa kurulsun dediler. Barış istediler. Masa kurulsun dediler diye üniversitelerinden atıldılar. Hayatları karartıldı. Meslekleri ellerinden alındı. Bazıları hukuk mücadelesi verirken yaşamını yitirdi. Hatta intihar edenler oldu. Barış çağrısı yapmak suç değil. Aksine asıl suç barışa karşı çıkmaktır. Asıl suç barış diyenleri yargılamaktır.
Barış akademisyenleri derhal görevlerine iade edilmelidir. Bunun için yasaya gerek yok. Sadece idari yargının vermiş olduğu kararları uygulamak yeterlidir. Bunun için yasaya gerek yok. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması yeterlidir. Bu arada 9-10 yıldır direnen barış diyen hatta hala onurluca barışı savunan barış akademisyenlerine de grup toplantımızdan selam, sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz. Yine on binlerce KHK mağduru şu yapıyla bu yapıyla iltisaklı denilerek hukuksuz bir şekilde işlerinden alındılar. Bu toplu haksızlığa artık son verilmelidir. KHK mağdurları da derhal işlerine iade edilmelidir. Beşincisi adalet reformudur. Muhtemelen her birimizin kendi hanemizde, evimizde, akrabalarımızda yaşadığımız bir mesele.
TCK, CMK, İnfaz Kanunu değişmeli. Terle Mücadele Kanunu komple ortadan kaldırılmalıdır.
Düşünce suç olmamalı, basın özgür olmalı, ifade özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. Yani insanlar düşüncelerini ifade etmekten korkuyorlar. Bu bir iktidarın ayıbıdır. Adalet seçici olamaz. Adalet zengin, fakir, güçlü, güçsüz, iktidar muhalefet ayrımı yapmamalıdır. Bu soruları da kendisine sordurtmamalıdır. Cezada adalet, infazda eşitlik sağlanmalıdır. Toplum vicdanını yaralayan ve yüz kızartıcı suçlar dışında cezaevleri boşaltılmalıdır.
Yargı reformu yapılmalı. Bu ülkede herkes için adalet tesis edilmelidir diyoruz. Son olarak bugün Meclis Komisyonu önemli bir toplantı gerçekleştirecek. Meclis Komisyonu barışın gereklerinin tümünü tabii ki yapamaz. Görev alanları belli. Ama barışa giden yolu adalet ve hukukla, demokrasi ile döşeyebilir. Her bir komisyon üyesinin bir çözüm aklına, bir çözüm vicdanına sahip olduğuna inanıyorum. Elbette ki önemli işler yapılırken kimi ithamlar, eleştiriler olabilir ama yüzyıllık tarihi bir meseleyi çözdüğümüz eee için kimi eleştirileri de bence kaldırmalıyız, katlanmalıyız. Çünkü barış sağlandığında 86 milyon insan yıllarca bizlere dua edecekler. Komisyon artık uzatmadan bir an önce İmralı'ya gitme konusunda bir cesurca bir karar almalıdır. Geçiş yasası netleştirilmeli, özgürlük yasaları tarif edilmeli, ihtisas komisyonları harekete geçirilmelidir. Bu komisyonun bunu başaracağına inanıyorum. Çünkü komisyon tarihin doğru yerinde duruyor. İnanıyoruz ki her bir komisyon üyesi yarın milyonların duasını alacağı bilinciyle hareket edecektir. Bu tarihi sorumluluk komisyonun omuzlarında ve biliyoruz ki bu sorumluluğu bu komisyon layıkıyla taşıyacaktır.
Yine bugün bizden önce burada Sayın Devlet Bahçeli grup yaptı. Grup konuşmasını dinledik. Çok önemli şeyler söyledi. Bir iki şey de oraya söyleyip bitireceğim. Sayın Bahçeli'nin biraz önce bu salonda komisyonun bir an önce çözümün asıl muhatabı Sayın Öcalan'la görüşmesine dair ifade ettikleri son derece önemli ve takdire şayandır.
Komisyon gitmiyorsa ben giderim demesi tarihi bir sorumluluk alma cesaretini göstermektir. Biz her zaman diyaloğun ve yüz yüze görüşmenin ve sorunların masada konuşulmasının yanında olduk. Bunu savunduk. Sayın Bahçeli'nin üç maymunu oynamaktan vazgeçelim çağrısı son derece isabetlidir. Sayın Bahçeli'nin süreci zamana yayan ve erteleyen tutumlara karşı süreci korumak ve enfekte olmasını engellemek için yaptığı bu çıkışın gereği bir an önce yapılmalıdır.
Meclis Komisyonu'nun artık bir gün bile kaybetmeden kararını alarak İmralı'ya gitmesi gerekmektedir.
İmralı'ya gitmeyi bir siyasi uyuşmazlık odağı haline getirmemek, tabuya çevirmemek doğru bir tutum olacaktır.
Yüzyıllık bir meselenin tanımı ve çözümü konusunda biraz ciddi olmak gerekiyor. Herkes bilsin ki kararsız olanların ve ak direyenlerin kaybedeceği, kararlı olanların kazanacağı bir sonra hep birlikte göreceğiz. Biz Dem Parti olarak başından beri söylüyoruz. Bu sorun çözülmeli ve barış inşa edilmelidir. Değerli arkadaşlar, biz Dem Parti olarak savaşın değil barışın, kayyumların değil halk iradesinin, yoksulluğun değil adil bölüşümün Türkiyesi için mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz.
Barışı da, bütçeyi de, demokrasiyi de birbiriyle bağlantılı olarak görüyoruz. Halklarımızın iradesiyle, kadınların ve gençlerin cesaretiyle, emekçilerin, emeklilerin alın teriyle inşallah bu dönemi büyüterek zafere ulaştıracağız. Korkuya değil, umuda yaslanan yeni bir başlangıcı hep birlikte yapacağımıza olan inançta hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:102
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Kasım 2025 13:27 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















