Şiddetli adet ağrısı normal değil: Her 10 kadından birini etkileyen endometriozis nedir?
T24 kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Şiddetli adet ağrıları uzun yıllardır pek çok kadın tarafından “normal” kabul ediliyor; oysa bazı durumlarda bu ağrı, endometriozis (rahim iç tabakasına benzer dokunun rahim dışında büyümesiyle ortaya çıkan, kronik ağrıya, şiddetli adet sancılarına yol açabilen bir hastalık) gibi yaygın fakat tanısı gecikebilen bir hastalığın işareti olabiliyor. The Washington Post’ta yayımlanan yazısında hekim ve bilim insanı Trisha Pasricha, endometriozisin yaklaşık her 10 kadından 1’ini etkilediğini, buna karşın tanı sürecinin çoğu zaman yıllara yayıldığını ve pek çok hastanın doğru teşhise ulaşmadan önce ortalama yedi doktora başvurduğunu aktarıyor.
Kadınlar doğru tanıyı alabilmek için ortalama yedi doktora başvuruyor; bazı çalışmalara göre tanı süreci ortalama 8,5 yıl gecikebiliyor. Uzmanlara göre bunun en önemli nedenleri arasında, hastalığı saptamaya yönelik basit bir kan testinin olmaması, farkındalık eksikliği ve adet ağrısının “normal” kabul edilmesi yer alıyor.
Endometriozisi olan yetişkin kadınların büyük bölümü, belirtilerin ergenlik döneminde başladığını ifade ediyor. Ancak bu erken başlangıca rağmen tedaviye ulaşmak çoğu zaman yıllar alıyor. Pasricha’ya göre bu noktada ilk ve en kritik adım, belirtiler hakkında açık konuşmak. Aile bireylerinin de bu konuda bilinçlenmesi önem taşıyor; çünkü genetik faktörler, bir kadının endometriozis riskinin yaklaşık yarısını oluşturuyor.
Bir sonraki adım ise hastayı ciddiye alan bir hekim bulmak. Pasricha, sağlık sisteminde özellikle kadınların ağrılarının sıklıkla küçümsendiğini vurguluyor. Hastaların, yaşadıkları ağrının günlük yaşamı nasıl etkiledğini net örneklerle anlatmasının, hekimin durumu daha iyi kavramasına yardımcı olabileceğini söylüyor. Sorunun hafife alındığını hisseden hastaların ise başka bir doktora başvurmakta tereddüt etmemesi gerektiğini ekliyor. Ona göre, hastasının başka bir görüş almasını olumsuz karşılayan bir hekim, hasta merkezli bir yaklaşım sergilemiyor.
TIKLAYIN |
Endometriozis, her hekimin rahatlıkla ele alabildiği bir tanı değil. Bu nedenle belirtilerin, endometriozisi sık teşhis eden ve tedavi eden bir uzman tarafından en az bir kez değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Böylece hastaya uygun sonraki adımlar daha sağlıklı biçimde planlanabiliyor.
Günlük yaşamı sekteye uğratan belirtilerEndometriozis, ergenlik çağındaki kızlarda okula gidemeyecek kadar şiddetli pelvik ağrılara yol açabiliyor. Yetişkinlikte ise hastalık, iş yaşamını ciddi biçimde etkiliyor. Araştırmalar, endometriozisi olan kadınların haftada ortalama 11 saatlik iş verimliliği kaybı yaşadığını gösteriyor.
Hastalık sıklıkla irritabl bağırsak sendromu gibi başka durumlarla karıştırılıyor. Oysa endometriozis yalnızca şiddetli adet ağrısı ve yoğun kanamadan ibaret değil. Sürekli ve geçmeyen ağrı, ağrılı dışkılama, bel ağrısı, cinsel ilişki sırasında ağrı, şişkinlik ve kronik yorgunluk yaygın belirtiler arasında yer alıyor. Bazı kadınlarda ise ilk belirti, hamile kalmakta zorlanmak olabiliyor.
Endometriozisin tanısında altın standart, laparoskopik cerrahi. Bu yöntemde doktorlar, endometrial lezyonları doğrudan gözlemliyor. Ancak cerrahinin taşıdığı riskler, hem hastalar hem de hekimler açısından önemli bir eşik oluşturuyor. Transvajinal ultrason gibi bazı görüntüleme yöntemleri belirli lezyonları saptayabilse de, karın boşluğunu döşeyen zar üzerindeki yaygın odakları çoğu zaman gözden kaçırıyor.
Hormonal tedaviler, ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar ile cerrahi çıkarma gibi tedavi seçenekleri mevcut. Her biri kusursuz olmasa da, pek çok hastada belirtilerin kontrol altına alınmasını sağlayabiliyor.
Bilimsel anlayış değişiyorEndometriozis uzun yıllar boyunca, rahmi döşeyen dokuya benzer hücrelerin rahim dışında yerleşmesiyle açıklanan mekanik bir sorun olarak görüldü. Ancak son yıllarda yayımlanan çalışmalar, bu bakış açısını kökten değiştirmeye başladı.
Adet sırasında rahim iç yüzeyinden dökülen hücrelerin, fallop tüplerinden geriye doğru ilerleyerek karın boşluğuna ulaşabildiği biliniyor. Bu hücrelerin yarattığı iltihaplanmanın ağrıya neden olduğu düşünülüyordu. Ancak hayvan modellerinde yapılan yeni çalışmalar, ağrıyı algılayan sinirlerin yalnızca ağrıyı iletmekle kalmayıp, endometrial lezyonların büyümesini de tetikleyebileceğini ortaya koydu.
Daha önce migren hastalarında da görülen genetik benzerlikler dikkat çekti. Her iki durumda da ağrı sinirleri, CGRP adlı bir molekül salgılıyor. Bu molekül bağışıklık hücrelerini uyararak iltihap ve ağrıyı artırıyor. Migren tedavisinde kullanılan ve CGRP’yi bloke eden ilaçların, deneysel modellerde endometrioziste hem ağrıyı azalttığı hem de bazı lezyonların küçülmesini sağladığı görüldü.
Bu bulgular henüz erken aşamada olsa da, endometriozisin yalnızca anatomik değil, sistemik bir nöroimmün hastalık olarak ele alınması gerektiğine işaret ediyor. Klinik çalışmaların tamamlanması halinde, mevcut tedavilere yanıt vermeyen hastalar için yeni seçenekler gündeme gelebilir.
“Bu ağrı normal değil”Pasricha, çoğu zaman, hastalara aile üyeleri ve sağlık çalışanları tarafından ağrılarının -hatta arkadaşlarıyla vakit geçirmelerini, okulda ve işte başarılı olmalarını engelleyen türden ağrıların bile- normal olduğu söylendiğini ifade ediyor. Ancak Pasricha’ya göre bu, gerçekte herkesin acı çektiği bir durumda bile, aile içinde bile yaygınlaştığını gördüğü bir efsanedir.
TIKLAYIN |
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:57
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Ocak 2026 16:12 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















