Sirenler susmuyor, diplomasi durmuyor
Ankara24.com, Trthaber kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Rusya-Ukrayna savaşının dördüncü yılında Kiev’de siren sesleri ve patlamalar gündelik yaşamın bir parçası haline gelirken, barış için yürütülen diplomasi trafiği de yeni bir evreye taşınıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Ukrayna temaslarına eşlik eden TRT Haber Ankara Haber Müdürü Gizem Baydar, "demir diplomasisi" olarak adlandırılan zırhlı tren yolculuğundan sahadaki "yok etme savaşı" riskine kadar kritik gözlemlerini kaleme aldı.
Baydar, Kiev’in savaşla iç içe geçen toplumsal hafızasını, Türkiye’nin her iki tarafla konuşabilen yegane aktör olarak üstlendiği stratejik rolü ve küresel dengelerin Ukrayna cephesine olası yansımlarına dair şunları kaydetti;
Kiev'de sirenler artık saatin değil, hayatın sesi. Patlamalar sıradanlaşmış, savaş gündelik yaşamın parçasına dönüşmüş durumda. Ama bütün bu gürültünün içinde diplomasi de sessizce yolunu arıyor. Türkiye ise taraflarla konuşabilen ender ülkelerden biri olarak barış ihtimalini canlı tutmaya çalışıyor.
Demir diplomasisi
Ukrayna’ya ulaşmanın bugün tek yolu tren. Hava sahası kapalı olduğu için yaklaşık 10 saat süren zırhlı tren yolculuğu yapılıyor. Diplomasi çevrelerinde buna artık “demir diplomasisi” deniliyor. Savaşın ilk yıllarında bu hatta yolculuk, geceleri ve perdeler kapalı şekilde yapılabiliyordu. Bu kez ise farklı bir tablo vardı. Bakan Hakan Fidan seyahatini sabah gerçekleştirdi ve perdeler açıktı… Yolculuk boyunca gazetecilerle bir araya gelen Fidan, hem temaslarını hem de diplomasi trafiğini değerlendirdi.
Kırım'ın hafızasıSeyahat sırasında Kırım Tatarlarının Milli Lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Kırımoğlu ile de sohbet etme fırsatı bulduk. Kırımoğlu, savaşın başlamasının ardından Kırım Tatarlarının önemli bir bölümünün Türkiye'ye sığındığını hatırlatarak, "Türkiye'ye minnettarız" dedi. Bu sözler, Ankara'nın insani alandaki desteğinin bölgede nasıl karşılık bulduğunu gösteriyordu.
Temaslar sürüyor
Bakan Fidan, "Barış masası yeniden kurulabilir mi" sorumuza, Ukrayna temaslarının oldukça verimli geçtiğini belirterek yanıt verdi.
Tam görüşmeler sürerken Kremlin'den de dikkat çeken açıklama geldi. Moskova yönetimi, Türkiye'nin yürüttüğü diplomatik çabalar için teşekkür mesajı verdi.
Ziyaretin dikkat çeken ayrıntılarından biri Hakan Fidan'ın Ukrayna Dışişleri Bakanı ile görüşmesini kapalı bir salonda değil, açık alanda gerçekleştirmesi oldu. Bakan Fidan, temaslarını tamamladıktan sonra dönüş yolculuğu için tren istasyonuna da yürüyerek geçti.
Sirenlerin sesiKiev’e vardığımız ilk gece sirenler çaldı. Yaklaşık iki dakika sonra art arda patlama sesleri duyuldu. Gökyüzü hava savunma sistemlerinin önlediği saldırılar nedeniyle aydınlandı. Kentte yıllardır görev yapan gazeteciler bile şehir merkezinde bu kadar yoğun bir saldırıya uzun zamandır tanık olmadıklarını söyledi.
İnsanların tepkisi ise dikkat çekiciydi. Panik yoktu; alışkanlık vardı. "Sizin için deprem neyse bizim için de siren o" diyen bir Ukraynalı, aslında savaş psikolojisini tek cümlede özetliyordu.
Savaşla yaşamak
Otellerde ilk göze çarpan şey sığınak kare kodları. Siren çaldığında kimse balkona çıkmıyor; herkes koridorlara yöneliyor. Çünkü en büyük risk, hava savunma sisteminin devreye girmesiyle füze ya da İHA’nın parçalarının yere düşmesi. Savaş burada gündelik hayatın tam ortasında yaşanıyor.
Hafızası olan şehir: KievKiev, savaşın izlerini ve hafızasını canlı tutmaya çalışıyor. Meydanlarda ele geçirilen Rus zırhlıları ve balistik füzeler sergileniyor. Anma alanlarında hayatını kaybedenlerin fotoğrafları, çiçekler, oyuncaklar ve mektuplar var.
Konuştuğumuz insanlar yakınlarını kaybetmişti. Bir kadın, savaşta ölen sevgilisi ve arkadaşının fotoğrafının önüne her ziyaretinde Americano kahve ve şeker bıraktığını anlattı. Gözyaşları içindeki tek dileği, savaşın bitmesiydi.
Yıpratma savaşından yok etme savaşınaSahadaki tablo, savaşın yeni bir evreye girdiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre; taraflar artık birbirlerinin direnme kapasitesini tamamen kırmaya odaklanıyor. Bu da yıpratma savaşından, kritik altyapıyı hedef alan bir "yok etme savaşı"na geçiş riskini artırıyor.
Son dönemde balistik füzelerin, uzun menzilli İHA’ların ve hassas güdümlü mühimmatın daha yoğun kullanılması bu değerlendirmeyi güçlendiriyor. Enerji tesisleri, ulaşım ağları ve kritik altyapılar giderek daha fazla hedef haline geliyor. Askeri hedeflerin yanı sıra ekonomik ve sivil yaşamı doğrudan etkileyen noktaların vurulması, savaşın maliyetini her geçen gün artırıyor.
Savaş değişiyor: Cephede değil masada kazanılacakKiev’den ayrılırken aklımda yalnızca siren sesleri kalmadı. Diplomasi kulislerinde yapılan değerlendirmeler de en az cephede yaşananlar kadar dikkat çekiciydi.
Barışın yakın olduğuna dair güçlü bir beklenti yok. Ancak kimse diplomasinin tamamen tükendiğini de düşünmüyor. Gözler, taraflar arasındaki temasların yeniden ivme kazanabileceği olası görüşmelere çevrilmiş durumda. Fakat masadaki en zor başlıklar değişmiyor: Donbas’ın statüsü, Kırım’ın geleceği ve Ukrayna’nın güvenlik garantileri.
Süreç yalnızca Ukrayna ile Rusya’yı ilgilendirmiyor. İsrail-İran hattındaki gerilim ve Çin’in küresel dengelerde üstlendiği rol de savaşın seyrini doğrudan etkileyen yeni değişkenler olarak öne çıkıyor.
Görünenin ötesindeKiev’de konuşulan yalnızca Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmalar değildi. Diplomasi kulislerinde en çok tartışılan başlıklardan biri de Ortadoğu’da yükselen gerilimin bu savaşa olası etkileriydi. Çünkü İsrail ile İran arasında yaşanabilecek yeni bir tırmanmanın Ukrayna cephesini de doğrudan etkileyeceği değerlendiriliyor.
Nedeni açık. Yeni kriz; silah sevkiyatlarının yönünü değiştirebilir, enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açabilir ve küresel güvenlik önceliklerini yeniden şekillendirebilir. Böyle bir tabloda Ukrayna, uluslararası gündemin ön sıralarından kısmen de olsa geriye düşebilir.
Bu yüzden bugün Ukrayna’daki savaş artık yalnızca Avrupa’nın güvenlik sorunu değil. Karadeniz’den Ortadoğu’ya, enerji koridorlarından savunma sanayisine kadar uzanan çok katmanlı bir jeopolitik mücadelenin parçasına dönüşmüş durumda.
Böyle bir tabloda Türkiye’nin izlediği diplomasi dikkat çekiyor. Ankara, çatışmalar sürse bile müzakere masasının ayakta tutulması gerektiğini savunuyor. Özellikle Karadeniz’in savaşın dışında tutulması yönündeki ısrarı da bu stratejinin en önemli ayaklarından biri olarak görülüyor. Savaşın seyri ne kadar sertleşirse sertleşsin, kalıcı çözümün adresi yine müzakere masası olarak görülüyor.
Kiev'den ayrılırken geriye siren sesleri, patlamalar ya da enkaz görüntülerinden çok başka bir duygu kaldı. Bu şehir, savaşın ne kadar yıkıcı olabileceğini gösteriyor. Ama aynı zamanda diplomasinin neden vazgeçilmez olduğunu da... Çünkü cephede kazanılan zaferler sınırları değiştirebilir. Kalıcı barışı ise ancak masada kurulan cümleler sağlayabilir.
Görüntülenme:115
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Temmuz 2026 13:53 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















