Sinem, beni 1 ay boyunca peşinden koşturdu
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
SARP AKKAYA
Amerikalı yazar Max Wolf Friedlich'in yazdığı Kerem Deren ve Çisil Hazal Tenim'in uyarlayıp yönettiği, Job isimli oyunda Leyla Tanlar ile beraber oynuyoruz. Leyla Tanlar hem dostum arkadaşım hem de çok beğendiğim bir oyuncu. Onunla sahnede olmak büyük bir keyif. 26 Nisan'da perde açtık. Henüz 3 temsil yapabildik, tadı damağımızda kaldı ama önümüzdeki sezonda devam edeceğiz.
55 dakikalık tek perde bir oyun. Yeni yazılan iki perde oyunların uzun olduğunu düşünüyorum. Odak süremiz ne yazık ki çok kısaldı. Koltukta oturup stabil bir sahnede performans izlemek artık yorar oldu. İş yerinde yaşadığı bir mobbing sonucu destek almak için gittiği terapistiyle yaşananları konu alıyor. Ben psikiyatristi oynuyorum Leyla da danışanı oynuyor.
İstanbul gibi bir metropolde yaşayan herkesin ayakta kalmak için destek alması gerekiyor.
Oyuncu olmasaydım, psikiyatrist olmayı çok isterdim.
Oyunculuk dışında bildiğim bir şey yok, hobim yok. Arkadaşımın yönlendirmesiyle bir hobi arayışına girdim. Bu arayışı proje haline getirdim. Youtube'da işinde başarılı ünlü arkadaşlarımla onların hobilerini konuştuğumuz bir program yapmaya başladım. Onların hobilerini tecrübe ediyorum çok da keyif alıyorum.
At binme korkum vardı. Bir günde iki kere attan düşmüştüm. Bu korkumu Aras Bulut İynemli ile yendim. At konusunda çok ehil biri. At da sahiplendi, bakımını üstlendi. Tolga Sarıtaş 4-5 enstrüman çalıyor. Harika bir oyuncu olması yanı sıra rock star kimliği de var.
Sinem'den ve müzisyen arkadaşlarından çok şey öğreniyorum. Bana oyunculuk da yarıyor.
Sinem'i dinlemeye gittiğimde ona hayran kaldım. Tebrik ettim, tanıştık. Yol Project ekibindeydi. Sinemle tanışmak için tüm ekibi eve davet ettim ama Sinem gelmedi. Sonra ben her konserlerine gittim. Ben ekiple kaynaştım. Bir ay sonra yine tüm ekip bir araya geldiğinde Sinem'le de konuşma imkânım oldu. Peşinden çok koştum. Âşık biri için 1 ay uzun zaman. Evlenmek hiç aklımda yoktu. Bunu diyen her erkek senesinde evlenmiştir, benim de öyle oldu.
Fenerbahçeliyim, o da öyle. En büyük ortak noktamız Fenerbahçe. Maçta tribünde evlenme teklifi ettim.
ÖZLEMENİN, KAVUŞMANIN HAZZINI YAŞIYORUM
9-6 çalışmak zor bence. Çocuğunuz varsa daha da zor. Çalışma saatlerimiz esnek ve değişken olduğu için kaliteli vakit geçiriyoruz. Mesela Cemal Şan'ın 'Söyleyemediklerim' adlı yeni filminin çekimleri için 10 gündür Van'daydım. Uzak kaldım onlardan, büyük bir hasretle eve geliyorum. Özlemenin ve kavuşmanın hazzını yaşamak tarafından bakıyorum.
Doğduğum büyüdüğüm mahallede oturmaya devam ediyorum. Kaan'ı bu mahallede büyütmek benim için çok değerli. Hâlâ eski arkadaşlarımla beraberiz. Oğlumuzu evimize en yakın olan devlet okuluna yazdırdık. O da aynı benim gibi büyüyecek" dedi.
SİNEM YALÇINKAYA
ŞARKI ÇIKARMAK KARIN AĞRISIYMIŞ
Uzun yıllar sektörün içindeyim. Ajda Pekkan, Kenan Doğulu, Gülşen gibi isimlerin sahnelerinde onlara geri vokal yapıyordum. Tek dileğim şarkı söylemekti, o dönem çok yoğundu sürekli sahnedeydim zaten. O yüzden keyfim yerindeydi. Son dönemde ekip arkadaşlarımızın da desteğiyle şarkı yapalım dedik. Sahnede severek söylediğimiz Sıla'dan Kenar Süsü, Gülşen'den Aşktan Sabıkalı şarkılarını kendi düzenlemelerimizle dinleyicilerle buluşturduk. Şarkılar çıkınca, "Niye bu kadar bekledin?" diyen yakınlarım oldu. Biraz geç kalmış oldum belki ama şimdi buluştuk sonuçta.
Şarkı çıkarmak değişik bir karın ağrısıymış. Acaba nasıl geri dönüşler gelecek diye kaygılanmadım değil. Bir yanımda da Sinem hoca kimliğim olduğu için omuzlarımdaki yük fazla oldu. İçimize sindi.
Sarp ile beraber bir düet yapmıştık, program için. Güzel hatıra oldu bize. Sarpın kulağı var ses için baya çalışmamız lazım. Ses tonu çok güzel. Enstrüman çalmaya başlarsa belki daha kısa sürede yol alabilir.
Aile arasında yüzük takacaktık zaten. Statta evlilik teklifi almayı hiç beklemiyordum. Güzel planlamıştı. Çok şaşırdım.
İLKYAZ KOCATEPE
ŞARKICI OLMA HAYALİM YOKTU
Hiç hesapta yokken iki yıl kadar önce beste yapmaya başladım. Sanki bütün yılların birikimi bir anda çıkmaya başladı. Hep yazarım, 8 yaşımda kuşuma şiir yazdım mesela. Yazdıklarımı anneme babama okuturdum. Anlaşılmaz bulurlardı. Daha önce yazdığım şeyleri bestelerle buluşturmaya başladım.
Ukulele ile bestelemeye başladım. Önce kendime çaldım, duydukça hoşuma gitti. 10 günde 4 beste oldu. Şimdi 14 bestem var. İçimden gelen tarzı bulmaya çalışıyorum. Kendimi ifade etme biçimi olarak görüyorum müziği. İlk şarkım çıktı, ikincisi de yolda.
Ailem, benden beste beklemiyordu şaşırdılar. Bu çağı bizden daha iyi biliyorsun, istediğin şekilde devam et dediler. Bana çok iyi geldi. Objektiflerdir. Bu olmamış diye bir şey duymadım. O yüzden bu beni daha da motive etti.
Babamın müziğini yaptığı çocuk oyunlarını izlerken içime oyuncu olma isteği düştü. 6 sene piyano çaldım ama hiç şarkıcı olayım müzik yapayım diye hayalim olmadı. Oyunculuğa katkısı olur diye şan eğitimi aldım. Oyunculukta tamam istediğim yerdeyim dediğim bir yere gelemedim henüz. Daha çok tiyatro sahnesinde yer aldım ve sahnede olmak bana çok iyi geliyor. Hatta daha çok denemek istiyorum kendimi oyunculuk anlamında. Şarkı yazmak besteleyip söylemek de çok keyifli.
İki ben iki sen adlı şarkım tamamen hayat sorgulamaları üzerine yazdığım bir şarkı. Aynı yere bakıyoruz ama aynı mı görüyoruz. İlişkide de böyle. Aynı ilişkinin içinde bambaşka şeyler yaşayabiliyoruz. Günün sonunda ortak bir dünyada gözüksek de hepimiz kendi dünyamızı yaşıyoruz.
ABDÜL SÜSLER
KİMSE SANAT POLİSİ OLAMAZ
Jekyll and Hyde Müzikali ile Güney Doğu Anadolu turnemizi tamamladık. Dünyada müzikal denince akla gelen ilk 5 oyundan biri. Biz de keyifle oynuyoruz. Daha önce farklı bir kadroyla yapmışlardı. Ben yeni kadroya dahil oldum. Yaklaşık 500 kişinin arasından seçilmiş 15 müthiş oyuncu kadrosunun olduğu iyi bir iş. Türkiye'nin de sayılı işlerinden biri oldu. Aslında Türk halkının sevdiği şen şakrak işlerin tam tersine sert, gotik ve karanlık bir müzikal buna rağmen seyirci çok mutlu ayrılıyor.
Popüler kişiler sahneye çıkıyor diye eleştiriliyor yüzyıllar boyunca. Biz okuldayken Özcan Deniz'in 'Asmalı Konak' dizisi vardı. Kendi sesiyle oynamıyor şarkıcı o, diye eleştiriler yapılıyordu. Bize göre o popüler kültürün bir parçasıydı biz onu genç aktörler olarak eleştiriyorduk. Ama dizisi reyting rekorları kırıyordu. Hocamız da bu örneği vererek "Sev veya sevme ortada bir başarı varsa takdir et" dedi. Bugün de bu eleştiriler yapılıyor, onun o oyunda ne işi var falan. Kimse sanat polisi olamaz. Bu iş kimsenin tapulu malı değil. Orası er meydanıdır, kişi yüreğini koyup zamanını verip sahneye çıkıyorsa ve seyirci de salonları doluyorsa buna kimse bir şey diyemez. Beğenirsin beğenmezsin o ayrı konu. Ama şu bir gerçek bugün tiyatro salonları sinema salonlarından daha çok doluyor. Neticede insanların tiyatroya gitmesi iyidir.
#SİNAN ÖZEDİNCİK #MERVE YURTYAPAN
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:83
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Temmuz 2026 07:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















