Ramazan hocanın başına gelenlerin düşündürdükleri Ahmet Ünlü
Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu “yolsuzluk” soruşturması kapsamında 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınmalar akabinde de tutuklamalar arka arkaya gelmişti.
Bu tutuklamalar hemen siyasi olarak nitelendi ve tutuksuz yargılanma talepleri sağdan veya soldan akın akın gelmeye başladı. Şimdi ise Ramazan Avuşmak hoca Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle önce gözaltına alındı arkasından da tutuklandı. Tutuksuz yargılanmayı ağzından düşürmeyenlerin ise ağzını bıçak açmıyor. Yargı hukuk çerçevesinde istediği işlemi yapabilir ama yapılan işlemin de hukuka ve hakkaniyete uygun olması gerekir. Bu konuyu farklı bir pencereden açıklamaya çalışacağız.
5816 sayılı Kanun’un uygulaması yeni 163 olmamalıdır
Rahmetli Özal’ın fikir hürriyeti kapsamında önayak olması ile yürürlükten kaldırılan Türk Ceza Kanun’unun 163. maddesi bir dönem Demokles’in kılıcı gibi dindarların başında sallanıyor ve lastik gibi sündürülerek cezalar veriliyordu. Eli kalem tutan veya ağzı kelam edip de 163. maddenin hışmına uğramayan yok gibiydi. Şükür ki Özal’ın gayreti sonucunda kaldırılmıştı.
Şimdi de 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun adeta 163. madde gibi kullanılmaya başladı. Elbette suç işleyen herkes sonuçlarına katlanmalıdır. Ancak suç ve cezada da ölçülülük ilkesine uygunluk olmalıdır.
5816 sayılı Kanunun 1’inci maddesinde; “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk’ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır.
Kanunda alenen hakaretten ve sövmeden bahsediliyor. Aleni hakaretin ve sövmenin ne olduğu Yargıtay kararları ile açıkça bellidir. Şu ana kadar Ramazan hocanın alenen hakaret ettiğine veya sövdüğüne dair bir şey ne gördük ne de duyduk.
Hakim ve savcıların takdir hakkına diyecek bir şeyimiz yok. Ancak Kanunun öngördüğü cezanın alt sınırı bir üst sınırı ise üç yıldır. Dolayısıyla ortada Ramazan hocanın tutuklanmasını gerektirecek bir durumun olmadığını düşünüyoruz. Şayet ortada bir suç varsa elbette Ramazan hoca veya başka birisi bu cezasını çekmelidir. Ancak terazinin kefesinin de biraz hakkaniyetli tutulması gerekiyor.
Öğretmenlerimiz böyle muameleleri hak etmiyor
Hakkında tutuklama kararı verilen kişi nihayetinde yıllardan beri öğretmenlik yapan birisidir. Yıllardan beri öğretmenlik yapmak elbette Atatürk’e hakaret etmeyi gerektirmez. Zaten ortada sadece öğrencilerin iddiası var ve bir kısım öğrenci de yaptıklarının yanlışlığının farkına vararak şikayetlerini geri çekmiş durumda.
Diğer yandan Ramazan hocanın engelli çocuğunun olduğu belirtiliyor. Son tahlilde bu kişi öğretmenlik yapıyor ve sicili de oldukça temizmiş. Dolayısıyla bu kişi hakkında cinayet zanlısına yapılan muamele yapılmamalıdır diye düşünüyorum. Kaldı ki birçok defa da cinayet zanlıları da tutuksuz yargılanıyor. Ramazan hoca Yargıtay süreci de geçildikten sonra taş çatlasa bir yıl ceza alacak ve bu ceza da ertelenecektir. İyi de ortadaki tutuklanmayı nasıl izah edeceğiz?
Tutuksuz yargılanmayı ağzından düşürmeyen hukukçuların ise ağzını bıçak açmıyor. Demek ki tutuksuz yargılanma retorikten öte bir şey değilmiş.
Ortada nereden bakılırsa bakılsın garip bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Hakimlerin ve savcıların hangi cezayı vereceğine müdahale edecek durumda değiliz, buna ne hakkımız ne de haddimiz vardır. Ancak ortada da bize göre yanlış giden bir durum olduğu aşikardır.
Memur sendikalarının ahraz gibi sesi çıkmıyor
Biz sendikalara yargıya müdahale edin demiyoruz. Ancak ortada da bariz bir hukuksuzluk varsa sendikaların da üyelerinin haklarını güçlü bir şekilde avukatları vasıtasıyla savunması gerekiyor. Ancak şu ana kadar memur sendikalarından bir ses duymadık. Bu durum üzüntü vericidir. Her konuda ahkam kesen sendika başkanlarından anlamlı veya anlamsız bir ses duymadık.
Halbuki olayı bütün boyutlarıyla araştırıp duruma göre hukuki destek sağlanması gerekmekteydi. Demek ki düşmeye görün.
Ramazan hoca hakkında görevden uzaklaştırma kararı verilmiş
657 sayılı Kanunun 141. maddesine göre, görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler.
Bu hüküm gereğince Ramazan hocanın görevden uzaklaştırıldığı anlaşılıyor. Görevden uzaklaştırma tedbiri nedeniyle ciddi bir mağduriyet yaşanacağı açıktır. Hocanın bunu hak edip etmediğini ise ilerleyen süreçte anlayacağız. İlerleyen süreçte pardon yanlış yapmışız denildiğinde ise hocanın çektiği yanına kalacaktır.
Yine bu tür suçlarda 4483 ayılı Kanun gereğince soruşturma iznine de gerek bulunmadığı için şu aşamada kapsamlı bir değerlendirmede bulunmamaktadır. Böyle olunca da doğrudan hukuki süreç işletilmektedir.
Hakim ve savcılar verdikleri kararlardan sorumlu değildir
2802 sayılı Kanuna göre hakim ve savcılar hakkında verdikleri kararlardan dolayı istisnai durumlar dışında disiplin veya başka bir ceza verilmiyor. Hiçbir kamu görevlisinin böyle bir ayrıcalığı yoktur. Hakim ve savcılar için sadece sicil notları söz konusudur. Yani verdikleri kararların bozulması halinde sadece sicil notu açısından bir yaptırım söz konusudur. Öyle ki verilen bir karar nedeniyle yıllar sonra hak yerini bulsa da ciddi bir mağduriyet yaşanabilmektedir. Yani hakim ve savcının verdiği kararlardan dolayı ne kadar mağduriyet yaşanırsa yaşansın hiçbir yaptırım yoktur. Halbuki benzer bir fiili farklı bir kamu görevlisi yapmış olsa Sayıştay, Danıştay veya Yargıtay tarafından çok yönlü bir süreçle karşı karşıya kalacaktır. Süreç sonunda da kusur veya kasıt tespit edilirse kamu görevlisi cezasını çekmektedir.
Bu nedenle 2802 sayılı Kanunun disiplin cezalarının yeni bir anlayışla ve dünya örnekleri de incelenerek ele alınması gerekmektedir. Yazılarıma bakıldığında benzer önerileri yıllardan beridir gündeme getirdiğim görülecektir. Güzel günler dileklerimde nice Bayramlara erişmeyi Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:25
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Mart 2026 04:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















