Şehit anasıyla Milli Savunma Bakanı mahkemelik olur mu? Sözcü Gazetesi
Sozcu sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Şehit analarıyla konuşmak çok zor oluyor. Daha konuşmanın ilk cümlesinin ardından gözyaşları akmaya başlıyor. “Oğlumun yakında düğünü olacaktı. Kısmet bile olmadı. 3 Eylül 1993’te bordo bereli oğlumu şehit ettiler” diyor. Bu anaların, bölücü terör örgütü mensuplarına ya da onun destekçisi olarak gördüklerine bakışının nasıl olabileceğini sizler de biliyorsunuz.
Milli Savunma Bakanlığı, şehit alileriyle, gazilerimizle geçmişte sanki daha çok ilgileniyordu. Ankara’da haftalarca eylem yapan er gazi ve er şahit ailelerini “Siz neden eylem yapıyorsunuz?” diye ziyarete gelen bile olmadığından yakınılmıştı.
“HADSİZ” SÖZLERİ MAHKEMEYE TAŞINDI
Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba’nın nerede, ne söyleyeceği belli olmuyor. Öfkeli, kızgın. Şimdi de mahkemeye çağrıldı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e hakaret etmekle suçlanıyor. Pakize anaya bu konuyu sordum, şunları söyledi:
“Uçağın düşmesi sonucu 20 askerimiz şehit olmuştu. Üç şehit için Ankara’da törene katıldım. Orada ‘Şehitlerimizin katillerini affetmeyin’ diyordum. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e, hem asker olduğu hem de hemşeriliğimiz nedeniyle; ‘Meclis’te terör örgütü mensuplarını istemiyoruz. Bunca şehidin katillerini affetmeye hakkınız da, yetkiniz de yok’ dedim. Benden birkaç adım ötede durup, parmağını sallayıp ‘Haddini bil, hadsiz hadsiz konuşma. Sen sadece şehit annesisin’ dedi. Bunun üzerine ben de kendisine o sözü iade ettim, ‘Hadsiz olan sizsiniz.’ Devlet büyüğü bana hakaret ederse ben de ona ederim. Herkes haddini bilecek.”
Araştırdığımda, Yaşar Güler’in şehit anasından doğrudan şikayetçi olmadığını, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret olarak değerlendirilip savcılığın re’sen harekete geçtiğini öğrendim.
SAYGIYLA VE ÖVGÜYLE ANILACAK
Pakize ananın evinde, oğlunun odasında dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yazdığı bir mektup var. Yaşar Büyükanıt da bu ailenin kendisine gönderdiği mektubu saklamıştı. Yani şehit aileleriyle, askeri makamların bırakın mahkemelik olmasını, birbirlerini hep saygıyla, sevgiyle andılar. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in şehit ailesinden şikayetçi olması ona bir şey kazandırmaz. İşte yazılan mektuplar:
“Sayın AKBABA Ailesi, Aziz Şehidimizin Değerli Yakınları, Türk vatanının ve milletinin ebedi varlığı ile devletimizin bölünmez bütünlüğü uğruna gözlerini kırpmadan canını feda eden aziz şehidimizi, 18 Mart Şehitler Günü münasebetiyle şükran ve rahmetle anıyorum. İnsanlığın ve kahramanlığın yüce değerleriyle tarihimizin altın sayfalarını yazan şehitlerimizin bize emanet ettiği vatan toprağı en kıymetli hazinemizdir. Bu kutsal emanete sahip çıkmanın, milletimizin tarihine ve mazisine olan bağlılığının açık bir ifadesi olduğuna bütün kalbimle inanıyorum.
Vatan ve ulus sevgisi ile cesaret, feragat ve fedakârlık gibi yüce duygularla yetiştirdiği evladını yine yüce değerler uğruna feda eden anneler ve babalar, hayatın en güzel çağında büyük bir sevgiyle bağlanıp, hiç ayrılmamak üzere söz verdiği hayat arkadaşından terörün hain saldırısı ile ayrılmak zorunda kalan şehit eşleri, babanın şefkat ve ilgisinden yoksun kaldığı için en mutlu anlarında dahi içinde daima bir burukluk taşıyan şehit çocukları, sizler, geçmişi, bugünü ve geleceği ile yüce Türk ulusunun en güzide bireylerisiniz.
Bu vesileyle her zaman ve her yerde yanınızda olduğumuzu bir kez daha belirtmek isteriz. Sizler için yapılan her şeyin az olduğu bilincinden hareketle yeri doldurulamaz şehitlerimizin gönüllerde yer eden yüce hatıralarının, daima saygıyla ve övgüyle anılacağını bilmenizi isterim. Şahsım ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına, asil kanlarını vatan uğruna akıtan şehitlerimizi rahmetle anarken, şehitlerimizin bize emaneti olan siz değerli yakınlarına sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.”
ŞEHİT AİLESİNİN CEVABI: ZAFERLE YAŞAYIN
“Sayın Yaşar Büyükanıt, müstesna hassasiyetlerinizin ifade bulduğu çok değerli mektubunuzu tarifi zor bir heyecan ve mutluluk hisleriyle okuduk. Hep beklediğimiz ama şahsınız bu göreve gelene kadar eksikliğini hissettiğimiz bu hassasiyetleri ahir ömrümüzde yaşayıp görmüş olmaktan bahtiyarız. Vatan toprağına bahşettiğimiz gözümüzün nuru evladımızın uğruna öldüğü değerlerin tarafınızdan hassasiyetle sahiplenilmesi acımıza tahammülü kolaylaştırmakta, yaralarımıza merhem olmaktadır.
Bölücü hainler ile dünyaya yeni bir düzen getirmeye çalışan sömürgeci devletlerin üst düzeydeki yetkililerinin alenen aynı şeyleri söylüyor olmaları, artık bu kadar pervasız ve küstah olmaları, bıçağın kemiğe dayandığı anın geldiğine de işarettir. Umudumuz, siyasi iradenin de Kahraman Ordumuzu yönetenler kadar durumun vahametini kavramaları, milletimizin şanına yakışır tavır ve tutumları kararlılıkla ortaya koyabilmeleridir.
Değerli Genelkurmay Başkanımız, varlığınız umutlarımızı yeşertti. Anladık ki ne zaman lazım olsa bu millet kendisini dehlizlerden çıkaracak kahraman önderleri yetiştirmek melekesine sahiptir. Anladık ki, bin yıldır kanımızla, terimizle suladığımız bu vatan toprağı ilelebet bizim olmaya devam edecektir. Siz var olun, sağlıkla kalın, zaferlerle yaşayın. Pakize Akbaba.”
O yaralı yürekler keşke azarlanmazsa, onların tepkisi hoşgörüyle karşılansa, mahkeme salonlarına taşınmasa. Bakan Yaşar Güler’in bu konuda bir girişimi olursa, onu da duyuracağım.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:80
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Kasım 2026 12:25 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















