Ankara24.com
close
up
Şiddet görüntüleri çocukları nasıl etkiliyor?

Şiddet görüntüleri çocukları nasıl etkiliyor?

Ankara24.com, Trthaber kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

Bir okulda şiddet yaşandığında ilk olarak güvenlik önlemleri tartışılıyor. Okulun giriş çıkış sistemi, güvenlik kameraları ve acil müdahale süreci gibi konulara gündeme geliyor. Ancak bu olayların bir de görünmeyen tarafı bulunuyor. Çünkü şiddet, yalnızca yaşandığı yerde kalmıyor; televizyon ekranları, telefonlar ve sosyal medya aracılığıyla çocukların dünyasına kadar ulaşıyor.

Çocuklar, yetişkinler gibi “bu olay uzakta oldu” diyerek kendilerini duygusal olarak koruyamıyor. Özellikle küçük yaş grubunda, ekranda görülen panik, ağlama, siren sesi ve korku hali doğrudan tehdit gibi algılanabiliyor. Bu nedenle olayın yaşandığı şehirden çok uzakta olan çocuklarda bile gece korkuları, okula gitmek istememe, öfke patlamaları ve kaygı belirtileri görülebiliyor.

Bazen çocuklar olayı yaşamıyor ama görüntüsünü, konuşulma biçimini ve evde oluşan gergin atmosferi yaşıyor. Şiddet görüntüleri ve dilinin çocukları nasıl etkilediğini Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. İbrahim Adak ile konuştuk.

İbrahim Adak, bu etkide yalnızca olayın kendisinin değil, olayın sunuluş biçiminin de belirleyici olduğunu vurguluyor:

“Bunların çok böyle sansasyonel bir biçimde, abartılı ifadelerle, yaşanan olayın bütün ayrıntıları, bütün görüntüleri gözler önüne serilerek verilmesi kendi başına zaten travmatik bir etki oluşturuyor” diye uyarıyor.

[Fotoğraf: Getty]

Çocuklar ile yetişkinler haberi aynı şekilde izlemiyor

Yetişkinler, coğrafi mesafe sayesinde yaşanan olay ile kendi hayatları arasında bir sınır kurabiliyor. Çocuklarda ise bu zihinsel filtre aynı şekilde çalışmıyor. Özellikle gelişim çağındaki çocuklar, ekranda gördükleri bir olayı kendi yaşam alanlarına daha yakın hissedebiliyor. 

Bu tabloyu İbrahim Adak çok net tarif ediyor. Çocukların okul gibi alanları “güvenli yer” olarak kodladığını hatırlatan Adak, art arda gelen görüntülerle bu güvenin sarsıldığını söylüyor:

“Çocuklarda okuldan soğuma, okuldan korkma, okula gitmeyi reddetme, ‘ya benim başıma da gelirse’ gibi anksiyete kaygı belirtileri ciddi anlamda, ciddi anlamda stres gibi problemler ortaya çıkabiliyor.”

Yani çocuklar sadece üzülmüyor, güven duyguları da sarsılıyor. O güne kadar güvenli gördüğü okul, bir anda zihninde tehdit alanına dönüşebiliyor. Adak’ın ifadesiyle, “Yaşadıkları şey güven kırılması oluyor en temelde. Çünkü çocuklar bir şeye güvendikleri zaman iyi hissedip devam ettirebilir, sürdürebilir oluyorlar. Ama çocukta bir güven kırılması yaşatırsanız bir şekilde çocuk o süreci devam ettiremez oluyor.”

Aynı korku her yaşta başka bir belirtiye dönüşüyor

Çocuklarda bu etkilenme bazen sessiz, bazen de çok görünür biçimde ortaya çıkabiliyor. Kimi çocuk korkusunu sözle ifade etmiyor ama uykusu bozuluyor, dalgınlaşıyor, okula gitmek istemiyor. Kimi çocuk ise daha huzursuz, daha gergin, daha öfkeli hale geliyor.

Adak, bu durumda görülebilecek belirtileri de sıralıyor:

“Devamlı bunlar aklına geliyor çocuğun, devamlı gözünün önüne geliyor, ‘acaba benim başıma gelirse ben ne yaparım, ya bana da bir şey olursa, gibi tekrarlayan olumsuz düşünceler… Uykusuzluk, uykuya dalamama, gündüz yine tedirgin olma, her zaman tetikte olma… Bu nedenle hiçbir şeye konsantre olamama, kendini verememe, yapması gereken işleri yapamama… Çocuk yalnız yatmak istemeyebiliyor, ebeveynden ayrılmakta zorlanabiliyor, daha fazla temas arayabiliyor. Ergenlerde ise yerini öfkeye, huzursuzluğa, çatışmaya bırakabiliyor.”

Adak, bu belirtiler yoğunlaşıyor, çocuğun gündelik işlevselliği düşüyorsa ve korku birkaç gün içinde yatışmak yerine büyüyorsa uzman desteğinin düşünülmesi gerektiğini vurguluyor.

Evdeki atmosfer de kaygıyı tetikliyor

Çocuğu etkileyen yalnızca ekrandaki görüntüler değil. Ebeveynin yüzündeki kaygı, evde süren konuşmalar, arka planda açık kalan yayınlar ve aynı olayın tekrar tekrar gündeme gelmesi de çocuğun yükünü artırabiliyor. Çünkü çocuk her ayrıntıyı anlamasa bile evdeki duygusal havayı hissediyor.

Adak da bu nedenle ailelerin yaklaşımının önemli olduğunu söylüyor.

“Evde daha çok bu durumlarda daha destekleyici, daha normal rutinlere, normal hayata devam etmek, bu şekilde yaklaşmak önemli. Ama evde de bu olay en ağır boyutlarıyla, en ağır şekliyle konuşuluyorsa, çocuk zaten bu olayın etkisinden bir türlü sıyrılamaz, çıkamaz. Yani mesele sadece çocuğun ne izlediği değil; o görüntülerin evde nasıl konuşulduğu, ne kadar tekrarlandığı ve gündelik hayatı ne ölçüde ele geçirdiği.”

Açıklama sade, dil güven verici olmalı

Böyle zamanlarda ailelerin en zorlandığı sorulardan biri de şu oluyor: Çocuğa ne söylenmeli? Olan biteni hiç konuşmamak mı gerekir, yoksa bütün ayrıntıları anlatmak mı?

Bu çerçeveyi İbrahim Adak da açık biçimde kuruyor. Çocuğun duyması gereken şeyin korkunun ayrıntısı değil, güvenin bilgisi olduğunu söylüyor:

“Bunların münferit olayları olduğu, çok nadir olaylar olduğu, okulların genel olarak çok güvenli yerler olduğu ve okullarda çocukların güvende olduğu anlatılmalı."

Adak'a göre bu yaklaşım, çocuğun zihnindeki alarmın biraz olsun sakinleşmesine yardımcı oluyor.

Günlük rutinleri korumanın önemi

Şiddet haberleri sonrasında yetişkinlerin günlük düzeni değişebiliyor. Televizyon saatlerce açık kalabiliyor, yemek saatleri sarkabiliyor, çocukla geçirilen zaman azalabiliyor. Oysa çocuklar için rutinler, güven duygusunun en temel parçalarından biri diyor İbrahim Adak...

“Rutinin dışına çıkıldığı zaman sanki dünyada ekstra çok başka şeyler oluyormuş gibi bir hava olur çocuğun zihninde. Ama rutinleri devam ederse, normal hayatın normal seyrinde devam ettiğini zaten anlar ve fark eder. Bu nedenle kriz dönemlerinde ailelerin yapabileceği en önemli şeylerden biri, çocuğun günlük akışını mümkün olduğunca korumak. Çünkü rutin, çocuk açısından sadece düzen değil; aynı zamanda psikolojik bir güven işareti.”

Bulaşıcı şiddet ve haber dilinin sorumluluğu

Tam da burada meselenin bir başka boyutu ortaya çıkıyor. Şiddetin kendisi kadar, nasıl anlatıldığı da önem taşıyor. İbrahim Adak, faili merkeze alan, ayrıntıyı büyüten, dehşeti tekrar tekrar dolaşıma sokan yayınların yeni riskler doğurabildiğine işaret ediyor.

“Yoğun izolasyon yaşayan, öfkeli, görünmez hisseden ve kırılgan durumda olan bazı bireyler için bu tür içeriklerin özdeşleşme zemini oluşturabilir. Bunlar nasıl önlenebilir? Bunlar için neler yapılabilir? Aile nasıl yaklaşmalıdır? Ebeveyn nasıl yaklaşmalıdır? Öğretmenlerin üzerine düşen görevler… Bunlar daha çok konuşulursa, bu gerçekten onarıcı ve iyi olur. Dehşeti büyütmek değil, toplumu bilgilendirmek ve koruyucu mekanizmaları görünür kılmak gerekli.”

“Şiddet dili içeren içeriklerin tamamı sorgulanmalı”

Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı İbrahim Adak’ın dikkat çektiği bir başka nokta da şiddetin dizilerde, filmlerde ve dijital içeriklerde çocukların karşısına çıkış biçimi. Şiddet içeren karakterlerin güçlü, zengin, dokunulmaz ya da hayranlık uyandıran figürler gibi sunulmasının çocuklar üzerinde ayrı bir etkisi olabileceğini söylüyor.

“Çocuklar özeniyor bunlara” diyen Adak, bazı çocukların bu karakterleri rol model alabildiğini, bunun da gündelik ilişkilerden akran zorbalığına kadar uzanan başka sonuçlar doğurabildiğini belirtiyor.

“ 'Ben de bunun gibi olmak istiyorum’ gibi yanlış bir algıya kapılıyorlar. Bu nedenle çocukların önüne çıkan içeriklerin bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerekiyor. Çocukların televizyon ve sosyal medyada maruz kaldığı genel şiddet dili yeniden düşünülmeli.” 

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:67
embedKaynak:https://www.trthaber.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Nisan 2026 14:57 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Kemikli rampalarında bayram dönüşü yoğunluğu gece de sürdü Tatil dönüşü Karadeniz yolunda kilometrelerce araç kuyruğu oluştu Karabük Haberleri

30 Mayıs 2026 00:37see157

Hamas: Barış Konseyi İsrail’in Gazze’de işgali genişletme planına ilişkin net tutum sergilemeli

30 Mayıs 2026 00:20see155

Kemikli rampalarında gece mesaisi kamerada: Araç kuyruğunun sonu bitmek bilmedi VİDEO İZLE

30 Mayıs 2026 00:52see153

Medya gerçekleri Sözcü Gazetesi

30 Mayıs 2026 05:02see142

Murat Ergin den Dünya Kupası na özel İngilizce şarkı!

30 Mayıs 2026 16:30see142

Kaybolan küçükbaş hayvanları jandarma buldu

30 Mayıs 2026 17:12see141

İstiklal Marşı Uygulaması Devam Ediyor

29 Mayıs 2026 21:58see141

MotoGP nin İtalya daki sprint yarışında Toprak Razgatlıoğlu, 17. oldu

30 Mayıs 2026 17:04see141

Yaz aylarında en çok bu turşular talep görüyor Eskişehir Haberleri

30 Mayıs 2026 17:52see141

Schengen vizesine fahiş fiyat eleştirisi Ekonomi Haberleri

30 Mayıs 2026 04:05see140

Eski eşi Deniz Uğur Reha Muhtar’ın hastaneye kaldırıldığını duyurdu Sözcü Gazetesi

30 Mayıs 2026 00:07see138

Nice, Ligue 1’de kaldı!

30 Mayıs 2026 00:18see134

ABD den İran açıklaması: Gerekirse saldırıları yeniden başlatırız

30 Mayıs 2026 11:29see133

Avrupa da ölümcül mayıs sıcakları: Yüzyıllık rekorlar altüst oldu

30 Mayıs 2026 16:47see132

Bakan Bak, A Milli Futbol Takımı’nın antrenmanını takip etti

29 Mayıs 2026 20:17see131

Balkondan düşerek yaşamını yitirdi

30 Mayıs 2026 10:36see130

Alüminyum fiyatlarında yeni hafta beklentisi: Enerji maliyetleri ve otomotiv talebi öne çıkıyor

30 Mayıs 2026 16:53see129

Vize randevularını botlarla bloke eden acentelerin fahiş fiyat oyunu deşifre oldu

30 Mayıs 2026 15:33see129

Atletico Madrid, Barcelona’nın 3 yıldızına teklif yaptı!

30 Mayıs 2026 00:45see126

Ersun Yanal dan Fenerbahçe iddialarını güçlendiren hamleler!

30 Mayıs 2026 17:15see126
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları