Ankara24.com
close
up
Menu

AKP li belediye elektrik borcunu krediyle ödeyecek

Gerek olursa her türlü imkandan faydalanacağız Dış Haberler

Huawei’den fiyat performans atağı: Huawei Enjoy 90 ve 90 Plus tanıtıldı! İşte özellikleri ve fiyatı Mobil Haberleri

Mustafa Er: Hedefimiz sadece farkı korumak değil, daha da açmak Bursa Haberleri

Elazığ daki zincirleme kazada 4 araç hasar gördü Elazığ Haberleri

Öğretmenlerin kesin kayıt sonuçları açıklandı

İran, Erbil de ve İsrail in güneyini hedef alan iki dalga halinde misilleme yaptı

Suudi petrol devi duyurdu! Hürmüz deki krizin ardından kritik hamle

Noa Lang paylaştı! İşte parmağının son hali

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Sisak Recep Tayyip Erdoğan İslam Kültür Merkezi’ni ziyaret etti

Ankara da altı liralık bayat ekmek satılıyor iddiasına Ticaret Bakanlığından açıklama Gündem Haberleri

Banyoya kapandı, gizlice ibadet etti: Alman yazılımcının İslam la imtihanı

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: Uluslararası hukuk ölmüştür

Erol Köse nin eski çalışanından eleştirilere tepki: Kötü konuşanların hepsini evinde gördüm

6 Arap ülkesinde fırtına ve sel uyarısı yapıldı

Pakistan Dışişleri Bakanlığı yetkilileri: ABD heyeti, İran ile görüşmeler için birkaç gün içinde ülkeye gelecek

Pendik te gişelere çarpan otomobil devrildi: 2 yaralı

Milli Eğitim Akademisi hazırlık eğitimi kesin kayıt sonuçları açıklandı

Batman da Aileler Arası Silahlı Kavga

Ferrari gücünü bu kez dalgaların üzerinde tescilledi

Savunma sanayii hamlelerine saldıranların asıl hedefi ne? Gündem Haberleri

Savunma sanayii hamlelerine saldıranların asıl hedefi ne? Gündem Haberleri

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik ve stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, Hafıza Büyük Resim’in 115. bölümünde Türkiye’nin ateş çemberi içindeki stratejik duruşunu ve yerli savunma sanayiine yönelik içerideki engelleme girişimlerini analiz etti. Türkiye’nin çevresindeki 14 ülkede kaosun hâkim olduğunu belirten Kaynak, "Füzelerde ve insansız akıllı sistemlerde Türkiye'nin hâlini düşünebiliyor musunuz? Bunların hepsi için 'gereksiz' dediler. Hâlâ daha dünya ne hâlde, çevremizde 14 ülkede bombalar patlıyor; onlar Silivri'ye türbe yapma peşindeler. Türkiye'de de gereksizliği pazarlamak içerisinde Siyonizm vardır." dedi.

Hafıza’nın 115. bölümünde Ersin Çelik ve İbrahim Ufuk Kaynak, savunma sanayii yatırımlarının kritik rolünü ve "iç cepheyi güçlendirme" stratejisinin hayati önemini değerlendirdi. Küresel sistemin koruyucu anlayışının çöktüğünü ve dünyanın vicdanının ancak Türkiye ile korunabileceğini vurgulayan Kaynak, "Bu yüzyılda dünya sadece birkaç devletin gücü içerisinde kalacak ve onlardan birinin Türkiye olması şart; yoksa yeryüzünde dünyanın vicdanı kaybolur. Böylesine bir ateş çemberi içerisinden ülkeyi sükûn içerisinde tutabilmek ne büyük maharet." ifadelerini kullandı.

Ersin Çelik:

Ramazan'ı da Allah'a hamdolsun coşkuyla yaşadık. Bu sene hissettik. Şükürler olsun. Bayramda hava her ne kadar yağmurlu olsa da sosyal medyaya bakılırsa herkes herkese gitmiş, bayram görürsün. Çok güzel. Ama bir taraftan da yani tam etrafımız, çevremiz ateş çemberi; bayramı bir savaşı canlı izleyerek geçirdik.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Zaten bu Siyonist yapı, emperyal yapı bütün bayramları zehir etmek için özel program yapmış. Her sene geliyor. Bu devran değişecek tabii.

Ersin Çelik:

Evet, bu devranın değişip değişmeme noktasını konuşacağız aslında bugün, değil mi? Yani 115. bölümde biz tarihin kırılma noktasının biraz altını çizmek gerek.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bu adamlar çok hani dedik ya 500 yıllık bir sömürü sistemi ama özellikle dedik 1815'ten sonra bu olay değişti. Hepsi bir grubun eline geçti dedik. O grup şu anda parmağında çeviriyor. Yani Yahudi bir grup hem Amerika'yı hem Avrupa'yı hem Rusya'yı hem Çin'i... Ve bunun karşıdakiler, mesela insanlar çoğunluk şeyin ayrıntısında değil; sadece olayı Amerika yapıyor zannediyor. Çin ve Rusya'nın bütünüyle sessiz kalması da aynı şeydir bu işin içerisinde. Çünkü onların içerisinde de bu yapı çok hâkim. Bu yapının hâkimiyetine de aslında bugün değineceğiz, yani onun sebeplerine. Adamlar bu zamana kadar inanılmaz bir küresel sistem kurdular. Her şey onlara çalışıyordu. Onlara çalışan her şeyde bozulma emareleri görüldüğü an ki nasıl görüldü? İşte Amerika Birleşik Devletleri'nin borcu 39 trilyon dolar ama geliri 31 trilyon dolar. Yaklaşık 8 trilyon dolara yaklaşan bir açık var ve gittikçe daha hızlı bir şekilde büyüyor. Biz programa başladığımızda Amerika Birleşik Devletleri'nin geliri 23 trilyon, borcu 27 trilyondu.

Ersin Çelik:

İlk başladığımız programlarda bunu istatistiksel olarak vermiştiniz siz.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Hatta canlı yayınlanan bir sitede var.

Ersin Çelik:

Evet.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Canlı yayında gösterdik onu, Dünya Borç Saatinde. Şu anda aynısını tekrar inceleyin bakın. O inanılmaz bir derecede gidiyor. Bu son olaylar, Körfez'deki olaylar bu devletlerin ekonomisindeki para basma... Çünkü onlara kimse hesap sormuyor. Ama hesap soran kim bu adamlara, bu devletlere parayı verenler. O verenler topu topu birkaç aile dedik. Ve bu aileler dedik aslında belirli örgütler vasıtasıyla kullanıyor bütün dünyadaki bu gelişmeyi. Silah sanayisini onlar kontrol ediyorlar. Bu adamlar bu yüzyılda bu düzeni tekrar ellerinden kaybetmek istemiyorlar. Aksi hâlde gerçekten çöküyor. Yani yoksa Batı 500 yıldır sömürünün sonunda hiçbir ekonomik problemle karşılaşmaması lazım. Düşünebiliyor musun? Sen 500 yıl sömürmüşsün ve hâlâ borcun var. Ve hâlâ Batılı aslında iyi devlet yönetebilen bir akıl yapısına sahip değil ama sonsuz bir sömürü kaynağı, öldürme gücüyle beraber buna ulaştı.

Ersin Çelik:

Evet.

İbrahim Ufuk Kaynak: O yüzden şu anda bu yapıda bir iki değişimler başladı. Bu değişimin içerisine imparatorluğunu kaybeden İngiltere'nin desteklediği ve büyüttüğü Çin girdi. Yani İngiltere'nin içerisindeki yapının desteklediği Çin girdi. Şu anda Çin kenarda sessiz bekliyor. Çin'in içerisi olduğu gibi zaten bu yapınındı. İnsanlar bunu bilmiyordu. Bir Hindistan, bir Çin, bir Rusya, Amerika Birleşik Devletleri'nin şu anda İsrail ile beraber yaptığı olaya herkes pusuda bekliyor. Kenarda sinmiş vaziyette bekliyor. Barış yapalım diye ortaya çıkan bir Putin de yok, Xi Jinping de yok.

Ersin Çelik:

Yok, maalesef.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Barış yapalım, gelin bu olaylar dursun. Körfez'deki bu son Hürmüz'deki olaylar için. Hâlbuki bu olaylar neyin devamı? Biz sizinle beraber bundan önceki bir bölümde sanıyorum 70. bölümlerde falan şeyden bahsettik: İngiliz ve Fransızlar dedik, Süveyş Kanalı için 1956'da Mısır'a geldiler. Şu anda aynı olay tekrar Hürmüz'de yaşanıyor. O zaman İngiliz ve Fransız gelmişti, şimdi Amerika geliyor. Avrupa'yı dışlayamayacak.

Ersin Çelik:

Yine bir kanal savaşı ve çatışması var. Panama, Süveyş.

ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞININ AKTÖRLERİ NE PLANLIYOR?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ve biz de ilk bölümlerden beri hep dedik ki dünyada esas ana merkez; insanların hani bu grupların çeşitli amaçları var. Bunların bir kısmı teolojik amaçlı yani dini amaçlı gidiyor. Bunu işte Netanyahu'nun konuşmalarından, Amerika'daki bazı ileri gelen papazların, hahamların konuşmalarından işte bir kısmı Haçlı Seferi diyor, öbürü Armagedon diyor. Yani bir teolojik bir düşünce tarafı var ama onun yanı sıra ekonomik tarafı var. Şimdi o bahsettiğimiz Süveyş Kanalı'ydı, şimdi bu. Olayın bir başka aşaması var; askeri aşaması var. Amerika Birleşik Devletleri dünyadaki üsleri vasıtasıyla kontrolü sağlıyordu. Şimdi onlarda bir sıkıntılar çıkmaya başladı. Niye? Koruyamayacağı ortaya çıktı. Körfez'deki bütün ülkeler şok içerisinde. Yapılan bütün yatırımlar durdu. Şu anda örnek altın fiyatları geri gidiyor. Niye? Normalde Amerika savaşta ve hiç de iyi gitmediği hâlde Amerikan doları yükseliyor. Bu işin ekonomiyle falan bir bağlantısı yok dediğimiz bu. Bu en fazla borcu olan ülke, fakat bütün buna rağmen Amerikan doları bütün dünyada değer kazanıyor. Savaşa girdiği için bilinen her şeyin zıttı gidiyor.

Ersin Çelik:

Sizin çok önceden attığınız bir başlık var, onu değiştireceğiz galiba. İlk programımızda demiştiniz ya "Paranın sahipleri parayla oynuyorlar." diye. Şimdi o başlığı "Paranın sahipleri dünyayla oynuyor." diye güncelleyelim mi?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Evet, yapalım. Hem de nasıl yapalım? Çünkü şu anda artık siyasetiyle de oynuyor, inanç sistemiyle de oynuyor, bütün değer yargılarıyla oynuyor. Daha birdenbire Epstein'ın rezilliklerinden bahsettik. Bu kadar pisliği yapanlar dünyanın en masum insanı oldu. Yapan kimdi, yaptıran kimdi? Hepsi İsrail bağlantılıydı. Bir anda dünyanın masumu oldu. İki tane bomba yedi, timsah gözyaşları döküyor.

Ersin Çelik:

Tabii yani önceki akşam İran'ın attığı füzeyi ajitasyona dönüştürdü hemen. Çünkü oradan bir bahane üretecek. Korkunç bir bahane üretebilir.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Böyle bir taktik nükleer silahlar denemesine gidebilir bu adamlar. Bu adamların gözü dönmüş vaziyette. Ve şunu zannediyorlar; Yahudilerde bu hep vardır, önceden de vardı. Bu Roma İmparatorluğu döneminde de oldu. O yüzden zaten bu kadar aralara ilk başta Mısır firavunları döneminde oldu. Daha sonra Roma İmparatorluğu döneminde, hatta Türkiye'de Sabetay Sevi döneminde oldu. Kendilerine belirli bir güç ve diyorlar ki; "Tamam, her bir Yahudi'nin bu büyük savaşı yapacağı sonucunda 2.800 tane kölesi olacak." diyor. Tevrat'ta yazıyor bu bize; "Hakkımız bizim." diyor, "Bu dediği yerler bizim bölgemiz." Bu adamların feleği şaşmış. Bu adamlar 2.800 tane her bir Yahudi'ye köle verecekler nerede? Yönetimi bizim olan bölgelerde.

Ersin Çelik:

Ama diğer taraftan adamlar bütün saçmalıklarını, psikopatlıklarını, dini dayanaklarını omuzlayarak Batı'yı da ikna ettiler. Batı'yı da sindirdiler. Avrupa'yı iğdiş ettiler.

İSRAİL’İN PLANI NE?

İbrahim Ufuk Kaynak:

İşte şantaj yöntemi acayip çalışıyor. Bir ekonomik sıkıştırma, diğeri şantaj. İnanılmaz şekilde kullanıyorlar. Zaten eğer herhangi bir ülkede sürekli olarak birileri tehdit, şantajla iş yapıyorsa o yapının Yahudi ile bağlantısı olmaması mümkün değildir. Hangi yapı olursa olsun, adı ne olursa olsun. Çünkü genel gidişatı budur onların. Esas çalışma faaliyetleri budur. Herkes hakkında daima ajitasyon yapacak, acıtacak, tehdit edecek, şantaj yapacak bir şeyler bulurlar. Daha sonra da onu sonuna kadar kullanırlar. Bana göre şu anda bir Anglo-Jüdik ittifak vardı yeryüzünde. Yani Anglosaksonlarla Yahudilerin bir ittifakı. Şimdi İngiltere birdenbire çok ayrıştı. Hep dedim ya; "İngiltere kaybeden imparatorluğunu geri istiyor." diye. Bütün faaliyetleri o. Çin'i bu kadar yükseltmesinin sebebi de o. Şimdi Trump geldiğinde ne dedi? "Ben ilk önce Çin ile beraber uğraşacağım." dedi. Ne oldu İran'da, Hürmüz'de? Çünkü Netanyahu buna bu işin son derece kolay olacağını, bir iki haftada biteceğini; hava, deniz, kara kuvvetleri zaten yok, direnmeleri de imkansız dedi. Bizim bölgedeki insanların kafa yapısını bilmemeleri bu. İki, diyor ki: "Sonunuz çok kötü olacak, hepinizi öldüreceğim." Zaten ölüyor, anlamıyorlar adamlar. Bu nasıl bir kafa yapısı biliyor musun? Hani ölümün korkusundan bahsediyor; ölümden korkmayan bir adama ölümün korkusu yoktur.

Ersin Çelik:

Evet.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bu hep aynı şeyleri tekrarlıyor. İran da diyor ki: "Senin tehditlerini yok ederim." Zaten adam yok olmuş, daha ne yapacaksın? Bomba, evet bomba atıyorsun. Bütün buna rağmen adam diyor ki: "Hayır, ben seni istemiyorum." İstenmediğin yere niye gidiyorsun? Ama küresel sistemin sömürü sistemini devam ettirebilmesi için bu yüzyılda bunu yapmaları şart. Ama bu da aslında kendi sonlarını getiriyor.

Ersin Çelik:

Peki İran'ın hamleleri. Siz dediniz ya, Netanyahu bunu kandırdı, "Birkaç günde biz bu işi çözeceğiz." dedi. Zaten Trump da öyle açıklıyor. Rejim değişecek, şu olacak, bu olacak. Ama Trump şunu anladı; bu işin kolay olmayacağını anlayınca önce İran'ın içerisindeki muhalifleri ayaklanmaya çağırdı. PKK'ya bile sinyal verdi, "İran'a karşı silahlanın." dedi. Ama sosyolojiyi harekete geçiremediler. Bir de moral üstünlüğü kaybetmeye başladılar.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Evet. Moral üstünlüğü özellikle son birkaç gündür.

Ersin Çelik: Yani Amerikan kamuoyu, Avrupa kamuoyu, İsrail'in kendi içerisindeki dinamikler. Şimdi şeye başladılar işte; "Bizi dövüyorlar ha!" Avrupa'ya. Yani "yetişin yetişin"e dönüyorlar.

NATO İRAN SAVAŞINA GİRECEK Mİ?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Evet, NATO'yu işin içerisine katmaya çalışıyorlar. Yani sanki bu zamana kadar bak dedim ya size; Cumhuriyetçilerin Amerika'da özelliği hiçbir uluslararası kurum ve kuruluşu tanımaz. Ama canı yanmaya başlayınca şimdi "Uluslararası kurumlar, kuruluşlar nerede?" diyor. "NATO bize yardım etmiyor, hesabını soracağım bunun, ağır bedel ödeyecekler." diyor. Efendim, bu zamana kadarki müttefik dediklerine söylüyor bunu; İngiltere Başbakanı olmak üzere bütün Avrupa Birliği'ne. Yani onları tehdit ediyor. Şimdi bölgedeki Arap ülkeleri, küçük emirlikler falan filan petrolden beslenen ülkeler; bunların hepsi şu anda çok müthiş kayıpta. Günlük kayıp miktarı yaklaşık 2,5 milyar dolar.

Şu anda günlük 2,5 milyar dolar sadece bu petrolden sevk edememekten elde ettikleri kayıp. Bir de bunun üzerine yıkıntılar ekleniyor, geçen zaman ekleniyor. Örneğin şimdi Avustralya'ya biletler; eskiden Etihad giderdi, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Katar ve Etihad Yolları giderdi. Şu anda fiyatlar bir fırladı ki çünkü bir tek Türk Hava Yolları kaldı. Yani 20.000 liralık fiyatlar 100.000 liraya çıktı.

Ersin Çelik:

Orada da inanılmaz düştü her şey.

“BAE’NİN KAYBI ÇOK BÜYÜK”

İbrahim Ufuk Kaynak:

Birleşik Arap Emirlikleri elindeki bütün altını piyasaya sürüyor şu anda, o yüzden altın fiyatları düşmeye başladı. Onlar işin içerisinden çok fazla büyük bir yıkımdalar. Afrika'nın içerisine kadar uzanmıştı Birleşik Arap Emirlikleri onun bunun izniyle, desteğiyle, silahıyla. Libya'yı karıştıracak, Sudan'ı karıştıracak. Birleşik Arap Emirlikleri kim ki bunları yapacaktı? Küçücük bir devlet dersin ama onayın dengesi öyle değişmedi. Şimdi Trump diyor ki: "Eğer Hürmüz'ü açmazsanız size 48 saat veriyorum, görürsünüz bak ne olacak." Ya bazen böyle çocuk gibi konuşuyor. O bunu dediği zaman insanlar Tahran'da meydanda bayraklarla ellerinde attıkları füzenin kutlamasını yapıyorlar. İkisi arasındaki farka bak. Eğer bu adam yoksa zaten meydana çıkmaz. Yahudiler gibi evinde oturuyor.

Ersin Çelik:

Hayır, muhalifleri rejimin yanında saf tutturdular. Yani o ilk günlerdeki "rejim yıkılacak, Hamaney öldü" şeyi bitti. İran'ın içerisindeki şey de bitti yani.

İbrahim Ufuk Kaynak:

İkincisi hani bunlar hep şöyle düşündüler: "Üst kadroyu öldürdük mü bitti. Deniz kuvvetlerini de bitirdik, hava kuvvetlerini de bitirdik, kadroyu da bitirdik; ülke bitti." O yüzden Trump diyordu ki her şey bitti. Bitti diyordu. Yarın ben söylediğim zaman hani "Ben Netanyahu'nun emrinde değilim." demek için yırtınıyor adamcağız. "Hayır, onu ben söyleyeceğim, ben karar vereceğim, ben bitireceğim. Sen benden önce konuşma, bekle bir ben bir şeyler söyleyeyim." diyor. Bu inanılmaz bir ego belki ama karşıdakini de tehdit ediyor. Bu güvenirliğini de kaybetti, Avrupa olduğu gibi uzaklaştı.

Ersin Çelik:

Kasım'daki seçimlerde bunun bir bedeli olacak muhtemelen.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Şu anki durumda kaybediyor seçimi. Bu da kendisini acayip bir zor duruma sokacak, hem de Amerika içinde de. Amerika içindeki eyaletler arasında da aynı şekilde bu huzursuzluk başlayacak. Çünkü büyük ihtimal o zaman seçim güvenliğini sağlayacak; yani bir korku, sindirme şeyine bakıyor.

Ersin Çelik:

New York Times bir makale yayınladı, Trump'ı eleştiriyorlar ama diğer taraftan da şey diyorlar: "Madem başladın bitir." Yani Amerikan derin devletinin resmi söyleminin şeyi de "Madem başladın, büyük bir bela sardın başımıza; madem öyle bitir, yani İran'ı öyle ya da böyle sil sahneden." demeye getirmişler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Şu anda aslında aynı şeyi Netanyahu yani bütün gücüyle -gerçi kendisi bu aralar hiç çıkmıyor ortalığa, epey bir zamandır kayıp ama arkadan sürekli bir şeyler söylüyor zannediyorum bayağı takip altında. O yüzden ortalığa çıkamıyor eskisi gibi, meydanlarda dolaşamıyor. Yetme bulma dünyası.

DEMİR KUBBE’DE İRAN AJANI MI VAR?

Ersin Çelik:

Şeyleri yıkıldı; "Bize hiçbir şey olmaz, kurşun işlemez, üzerimizden roket geçmez, kuş geçmez." Yani bütün toplumun inancı yıkıldı.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Hatta Demir Kubbe'nin içerisinde çalışan İran'ın ajanları olduğunu söyleyip soruşturma başlatıyorlar kendi aralarında.

Ersin Çelik:

Belki o biraz o güvenlik zafiyetini perdeleme işi olabilir.

“ŞU ANDA YAPILANLAR ROMA’NIN YIKILIŞINA GİDİYOR”

İbrahim Ufuk Kaynak:

Neticede dünyaya sundukları doğru da olabilir yanlış da olabilir. Şimdi öyle bir puslu dönemdeyiz ki haberler dediğim gibi; özellikle de zaten Batı'da inanılmaz bir satılmış medya var. Bunun yansımaları da her tarafta vardır biz dâhil. Öyle bir medyanın bulunduğu bir ortamda yoksa sen İsrail'den işte "İran füzeleri geldi" diyor; bir tane evin penceresi yıkılmış onu gösteriyor. Bu bir şey değil, bu esas görüntü değil ama diğer tarafı gösterirken işte dümdüz oldu, bombaların etrafına kadar dağıldığını falan anlatıyor. Bu adamlar var olan bir yapıyı değiştirmek istemiyorlar. Herkesin planı ayrı. Amerika, Trump olayın sadece parasal ve ekonomik yönünü düşünüyor. İçerisinde bir miktar da dini sosu var çünkü kendisinin de bağlı olduğu bir grup. Bunlar nihayetinde onun oy kaynağı. O grupla beraber Amerika Birleşik Devletleri'nin üstünlüğünü bu yüzyılda devam ettirebilmek için ama bundan önceki yapıyı. İşte Amerika'nın hafızası o kadar derin değil. Dedim ya Batı'nın, daha çoğunlukla İngiliz hafızasını kullanır veya Roma İmparatorluğu hafızasından kaynaklanır. Roma İmparatorluğu döneminde de olanların aynısı şu anda Trump ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanıyor. Amerika ne diyordu? "Ben Roma'nın devamıyım." Şu anda yapılan hareketler aynı zamanda Roma'nın yıkılışına gidiyor yani Amerika'nın yıkılışına gidiyor.

Ersin Çelik:

Değil mi?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Evet. Yahudiler bir imparatorluk ve gücün içerisine girerler, daha sonra kemirmeye başlarlar ve en sonunda bütünüyle dağıtırlar. Bu hep böyle olmuştur. Osmanlı da böyledir, İngiliz İmparatorluğu da böyle dağıldı; Fransız, Alman, Avusturya-Macaristan, Rus imparatorlukları da böyle dağıldı. O yapıda bir kölelik ve sömürge sistemi vardı. Hesapsız alacak şimdi geliyor. İşte Venezuela'yı çok kolay halletti; "Bir adamı değiştirdim bütün sistem değişti, ne kadar kolaymış." dedi. Aynısını İran'a yapayım bu iş bitsin dedi. Şu anda batağa saplandı. Hiç tahmin etmiyordu bu kadarını. Niye? Çünkü Amerika hafızası derin olmayan bir ülke. İran ise çok derin.

Ersin Çelik:

Vietnam'ı yaşadılar, Irak'ı yaşadılar.

YAHUDİLER DÜNYADA TİCARET AĞLARINI NASIL ÖRDÜ?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Tabii ve hiçbirisini de kazanmadı. Hani bunu söylerken Amerika kazanmadı, kaybetti; Amerika'nın umurunda değil bu. Niye? Küresel sömürü sistemi devam ediyorsa ölen Amerikalı olmuş, İngiliz olmuş, Türk olmuş hiç fark etmiyor adam için. Mesele devlet değil orada; devletleri yöneten o para gücü kendi sistemini devam ettirebilecek mi ettiremeyecek mi? Şu anda da onun mücadelesi yaşanıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin o dönemdeki mücadelesinin içinde dedik Trump bu adamlarla içerisine Jüdik kaçtı böyle böyle. O zamanlarda zaten aynıydı. Şimdi bakın dedik ya olayın temeli bu adamlar ekonomik düşünüyor diye. Ekonomik düşünenlerin bir diğer olayı da şu: Şimdi 1800'den bugüne kadar aradaki o dengeye bakalım ama özelde 1800-1900 arasına bakalım. Aynı dönem içerisinde İngiliz İmparatorluğu var. İngiliz İmparatorluğu aslında bir hiç, koruyucu güç sağlıyor. Bütün işi yapan Yahudi tüccarlar. Bağdat'tan kaçan, göç etmek zorunda kalan hatta Bağdat'ta bir de hazine emiri o zaman Sassoon ailesi diye bir aile, Yahudi ailesi, Davut Paşa ile beraber o bölgenin valisi Davut Paşa, o da Gürcü asıllıdır, onunla beraber bir sıkıntıya giriyorlar. En sonunda bütün paralarını, fındıklarını pullarını toplayıp kaçmaya kalkıyorlar. Paraların bir kısmına Osmanlı el koyuyor ama bir kısmı kaçıyor. Kaçan aile nereye gidiyor? İlk önce bugünkü Pakistan civarına gidiyor, hemen oradan Hindistan'a geçiyor; Bombay'a, Mumbai bugün adıyla. Mumbai'ye geçiyor ve aile bir anda o kadar hızlı bir şekilde bütün bölge ticaretini ele alıyor. Niye? İngiliz'in askeri gücü var, arada korkutucu bir güç var. Bu adamlar bütün Hindistan'da afyon ticareti. Bak dünyadaki bütün ticaretin paranın yoğunlaşması üretimden elde edilen paranın yoğunlaşması değildir. Hırsızlık, çökme ama en önemlisi de uyuşturucu; beyaz kadın ticareti, uyuşturucu ticareti ve kumar.

Ersin Çelik:

Yani bağımlılık aslında sürekli bir gelir kaynağı.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Sürekli bir gelir kaynağı. Sassoon ailesinin bir diğer ferdi ise aynı dönemde Şanghay'a gidiyor, Hong Kong'a gidiyor; aynı bölgelere bakın dağılıyor Çin'in içerisinde. Şimdi siz şöyle bir dönem düşünün: 1838 Türkiye Baltalimanı Antlaşması imzalamış. Antlaşmanın temeli şu: İngiliz'e ticari ayrıcalık veriliyor.

Ersin Çelik:

Ama bu ilk borçlanma değil mi?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Evet, 1840'larda ilk borçlanmayı yapıyoruz. Aynı olay, aynı tarihlerde İran'a gidelim. Ruslarla beraber bunlar bir Türkmençay Antlaşması yaptılar. Antlaşmanın sonucunda işte Revan Hanlığı yani bugünkü Ermenistan'ın bulunduğu yerde bizim Revan Hanlığımız vardı. O bölgede Müslüman nüfusu yüzde 90'dı. Rusların eline geçtikten sonra Ruslar o bölgeye Ermeni yığılması yaptı ve toplam birkaç sene içerisinde Ermeni nüfusu Müslüman nüfusuyla yarı yarıya eşitlendi. Şu anda hiç kimse yok.

Ersin Çelik:

Yani 1830'lardan bahsediyoruz değil mi?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Evet. Türkmençay Antlaşması'nda esasında Ruslar ortamı hazırladı, İngiliz de çöktü. Hemen daha sonraki dönemde 1840'larda, 50'lerde, 60'larda ne yaptı? İran'ın bütün gelirleri o zaman hanedan Türk hanedanı, 1925'e kadar bin yıldır Türkler yönetti. En son Kaçar ailesi, hatta Kaçar ailesi çok uğraştı; Osmanlı ile falan da geldi bize, ricalarda bulundu. "İngiliz'e karşı birlikte hareket edelim." dedi bize. Bizimkiler bir türlü İran'ın o mezhepsel taassubundan kurtulup da böyle bir şey yapabileceğine ihtimal vermediler. Şu anda da aslında benzer şeyi İran yaşıyor. Biz o zaman yıkılış devresindeydik, biz öyle bir şüphenin içerisindeydik. Yoksa Kaçar hanedanı bize gelip başvurduğu zaman bundan kurtulmaya çalışıyordu fakat kurtulamadı. Niye? Rusya aynı zamanda bize Kırım'dan saldırırken aynı anda İran'a saldırıyordu ve bu İngiliz'e gerekli sömürü ortamını sağlıyordu. İngiltere diyor ki: "Gel şu ticari anlaşmaları imzala." Baltalimanı'nın aynı anlaşmaları hepsi. İngilizler mesela reji şirketi vasıtasıyla İran'da bütün tütün imtiyazını aldılar.

Ersin Çelik:

Reji şirketi Türkiye'de de kullanılıyor; tütüncülük yapanlar rejiyi biliyordur.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Evet, Türkiye'de de aynı. Şimdi Düyûn-ı Umûmiye'yi düşünün, aynısı İran'da; aynı dönem Hindistan'da, aynı dönem Çin'de, aynı dönem Mısır'da. Dünyanın en zengin medeniyetlerinin bulunduğu bütün bölgeler 100 yıl içerisinde dünyanın en yoksul hâline geldi. Bunun sebebi bu emperyalizmdir. Bu olayın rejimsel boyutu bu ama bunun hepsinin altında dedik ki Hindistan'da Sassoon ailesi var, bir de Kadoorie ailesi var o da Bağdat'tan göçme ikinci bir aile. Bunlar genelde onlar da varlar hem Hindistan'da. Bunlar afyoj ticaretinden elde edilen parayı Çin'in içerisinde başka sektörlerde kullanıyorlar; ne gibi? Otelcilik. İlk önce otelcilik kuruyor. Bakın otel nasıl biliyor musun o dönemde kullanılma; bütün karanlık adamlar o otellerde kalıyor. Eğlence var, sınırsız uyuşturucu var ve kadın ticareti var. Beyaz kadın ticareti tarih boyunca bu adamların hep merkezinde oldu, Epstein ile falan ortaya çıkmadı; tarihin temeli böyleydi. İngiliz bütün Güneydoğu Asya ülkelerini kendisine genelev olarak kullandı. Sistemin aslı buydu. Bu adamlar çok acımasız. Şu anda İran'da yapmak istedikleri, Hürmüz'ü ele geçireceğim diyor, "O da bende kalsın." diyor. Bu ne biliyor musunuz? Vakti zamanında Malakka Boğazı'nın ele geçirilmesi, Süveyş Kanalı'nın ele geçirilmesi; bizim hep bahsettiğimiz ticaret yollarının ve enerji yollarının kendi ellerinde kalma mücadelesi. Ve buna karşı kim karşı çıkacak? O yapının içerisinde bakın o kadar ilginç ki işte 1890'larda İngilizlere tütün anlaşmaları verildi, reji şirketi. Reji şirketi aynı zamanda Türkiye'deki tütünün bütün işleme haklarını aldı; İngiliz-Hollanda ortaklığında bir şirket. Hindistan'da ise bu dediğim Sassoon ailesi afyona alıştırdı. Çinliler İngiltere'nin üretimi hiçbir şeyi almıyor ama o zamanlar İngiliz bir plan yaptı, afyona alıştırdı. Çin'in nüfusu 150 milyonken bunun 15 milyonu afyon bağımlısıydı. Ve Çin bu parayı sağlayabilmek için İngiltere'den sadece gümüş karşılığı çalışıyordu, gümüşleri geri vermeye başladı. Ve Çin tarihin en büyük sömürüsüne uğradı ve bitirildi. Hindistan aynı, Türkiye aynı, Mısır aynı, İran aynı. Hep aynı dönemde benzer anlaşmalarla... Keşke gönül istiyor ki hani bu şeyi mesela bir Şanghay şehrinin nasıl geliştirildiğini, nelerin yapıldığını. Adam bakıyor ki uyuşturucu parasına o kadar çok para geliyor ki; "Ne yapacağım?" diyor. Okullar, hastaneler kuruyor. Halk diyor ki: "Aman ne kadar iyi insanlar bak şimdi birisi hastane yapıyor, okul yapıyor." Hâlbuki o uyuşturucu parasını gizleyip halkla devletin arasını açmak için yaptıkları bir olay. Ve başarılı oluyorlar, bütün devletlerde de bu iş için başarılı oluyorlar. Daha sonra Japonya. Aynı dönem Japonya'da 1890'lardan itibaren İngiltere ile aynı ticari anlaşmalar Japonya ile yapıldı. Türkiye, İran, Hindistan, Çin, Japonya, Mısır, Güney Afrika; bütün ülkelerle aynı ticari anlaşma yapılıyor ve bugün bu sistemin devam ettirilmesi için aynı bölgelerde çalışılıyor. Bunu anlarsak işimiz aslında çok kolaylaşacak. Yaptıkları şeylerden bir tanesi de adamların çok kolay dedim ya; mesela 1908'de Abdülhamid Han dönemi, Abdülhamid'in hal edilmesi, görevden alınması, 1914'e kadar geçen süre içerisinde devletin yok oluşu, çok büyük topraklar kaybedişi, 33 yıldır bir arada tutulan devletin bir anda çözülmesi... Bütün yapan kimdi? İngilizler, Jön Türkler. İttihat ve Terakki. Zaten hepsi Yahudi, öyle söyleyeyim

Ersin Çelik:

İngiliz elçiye at olarak kendine koşanlar.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bu size neyi hatırlatıyor?

Ersin Çelik:

Kraliçeye selam yollayanlar, krala selam yollayanlar, sitem edenler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ve "Ben Jön Türk'üm." diyenler. Onlar da ne istiyorlardı? O zaman Sultan Abdülhamid'i deviriyorlardı. Sultan Abdülhamid birliğin sembolüydü, yani devletin iradesinin yıkılmasıydı. Şu anda aynı şeyi yapmıyorlar mı?

Ersin Çelik:

Uğraşıyorlar. O kadar tarih verdiniz, çok uyuşan bir tarih daha var, onu da ben vereyim. Antisiyonist tarihçi Ilan Pappé -Yahudi ama çok net antisiyonisttir- onun bir kitabı var; "Siyonizmi Pazarlamak". Ben özellikle gençlere mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum. 1838 yılı Londra, Oxford bölgesi; burada Kitab-ı Mukaddes Cemiyeti kuruluyor ve Osmanlı İmparatorluğu'nun ortasında bir İngiliz Yahudi devleti fikri ilk defa o zaman ortaya atılıyor bu cemiyette. Yani bu fikir sosyolojik olarak ortaya atılırken siyasi çalışmaya ve ekonomik çalışmaya da başlıyorlar.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Lord Palmerston demiştik ya İngiliz Başbakanı, işte o dönem...

Ersin Çelik:

Ve Siyonizmin ilk lobiciliğini üstlenen de İngiliz Kontu Anthony Ashley Cooper. Ve şey diyorlar; orada bir Yahudi devleti kurmak yetmez, Biladü’ş Şam denilen büyük Suriye topraklarında istila etmek.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Osmanlı bölgenin adına Biladü’ş Şam eyaleti diyordu.

Ersin Çelik:

Biladü’ş Şam’ın karşılığı ne jeopolitik olarak? Arz-ı Mevud. Yani İsrail'in Arz-ı Mevud psikopatlığının karşılığı Biladü’ş Şam. Kudüs, Mescid-i Aksa, Antep, Kilis, Mısır'ın İskenderiye'si... Yani aslında tarihsel okumayı yaparken böyle gitmenin ne kadar faydalı olduğunu şimdi görüyoruz. Fotoğrafı bütünleştirmemiz lazım.

“JÖN TÜRKLER YENİDEN ORTAYA ÇIKTI”

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bizim farkımız bu; biz güncel olayları "şuraya şu kadar bomba düştü, bu bunda şunu söyledi" demiyoruz. Bu işin bir tarihsel kökeni var, onu da anlatmaya çabalıyoruz. Çünkü bu hem ideolojik düşünce hem teolojik düşünce hem ekonomik düşünce hem askeri düşünce hepsi bir arada gidiyor. Herkesin planı farklı. Allah'ın da planı var. Vallahi bizim ülkemiz de kendisine göre her türlü hazırlığını yapıyor. Çünkü sistem öyle bir dedik ya; Sultan Abdülhamid Han dönemindeki Jön Türkler ilginç bir şekilde tekrar günümüzde ortaya çıktı. Çünkü ana muhalefetin içerisinde İttihat ve Terakki olarak birleşmişlerdi o zaman, şimdi farklı olarak birleştiler. Jön Türklerin çevresinde birleşenler ve kendisine yardımcı olanlar Millet İttifakı oldu. Çok ilginç biliyor musunuz; milleti yok etmek için Millet İttifakı yapmak. Tarihi okuduğumuzda aslında çok ilginç şeyler çıkıyor, aynı damarlar çıkıyor. O zaman başardılar, şu anda umutları tekrar başarabilmek. Varsayalım başardılar Türkiye'nin Jön Türkleri -Allah korusun- yani Özgür Özel başta olmak üzere varsayalım başardılar; bundan bölgede ne olur, dünyada ne olur, yeni düzen nasıl olur bir düşünün. Vallahi hiç. Batı bir yüzyıl daha kazanır.

Ersin Çelik:

Yok, hiç düşünmeyelim, aklımızdan bile geçirmeyelim.

“BARIŞ İÇİN UĞRAŞAN TEK ÜLKE TÜRKİYE”

İbrahim Ufuk Kaynak:

O yüzden o kadar kritik bir dönemdeyiz ki yani bir barış adası olarak yeryüzünde 208 devlet var. Başat rolü oynayan devletler içerisinde; "Hadi gelin barış düşünelim, ne olur?" diyen bir tek lider var: Türkiye ve Türkiye liderliği. Başka hiçbir ülke yok barış için uğraşan, çok ilginç. Bunu inşallah tarih de yazacak.

Ersin Çelik:

Hem barış için hem yeri geldiğinde savaş için.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Şimdi kambersiz düğün olmaz; eğer ciddi bir şey Türkiye olacaksa yeryüzünde bir şekillenme, bunun içerisinde Türkiye olmak zorunda. Hani Mustafa Kemal Atatürk'ün bir lafı vardı: "Yurtta sulh, cihanda sulh." Ben bunu ne anlıyorum biliyor musun? Eğer Türkiye'de huzur yoksa dünyaya huzur yok kardeşim olarak anlıyorum.

Ersin Çelik:

Evet, jeopolitik olarak düşündüğün zaman şu anda da bunu tescil etmiş oluyoruz. Akdeniz'de sondaj yapıyordu gemilerimiz, gaz arıyordu; "Ne işimiz var, niye yapıyoruz, niye Mavi Vatan ilan ettik, niye Yunanistan ile ilişkileri bozuyoruz, geriyoruz?" diye içeriden o Jön Türk aklı bunu da kaşıyordu. Şimdi Yunanistan kiminle direkt iş tutuyor? İsrail ile. Hava savunma sistemini kime kurduruyor? İsrail'e. Kapıkule'den çıkınca yürüyerek yarım saate gideceğimiz noktada hangi ülkenin tahkimatı var? Amerika niye Dedeağaç'a o kadar silah yığdı bundan birkaç yıl önce?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Tabii Cumhurbaşkanımızın hatta o konuda açıklaması var; dedi ya Amerika Birleşik Devletleri giriyor Yunanistan'ın bütün adalarına üs kuruyor, biz anlamıyor muyuz yani şu an kimin için bunlar?

Ersin Çelik:

Normalde anlaşmaya göre silahsız olması gereken o adalarda kimin silahları var? İsrail ne yapıyor şu anda, neye hazırlanıyor? Onlar hazırlanırken biz niye izlemeye dayatıldık?

“TÜRKİYE DÜNYANIN VİCDANIDIR”

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ya bunun içerisinde "Ben Jön Türk'üm." denir mi şimdi? Böyle bir ortamda "Ben emperyalizmin kölesiyim." denir mi? "Benim aklım, mantığım bu." diye söylenir mi? Türkiye'ye böyle bir ihanet yapılır mı? Böylesine kritik bir dönemde Türkiye dünyanın vicdanıdır. İnsanlık tarihinde var olan bütün medeniyetleri bir tarafa koy, adını vahşet medeniyeti koy; Türkiye'yi diğer tarafa koy, vicdan medeniyeti. Evet, bunu yeniden inşa edeceğiz.

Ersin Çelik:

Bir de bu bugünden yarına olacak bir iş değil, bunun için çok yoğun çalışmak gerekiyor. Çok yoğun da çalışılıyor. Çok gayretli gerçekten yıllardan beri iç kamuoyunda da itibarsızlaştırılmaya çalışılan bazı kurumlarımız var, inanılmaz çalışıyorlar.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Sadece düşünün; 15 sene evvel sadece Selçuk Bayraktar'ın bu gayretleri olmasaydı bu insansız hava sistemleri konusunda şu andaki durumla bir karşılaştırın dünya nerede? Füzelerde ve insansız akıllı sistemlerde Türkiye'nin hâlini düşünebiliyor musunuz? Ve bunların hepsi için "gereksiz" dediler, "Biz geldiğimizde karşı çıkacağız." dediler. Ali Babacan ne dedi? Adam diyor ki: "Ben tabii ki ilk önce Bayraktar'ı yargılayacağız." diyor. Neyi, kimi? Anladınız değil mi şimdi kimi yargılayacaklarmış, kim kimin adına kimi yargılamaya çalışıyormuş? Aynısını CHP'nin kendisi söyledi. Ya bizde bak vallahi bu particilik olarak değil, ben de AK Partili olduğum için falan değil; bu acayip bir şey. Hani dediniz ya Siyonizmi pazarlamak diye; Türkiye'de de gereksizliği pazarlamak içerisinde Siyonizm vardır. Hiç fikri olmayanları pazarlamak, hiç aklı olmayanları... Hâlâ daha dünya ne hâlde, çevremizde 14 ülkede bombalar patlıyor; onlar Silivri'ye türbe yapma peşindeler.

Ersin Çelik:

Gerçekten komik bir taraftan trajik. Akıl alır gibi değil ya. Bir de bununla övünüyorlar, bir de bunu maharet sayıyorlar, bunu kutsuyorlar, bununla mutlu oluyorlar. Çok garip, çok ilginç. Fakat bir taraftan da bu iç cepheyi güçlendirme teorisi vardı ya; yani bu yeni bir teori değil. Sayın Cumhurbaşkanı da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de 2-3 yıldır bunun üzerinde duruyorlar. Siyasi feraset budur, siyasi vizyon budur. Çünkü ilerisini görüyorlar, bugünü görmektir. Şimdi biz öyle ya da böyle sabote edilmeye çalışılıyor, hâlâ provoke edilmeye çalışılıyor. Ama PKK'nın kendini lağvetme sürecini kotarmamış olsaydı Türkiye Cumhuriyeti Devleti şu anda bu kadar eli güçlü olmazdı. Şimdi biz sınırda başka mücadele veriyor olurduk.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Gerçekten öyle. Allah razı olsun Sayın Devlet Bahçeli'den; Sayın Cumhurbaşkanımızla beraber gönül birliği yaptılar ve bu işe başladılar. Bakın şimdi topluyoruz meyvesini.

Ersin Çelik:

İşte siyasi manevra dediğimiz, siyasi risk dediğimiz, sosyolojiyi okumak demek, jeopolitiği bilmek demek tam olarak bu.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Vizyon da geleceği de bir sonraki adımı bilebilmek. Yani bazı şeyleri feda ediyoruz bazen; bu satrançta hani piyonu veriyorsun ama adamın filini alıyorsun.

Ersin Çelik:

Evet, devlet aklı böyle bir şey.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Biz Suriye'de hiç acele etmedik ama 10-15 senenin sonucunda kazanan tek Türkiye oldu.

Ersin Çelik:

Hâlâ ona da çamur atıyorlar bir taraftan. Şimdi bu savaş dönemleri, kritik dönemler, kaotik süreçler belli damarlar çıkar; kaşırlar, tahrik ederler. Şimdi Türkiye'de de bir Şii-Sünni çatışması üzerinden bir şey. Biz de yazıyoruz, çiziyoruz, konuşuyoruz ama birileri ısrarla oraya kan pompalıyor bu çatışmaya. Çünkü sosyal medya dediğimiz bir çukurun ortasındayız ve herkes burada vaktini geçiriyor, gündemi buradan öğreniyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Vallahi onu en yakından yaşayanlardan biri sizsiniz, basının tam ortasında.

Ersin Çelik:

Evet, habercilik de zaten burada geri planda kaldı. Çünkü sosyal medya haber olmayan her şeyin tartışıldığı bir platforma dönüştü. Ama en nihayetinde işte iç cephe dediğimiz meseleye dönüyoruz biz. Yani iç cepheyi zayıflatacak o her seferinde bir pençe, her seferinde bir parça koparacak bir kaosa dönüşüyor; buna dikkat etmemiz gerekiyor. Yani Cumhurbaşkanı’nın, Dışişleri Bakan’ının İran meselesiyle ilgili siyasi ve insani duruşu çok net.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Gerçekten öyle. Zaten o da başarılı olduğu nereden belli; bakın çevremizdeki 14 ülke karmakarışık. Böylesine bir ateş çemberi içerisinden ülkeyi sükûn içerisinde tutabilmek ne büyük bir maharet.

Ersin Çelik:

Avrupalılar bunu sosyal medyada bir özentiye, öykünmeye dönüştürdüler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Şu anda gerçekten "Keşke bizde de böyle bir liderlik olsa." diyorlar. Aslında bir ülkeyi mahvetmek istiyorsan koalisyonlara mahkum edeceksin. Böylece herkes bir tarafa çekecek, ülkede hiçbir şey yapamayacak, işe de yaramaz hâle geleceksin. Ya Türkiye normalde hiç kimseyi sömürmeden, bütünüyle kendi gücüyle bütün komplolara ve içerideki bütün Jön Türk faaliyetlerine rağmen bir gelişme sağladı. Şu son 10 senedir, 15 senedir yaptığımız savunma sanayi yatırımlarının ne kadar değerli olduğu şimdi anlaşılıyor ya. Çok daha fazlasını yapmamız gerektiği de. Niye? Şu anda inanılmaz boşlukta oldu. Artık Amerika Birleşik Devletleri'nin o bölgedeki insanları koruyan anlayışı çöktü, bitti. Bunlar kendilerine yeni yer arayacaklar.

Ersin Çelik:

Parayla, baskıyla, siyasetle itibar kazanma, güç addetme dönemi de çöktü.

İbrahim Ufuk Kaynak:

İkincisi "Sessiz kalalım bu durum geçsin." dönemi de bitti. İngiltere'de muhalefet çok ilginç bir konuşma yaptı İngiliz parlamentosunda; diyor ki: "Amerika Birleşik Devletleri ve Trump ile bir yıldır yatıştırma politikası uyguluyorsunuz, adım adım ezilerek geliyoruz. Şu anda zirveye ulaştı, hâlâ devam edecek misiniz buna?" diyor. Şimdi Körfez de aynı biçimde; Amerika'ya çok büyük bir güç atfettiler ve bu gücün kendilerini sonsuza kadar koruyabileceğine inandılar. Hâlbuki çok basit bir şekilde birkaç füzeyle yok edilebileceğini öğrendiler. Bizim hep söylediğimiz bir şey vardı: "Bu yüzyılda dünya sadece birkaç devletin gücü içerisinde kalacak." Onlardan bir tanesinin Türkiye olması şart; niye? Yoksa yeryüzünde dünyanın vicdanı kaybolacak. Bizim olmamız lazım.

Ersin Çelik:

Bir gazeteci refleksiyle sorayım: Şimdi önümüzdeki Haziran ayında Dünya Kupası oynanacak ya; bir sonraki 2030 Dünya Kupası'na katılan ülke sayılarının şeyi değişecek mi bu durumda?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Aynen öyle. Bak şu gidişat nasıl biliyor musun? Tabela devletler dedik. Dünyada başat devletler vardır, bir de tabela devletler vardır; onların etkisi altında hareket eden ülkeler. Bunların adının büyük olması da bir şeyi etkilemez; işte Almanya ve Japonya onlardan bir tanesidir.

Ersin Çelik:

Politik ve ekonomik köle.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Almanya mesela en büyük Yahudi katliamını yaptı; "İsrail ne derse doğrudur." diyor şimdi. Bir devletin bu duruma getirilebilmesi aslında ilginç bir şey. Psikologların bunu da incelemesi gerekiyor. Toplumsal değişimde bunun sebebi neydi?

Ersin Çelik:

Maneviyatsızlık, inançsızlık, dinsizlikle beraber kültürünü yok etme, insana değer vermeyi geri planda tutma.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ve en kritik dönemlerde sen kendi ülkenin sınırları içerisinde huzurla bayramını kutluyorsun, etraf yanıyor. Herkes görüyor, yokmuş gibi davranıyor. Ama sen bir düşün; ülkenin içerisinde "Ben iktidara talibim." diye düşünen ama Silivri'de türbecilik oynayan bir grup.

Ersin Çelik:

Kreş siyaseti yapıyorlar. Çok seviyesizler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Vallahi dünya ateş çemberinin içerisinde, yanına taraftar da buluyor 3-5 bin kişi; inanılacak gibi değil.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:63
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 25 Mart 2026 16:34 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

AKP li belediye elektrik borcunu krediyle ödeyecek

24 Mart 2026 11:33see278

Gerek olursa her türlü imkandan faydalanacağız Dış Haberler

24 Mart 2026 01:12see207

Huawei’den fiyat performans atağı: Huawei Enjoy 90 ve 90 Plus tanıtıldı! İşte özellikleri ve fiyatı Mobil Haberleri

24 Mart 2026 00:34see197

Mustafa Er: Hedefimiz sadece farkı korumak değil, daha da açmak Bursa Haberleri

25 Mart 2026 01:19see195

Elazığ daki zincirleme kazada 4 araç hasar gördü Elazığ Haberleri

24 Mart 2026 00:25see193

Öğretmenlerin kesin kayıt sonuçları açıklandı

24 Mart 2026 00:51see180

İran, Erbil de ve İsrail in güneyini hedef alan iki dalga halinde misilleme yaptı

24 Mart 2026 00:41see177

Suudi petrol devi duyurdu! Hürmüz deki krizin ardından kritik hamle

24 Mart 2026 00:20see177

Noa Lang paylaştı! İşte parmağının son hali

24 Mart 2026 00:40see170

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Sisak Recep Tayyip Erdoğan İslam Kültür Merkezi’ni ziyaret etti

25 Mart 2026 00:38see170

Ankara da altı liralık bayat ekmek satılıyor iddiasına Ticaret Bakanlığından açıklama Gündem Haberleri

24 Mart 2026 00:49see167

Banyoya kapandı, gizlice ibadet etti: Alman yazılımcının İslam la imtihanı

24 Mart 2026 20:55see165

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: Uluslararası hukuk ölmüştür

25 Mart 2026 00:00see162

Erol Köse nin eski çalışanından eleştirilere tepki: Kötü konuşanların hepsini evinde gördüm

24 Mart 2026 19:28see161

6 Arap ülkesinde fırtına ve sel uyarısı yapıldı

25 Mart 2026 00:34see160

Pakistan Dışişleri Bakanlığı yetkilileri: ABD heyeti, İran ile görüşmeler için birkaç gün içinde ülkeye gelecek

24 Mart 2026 00:15see159

Pendik te gişelere çarpan otomobil devrildi: 2 yaralı

24 Mart 2026 01:56see159

Milli Eğitim Akademisi hazırlık eğitimi kesin kayıt sonuçları açıklandı

24 Mart 2026 02:42see157

Batman da Aileler Arası Silahlı Kavga

25 Mart 2026 00:10see157

Ferrari gücünü bu kez dalgaların üzerinde tescilledi

25 Mart 2026 00:54see153
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları