Peşin peşin 1.8 milyar lira: Rahmi Koç un mektubunda neler yazıyor?
Halktv sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Beşiktaş Kulübü'nün dünkü açıklamasını okuyunca büyük Beşiktaşlı Rahmi Koç'un yine devreye girdiğini anladım.
Sözde değil özde Beşiktaşlı olan Koç, yine yetişmiş demek ki imdada. Şöyle deniyordu Beşiktaş'tan KAP'a gönderilen açıklamada:
“Şirketimiz ile Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (Tüpraş) arasında, 2026-2027 sezonundan itibaren geçerli olmak üzere üç sezonu kapsayan stadyum isim hakkı ve reklam sözleşmesi imzalanmıştır. 2026/27, 2027/28 ve 2028/29 sezonlarına ilişkin sözleşme bedeli toplam 1,18 milyar TL + KDV olup, tutarın tamamı peşin olarak ödenecektir. Ayrıca, sözleşmede belirtilen başarı şartlarının gerçekleşmesi halinde, 2026-2027 sezonu için 51,2 milyon TL + KDV tutarında başarı primi ödenecek; izleyen sezonlarda başarı primi tutarı, bir önceki sezon primine TÜİK tarafından açıklanan yıllık TÜFE oranı eklenerek belirlenecektir.”
Dikkatinizi çekerim. Ödeme de peşi üstelik. Bir de her yıl için prim var.
Biliyorsunuzdur elbette; Rahmi Koç'un Beşiktaş'a ilk desteği değil bu.
Orta yaşın üzerindeki Beşiktaşlıların ilk gördükleri Beşiktaş formasının üzerinde Beko yazardı hep.
Beşiktaş'ın 1991-1992 kadrosuRahmi Koç'un Beşiktaş'a ve ölümsüz başkan büyük dostu Süleyman Seba'ya desteğiydi bu. Beko halen Beşiktaş'ın forma sponsoru. Beşiktaş'ın efsane kadrolarının kaldırdığı her şampiyonluk kupasında siyah beyaz formaları hep Beko'ylaydı.
METİN KEÇELİ ANLATIYORAdı Beşiktaş'ın tarihinde altın harflerle yazan, Süleyman Seba'nın yönetimde olsun olmasın sağ kolu ve manevi evladı olarak görülen, Beşiktaş için varını yoğunu ortaya koyan efsane yönetici Metin Keçeli anlatmıştı. Süleyman Seba kitabında yer vermiştik biz de. Şimdi gelin maziyi hatırlayalım, Rahmi Koç-Beşiktaş birlikteliğini şöyle bir analım.
Metin KeçeliNE OLACAK BU BEŞİKTAŞ'IN HALİ!1986 kongresine doğru Ertan Sert, Turan Çevik, Mesut Göksu gibi "varlıklı isimler" yönetimden kopmuştu. Beşiktaş şampiyonluğu o sezon kıl payı kaptırmıştı ama tesis atağı, kulüp binasının yapılması nedeniyle Süleyman abinin tekrar seçilmesi bekleniyordu.
Kongre yaklaşırken sık sık bana gelmeye başladı; Levent Tenis Kulübü'ne...
Yiyorduk, içiyorduk... Beni bu kez listesine alacağını anlamıştım. Zaten Şan abiyle konuşmuş ve ikna etmişti. Şan abi benim adıma da söz vermişti. Ben de bu durumda dönemezdim elbette ki.
Peşinden Kalyon Otel toplantıları... Yeni liste... Şan abi, ben, Mehmet Aşıcıoğlu, Oktay Çokyüksel, Anadolu Bankası Genel Müdürü Halil Ata, Ferhan Dinçer, Zekeriya Alp, Affan Keçeci derken 1986 yönetimi de kuruldu.
O sezon lig de heyecanlı geçiyor, takım şampiyonluk mücadelesi yapıyordu. Bir gün bir maçı da kapalı tribünde taraftarlar arasında izlemeye karar verdik; Beşiktaş-Orduspor maçını... Hani şu Metin Tekin'in Orduspor kalecisi Metin Akçevre'nin tek eliyle tuttuğu topu kafayla aldığı ve Kovaçeviç'in de gol attığı maç.
Neyse... Maç 5-1 bitmişti. Şampiyonluk yarışı yaptığımız Galatasaray ise Zonguldakspor'la deplasmanda 0-0 berabere kalınca biz ligin bitimine bir kaç hafta kala lider olmuştuk. Şampiyonluğa gidiyorduk yani.
Maçı tribünden izledikten sonra sevinç içinde çıkarken Süleyman abinin etrafını taraftarlar çevirdi.
- Büyük başkan...
- Şeyi şey etmeyin şimdi...
- Baba sen bir numarasın...
- Teveccühünüz!
- Başkanım seni seviyoruz!
- Aman efendim!
Bu gibi konuşmalarla ilerlerken birden yanımıza Süleyman abi yaşlarında bir adam gelip de; "Başkan başkan ne olacak bu takımın hali" demez mi?
Süleyman abinin adama bir bakışı var; unutamam. Bıyıklarının titrediğini hissettim o anda... Hemen araya girdim;
- Aman yaa... Be kardeşim takım 5-1 kazanmış, lider olmuş, şampiyonluğa gidiyor. Senin söylediğine bak, diyerek Süleyman abiyi oradan uzaklaştırdım. Zor sakinleştirdik kendisini...
O sezonu şampiyon kapatmıştık. Mutluyduk. Son maçı Trabzon'da oynayıp, dönmüştük. Döner dönmez tam eve varmıştım ki telefon çaldı; karşıdaki ses Süleyman abinindi;
- Metin, dedi... Hemen yarın kulübe gelin de şu sözleşmesi biten futbolcularla transfer görüşmesine oturun.
Haklıydı... Çünkü genç bir takımımız vardı ve bu genç takım şampiyon olmuştu. Oyuncuların peşinde bazı kulüplerin olduğunu duyuyorduk. Örneğin Metin Tekin'i Galatasaray'ın istediğini biliyorduk.
Ertesi gün kulüpte toplandık ve futbolculara teklif edeceğimiz rakamları belirledik. Rıza Çalımbay ile Metin Tekin'e 40'ar, Feyyaz Uçar, Kadir Akbulut ve Gökhan Keskin'e de 30'ar milyon lira verecektik. Transfer görüşmelerine de ben, Zekeriya Alp ve Affan Keçeci katılacaktık.
Önce Rıza'yı çağırdık.
- Rıza, dedim, bak en yüksek parayı sana veriyoruz; 40 milyon. At şuraya imzayı.
- Atayım mı abi?
- At tabii... Senden yüksek bu kulüpte kimse para almayacak.
- Söz mü?
- Söz.
Affan ve Zekeriya da söz verince Rıza imzayı attı.
Süleyman abi bu sırada odasındaydı, merakla görüşmelerin sonuçlarını bekliyordu. Her görüşmeden sonra gidip kendisine bilgi veriyorduk.
Sonra diğerleri gelmeye başladı. Yıldızlar ama o kadar gençler ki... Hatta Gökhan kendisi yalnız giremedi görüşmeye, Samet Aybaba ile birlikte geldi ve imzayı attı. Zaten Samet de hep kulüpteydi, gelen genç oyunculara tecrübesiyle yol gösteriyor, "Atın imzayı" diye akıl veriyordu.
Kadir Akbulut'u da ikna edip, 30'a imza attırdık ama o sonra Süleyman abinin yanına gitmiş; "Baba" demiş, ihtiyaçdı şuydu buydu bir kaç milyon daha koparmış. Babasından para ister gibi; öyleydi Süleyman abi, evlatları gibi görürdü onları...
Feyyaz'ı da kapıda Samet karşılamış;
- At oğlum imzayı, sorun çıkarma. Para güzel para!
- Ne kadar ki?
- 30!
- Tutmayın beni!
Koşa koşa odaya geldi. Sorun çıkarmadan imzayı bastı ve gitti.
Öğleden sonra ise Metin geldi. Süleyman abi "Ne olur ne olmaz. Onu kıramaz" diye dönemin emniyet müdürü Ünal Erkan'ı da çağırmış. Çünkü o yıl Metin çok dillerdeydi, 22 yaşına rağmen tecrübe kazanmış genç bir yıldızdı. Galatasaray da peşindeydi üstelik.
Görüşmeye başladık;
- Metin... En yüksek rakamı seninle Rıza'ya veriyoruz. 40'ar milyon.
- ???
- Ne düşünüyorsun?
- Abi, gazetelerden okudum. Galatasaray Yusuf'a (Altıntaş) 60 milyon veriyormuş.
- Eee?
- O defans oyuncusu. Ben ise forvetim. Üstelik şampiyon takımın oyuncusuyum. Benim ondan fazla almam gerekmez mi?
Alttan girdik, üsten çıktık, Süleyman abiyle konuştuk, Ünal Erkan devreye girdi derken Metin'e de imza attırdık ama 55 milyon liraya... Daha sonra söz verdiğimiz için Rıza'nın sözleşmesini de 55 milyon lira olarak değiştirdik.
Bu rakamlar elbette ki gazetelerde manşetlere çıktı. Hatta "Bu kulüp bu paraları nasıl ödeyecek?" diye yazılar da yazıldı.

O sırada Koç Holding başkanı Rahmi Koç önce kulübe şampiyonluktan dolayı kutlama mektubu yolladı. Daha sonra da holdingin CEO'su Uğur Ekşioğlu'nu gönderdi, "Maddi sıkıntıları olacak, ne yapmayı düşünüyorlar" diye sormak için...
Uğur bey bize "Piyango düzenleyin" dedi; "Çekiliş piyangosu. Bakın Galatasaray yaptı. Çok da para topladı!"
Süleyman abinin aklına yatmıştı bu... "Yapalım" dedi; "Yapalım da nasıl yapalım?"
Galatasaray piyangosunun organizasyonunu Cen Ajans yapmıştı ve başarılı da olmuştu;
- Abi, dedim: biz de Cen Ajans'a gidelim. Nail beyi (Keçili) tanırım. Bize yardımcı olur.
Süleyman abiyle birlikte Cen Ajans'a gidip Nail beyle 40 milyon lira artı KDV karşılığında anlaştık. Bize;
- Siz Kara Kartalsınız" dedi; çekilişe Kartal marka otomobil koyun. Büyük ilgi çeker!
25 tane Kartal koymaya karar verdik. Yaptığımız hesaba göre de 110 bin bilet satarsak masrafı çıkarıyor, bu sayının üstündeki her bilet satışı da kulübe kar olarak kalıyordu.
Süleyman abi Rahmi beye gidip durumu anlattı. O da Tofaş'a talimat verdi. Tofaş'la 25 Kartal araba için protokol yaptık; tabii parası karşılığında... Rahmi bey sayesinde otomobilleri kolaylıkla alacaktık. Rahmi bey bilet satışında da yardımcı olacaktı.
Ve oldu da.
Metin abi (Keçeli) Beşiktaş'ın ayaklı tarihidir aynı zamanda.
O muhteşem hafızasıyla her şeyi gününe hatta saatine kadar anlatır.
Şimdi Bodrum'da yaşıyor. Tanrım uzun ömürler versin eksikliğini hissettirmesin; zaman zaman anılarını aktaracağım bundan sonra da size.
İşte o piyangodan Metin abinin söylediğine göre 296 bin tane satıldı. Büyük bir rakamdı bu. Bu rakama ulaşmasında Rahmi Koç'un da etkili olduğunu o tarihte Süleyman abiye (Seba) gönderdiği şu mektuptan anlıyoruz:

Sayın Süleyman Seba
Beşiktaş J.Kulübü
Akaretler
"Beşiktaş'ımız: yenilmez unvanını korumak ile birlikte, beraberlikle neticelenen maçlarının sayısı artmaktadır. Tabi insan hep yenmeye alışınca, bir puan almak dahi tatmin etmez oluyor.
Önümüzdeki çetin maçlar var. Arkadaşların çok iyi hazırlanmaları ve taraftarı tatmin edici neticeler almalarını canı gönülden temenni ederim.
Tertip etmiş olduğunuz piyangodan Uğur Ekşioğlu bey 50.000 adet almıştı. Bunları şirketlerimiz ve bayilerimizin gayreti ile satmaya muvaffak olduk.
Zatıalinize, 1.276.571.298'lik bir çek taktim ediyorum. 1.250.000.000 TL bilet ücreti, 26.571.298'de satılan biletlerin bu aradaki faiz farkıdır.
Her zaman belirttiğim gibi, zatıalinizin dirayetli ve ciddi idarenin sonucu, kulüpte, ahenk, birlik ve dirlik vardır.
Bunun böyle devam etmesini diler. Zatıalinize, Uğur bey ile birlikte idare heyeti üyelerine sevgi ve saygılarımızı sunarım."
Rahmi Koç
Rahmi Koç, bugün 95 yaşında. Nice sağlıklı yılları olsun.
Beşiktaş'ın yaşayan en eski üyesi. Aynı zamanda her dönem en büyük destekçisi.
Sadece Süleyman Siba döneminde değil, sonraki yıllarda da ne zaman dara düşülse imdada koşan kişi.
Zaten Beşiktaşlıların şu sözleri de kanıtlamıyor mu bu sevgili:
"Ne zaman ihtiyacımız olsa oldun yanımızda
Bu büyük taraftar bunları unutmaz asla Rahmi baba."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:53
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 04 Nisan 2026 10:43 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















